Ticari satış sözleşmesinin davalı tarafından ayıplı ifası sonucu tedarik edilen flexitankların sızıntısından kaynaklanan zararların tazminini amaçlayan alacak davası.
Özet: Davacı şirket, davalıdan satın aldığı flexitankların üretim hatasından kaynaklanan sızıntı yapması nedeniyle, bu ürünleri müşterisine teslim edemeyerek, müşterisinin uğradığı zararı karşılamak zorunda kalmıştır. Davalı yetkilisinin, hatanın kendi üretimlerinden kaynaklandığını kabul etmesine rağmen uzlaşma sağlanamamış, bu nedenle davacı, davalının ayıplı ifası sonucu kendi müşterisine ödediği tutarın, ticari satış sözleşmesinin kötü ifasından doğan zarar olarak davalıdan tahsil edilmesini talep etmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili ------ tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı ------ tarihlerinde toplam -----siparişi vermiştir. Söz konusu siparişler ekteki ------numaralı sevkiyat formları incelendiğinde görülebileceği gibi ------ iki bölümde müvekkiline gönderilmiştir----------- tarihlerinde sızıntı meydana gelmiştir. Söz konusu sızıntının yarattığı zararları en aza indirgemek için müvekkili şirket tarafından bir kurtarma ekibi gönderilmiş ve aynı zamanda ayıbı bildirmek ve sorunun kaynağını öğrenmek için -----yetkilileriyle iletişime geçilmiştir. Tercümelerinin bilahare sunulacağı ---------- tarihli yazışmalarda da görülecektir ki; davalı ---------- yetkilisi olan kişiyle yapılan yazışmada söz konusu ---------------- ürünlerinin sızıntı yapmasının tamamen ve yalnızca söz konusu ürünlerin üretim sürecinde gerçekleşen hatalardan kaynaklandığını ve müvekkili davacı şirketin bu konuda hiçbir sorumluluğunun olmadığını kabul etmiştir. İlgili ---------alıcısı dava dışı---------söz konusu ----------sızıntı yapmasından ötürü oluşan hasarı engellemek için müvekkili şirketle beraber hareket etmiş olup hasarın en aza indirilmesi için çalışmıştır. Sonrasında dava dışı şirketi söz konusu -----kullanılamaz hale gelmesinden ötürü dava dışı----------şirketiyle arasındaki sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirememiş ve dava dışı----- şirketine ---- Doları tutarında ödeme yapması gerekmiştir. -----şirketi ödemeyi yaptıktan sonra müvekkili şirket ile birlikte davalı----uzlaşma yoluna gitmek istemiş; ancak söz konusu uzlaşma, davalı-----şirketinin söz konusu kusurun kendi üretim hatalarından kaynaklandığını kabul etmesine rağmen davacı müvekkilinin tüm iyi niyetli uzlaşma çabalarını yersiz gerekçelerle sürüncemede bırakmasından ötürü gerçekleşememiştir. Uzlaşmanın gerçekleşmemesinden sonra dava dışı ------şirketi müvekkili şirketin aralarındaki sözleşmeye aykırı olarak söz konusu flexitankları kendisine teslim edemediği için yüklenmek zorunda kaldığı zararlara karşılık müvekkili davacı şirket --------- Doları talep etmiştir. Müvekkili şirket işbu dilekçenin ekinde de görülebileceği gibi söz konusu flexitankları dava dışı ---- teslim edememesi nedeniyle doğan bu zararı karşılamış, ödemeyi gerçekleştirmiştir. Her ne kadar müvekkili şirketin, ----- şirketine yaptığı ödeme ------ şirketiyle arasındaki sözleşmeye aykırılıktan kaynaklansa da söz konusu aykırılığın ----şirketinin müvekkili şirketle yapmış olduğu satış sözleşmesini kötü ifa etmesinden kaynaklandığı açıktır. Zira müvekkili şirketin, ----- işbu satış ilişkisinden doğan edimini ayıplı bir şekilde ifa etmemesi halinde dava dışı-------şirketiyle arasındaki sözleşmede kendisine düşen edimi ifa edeceği ortadadır. Hal böyleyken müvekkili şirketin dava dışı ------ kayıplarını tazmin ederek uğradığı zarardan dolayı ----- sorumludur çünkü ------ kusurlu ifa nedeniyle davacı müvekkilinin flexitankları teslim alamamasına neden olmuş ve bu durum da davacı müvekkilinin dava dışı-------- olan sözleşmesini ifa edememesine yol açmıştır. Hal böyle olunca müvekkili şirketin davalı -----arasındaki sözleşmenin kötü ifasından kaynaklanan ------tutarındaki zararının tahsilini talep etme gereği hasıl olmuştur. USULE İLİŞKİN BEYANLAR: A. DAVA KONUSU UYUŞMAZLIĞA TÜRK HUKUKU UYGULANACAK OLUP TÜRK MAHKEMELERİ DE SÖZ KONUSU UYUŞMAZLIKTA YETKİLİDİR. İlgili satış ilişkisinde taraflar uygulanacak hukuku veya yetkili mahkemeyi belirlememişlerdir. Müvekkili şirket --------- merkezli bir şirket olması dolayısıyla bu özel hukuk ilişkisinde ---------------- unsuru olduğu açıktır. Bundan hareketle ilgili sözleşmeye uygulanacak hukuk Milletlerarası Özel Hukuk Usul Kanunu’nun (MÖHUK) ilgili maddeleri uyarınca belirlenecektir. Bahse konu uyuşmazlık taraflar arasındaki bir satış ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Bu ilişkilerde uygulanacak hukuk MÖHUK/24’te belirtilmiştir. MÖHUK’un 24. maddesi şu şekildedir: Madde 24 - (1) Sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tabidir. Sözleşme hükümlerinden veya halin şartlarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılabilen hukuk seçimi de geçerlidir. (2) Taraflar, seçilen hukukun sözleşmenin tamamına veya bir kısmına uygulanacağını kararlaştırabilirler. (3) Hukuk seçimi taraflarca her zaman yapılabilir veya değiştirilebilir. Sözleşmenin kurulmasından sonraki hukuk seçimi, üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla, geriye etkili olarak geçerlidir. (4) Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları halinde sözleşmeden doğan ilişkiye, o sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukuk uygulanır. Bu hukuk, karakteristik edim borçlusunun, sözleşmenin kuruluşu sırasındaki mutad meskeni hukuku, ticari veya mesleki faaliyetler gereği kurulan sözleşmelerde karakteristik edim borçlusunun işyeri, bulunmadığı takdirde yerleşim yeri hukuku, karakteristik edim borçlusunun birden çok işyeri varsa söz konusu sözleşmeyle en sıkı ilişki içinde bulunan işyeri hukuku olarak kabul edilir. Ancak halin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması halinde sözleşme, bu hukuka tabi olur. Taraflar uyuşmazlık konusu özel hukuk ilişkisinde uygulanacak hukuku seçmemiştir. Bu durumda uygulanacak hukuk yukarıda gösterilen MÖHUK’un 24. maddesinin 4. fıkrasında belirlenmiştir. Hal böyleyken söz konusu uyuşmazlığa en sıkı ilişkili hukukun uygulanacağı açıktır. Uyuşmazlık konusu özel hukuk ilişkisi bir satış ilişkisi olup karakteristik edim flexitankların teslim edilmesidir. Dolayısıyla karakteristik edim borçlusu ve aynı zamanda davalı olan --------------------- sınırları içerisinde olmasından hareketle söz konusu uyuşmazlığa ---- hukuku uygulanacaktır. MÖHUK’un 40. maddesinde ----- mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin iç hukuktaki yetki kurallarıyla belirleneceği belirtilmiştir. Hal böyleyken Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 6. maddesinin 1. fıkrasındaki yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğu hükmü karşısında söz konusu davanın ----- mahkemelerinde görülmesi gerekmektedir. ------ iş merkezinin --------- olmasından hareketle ise yetkili mahkeme ------ adliyesi mahkemeleri olacaktır.-----------SÖZLEŞME KURULMUŞTUR Söz konusu uyuşmazlığa yukarıda belirttikleri üzere ----- hukuku uygulanacak olup -----hukukuna göre satış sözleşmesinin kurulması herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Hal böyleyken müvekkili şirketin verdiği siparişle satış sözleşmesi kurulmuş ve davalı müvekkili satıcının satış sözleşmesinden doğan yükümlülükleriyle yüklenmiştir. C.DAVACI MÜVEKKİLİNİN İŞ MERKEZİ -------OLDUĞU İÇİN MÜVEKKİLİNİN -------- YATIRMASINA GEREK YOKTUR. Davacı müvekkilin iş merkezi olan ---------- ----- tarihli Hukuk Usulüne Dair --------------- taraf ülkelerden bir tanesidir. Bu sözleşmenin 17. maddesi şu şekildedir: “Akit Devletlerden birisinde ikamet eden ve diğer bir Devlet mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan --------------- vatandaşlarından yabancı olmaları veya o memlekette ikametgâh veya meskenleri bulunmaması sebebiyle, ne isim altında olursa olsun, herhangi bir teminat veya depozito istenemez. Aynı kaide mahkeme masraflarını karşılamak için davacı veya müdahilden istenen tediyata da tatbik olunacaktır. ---------- Devletlerin, vatandaşlarının ikamet şartı olmaksızın teminat akçesinden veya mahkeme masraflar karşılığı tediyattan muaf tutulmalarını derpiş ettikleri sözleşmeler tatbik olunmaya devam edilecektir.------- taraf olduğu işbu sözleşmenin ilgili maddesi uyarınca merkezi --------------------- bulunan davacı müvekkil şirketin yabancılık teminatı yatırmasına gerek yoktur. ESASA İLİŞKİN BEYANLAR A.SATILAN MALLARDAKİ AYIP ÜRETİM HATASINDAN KAYNAKLANMIŞ OLUP SÖZ KONUSU AYIP DAVALI ŞİRKETİN AĞIR KUSURUYLA MEYDANA GELMİŞTİR. İşbu dilekçenin ekinde paylaşılan e-posta yazışmalarından da görüleceği üzere davalı şirket yetkilileri söz konusu ayıbın kendi kusurlarından kaynaklandığını kabul etmiş ve ayıbın neyden kaynaklandığını, söz konusu ayıbın nasıl çözüleceğini ve üretim bandında yaşanan problemlerden ötürü satılan malların ayıplı olduğunu kabul etmişlerdir. Söz konusu ayıbın gizli bir ayıp olduğu da yine aynı şekilde davalı şirket yetkilileriyle yapılan e-mail yazışmalarıyla ortaya konmuş olup davacı müvekkilin söz konusu ayıbı fark etmesi ve derhal bildirmesi de mümkün olmamakla beraber müvekkil şirket, TBK 223(2) uyarınca olağan bir gözden geçirmeyle anlaşılamayacak bu ayıbı anladıktan hemen sonra -----------a bildirmiştir. Ayrıca söz konusu ayıp davalı şirketin yetkililerin de kabul ettiği gibi üretim bandında yaşanan bir hatadan kaynaklanmıştır. Dolayısıyla davalı şirketin de bu ayıba ilişkin ağır kusurunun bulunduğu açıktır. Zira Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili maddesi şu şekildedir: “Madde 225 - Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir.” Davalı şirketin üretim bandında yaşanan bir hatayı bilmesi gerektiği açıktır. Dolayısıyla buradaki kusuru ağır kusurdur. B.DAVALI ŞİRKET DAVACI MÜVEKKİLİ ŞİRKETİN UĞRADIĞI DOLAYLI ZARARLARDAN DA SORUMLU OLUP DOLAYLI ZARARLARLA SATIŞ SÖZLEŞMESİNİN GEREĞİ GİBİ İFA EDİLMEMESİ ARASINDAKİ İLLİYET BAĞI KESİLMEMİŞTİR. Davacı müvekkili şirket ----------------------- adına taşımayı üstlendiği dava dışı ------- işbu --------- şirketine söz konusu tankları satamaması nedeniyle oluşan mağduriyetini karşılamış; ayrıca zararın büyümemesi için ayıplı ----- yarattığı sızıntının öğrenilmesinin akabinde zararın büyümesini önlemek için derhal kurtarma faaliyetlerine başlamıştır. Yapılan kurtarma faaliyetlerinin doğrudan ayıplı mallardan kaynaklandığı ve satıcının sorumluluğu açıktır. Ancak dava dışı-------- gerçekleştiremediği satış nedeniyle davacı müvekkil şirketten zararının tazminini talep etmesi ve davacı müvekkil şirketin dava dışı -------------şirketinin zararını tazmin etmesinde de illiyet bağı kaybolmamış olup davalı şirket dolaylı zararlardan da sorumludur. Şöyle ki; davalı şirketin söz konusu ayıplı mallardan dolayı ağır kusurlu olduğunu zaten yukarıdaki açıklamalarımızda belirtmiştik. Bununla beraber Borçlar Kanunu’nun 229. maddesi de şu şekildedir: “Madde 229 - Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür. Buna karşılık alıcı da, satıcıdan aşağıdaki istemlerde bulunabilir: 1. Ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi. 2. Satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi. 3. Ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesi. Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür.” İlgili maddenin üçüncü fıkrasında bahsedilen “diğer zararlar” kavramından anlaşılması gereken zarar kaleminin dolaylı zararlar olduğu ----- da kabul edilmektedir. Nitekim ------------ sayılı ilamında da satıcının kusurlu olması halinde dolaylı zararlardan da sorumlu olacağı belirtilmiş olup ilamın ilgili kısmı şu şekildedir: “Satıcının ayıba karşı tekeffül borcu 6098 sayılı T.B.K 219 v.d maddelerinde düzenlenmiş olup, alıcının ayıp nedeni ile sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde sahip olduğu haklar ise T.BK. 229 maddesinde hüküm altına alınmıştır. Buna göre, alıcı sözleşmeden dönme halinde, satıcıdan ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesini isteme hakkına sahip olup, satıcı ise, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür. Hâl böyle olunca davalı, davacının gerçek ve müspet zararından da sorumludur Mahkemenin açıklanan bu ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yaparak taşınmazın satış tarihi olan ---------- tarihi itibariyle rayiç değerinin tespiti ile sonucuna uygun bir karar vermesi gerekirken yazılı gerekçe ile tapu satış senedindeki bedelin tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” Yukarıdaki içtihattan da görülebileceği gibi satıcının kusuru olduğu sürece satıcı alıcının diğer zararlarından da sorumlu olacaktır. Bu madde ışığında ağır kusurlu olduğunu yukarıda belirttiğimiz davalı şirket, davacı müvekkil şirketin -------- zararı için yaptığı ödemeleri tazmin etmekle de yükümlü olacaktır. Bununla beraber söz konusu dolaylı zararın davalı şirketin fiiliyle illiyet bağı kesilmemiştir. Zira -------- sayılı ilamında illiyet bağını kesen sebeplerin zarar görenin kendi kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru ve mücbir sebep olduğu belirtilmiştir. Dava konusu uyuşmazlıkta bu üç durum da yoktur. Bu nedenle illiyet bağının kesilmediğinin kabul edilmesi gerektiğinden bahisle davanın kabulüne, dava konusu -------- Dolarının karar tarihindeki kur üzerinden yabancı para mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranıyla davalı taraftan tahsiline, masraflar ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili ---------- tarihli cevap dilekçesinde özetle; Giriş, Maddi Olaylar ve İhtilafın Özü 1.1. Dava dışı şirketler olan -------------- numaralı sözleşme imzalanmıştır. Sözleşme şartlarına göre ----------konteynerlere yerleştirilmesi/kurulumunu üstlenmiştir. ------ preslenmiş rafine edilmemiş --------- doldurmuş ve flexitankları da konteynere yüklemiştir. 1.4. Ancak emtianın taşınması sırasında ------------ istasyonlarında, - ------------ numaralı konteyner içerisindeki ----- seri numaralı ve ------numaralı konteyner içerisindeki----- seri numaralı ------------- emtia sızıntısı tespit edilmiştir. 1.5. Davacı da dava dilekçesinde, Müvekkilinin kendilerine göndermiş olduğu ------------- sızıntı meydana gelmesi sebebiyle Müvekkiline sözleşmenin kötü ifasından kaynaklanan 128.170,30 USD zarardan sorumlu olduğunu iddia etmektedir. 1.6. Ne var ki Davacı, ------------ aralarındaki sözleşme nedeniyle ------------ ödeme yaptığını, Davacı şirketin de bu nedenle ----- ödeme yaptığını iddia etmişse de Davacı, delil vasfını haiz nitelikte ödeme belgeleri, taraflar arasındaki sözleşmeler, kurtarma/temizlik çalışmaları kapsamında doğduğu iddia edilen zararları belgeleyen raporları sunmamıştır. Yanı sıra Davacı, flexitanklarda üretim kusuru bulunduğuna dair de ekspertiz raporu vb. herhangi bir belge de sunmamıştır. Bu nedenle de Davacı, aktif husumet ehliyetini, rücu ve halefiyet hakkını, --------üretim hatası bulunduğu iddiasına dayalı davasının esasına ilişkin haklılığı ile dava konusu zarardan dolayı Müvekkilinin sorumlu olduğu iddiasını ispatlayamamıştır. 1.7. Hatta bunun tam aksine, hasara konu -----------------, gerek üretim sürecinde gerekse üretim sonrasındaki ürün kontrol sürecinde sayısız teste tabi tutularak uluslararası alanda kabul görmüş olan sertifikalara hak kazanmıştır, güvenilir ve uluslararası taşıma standartlarına da uygundur. 1.8. Diğer yandan, davacının dilekçesinde dayandığı ancak sunmadığı deliller taraflarınca incelenememiş ve davanın tümünü ilgilendiren önemli hususlara ilişkin de ne yazık ki savunma ve beyanlarda bulunulamamıştır. Bu doğrultuda işbu Cevap Dilekçesi de, yalnızca Dava Dilekçesindeki beyanlar üzerinden kısıtlı ve tahmini savunma imkanı ile oluşturulabilmiştir. Ancak şüphesiz Davacının delillerini sunması halinde, dava hakkındaki detaylı açıklamalarıyla ------- Dilekçesinde yer verilecektir. Hal böyle olmakla da, muvafakatleri olmamasına rağmen Davacının söz konusu delilleri sunması ve/veya yeni beyan ve delil sunması durumuna karşı beyanda bulunma hakları tümüyle saklıdır. 1.9. Bu kapsamda aşağıda, hem Davacının talep hakkını haiz olmadığı ve hem de dava konusu olaydan Müvekkilinin sorumlu tutulamayacağı ortaya konarak ispat edilecek olup, Davacının sübuta ermeyen davasının reddi gerektiği Mahkemenin dikkatine sunulacaktır. 2. Davacının Dava Dilekçesine Karşı Cevapları 2.1. Usule İlişkin İtirazları 2.1.1. Milletlerarası Yetki ve Uygulanacak Hukuk Hakkında Somut olayda Davacı, flexitankların hasarsız şekilde teslim alındığını, konteynerlere yüklendiğini ancak taşıma sırasında konteynerde sızıntı olduğunu beyan etmiştir. Hem Davacı’nın yabancı bir taşıma şirketi olması ve hem de zararın,-----dışında meydana gelmesi sebebiyle, dava konusu olayda yabancılık unsuru bulunmaktadır. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (“MÖHUK”) m.1’de yer alan “Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizi bu Kanunla düzenlenmiştir.” hükmü gereği, ------------Mahkemelerinin somut olayı incelemek adına milletlerarası yetkisi olup olmadığı MÖHUK hükümlerine göre tespit edilecektir. Bu kapsamda MÖHUK m.40 atfıyla matuf HMK m. 16 gereği; haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Anılan hüküm gereği zararın meydana geldiği yer -------------- dışında olduğundan, yine zarar gördüğünü iddia eden Davacı’nın yerleşim yeri de -----olmadığından, somut uyuşmazlıkta-------yetkili ve görevli değildir. Yanı sıra uyuşmazlığa uygulanacak hukuk da MÖHUK m. 34 gereği Türk hukuku değildir. Hal böyle olunca da Davacının Mahkeme nezdinde işbu davayı ikame etmesi mümkün değildir; davanın Mahkeme’nin milletlerarası yetkisizliği nedeniyle reddi gerekmektedir. 2.1.2. Zamanaşımı def’imiz çerçevesinde davanın reddi gerekmektedir Davaya konu alacak, TBK m. 231 hükmü uyarınca zamanaşımına uğramıştır. Zira anılan madde uyarınca ayıptan doğan zarar taleplerine ilişkin dava hakkı, satılanın devrinden itibaren 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğramaktadır. İşbu dava ise -------------------- Davacı’ya tesliminden 2 yıl sonra açılmış olduğundan, Davacı’nın talepleri, zamanaşımına uğramıştır. Bu nedenle davanın reddi gerekmektedir. 2.1.3. Davacı, Muayene ve İhbar Külfetini Yerine Getirmediğinden Hak Talep Edemez Mahkemenin de yüksek malumları üzere, satıcının ayıptan doğan sorumluluğunun gündeme gelebilmesi için alıcının sözleşme konusu malı muayene etmesi ve ayıp ihbarında bulunması gerekmektedir. Nitekim TTK m.23/1-(c) hükmü de bu konuda ticari satışlar bakımından alıcıya külfet yüklemiştir. Söz konusu hüküm aynen şöyledir: “c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Hiçbir surette Müvekkilince temin edilen flexitankın ayıplı olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için ayıbın Müvekkilinden kaynaklandığı düşünülse dahi, alıcının söz konusu ayıptan doğan haklarını kullanabilmesi için kendisine yüklenen muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerekmektedir. Bu kapsamda kanunun emredici hükmünde de açıkça düzenlendiği üzere, ayıbın açıkça belli olmadığı hallerde alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde inceletmesi ve satıcıya hemen ihbarda bulunması gerekmektedir. Anılan ayıp ihbarının ise TTK m. 18/3 hükmü kapsamında, noter aracılığıyla, iadeli taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza ile yapılması gerekmektedir. Aksi takdirde, satılanı kabul etmiş sayılmaktadır. Nitekim ayıp ihbarının noter aracılığıyla, iadeli taahhütlü mektupla,----------------veya güvenli elektronik imza ile yapılması gerektiği hususu, -----------------kararlarında şöyle ifade edilmektedir: “…Ayıp ihbarının yapıldığını ileri süren kişi ayıp ihbarının 6762 sayılı TTK’nun 20.maddesinde öngörülen şekilde yapıldığını kanıtlamalıdır. 6762 sayılı TTK’nun 20/3. maddesine göre, ayıp ihbarının noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü mektupla yahut telgrafla yapıldığı kanıtlanmalıdır.--------------- tarihli kararı) Ayıp ihbarının süresinde yapılmaması halinde satılanın kabul edilmiş sayılacağı ve ayıp nedeniyle taleplerde bulunulamayacağı hususu ise sayısız -------------- kararlarında şu şekilde ifade edilmektedir: “Dava, ayıplı mal nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılamaya göre, uyuşmazlık konusu malların satışına ilişkin sözleşmenin------- tarihli olduğu, ---------------- tarihinde ise teslimatın gerçekleştirildiği, davacı tarafça ayıp ihbarının ise -------------------- tarihli ihtarname ile yapıldığı, bahse konu ayıbın gizli ayıp olduğu kabul edilse dahi 6102 sayılı TTK'nın 23. maddesinde öngörülen 8 (sekiz) günlük yasal süre içerisinde davacı tarafından davalı tarafa başvurulmadığı, dolayısıyla tacir olmanın özel hükümlerinden olan süresinde ayıp ihbarında bulunma zorunluluğunun gereğinin yerine getirildiği hususunun davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA karar verildi.” ------- çıktığında da haklarını korumak için durumu 8 gün içinde Müvekkiline ihbar etmemiştir. Dolayısıyla Davacı, Kanun ile kendisine yüklenen ihbar külfetini yerine getirmediğinden, satılanı kabul etmiş sayılmakla, ayıp gerekçesiyle talepte bulunabilme haklarını yitirmiştir. Haliyle de, ------------ ayıplı olması nedeniyle zarar talebinde bulunabilmesi mümkün değildir, Mahkemece Davacı taleplerinin reddi gerekmektedir. 2.2. Esasa İlişkin İtirazları 2.2.1. Meydana gelen zarara ---------------------üretim ayıbı neden olmamıştır Dava konusu taşımaya konu -------------------, teknik standartlar ve ürün güvenliği konularında uluslararası alanda kabul görmüş olan --------------haizdir. Bunların yanı sıra Müvekkili tarafından üretilmekte olan ------------normlarına uygun üretilmekte olup, bu normlar kapsamında -------- bir hata yapılmış olunması (örneğin emtianın dolumu sırasında----------------- fazla emtia doldurulmuş olabilir veya emtia yerine hava doldurulmuş olabilir), • Ya da emtiaların nev’i veya • Kullanım amacına, talimatlarına ve şartlarına aykırı şekilde, taşınması sırasında hatalı/kaba elleçleme yapılmış olması, konteynelerin ani darbeye maruz kalması gibi hususlar neden olmuştur. Bu kapsamda TBK m. 226 hükmü gereği “Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer.” Ne var ki Davacı, TBK m. 226 hükmünün gereğini yerine getirmediğinden, ayıp iddiasını da ispatlayabilmiş değildir. Gerçekten de hasara konu ----------------, Müvekkili tarafından Davacı’ya teslim edildikten, devredildikten sonra, Müvekkilinin------- zilyetliği, tasarrufu, hakimiyeti bulunmamaktadır. Dolayısıyla -------------Davacı’ya gereği gibi teslim etmiş olduğu halde, -------- üzerinde bir hasar olduğu iddiası varsa bu iddiayı delillere hâkim olması sebebiyle Davacı’nın ispat etmesi gerekecektir. Hiçbir somut veri ve delil sunmadan, açık ifadeyle ------------------- ayıbının/üretim kusurunun ------------ neresinde olduğu veya emtianın yapısına ve nakliye koşullarına neden uygun olmadığını, eş deyişle ayıbın zarara ne şekilde sebebiyet verdiğini belirtmeden ve bunu kanıtlamadan, ayıp iddiasına dayanmak şüphesiz davacıların davasını ispatlamasına imkân vermez. Bu nedenle ------ üretim ayıbı bulunmayıp, dava konusu hasarda Müvekkilinin kusuru bulunmamaktadır. Dolayısıyla da haksız, mesnetsiz olarak açılan işbu dava sübuta ermediğinden esastan reddi gerekmektedir. 2.2.2. Davacının zararını ispat edemediği ve davasını somutlaştıramadığı hakkında Davacı, Müvekkilinden satın aldığı ---------- daha sonra dava dışı ----------şirketine sattığını, dava ---------- söz konusu ---------- kullanılamaz hale gelmesinden ötürü dava dışı -------- şirketiyle arasındaki sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getiremediğini ve--------------ödeme yaptığını beyan etmektedir. Sonrasında Davacı,------ şirketi ile arasındaki sözleşmeye aykırı olarak ---------- teslim edemediği için, ------------ zararlarına karşılık ---------------- ödemeden Müvekkilimizin tahsil etmesi gerektiğini belirtmektedir. Ne var ki Davacı HMK m. 121’de yer alan “Dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin …dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur.” hükmüne karşın, dava dilekçesinde davasını dayandırdığı hiçbir delili sunmamıştır. Gerçekten de Davacı, elinde olan/olması gereken satış faturaları, CMR formları, hasar ekspertiz raporları, temizlik masraflarına ilişkin belgeleri, ödeme belgeleri gibi dilekçesinde gösterdiği ve Müvekkillerimizin de haliyle cevap hakkının doğduğu belgeleri Dava Dilekçesi ekinde sunmamıştır. Bu nedenle davasınıspatlayamamaktadır. Diğer yandan, Davacı’nın iddiasına göre taraflar arasındaki ilişki şu tablo ile açıklanabilir: Görüldüğü üzere Davacı ile Müvekkili arasındaki sözleşme ile Davacı ile ----------arasındaki sözleşme ve --------------- arasındaki sözleşmeler birbirinden tamamen bağımsız ve farklıdır. Hal böyle olunca da, Müvekkili ile Davacı arasındaki sözleşmeden kaynaklı olduğu iddia edilen zararların, dava dışı diğer şirketler arasındaki sözleşmeler kapsamında yapıldığı belirtilen ödemelere eşit olduğunu iddia etmek hukuken mümkün değildir. Yanı sıra Davacı, TBK m. 112 çerçevesinde kötü ifa sebebiyle tazminat talebinde bulunmuştur. Dolayısıyla Davacı’nın Müvekkilimizden talepte bulunabilmesi için, TBK m. 114/2 atfıyla TBK m. 50 hükmü gereği zararını ispat etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Yani Davacı, başka kişilere ödeme yaptı diye Müvekkilinden talepte bulunamaz, Müvekkilinden talepte bulunabilmesi için bizzat zararı ve miktarını ispat etmekle yükümlüdür: “BK m. 50 uyarınca zarar görenin sadece zararın varlığını ispat etmesi yeterli değildir, miktarını da ispat etmelidir. Zararı ispat yükü, zararın varlığını iddia eden üzerindedir. Soyut zarar iddialarının ortaya konulması yeterli olmayacaktır. Zararın somut ve gerçek verilere dayalı olarak tam olarak ispatlanması gerekir.” -------------- Ne var ki Davacı dilekçesinde, aşağıdaki hususlarda beyanda bulunmamış, bunlar ile ilgili delillere dayanmamıştır, haliyle de bu hususları ispat eden delilleri de sunmamıştır: - Davacı ile ------------- arasındaki ilişkinin hukuki niteliğini, tarafların yükümlülüklerinin ne olduğunu, bu ilişki çerçevesinde Davacı’nın borca aykırılıkta kusurunun bulunmadığını, - -----------arasındaki ilişkinin hukuki niteliğini, tarafların yükümlülüklerinin ne olduğunu, bu ilişki çerçevesinde ---------------- şirketinin borca aykırılıkta kusurunun bulunmadığını, --------------- ödeme yaptığı tutarın kaynağına dair sözleşmeyi, Inerco’nun hangi zarar kalemlerini talep ettiğini, bu zarar taleplerinin ödenmesinin hukuka uygunluğuna (örneğin zamanaşımı süresinin geçmediğinin belirlenmesi için) dair tüm belgeleri ve - Davacı’nın -----------şirketine ödeme yaptığı tutarın kaynağına dair sözleşmeyi,--------------hangi zarar kalemlerini talep ettiğini, bu zarar taleplerinin ödenmesinin hukuka uygun olduğunu. Hal böyle olunca, ----------- şirketine ve Davacı’nın-------------dava konusu dışında, yani ------ hasarı ile nedensellik bağı olmayan, kendi ticari ilişkilerinden kaynaklı, dolayısıyla da Müvekkillerinin sorumluluğu kapsamında olmayan başkaca ödemeler yapmış olması da ihtimal dahilindedir. Diğer bir ifadeyle Davacı, ------------ yaptığı ödeme kapsamında hangi zarar kalemlerinin yer aldığını -HMK m. 194 hükmündeki somutlaştırma yükümlülüğüne aykırı şekilde- somutlaştırmamıştır, iddia edilen zararın varlığını ve miktarını da ispat edememiştir. Bu kapsamda HMK m. 31’de yer alan “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” hükmü gereği, Sayın Mahkeme’den davanın aydınlatılması için; Davacı’nın ------------- ----------yaptığı ödeme tutarı içerisinde hangi zarar kalemlerinin yer aldığının Davacı’ya açıklattırılmasını ve zararı ispat eden delilleri sunması, bu ödemelere dayanak zarar tutarlarına ilişkin fatura, üçüncü kişilere yapılan kurtarma temizlik masrafı gibi delilleri, taraflar arasındaki sözleşmeleri dosyaya sunması için 2 haftalık kesin süre vermesini talep ederiz. Son olarak şu hususu da belirtmek isteriz ki, Davacı ile Müvekkili dava konusu olay sonrasında da ticari ilişkilerine devam etmiş olup, Müvekkilinin Davacı’ya------------------satmıştır. Ne var ki Davacı, kendisine fatura edilen Müvekkili alacaklarını halen ödemiş değildir. Bu nedenle huzurdaki davanın reddi taleplerini yineler, Mahkeme’de aksi kanaat hasıl olması halinde ise Müvekkilinin Davacı’dan olan alacaklarının takas ve mahsubunu talep ettiklerinden bahisle Mahkeme’nin milletlerarası yetkisi olmaması nedeniyle davanın usulden REDDİNE, - Aktif ve pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın REDDİNE, - Zamanaşımı def’i ileri sürülmüş olmakla, davanın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle REDDİNE, - Dilekçede açıkça ortaya koydukları üzere, zarardan Müvekkilinin sorumlu olmadığından, haksız ve mesnetsiz açılan ve ispat edilemeyen davanın ESASTAN REDDİNE, Mahkeme'de aksi kanaat hasıl olması halinde ise Müvekkilinin Davacı’dan olan alacaklarının takas ve mahsubuna, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin Davacı’ya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda rapor hazırlamak üzere, taraf şirketler kayıtları üzerinde yerinde veyahut getirtilmesini istedikleri belgelerin getirtilmesi suretiyle inceleme yapmalarına, bilirkişi heyetinin nitelikli hesaplamalar uzmanı, metalurji ve malzeme mühendisi ile CMR uzmanından oluşturulmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler Akademisyen Prof. -------, Metalurji ve Malzeme Mühendisi ------ Gümrük Müşaviri Lojistik Ve Taşımacılık Uzmanı ------ tarafından sunulan------tarihli raporda özetle; "III-SONUÇ Dava Dosyasında bulunan ve yukarıda yer verilen mevcut bilgi ve belgeler ışığında yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda tüm delillerin ve her türlü hukuksal durumun takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere; A- EMTİA VE KUSUR YÖNÜNDEN TEKNİK OLARAK; 1-Belgeler incelendiğinde, -------- üretimden kaynaklı gizli bir kusur olabileceği kanaatinin oluştuğu, 2-Davacı tarafından verilen ----- tarihli davalının cevabına cevap olarak verilen cevap dilekçesinde sunulan ayrıntılı olarak masraf ve zararlarla ilgili faturalar ve belgeler incelendiğinde ---------- kadri maruf bir değer olduğu, B- TAŞIMACILIK VE GÜMRÜK İŞLENLERİ YÖNÜNDEN; 1- --------------------- bulunan Davacı ------bulunan davalı olan ------ firmasından toplamda ----- ve -----sipariş edildiği, bu siparişe istinaden -----emtiasının davalı tarafından iki ayrı sevkiyat ile ----- ile yapılan uluslararası karayolu taşıması ile davacıya gönderildiği, 2- Davacı ------tarafından teslim alınan --------seri numaralı toplamda 3 adet ---------------- dava dışı firmalar tarafından kullanımı sırasında sızıntı meydana geldiği ve bu sızıntı sebebiyle de toplamda 128.170,30 USD tutarında zarar oluştuğu, 3- Yukarıda “4-Emtia ve Kusur Yönünden Teknik Değerlendirmeler” kısmında Metalurji ve Malzeme Mühendisi Sayın Bilirkişi tarafından Emtia üzerinde yapılan teknik değerlendirmelerde; “Belgeler incelendiğinde, flexitanklarda üretimden kaynaklı gizli bir kusur olabileceği kanaati oluşmaktadır” şeklinde yapılan tespit doğrultusunda dava konusu olay taşımacılık yönünden ele alındığında; dava konusu zarara sebebiyet veren hasarın ----- bulunan davalı ----- bulunan davalı ---- yapılan uluslararası taşıma sırasında meydana gelmediği, kaldı ki; işbu CMR Belgeleri üzerinde de hasarın taşıma sırasında meydana geldiğine dair davacı Alıcı/gönderilen tarafından hasar şerhi düşülmediği, bunun yanında dava dosyasında yer alan diğer belgeler üzerinde yapılan incelemelerde de oluşan hasarın taşıma sırasında meydana geldiğine dair tevsik edici mahiyette bulgulara rastlanılmadığı, dolayısıyla dava konusu zararın ---------Sayı Tarihli CMR Belgesi ile yapılan uluslararası taşıma sırasında meydana gelmediği, C- NİTELİKLİ HESAPLAMALAR YÖNÜNDEN; 1-Davaya konu ------ oluşan hasarın nakliye esnasında meydana gelen bir hasar olmadığı, davacı satın aldığı ürünlerde meydana gelen sızıntı nedeniyle zaten diğer dava dışı firmalara karşı baştan göndermeyi planladığı----gönderememiş ve dolayısıyla da nakliye süreci de başlamadığı ve nakliye süreciyle ilgili bir sorumluluğun olmadığı, ----------şirketinden gelen alacak mektubu ortaya çıkan tüm zarar kalemleri ayrıntılandırılarak davacıya iletildiği ve davacı şirketin talep edilen bu sızıntı sebebiyle de toplamda 128.170,30 USD tutarında zararı ödemek zorunda kaldığı, 3-Davacı tarafından dava dışı ------ şirketine ödendiği ve bu tutarın davalıdan satıcının sorumluluğu kapsamında talep edilebileceği, ilgili ödemenin faizinin hesaplanabilmesi için ödenen tarih ve toplam 128.170,30 USD tutarını gösterir belgenin ------- sunulması gerektiği, yönünde sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, sonuç ve kanaatlerine ulaşılmıştır. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK “nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür. Bilirkişiler Akademisyen ---- Malzeme Mühendisi ------- tarihli ek raporda özetle; "III-SONUÇ Dava Dosyasında bulunan ve yukarıda yer verilen mevcut bilgi ve belgeler ışığında yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda tüm delillerin ve her türlü hukuksal durumun takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere; A-EMTİA VE KUSUR YÖNÜNDEN TEKNİK OLARAK; Emtia ve kusur yönünden değerlendirmelerim daha önce değerlendirdiğim gibi üretimden kaynaklı, gizli kusur olduğu yönündedir. Bu ---- kusur dışarıdan görülebilecek, farkedilebilecek türden değildir. ------dış katmanlarda herhangi bir kusur yoktur. Fotoğraflara bakınca kusurlar iç katmanlarda bulunan dikişlerdeki yırtılmalardan olduğu görülmektedir. Kullanım yapmadan görülemeyecek kusurdur. Fotoğrafları incelediğimizde görüleceği gibi herhangi bir çarpıklık veya başka bir hasar da görülmemektedir. Ayrıca taşınma sırasında herhangi bir kaza olduğuna dair belge, bulgu da yoktur. B- TAŞIMACILIK VE GÜMRÜK İŞLENLERİ YÖNÜNDEN; Dava konusu olay ------- tarihli Bilirkişi Kök Raporunun özellikle 13, 14, 15 ve 16. Sayfalarının “B-TAŞIMACILIK VE GÜMRÜK İŞLEMLERİ YÖNÜNDEN İNCELEME VE DEĞERLENDİRMELER” başlıklı kısmında Taşımacılık yönünden etraflıca ele alınmıştır. Kök raporun bu kısmında taşımacılık yönünden yapılan bu değerlendirmeler sonucu özetle; “Dava konusu zarara sebebiyet veren hasarın ---- bulunan davalı --- tarafından-------- yapılan uluslararası taşıma sırasında meydana gelmediği, kaldı ki; iş bu CMR Belgeleri üzerinde de hasarın taşıma sırasında meydana geldiğine dair davacı Alıcı/gönderilen tarafından hasar şerhi düşülmediği, bunun yanında dava dosyasında yer alan diğer belgeler üzerinde yapılan incelemelerde de oluşan hasarın taşıma sırasında meydana geldiğine dair tevsik edici mahiyette bulgulara rastlanılmadığı, dolayısıyla dava konusu zararın ---- Tarihli CMR Belgesi ve -------- Tarihli CMR Belgesi ile yapılan uluslararası taşıma sırasında meydana gelmediği yönde değerlendirme yapılmıştır” şeklinde tespitlere yer verilmiştir. Dolayısıyla 05.06.2025 tarihli Bilirkişi Kök raporunda “Taşımacılık nden” yer verilen bu görüş ve kanaati değiştirecek nitelikte herhangi bir yeni bilgi ve yeni belge olmadığı anlaşıldığından taşımacılık yönünden 05.06.2025 tarihli Bilirkişi Kök raporunda yer verilen görüş ve kanaatin aynen geçerli olduğu, C- NİTELİKLİ HESAPLAMALAR YÖNÜNDEN; Teknik açıdan, -------------------- yapısında gözlemlenen yırtılmaların dışsal bir etki olmaksızın, yalnızca üretim parametrelerindeki eksiklik sonucu ortaya çıkabileceği; dolayısıyla zararın taşıma veya elleçleme süreciyle illiyet bağının kurulamayacağı mütalaa edildiği; bu yönüyle olay, gerek teknik bulgular gerek taşıma belgeleri itibarıyla üretimden kaynaklı gizli kusur kapsamında değerlendirilmeli; taşıyıcı ve gümrük işlemlerinden doğan bir sorumluluk bulunduğu sonucuna varılmaması gerektiği; bununla birlikte, üretimden kaynaklanan bu kusurun derecesi ve sorumluluk payının kesin olarak belirlenebilmesi için, üretim sürecine ilişkin laboratuvar testleri, malzeme dayanım analizleri ve kaynak bütünlüğü ölçümlerinin yapılması gerektiği;mevcut haliyle somut olayda zararın taşımacılık sürecinden değil, üretim hatasından doğduğu, bu nedenle taşıyı nanın sorumluluğunun bulunmadığı, üretici bakımından gizli ayıp sorumluluğunun varlığı ihtimalinin güçlü olduğu, yönünde sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, EK sonuç ve kanaatlerine ulaşılmıştır. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK 'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.Davalı tarafın takas talebinde bulunduğu, davacı tarafça 840 USD ve 3.112 Euro tutarlı takas talebi kabul edilmiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
: Dava, ayıplı mal satışından kaynaklı zararın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında----Seti satışı gerçekleştiği, 3 adet ------meydana gelen sızıntı sonucu toplamda 128.170,30 USD tutarında zarar oluştuğu, davacı tarafça zararın karşılandığı ve ayıplı ürün satıldığından bahisle davalı taraftan tahsilinin talep edildiği görülmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun F. Takas I. Koşulları 1. Genel olarak başlıklı 139 uncu maddesi "İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir.", Satış Sözleşmesi Birinci Ayırım Genel Hükümler A. Tanımı ve hükümleri başlıklı 207 nci maddesi "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.", III. Ayıptan sorumluluk 1. Konusu a. Genel olarak başlıklı 219 uncu maddesi "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." ve 7. Alıcının seçimlik hakları a. Genel olarak başlıklı 227 nci maddesi "Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." hükmünü düzenlemiştir.Somut olayda; dava konusu üç adet ----- tarihinde ----- kullanıldığı sırada sızıntı yaptığının tespit edildiği, bu tarihte ------- ülkesinin savaş halinde bulunduğu ancak dış bir etkenden hasarlanma meydana gelmediği, savaş hali olması sebebiyle davalı şirket çalışanları ve davalı şirket sigorta eksperlerinin yerinde inceleme yapmaya gitmedikleri, davacı şirket ve davalı şirket çalışanlarının yazışma ve bazı çalışmalar yaptıkları, aldırılan bilirkişi rapor ve ek raporuyla flexitanklarda meydana gelen hasarın niteliği göz önünde bulundurulduğunda üretimden kaynaklı gizli bir kusurdan kaynaklandığının mütalaa edildiği, diğer ------- kullanımdan kaynaklı bir zarar bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu 3 adet ------ gizli ayıp bulunduğu sonucuna varıldığı, ----- sızıntısı sebebiyle oluşan doğrudan ve dolaylı zarar toplamı ------ kadri maruf bir değer olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı taraf,----- tutarında alacakları bulunduğundan bahisle takas talebinde bulunmuş, davacı tarafçada takas olarak belirtilen miktar kabul edildiğinden, kabul kararı verilen miktardan düşüldüğünde (Dava tarihi olan ---- Çapraz Kur oranı ---- bulunmuş ve nihai olarak dava bu değer üzerinden kabul edilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜ ile,------ dava tarihi olan ---- tarihinden itibaren ------ açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 288.638,81 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 74.644,96 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 213.993,85 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı ve 74.644,96 TL peşin harç ile sarf edilen bilirkişi ücreti ve posta masrafı toplamı 30.573,00 TL olmak üzere toplam 105.645,56 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 578.796,80 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------bütçesinden ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde----------- Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025