Biyolojik annesi olmadığı çocuğa dair doğum borçlanmasının iptaliyle kesilen yaşlılık aylığı hakkının iadesi davası.
Özet: Davacı, eşinin önceki evliliğinden olan çocuğunu büyütmesine ve nüfus kaydında anne olarak yer almasına dayanarak kendisine bağlanan yaşlılık aylığının, Sosyal Güvenlik Kurumunun doğum borçlanmasını iptal etmesi üzerine kesilmesi işlemine itiraz etmektedir; ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, 5510 sayılı Kanunun doğum borçlanması için bizzat doğurma şartını aradığını belirterek davayı reddetmiştir, davacı ise geçmiş mahkeme kararının nüfus kaydını geçerli kıldığını ve 2014teki kanun değişikliğiyle evlat edinenlerin de bu haktan yararlanabileceğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmektedir.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 22. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının ...... ile 20.11.2004 tarihinde evlendiğini, davacının eşinin daha önceki evliliğinden 03.05.2003 doğumlu çocuğu olduğunu, çocuğun annesinin doğum sırasında öldüğünü, bebek ... baba adı ..., anne adının ise ... olarak tescil edildiğini, davacının 20.11.2004 tarihinden itibaren bebek ... 16-17 yıl analık yaptığını, Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığının müvekkilinin küçük ..... annesi olmadığı iddiası ile nüfus kaydının iptali istemli dava açtığını, yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddedildiğini; davacıya 5455 prim günü üzerine 81 gün doğum borçlanması yapılmak suretiyle yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak daha sonra aylığın kesildiğini belirterek; davacının resmi nüfus kayıtlarına dayanarak yapılan doğum borçlanmasını iptal eden davalı Kurum işleminin iptali ile davacıya 24.04.2014-01.06.2016 tarihleri arasında ödenen yaşlılık aylıklarının kesildikleri tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, yetki, görev, husumet, zamanaşımı, hakdüşürücü süre, derdestlik itirazlarında bulunduklarını, doğum borçlanması ile doğum yapan ve bu nedenle çalışamayan kadınlara hak sağlandığını, aynı hakkın evlat edinme halinde tanınmadığı nazara alındığında huzurdaki davanın reddi gerektiğini, Kurum iş ve işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu, davacı doğum borçlanmasının koşullarını sağlamadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,
"Somut olayda; 5510 sayılı Kanun'un 41. maddesi gereğince sigortalı kadının, üç defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla doğum borçlanması yapabileceği kabul edilmiş olup bunun için sigortalı kadının çocuk doğurmuş olmasının kanunen şart olduğu, davacının kendisi tarafından kabul ve ikrar edildiği üzere nüfusta kayıtlı olan ........'in gerçek annesi olmadığı, onu doğurmadığı, çocuğun annesinin ........... olduğu, bu nedenle doğum yapmadan doğum borçlanması talebinde bulunmanın yasal olarak mümkün olmadığı, yapılan doğum borçlanmasının gerçek duruma aykırı olduğu, bu nedenle iptalinin yerinde olduğu, davacının 2014 yılındaki tahsis tarihi itibariyle, kademeli geçiş koşullarına göre sigorta başlangıç tarihi 01.01.1992 itibariyle 20 yılık sigortalı olma, 48 yaşını doldurma ve 5.525 prim ödeme gün koşullarına tabi olduğu, 81 günlük doğum borçlanmasının iptali neticesinde davacının 5455 prim ödeme gününe sahip olduğu ve emeklilik şartlarını yerine getirmediği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşılmıştır." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle,
1.Küçükçekmece 4.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kesinleşen kararına göre; nüfus kütüğünde bebek ... anne adının ''...'' olmadığına dair Küçükçekmece C. Savcılığı'nca açılan davanın reddedildiğini, kesinleşen bu Mahkeme kararına göre geçerli olan nüfus kayıtlarında bebek ... Anne adının ... olduğunu,
2. 5510 sayılı Kanun'un 41. maddesinde 11.09.2014 tarihinde yapılan yeni düzenleme ve ███████ Ek Genelgeye göre sadece doğum yapan kadınların değil 2 yaşına kadar olan çocukları evlat edinenlerin de doğum borçlanması yapabileceğinin hüküm altına alındığını,
3. S.S.İ. Yönetmeliği'nin Geçici 35. maddesinin uygulanmasına ilişkin Genelgenin EK-9 maddesine göre tahsis talep veya ölüm tarihi itibarıyla prim borcu olmamakla birlikte tahsis talep veya ölüm tarihinden önceki sürelere ait asgari ücretin 2 katı tutarına kadar prim borcu olduğu aylık bağlanma işlemleri sırasında tespit edilenlerin aylık başlangıç tarihlerinde değişiklik yapılmaksızın aylıklarının bağlanarak prim borçlarının ödenecek aylıklarından kesilmek suretiyle tahsil edilebileceğinin düzenlendiğini, buna göre müvekkilinin şahsi sicil dosyası incelendiğinde açıkça görüleceği üzere yaşlılık aylığı için gerekli prim ödeme gün şartının 5225 gün olduğunu, bu şartın oluşması için 81 gün için doğum borçlanması ödediğini, bu prim eksikliğinin tahsis talebinden sonra fark edilmesi durumunda dahi, S.S.İ. Yönetmeliği'nin Geçici 35. maddesine göre tahsis talebinden sonra günün 2 asgari ücretini geçmeyen bir miktar olduğu için, bu miktarın bağlanan emekli aylıklarından dahi mahsup edilmesi olanağının bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, aylığın kesilmesine yönelik Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylıklarının kesildiği tarihten itibaren davacıya ödenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!