Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, ... ve ... ibareli markalar arasında iltibas bulunduğu gerekçesiyle YIDK kararının iptali talepli marka tescili istinafını değerlendirdi.
Özet: Davacı, kısmen reddedilen "..." markasının tescili ve ilgili YIDK kararının iptali talebiyle dava açmış, ancak ilk derece mahkemesi, davacının başvuru markası ile davalı şirketlerin "..." ve "..." ibareli markaları arasında mal ve hizmetlerin aynı olması, ibarelerin görsel ve işitsel yönden yüksek veya orta düzeyde benzerlik taşıması ve ileri sürülen kavramsal farklılıkların karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmaya yetersiz kalması nedeniyle SMKnın 6/1 maddesi uyarınca iltibas riski bulunduğuna hükmetmiş, özellikle "..." markasının iddia edildiği gibi zayıf bir marka olmadığı ve ilgili mallar için yüksek ayırt ediciliğe sahip olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No
: █████████ - █████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20.HUKUK DAİRESİESAS NO
: █████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUKMAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: YİDK Kararının İptali, Marka TesciliTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2023 Tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli başvurusunun, davalı Şirketlerin "..." ve "..." ibareli markalarına dayalı olarak yaptığı itiraz sonucu, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 5, 35 , 36 ve 42 sınıf mal ve hizmetler yönünden kısmen reddedildiğini, müvekkilinin bu karara karşı yaptığı itirazının da dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, hem “...” hem de “...” ibarelerinin ayrı ayrı veya birlikte dünyada yaygın olarak kullanılan zayıf markalar olduğunu, “..." kelimelerinin Türkçe olarak "başlama, girişim" anlamına geldiğini, "..." kelimesinin de "merkez, faaliyet merkezi" anlamını taşıdığını, "..." kelimesinin "yaşam (ile) ve canlı şeylerle ilgili", "..." kelimesinin ise "yıldız" ve "ünlü/meşhur/çok başarılı/mükemmel (kişi)" anlamlarına geldiğini, bu ibarelerin birlikte ve/veya ayrı ayrı kullanımlarının ayırt edici bir özellik taşımadığını ve hiç kimseye ait olmayan anonim ibareler olduğunu ileri sürerek 2022-M-6683 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun reddedilen mal ve hizmetler yönünden tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ... ... Anonim Şirketi vekili, dava konusu başvuru ile müvekkiline ati redde mesnet markalar arasında iltibas bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, davacının başvurusundan çıkartılan ve iş bu davaya konu olan mal ve hizmetlerin tamamının, davalı şirketlerin redde mesnet markalarının kapsamında olan birebir aynı mal ve hizmetlerden oluştuğu, tarafların marka işaretlerinin de SMK'nın 6/1 maddesi anlamına benzer olduğu, zira ██████████ sayılı redde mesnet markanın “...” ve “...” ibareleriyle, davacı markasının da “...” ve “...” ibareleriyle başlaması sebebiyle, göreceli olarak görsel ve işitsel bakımından yüksek veya en azından orta düzeyde benzerlik taşıdığı, bahsi geçen redde mesnet marka ile dava konusu başvurunun birebir aynı malları kapsaması ve taraf markalarının görsel ve işitsel bakımdan yüksek veya en azından orta düzeyde benzerlik taşıması karşısında davaya konu markanın içerdiği diğer unsurların ve farklılıkların (kavramsal farklılığın), genel izlenimde redde mesnet marka ile çağrışımı, benzerliği ve karıştırılmayı bertaraf edecek ve davalı markasından uzaklaşmayı sağlayacak düzeyde ayırt edicilik katmadığı, davacı tarafından redde mesnet gösterilen “...” markasının zayıf marka olduğu ileri sürülmekle birlikte, redde mesnet “hayat yıldızı/gezegeni; yaşamsal talih” anlam ve algılarını yaratan “...” ibaresinin 5. sınıf mallardan herhangi birinin adı, cinsi, vasfı, türü vs. teşkil etmediği, tanımlayıcı olmadığı ve uyuşmazlığa konu mallar bakımından somut ve soyut ayırt ediciliğinin yüksek düzeyde bulunduğu, bu nedenle dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında başvuru kapsamına yer alan 5 sınıf mallar yönünden SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu, redde mesnet ██████████ sayılı markanın da "..." "ve ..." kelimelerinin birleşiminden oluştuğu, dava konusu başvurusunda da "..." ve "..." ibarelerinin yer aldığı, taraf markalarının göreceli olarak görsel ve işitsel bakımından yüksek veya en azından orta düzeyde benzerlik taşıdığı, başvuru markasındaki “...” kelimesinin “başlangıç, başlama noktası, yola çıkış, kalkış, harekete geçme”, redde mesnet markasındaki “...” kelimesinin “başlayan veya başlatan kimseler, başlayan veya başlatan şey” anlamlarına geldiği, taraf markalarında müşteken yeralan “...” kelimesinin ise “öz, esas, merkez, faaliyet merkezi, madenî para basma kalıbı, poyra” gibi muhtelif anlamlar taşıdığı "...” ibareli başvuru markasının “hayatın başlangıç merkezi/özü; yaşamsal harekete geçme merkezi”, redde mesnet “...” markasının “başlangıçların merkezi/başlangıç yapanların merkezi” anlam ve algısını yarattığı ve taraf markalarının kavramsal olarak yüksek düzeyde benzerlik taşıdığı/markaların kavramsal olarak uzaklaştıklarının ileri sürülemeyeceği, başvuru markası için "...” ibaresi seçilirken, “...” ibareli davalı markasının arkasında yatan aynı fikrin ve marka tertip tarzının esas alındığı algısının doğduğu, taraf markaları arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal farklılıkların, ayniyet düzeyinde benzerlik taşıyan müşterek 35, 36, 41 ve 42. sınıflarda birebir aynı hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalini bertaraf edemediği, taraf markalarının birebir aynı hizmetleri kapsaması ve taraf markalarının görsel ve işitsel bakımından yüksek veya en azından orta düzeyde benzerlik taşıması ve kavramsal bakımdan uzaklaşmamış markalar olması karşısında; davaya konu markanın içerdiği diğer unsurların ve farklılıkların, genel izlenimde redde mesnet marka ile çağrışımı, benzerliği ve karıştırılmayı bertaraf edecek ve davalı markasından uzaklaşmayı sağlayacak düzeyde ayırt edicilik katmadığı, davacı tarafından redde mesnet markanın zayıf marka olduğu ileri sürülmekle birlikte; “başlangıçların merkezi/başlangıç yapanların merkezi” anlam ve algılarını yaratan “...” ibareli markanın müşterek 35, 36, 41 ve 42. sınıflara konu hizmetler bakımından somut ve soyut ayırt ediciliğinin yüksek düzeyde olduğu bu nedenle anılan redde mesnet marka ile dava konusu başvuru arsında sayılan mal ve hizmetler yönünden iltibas koşullarının oluştuğu, redde mesnet ███████████ sayılı markasının, ... kelimesi ile bu kelimedeki “H” harfi üzerine yanlama yazılmış ve çıplak gözle zorlukla okunan ... kelimelerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bir bileşke/karma marka olduğu, markanın asli, baskın ve ayırt edici esas unsurunun “...” ibaresi olduğu;"...” ibareli başvuru markası ile “... ...” ibareli davalı markasının, bilhassa markaların sonuna yerleştirilmiş müşterek "..." ibaresi sebebiyle görsel ve işitsel olarak orta veya en azından düşük düzeyde benzerlik taşıdığı,"..." ibareli başvuru markasının “hayatın başlangıç merkezi/özü; yaşamsal harekete geçme merkezi” ve redde mesnet ... markasının “öz, esas, merkez, faaliyet merkezi” anlamlarına geldiği; markaların kavramsal olarak yüksek veya en azından orta düzeyde benzerlik taşıdığı ve kavramsal olarak birbirinden uzaklaştığının ileri sürülemeyeceği, davaya konu bileşke işarette, bağımsız role sahip olan “...” ibaresinin markanın ayırt edici niteliğine katkısının olmadığının veya bu ibarenin “...” ibaresiyle birlikte kullanılmasıyla “...” ibaresinin marka kompozisyonu içerisinde markanın bütünü tarafından absorbe edildiğinin ve davacının “...” markalarından uzaklaşarak bambaşka yeni bir kavram ve marka yaratıldığının ileri sürülemeyeceği, başvuru markasında ilave farklı kelime unsurlarından kaynaklanan farklılıkların, ayniyet düzeyinde benzerlik taşıyan müşterek 35, 36, 41 ve 42. sınıflarda birebir aynı hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalini bertaraf edemediği, davacı tarafından redde mesnet “...” markasının zayıf marka olduğunun ileri sürüldüğü, davalının markasının esas unsurunu oluşturan ve "öz, esas, merkez, faaliyet merkezi" anlamlarına gelen “...” ibaresinin, müşterek 35, 36, 41 ve 42. sınıflara konu hizmetlerden herhangi biri için doğrudan tanımlayıcı bir ibare olmamakla birlikte, ticarette hemen hemen her mal veya hizmet sunumunda yaygın olarak kullanılan ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğu, Ancak; karıştırılma ihtimali incelenirken önceden tescil edilmiş markaların geçerliliğinin sorgulanamayacağı ve tescilli ulusal markanın belirli derecede ayırt ediciliğinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, Yargıtay 11.HD.’nin E.█████████ K.█████████ “...” kararında da, bu markanın hükümsüz kılınmadığı sürece koruma altında olacağı ve “...” ibaresini içeren markaların benzer kabul edilmesi ve zayıf markalara da asgari bir koruma sağlanması gerektiğinin vurgulandığı, somut olayda, başvuru markası bitişik yazılmakla birlikte, "... ... ..." olarak okunup, işitilip algılanacak olan başvuru markasının kapsadığı “...” ibaresinin zaten örtüşen ortak unsur niteliği taşıdığı; ortak unsur niteliği taşımayan “...” kelimesinin davalı markasında yer almadığı ve başvuru markasındaki ortak unsur niteliği taşımayan, Türkçe’de “başlangıç, başlama noktası, yola çıkış, kalkış, harekete geçme” anlamlarına gelen “...” ibaresinin de, davalının redde mesnet markasının tali unsuru olan “başlayan şey, başlatan şey, başlayan veya başlatan kimse” anlamlarına gelen “...” ibaresiyle görsel, işitsel ve kavramsal bakımından benzerlik taşıdığı ve markalar arasında kapsadıkları birebir aynı hizmetler bakımından iltibas olasılığının bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itiraz ve yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınması taleplerinin dikkate alınmadan karar verilmesinin hukuken hatalı olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marklar arasında benzerliği ortadan kaldıran bariz ayırt edici farklılıkların bulunduğunu, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, redde mesnet markaları oluşturan ibarelerin ayrı ayrı veya birlikte dünyada yaygın kullanılan zayıf ibareler olduğunu, bu ibarelerin kimsenin tekeline bırakılamayacağını, dava konusu başvurunun bir bütün olarak redde mesnet marklardan yeterince farklılaştığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Dava, marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali ve başvurunun reddedilen mal ve hizmetler yönünden tescili istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının dava konusu "..."" ibareli başvurusu ile davalı şirketlere ait ██████████, ██████████ , ██████████ sayılı ve "...", "..." ibareli redde mesnet markalar arasında, uyumazlık konusu olan mal ve hizmetler yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markaları oluşturan ibarelerin dava konusu başvuruda da yer aldığı, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, markalar arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, ayrıca ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.███████-696, K.████████ sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 345,55-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.