Beraat sonrası bölge adliye mahkemesi bozmasıyla ilk derece mahkemesince kurulan nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma mahkumiyetlerinin temyiz edilebilirlik değerlendirmesi.
Özet: İlk derece mahkemesinin nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verdiği beraat kararının, bölge adliye mahkemesince eylemlerin sübut bulduğu gerekçesiyle bozulması ve ilk derece mahkemesinin bozmaya uyarak mahkumiyet hükümleri kurması üzerine, sanıkların bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddi kararına yönelik temyiz taleplerini değerlendiren Yargıtay, özellikle ilk defa mahkumiyet kararı verilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden, bölge adliye mahkemesinin bozma kararının hukuki niteliği gereği temyiz yolunun açık olduğuna ve temyiz incelemesine devam edilmesine karar vermiştir.
6. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
SUÇLAR
: Nitelikli yağma, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılmak
HÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; her ne kadar ilk derece mahkemesince verilen 16.06.2022 tarihli kararın, cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 16.02.2023 tarihli kararında özetle ".. yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak eylemlerinin sübut bulduğu halde yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi" gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, anılan karara direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uyma zorunluluğu bulunan ilk derece mahkemesince verilen nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin aslında Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş bir karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, esas olarak Bölge Adliye Mahkemesince eylemin nitelendirilerek suç vasfının belirlenmesi ve sanıklar hakkında daha az cezayı gerektiren bir halin uygulanması nedenleriyle bozma kararı verilemeyeceği, bu tür kararların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi gereken kararlardan olduğu, bu şekilde verilen kararların ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde esasen tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağının anlaşılması karşısında, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ilk defa kurulan ve bölge adliye mahkemesince kurulacak olsaydı temyiz yolu açık olacak olan mahkûmiyet hükmünün de temyizi kabil olduğu belirlenerek temyiz kapsamının nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede: sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I.HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Sanıklar hakkında Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin kararıyla nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.
B. İstinaf
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'nin 16.02.2023 tarihli kararı ile o Yer Cumhuriyek savcısının istinaf isteminin kabulüyle; 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e ve 289/1 maddeleri uyarınca ".. yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak eylemlerinin sübut bulduğu halde yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi" sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.
C.Bozma Üzerine İlk Derece
Sanıklar hakkında Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.04.2023 tarihli kararıyla nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c.h, 62, 53 maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, 5237 sayılı Kanun'un 109/2,3.b, 62, 53 maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
D.İstinaf
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'nin 12.07.2023 tarihli kararı ile sanıklar müdafilerinin istinaf istemi üzerine; 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Sanık ... müdafi Temyiz İstemi
Yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı, suç işleme kastı bulunmadığı, suçu işlediğine dair şüpheden uzak somut delil bulunmadığı, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2.Sanık ... müdafi Temyiz İstemi
Yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı, suç işleme kastı bulunmadığı, faydalanma amacı olmadığı, suçu işlediğine dair şüpheden uzak somut delil bulunmadığı, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
3.Sanık ... müdafi Temyiz İstemi
Yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı, suç işleme kastı bulunmadığı, faydalanma amacı olmadığı, suçu işlediğine dair şüpheden uzak somut delil bulunmadığı, hatalı değerlendirme yapıldığı, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği, şüpheden sanık yararlanır ilkesince beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Sanıklar hakkında, nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanıkların anılan suçlardan ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, bu kararın cumhuriyet savcısı tarafından sanıklar aleyhine istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'nin 16.02.2023 tarihli, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararında özetle ".. yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak eylemlerinin sübut bulduğu halde yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi" şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e ve 289/1-e maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesinin 06.04.2023 tarihli kararı ile; sanıkların nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verildiği, sanıklar müdafilerinin istinaf başvurusunun ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 12.07.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmesi üzerine, sanıklar müdafilerinin sanıklar hakkında nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla;
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında verilen beraat hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 16.02.2023 tarihli, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanıkların temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hükümler yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanıkların temyiz hakkını etkilememiş ise de, anılan bozma ilamı sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ilk derece mahkemesince verilen ve 5 yılı aşmayan mahkumiyet hükmünün esastan reddine dair kararın 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve sanığın temyiz imkanının ortadan kaldırıldığı, oysa bölge adliye mahkemesince yasaya aykırı bozma ilamı yerine davanın yeniden görülmesine karar verilerek aynı mahkumiyet hükmünün verilmesi durumunda 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d maddesi uyarınca verilen kararın temyizi kabil bir karar olacağı, görüldüğü üzere bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(... [GK], B. No: ██████████, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:████████).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'nin 16.02.2023 tarihli, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.04.2023 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
11.09.2025 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!