İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülen, Hastane Grubu ile Sigorta Şirketi Arasındaki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Tahsil Edilemeyen Fatura Alacaklarına Dair İtirazın İptali Davası.
Özet: Bu hukuki evrak, hastanelere bağlı sigortalı hizmetlerinin koordinasyonu için bir aracı kurum aracılığıyla sigorta şirketiyle anlaşan davacı şirketin, hizmet sözleşmesinden doğan 1.405.224,30 TL tutarındaki kesinleşmiş fatura alacağını sigorta şirketinden (davalı) tahsil edememesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebini içermekte olup, davalı sigorta şirketinin faaliyetlerinin durdurulmuş olmasına rağmen borcunu ödemekten kaçınması ve takibe kötü niyetli itirazı sonucu duran takibin devamı ile icra inkar tazminatı hükmedilmesini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2025
KARAR TARİHİ
:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile ... ... A.Ş. arasında müvekkili şirkete bağlı hastaneler ile sigorta şirketi arasındaki işlemlerin koordinasyonun sağlanması amacıyla hizmet sözleşmesi akdedildiğini, anılı hizmet sözleşmesinin akdedilmesinin akabinde aracı kurum ... ... A.Ş. tarafından müvekkili şirket, sigortacılık işlemlerinin ifası için ... Anonim Şirketi'ne yönlendirildiğini, ... ... A.Ş. aracı kurum vasfına haiz olduğunu, müvekkili şirket çatısı altındaki hastaneler ile sigorta şirketi arasındaki poliçe teminatlarının yerine getirilmesi için destek verdiğini ve sadece sigorta şirketi ile hastane arasındaki koordinasyon sürecini sağlamakla ise de ... ... A.Ş.'nin ödemeler ile ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, ödemeler müvekkili şirketin yönlendirildiği sigorta şirketi olan ... Anonim Şirketi tarafından yapıldığını, faturalaşma süreci ise doğrudan müvekkili şirket ile ... Anonim Şirketi arasında gerçekleştirildiğini, borçlu ... Anonim Şirketi ile müvekkili şirket arasında doğrudan akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığını, hizmet sözleşmesi kapsamında müvekkili şirket ... Anonim Şirketi'ne yönlendirildiğini ve 2023 yılı Temmuz ayı itibariyle ... ile müvekkili şirket arasında aracı kurum tarafından belirlenen ve ekli hizmet sözleşmesinde düzenlenen fiyat protokolü uyarınca müvekkili şirket bünyesindeki hastanelerden hizmet alan davalı şirketten poliçeli sigortalılar adına düzenlenen faturalaşma süreci başladığını, bu kapsamda borçlu sigorta şirketi poliçesi altında sigortalı olduğunu, müvekkili şirkete bağlı hastaneler nezdinde hizmet alan sigortalılar adına müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturalar uyarınca müvekkili şirketin borçlu şirketten 1.405.224,30-TL tahsil edilememiş alacak bakiyesi bulunduğunu, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun █████/2025 tarih ve 1038 sayılı kararı ile; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 20 nci maddesi kapsamında, gerekli sermayenin nakden şirket hesaplarına intikal ettirildiğinin tevsik edilmesine kadar ... A.Ş.'nin tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisinin kaldırılmasına karar verildiğini, kurum tarafından yapılan 10.04.2025 tarihli basın duyurusu ile ... firmasının faaliyetlerinin durdurulmasına karar verildiği ilan edildiğini, borçlu sigorta şirketinin yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisi sermaye yeterlilik koşulları sağlanıncaya kadar tamamen kaldırıldığını, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından bahse konu kesinleşen fatura alacaklarının tahsili amacıyla davalı/borçlu taraf ile defalarca iletişime geçtiğini, müvekkili şirketin de dahil olduğu grup şirketler adına davalı şirkete ihtarname dahi tebellüğ edildiğini, davalı-borçlu şirket kesinleşen fatura borcunu ödemekten kaçındığını, bunun neticesinde müvekkili şirket tarafından icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından bu takibe kötü niyetli olarak itiraz edilmesi sebebiyle takibin durduğunu, bu sebeplerle; davanın kabulüne, borçlunun .... İcra Müdürlüğü 2025/... Esas sayılı takibine yaptığı itirazının iptaline ve takibin devamına, kötü niyetli olarak takibe itiraz eden borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı yan üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Mahkememizce tüm dosya kapsamına göre; Dava, .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığından ibaret itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önüne alınır.
Ticaret Mahkemesinin görev alanını düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nın 4 ve 5 maddeleri şu şekildedir:
"MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447,  yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,
öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.
MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir."
6100 Sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı düzenlenmiş olup, bu madde;
"Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.'' hükmünü haizdir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerekir.
6102 sayılı TTK'nın 16/2.maddesine göre Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısın dan fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuk hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzelkişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.12.2007 tarih ve ███████-965 Esas ve ████████ karar sayılı ilamında da Vakıf üniversitelerinin tacir sıfatına haiz olmadıklarına işaret edilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Davalı vakıf üniversitesi; kazanç amacı olmamak şartı ile mali ve idari konular dışında akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabi olarak Yükseköğretim Kurulunun görüş ve önerisi üzerine kanunla, tüzel kişiliği haiz olmak üzere kurulmakta olup; bu tüzel kişiliğinde, gerek 2809 sayılı Kanun hükümleri ve gerekse Anayasa Mahkemesinin 30.05.1990 günlü ve 1990/2 E ███████ K. sayılı kararı uyarınca kamu tüzel kişiliği niteliğinde olduğu tartışmasızdır(HGK'nun 13.05.2015 günlü ve ███████-566 E. █████████ K. sayılı kararı da aynı yöndedir).
TTK m 16/2 ' ye göre Develet, il özel idaresi , belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısın dan fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi , ister doğrudan doğruya ister kamu hukuk hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzelkişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar . Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.12.2007 tarih ve ███████-965 Esas ve ████████ karar sayılı ilamında da Vakıf üniversitelerinin tacir sıfatına haiz olmadıklarına işaret edilmiştir.
Vakıf üniversiteleri tacir sıfatına haiz değildir. (Yargıtay HGK, T.12.12.2007 , E ███████-965,K ████████ Aynı yönde Yargıtay 20. H.D. 22.10.2015 T. █████████E. ██████████ K sayılı ilamları)
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacağının ödenmemesi talebiyle davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle iş bu davanın açıldığı, her ne kadar davalı taraf tacirse de, davacı yanın tacir olmadığı, yukarıda belirtilen kanuni düzenlemeler doğrultusunda iş bu davanın her iki taraf için mutlak veya nispi ticari dava niteliğine haiz olmadığı, davaya bakmaya görevli mahkemenin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklanacağı üzere;
1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!