Çocuklarda boy uzamasını çağrıştıran çocuk figürü markasının hükümsüzlüğü talebi, ayırt edici nitelik tartışması, kötü niyet iddiaları ve marka hakkına tecavüz iddialarını konu alan fikri haklar uyuşmazlığı.
Özet: Davacı taraf, müvekkili şirketin tanınmışlığını ve bitkisel ürünler alanındaki faaliyetlerini vurgulayarak, davalının "------" figürünü içeren tescilli markalarının çocuklarda büyüme ve kemik gelişimine atıfta bulunarak tanımlayıcı nitelikte olduğunu, anonim bir şekil üzerinde münhasır hak elde etme çabasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin markasıyla davalı markaları arasında benzerlik bulunmadığını ve davalının tecavüz iddialarının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalıya ait markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ederken; davalı taraf ise, davacının kendi tescilli markalarına tecavüz ettiğini, ihtarlara rağmen ihlale devam ettiğini, davacının bu hükümsüzlük davasını kendi açtığı tecavüzün tespiti ve tazminat davası sürerken kötü niyetle başlattığını savunmaktadır.

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin kurulduğu ------yılından bu yana güzellik sorunlarına etkin ve uzun vadeli çözümler sunan, bitkisel içerikli ürünler geliştirerek dünya markaları yaratmak hedefiyle faaliyetlerini gösterdiğini; müvekkili firmanın tanınmış bir firma olduğunu ve yaptığı çalışmalar neticesinde ------- kadar tescilli markanın sahibi olduğunu; davalının tescil ettirmiş olduğu markaların tescil vasfında olmayıp hükümsüz kılınması gerektiğini; davalının tescilini almış olduğu ------ içeren markalarının ------- yola çıkarak iddia ettiği bu figür markasının zayıf bir marka olduğunu; ------şeklinin boyunun uzunluğu ve büyümeyi çağrıştırdığından çocukların büyümesi için tanımlayıcı bir ibare olup uzun boya vurgu yapıldığını; davalı tarafın reklamlarında ve açıklamalarında çocuklarda büyüme ve kemik gelişimine yardım ettiği açıklaması ile tanımlayıcı işaret olarak SMK m. 5, f. 1-c‟ya aykırı olduğunu; davalının --------şeklini esas unsur olarak, müvekkilinin ise ürünün görselinde ve tali unsur olarak kullandığını; davalı tarafın markada ------------şeklini esas unsur olarak tescil ettirmesiyle ----------şekli üzerinde münhasır hak elde ederek, -------herhangi bir şeklinin veya versiyonunun hiç kimse tarafından kullanılmasına engel olmasının hukuka aykırı olduğunu; ayrıca savalı tarafından kullanılan tek bir ---------figürünün olmadığını; davalının ------- çeşitli şekillerde olacak şekilde tescil aldığını, davalının markalaştırmak istediği tek bir ------------olmadığını, tescil edilmiş olan --------hangisinin markalaştırılmaya çalışıldığının dahi belli olmadığını; davalı tarafın tüm ----------kendisine ait olmasını istediğini; davalının ihtarnamesinde belirttiği ----------resminin tüm versiyonlarının tek başına ve benzer olacak şekilde tek bir kişinin inhisarına bırakılabilecek bir ibare olmadığını; müvekkilinin kullanımının da bu versiyonlardan biri olup boy uzamasını çağrıştırması için ------------boyun kısmını gösteren ve öne çıkaran bir görsel olduğunu, davalı tarafın logosuyla hiçbir ilgisinin bulunmadığını; --------------figürünün piyasada yıllardır kullanılan ve satılan anonim bir figür olduğunu; müvekkilinin ----- markası ile davalının ---- benzemediğini; müvekkilinin ------ marka tesciline dayalı üretim yaptığını; tüketici kitlesinin uzman bir meslek grubu olduğunu; davalının söz konusu markaları tescil ettirip müvekkiline karşı iltibas iddiasında bulunmasının kötü niyetli olduğunu belirterek davalı markalarının üçüncü kişilere devrinin engellenmesi için tedbir kararı verilmesini; davalının marka tescillerine dayalı müvekkiline karşı karma markasındaki ----------şekli üzerinde münhasır hak iddia ederek, bu ------------şeklinin tali unsur bile olmayan üründe kullanımının engellenmesi talebine ilişkin teminatlı yada teminatsız olarak karşı tedbir kararı verilmesini; davalı adına tescilli markalar ile müvekkili kullanımına konu markalar arasında benzerlik olmadığından SMK m.154 gereğince marka hakkına tecavüz olmadığına ilişkin tespit kararı verilmesini; davalı şirket adına tescilli ------- içeren markaların SMK m.5, 6 ve 25 gereğince iptaline/hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVAYA CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı şirkete ait ------ isimli ürünün müvekkili davalı şirketin tescilli markalarına tecavüz ettiğini; davacı şirketin müvekkiline ait tescilli ---- iltibas yaratacak şekilde ----isimli ürününde kullanarak müvekkili markasına tecavüz ettiğini ve mevcut kullanımı iltibas yarattığından müvekkili şirket tarafından keşide edilen ------- yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davacı şirkete, müvekkili şirketin marka ve mülkiyet haklarına tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulması maksadıyla ihtarname keşide edildiğini; ihtarnameye rağmen davacı şirketin müvekkili davalı şirketin tescilli marka hakkına tecavüz eden iltibas yaratan ürünlerini satmaya devam ettiğini; davacı şirketin tecavüz teşkil eden ticari faaliyetlerinin devam etmesi üzerine, dava açmadan önce maddi talepleri Arabuluculuk ön şartına tabi olması nedeniyle davacı şirket aleyhine ------dosyası üzerinden yürütülen süreçte taraflar görüşme sonucunda anlaşmaya varamadığını; davacı tarafın Arabuluculuk sürecinin uzamasını fırsat bilerek kötü niyetli olarak tecavüzün mevcut olmadığının tespiti ve hükümsüzlük talebiyle dava açtığını; davacı şirket aleyhine ------ tarihinde açtıkları tecavüzün tespiti, durdurulması, meni ve tazminat talepli davasının derdest olduğunu; müvekkili şirketin, -----yılında kurulduğu tarihten bu yana faaliyetini aralıksız devam ettiren, reçetesiz satılan ürünler konusunda --- haklı bir ün edinmiş, ----çalışmaları sonucunda ortaya koyduğu ------ isimli markaların ve benzeri markaları büyük satış rakamlarına ulaşan tanınmış bir şirket olduğunu; müvekkili şirketin markalarının-----nezdinde tescilli olduğunu; müvekkilinin bahsedilen markalarının artık müvekkili şirket ürünlerinin alameti farikası sayılan -------------figürü içerdiğini; davacı şirkete ait ----- ürünün müvekkil şirketin tescilli markalarına tecavüz ettiğini; davacı şirketin müvekkilinin tescilli ------yaratacak şekilde zürafaa figürü kullanarak müvekkili markasına tecavüz ettiğini ve mevcut kullanımının iltibas yarattığını; davacı şirketin tescilli olan ve ayrıca toplum nazarında değerli bir marka statüsüne yükselmiş müvekkiline ait ürünlerin bu tanınmışlığından ve kalite algısından yararlanmak için iltibas yaratacak marka ve ürünler piyasaya sürdüğünü ve bu haksız eylemi ile haksız rekabet yaratarak müvekkili şirkete maddi manevi zarar verdiğini; davacının kullanımının dürüstlük kuralına uygun olarak ticari hayatın olağan akışı içinde olmadığını; davacının müvekkilinin tescilli ürünlerinin rescil vasfında olmadığı yönündeki iddiasının mesnetsiz olduğunu; müvekkilinin tescilli ürünlerinin kendine özgü tasarıma ve ayırt edici niteliğe sahip ------------şeklinde olduğunu; davacının iddia ettiği gibi ------görselinin sadece davalı kullanımına verilmediğini, ancak müvekkili şirketin kendine özgü tasarladığı ve marka olarak tescil ettiği şekliyle zürafaa figürünün SMK çerçevesinde iltibas yaratıldığı takdirde koruma altında olduğunu; davacının kullandığı şekliyle ------------figürünün davalının tescilli markalarına tecavüz ettiğini; ürünlerin tüketici kitlesinin ortalama tüketici kitlesi olduğunu; taraf markaları arasında bu açıdan iltibas bulunduğunu; nitekim mahkemece yaptırılan ön bilirkişi incelemesinde de, davalı şirket markaları açısından hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, dava konusu ürünlerin tüketici kitlesinin ortalama tüketici kitlesi olduğu ve davacının kullanımının davalının tescilli markalarından doğan haklarını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK
:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı adına tescilli ----- tescil numaralı markaların tescil şartlarının oluşup oluşmadığı, noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
:Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır.---- kaydı yazı cevabı ile davacı ----- tarihinde, davalı şirketin ise ----- tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.Dosyaya ---- kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ----- tescil numaralı ------- tarihinde davalı adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece alınan olan----- tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak, davacının hükümsüzlük talep ettiği davalı markalarında yer alan ------- figüratif unsurlarının, tescilli oldukları emtiaların doğal görünümleri olmaması ve de teknik bir sonucu elde etmek için gerekli bir biçim olmamaları dikkate alındığında, ayırt ediciliğe sahip olduğu, SMK m. 5/1-b de yer alan hükümsüzlük koşulunun mevcut olmadığı; her ne kadar “-------------------- anlamına gelse de talebin aksine tek başına---- görselinin çocukların büyümesi için tanımlayıcı bir ibare olduğu konusunda dosya içerisinde somut bir kanıt görülemediğinden,-------- görselinin SMK m. 5/1-c de yer alan cins, çeşit, vasıf, kalite belirten tanımlayıcı ibarelerden olmadığı, bu sebeple hükümsüzlük koşulunun oluşmadığı; ------ İnceleme Kılavuzunda 305. sayfasında yer alan testin ilk sorusu “İşaret, ürünün herhangi bir özelliği, kalitesi, görevi, bileşimi veya kullanımı konusunda yanıltıcı bir ibare içeriyor mu?” nun yanıtı olarak heyetimizce ------işaretinin besin desteği grubunun herhangi bir özelliği, kalitesi, görevi, bileşimi veya kullanımı konusunda yanıltıcı olmadığı kanaati oluşmuş olduğundan, SMK md. 5/1-f koşullarının mevcut olmadığı, dolayısıyla davalı markalarının hükümsüzlük şartları oluşmadığı; dava dilekçesinde ve uzman görüşünde belirtildiğinin aksine, işaretlerin kullanıldığı ürünler reçete ile satılan ilaç nev’inden ürünler olmayıp, reçetesiz satılan besin desteği nev’inden multivitaminler olması ve eczaneler dışında internetten de serbetçe satın alınması dikkate alındığında halkın dikkat seviyesi yüksek eczacı ve doktorlar olmadığı, somut uyuşmazlık bakımından halktan yani ilgili tüketici algısından anlaşılması gerekenin özel bir uzmanlık gerektirmeyen, ortalama tüketiciler olduğu; davalının kullanımları ile davacı markalarının aynı mal ve hizmetler için kullanıldığı, bütünsel intiba bakımından ortalama tüketicilerin oldukça nadiren markalar arasında doğrudan bir karşılaştırma yapma şansı olduğu ve markalar hakkında zihninde kalan net olmayan resme itimat etmek zorunda olduğu hususu da dikkate alındığında davalı kullanımları ile davacının tescilli markaları arasında görsel ve kavramsal bakımdan benzerlik/ayniyet bulunduğu, halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunması sebebi ile davacı kullanımının SMK’nın 29. ve 7/2-b maddeleri kapsamında davalının tescilli markalarından doğan haklarına ihlal yarattığı kanaatine varılmıştır. Yine Mahkememizce alınan ---- tarihli heyet raporunda özetle; hükümsüzlüğü talep edilen davalı markalarında ayırt edici esas unsurun ------ kelime unsurları olduğu; markalardaki davaya konu---------- figürünün ise markaların bütününde boyutu ile ön planda olan bir şekil unsuru olup, davacı tarafın iddia ettiği gibi ayırt ediciliği olmayan bir şekil olduğu farz edildiğinde bile, markada münhasıran kullanılmadığı, ayırt edici --------- unsurlarının varlığı karşısında, söz konusu markaların SMK m.5/1-c anlamında münhasıran tanımlayıcı olduğunun söylenemeyeceği, dolayısı ile anılan hüküm kapsamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı; Tecavüzün olmadığına ilişkin menfi tespit talebi bakımından yapılan incelemede, ------------figürü davalı markalarında --------- kelime unsuru ile birlikte ön planda kullanılmış olup, markanın esas unsurlarından bir tanesi olduğu görülmekte ise de, davacı tarafın --------------görselini davaya konu ürünlerde markasal kullanmamış olduğu; bu bakımdan -----------figürü davalı markalarında ön planda olan bir unsur ise de, davacı ürünlerinde ön planda baskın unsur olmaksızın ve aynen taklit edilmemek suretiyle kullanılmış olduğu, mültivitamin ürününün çocukların büyümesine, boy uzamasına, gelişimine işaret eder şekilde kullanılmış olduğu, tüketici tarafından malın kaynağına işaret eden bir marka olarak algılanmayacağı görülmekte olduğundan, söz konusu kullanımın davalı markasına tecavüz teşkil eder mahiyette olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME
:6769 sayılı SMK'nın SMK , 5/1-ç, 7 ve 29. Maddeleri.
GEREKÇE
: Dava; marka hakkına tecavüzün bulunmadığına dair menfi tespit ile davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğü davasıdır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup, SMK'nun 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesinin (a) bendine göre, marka sahibinin izni olmaksızın markayı 7/2 maddede belirtilen biçimlerde kullanmak marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmiştir. Bu tespit karşısında öncelikle SMK’nun 5/1-ç maddesi gereği hükümsüzlük talebi değerlendirilmiş, davalı adına tescilli -----kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ----- tarihinde davalı adına tescil edildiği, davalı adına tescilli markaların ana ve ayırt edici unsurunun ----olduğu, tüm markalarda davacı tarafa has bir -------------figürünün de şekil unsuru olarak kullanıldığı, markalarda kullanılan ----- ibarelerinin davacı markasının ana ve ayırt edici unsuru olduğu, ----------figürünün de tamamlayıcı unsur olarak kullanıldığı, bu haliyle ------------figürlerinin davalı markaları yönünden SMK m.5/1-c anlamında münhasıran tanımlayıcı olduğunun söylenemeyeceği, dolayısı ile anılan hüküm kapsamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kabul edilmiş ve hükümsüzlük talepleri yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı tarafın kendisine ait ----markası ve markasal kullanımlarının davalı taraf adına tescilli --------markası yönünden marka hakkına tecavüz oluşturmadığının tespitine ilişkin menfi tespit talepleri de incelenmiş, davalı markalarında kullanılan ---- ----- kelime unsuru ile birlikte ön planda kullanılmış olduğu, davacı tarafın markasının ana ve ayırt edici unsurunun ----ibaresi olduğu,--------ibarelerinin tamamlayıcı unsur olduğu, her ne kadar davalı tarfın markasal kullanımlarını içerir ambalaj tasarımlarında ----- kullanılmakta ise de bu figürün davalı tarafa ait tescillerdeki tamamlayıcı ----- ile benzemediği, ------ tek başına bir kişi ya da şirkete hasredilemeyeceği dikkate alındığında davacı tarafın hem markasal kullanımı olan -----ibaresinin hem de -------------figürünün davalı kullanımları ve tesciline yaklaştırılmadığı da kabul edilerek menfi tespit talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
1-Davacı tarafın ----- şeklindeki kullanımlarının davalı tarafın ------ markaları yönünden marka hakkına tecavüz oluşturmadığının TESPİTİNE,
2-Davacının hükümsüzlük talepleri yönünden davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
4-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden menfi tespit davası yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen hükümsüzlük davasındaki her bir markanın hükümsüzlüğü talebi yönünden 55.000,00-TL olmak üzere Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan toplam 275.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-Davacı tarafça sarfedilen 702,90 TL ilk dava masrafı, 30.162,50 TL tebligat ve müzekkere gideri, bilirkişi gideri, olmak üzere toplam 30.865,40 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre (%50 kabul) 15.432,70 TL'sinin davalı taraftan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran ilgilisine iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!