11. Hukuk Dairesinin satış acenteliği ve garanti sözleşmesinden doğan alacak davasında, garanti sözleşmesinin hukuki niteliği, kardan ödeme şartı ve müteselsil sorumluluğa ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Dava, davacı ile davalılar arasında imzalanan satış acenteliği sözleşmesi ve bu sözleşmeye eklenen garanti hükümlerinden kaynaklanan alacakların tahsiline yönelik olup, ilk derece mahkemesi, davalılar arasındaki belgenin kefalet değil bir garanti sözleşmesi niteliğinde olduğuna, garantör konumundaki davalının davacının alacağından, sözleşmede kar şartı belirtilmiş olsa dahi, diğer davalı borçlunun sözleşmeyi ihlal etmesi ve kar şartının gerçekleşmemesinin hakkaniyete aykırı düşmesi nedeniyle müteselsilen sorumlu olduğuna karar vermiş ve davacının diğer alacak taleplerini de değerlendirmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 3. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: █████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı ... Ltd. Şti arasında 01.09.2016 tarihinde satış acenteliği sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre davalının davacıyı gömlek vb. tekstil ürünlerinin satışı için yetkilendirdiğini, davacının müşterilerine satılan her parça ürün üzerinden komisyon alma hakkı bulunmadığı, üretimin ... Şirketi'nin Batman'daki fabrikasında yapıldığını, müvekkili ile ... ve ...'su, ... ve ...'su arasında yapılan sözleşme uyarınca; ...'nin davacıya önceki yıllardan kalan ödemesi gereken borçlarını ödeme garantisi verildiğini, davalının taraflar arasındaki garanti sözleşmesi gereğince diğer davalı ile birlikte borçtan müteselsil sorumlu olduğunu, ayrıca davacının, davalı ...'den sözleşmeden kaynaklanan alacağı bulunduğunu ileri sürerek şimdilik 10.000,00 euronun davalılar ... ile ... şirketinden müştereken ve müteselsilen ticari faiziyle birlikte tahsiline, 10.000,00 euro alacağın davalı ... Şirketinden ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ...’nin davacıya olan borcunu müvekkili ...’nin ödemesine dayanak gösterilen 01.09.2016 tarihli Satış Acenteliği Sözleşmesinin kefalet sözleşmesi niteliğinde olduğunu ve kefalet sözleşmesinde olması gereken yasal koşulları taşımadığından geçerli olmadığını, müvekkili kâr elde edemediği halde sözleşmeye istinaden ...’nin davacıya olan borcunun müvekkilinden istenmesinin haksız olduğunu, sözleşmeye göre müvekkilinin ancak kâr elde ettiği takdirde bu ödemeleri yapacağını, ayrıca ödeme taksitleri 31.12.2018 tarihinde son bulduğundan, ödeme süresi sona ermeden dava açıldığını, müvekkilinin sözleşmede belirtilen müşterilerle çalışma yapmadığını, iddia edilen hiçbir dönemde kâr elde etmediğini, müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde davacıya borcu olmadığının görüleceğini, sözleşmenin acente sözleşmesi olduğu belirtilmekle beraber, taraflar arasında acentelik ilişkisi olmadığını, davacının ayrıca müvekkilinden alacak talep etmesinin haksız olduğunu, davaya mesnet gösterilen tüm sözleşmelerin yabancı dilde yapıldığını, sözleşmeler İstanbul’da yapılmış olduğundan Türkçe yapılması gerektiğini, davacının yabancı dilde hazırlanan dava konusu sözleşmelere ve eklerine dayanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.2.Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı ... ve diğer davalı arasında akdedilen Satış Acenteliği Sözleşmesi Ek- Ek- 2’de "taraflar 10.000,00 euro olan 24 ödeme yani, Ocak/2017'den Aralık/2018’e kadar 10.000,00 euro luk 24 aylık ödemede ... veya ... tarafından ödenecektir” şeklindeki düzenleme ile ... firmasının davacıya olan borcunun davalı ... tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin kefalet değil, garanti sözleşmesi niteliğinde olduğu, davalı ... Mümessillki tarafından borçlu ... Danışmanlık firmasının davacıya olan borcunun ödenmesi konusunda garanti verildiği, davacının, davalı ...’den, sözleşme kapsamında ödemeyi taahhüt ettiği, 240.000,00 euroluk bedeli talep edebileceği, 6102 sayılı Türk Ticaret kanunu'nun 7. maddesi hükmü gereğince anılan bedelden her iki davalının da müteselsilen sorumlu olacağı, sözleşmede “... için işbu garanti, Mabo ve ... şirket ortaklığı arasında yapılan kârlar üzerinden uygulanabilir” hükmüne yer verildiği ve anılan tutarın ancak yapılan kârlardan tahsil edilebileceği, ancak bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, davalı ... Şirketinin sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğinden, sözleşmeyi ihlâl ettiğinden ve sözleşmede borcun diğer ticari işlemlerden elde edilecek kârlarla da ödenebileceğinin kararlaştırılması ve garanti edilen borcun sadece kârdan ödenebileceğinin kabul edilmesinin hakkaniyete uygun düşmeyeceği karşısında davalı ...'nin sözleşmeden beklenen kârın gerçekleşmediği gerekçesiyle anılan bedelden sorumlu olmayacağına ilişkin iddiasının kabulüne olanak bulunmadığı, davacının garanti sözleşmesinden kaynaklanan alacağı dışında yine satış acenteliği sözleşmesi kapsamında bir takım alacak kalemleri yönünden davalı ... Şirketinden alacağının tahsilini de talep ettiği, bu alacak kalemleri ile ilgili tarafların defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, davalının ticari defterlerinde davacıya ait ayrı bir cari hesap bulunduğu, davalı defterlerinde davacının alacak olarak talep ettiği tüm bedellerin (masraflar hariç) işlendiği, davalının fatura bedellerinden alacağı kaldığı için cari hesap ilişkisi içerisinde davacının, davalıdan 31.910,54 euro alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, alacak istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekiinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 01.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.