Sigortalı konutun kundaklama kaynaklı yangında hasar görmesiyle açılan tazminat davasında, sigorta şirketinin kullanım amacı ve sigortalının kusuru iddialarıyla reddettiği talebin hukuki değerlendirmesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacının kira getirili konutunda 16.05.2021 tarihinde kimliği belirsiz kişilerce kundaklama sonucu meydana gelen yangın hasarının, davalı sigorta şirketinden tazmini talep edilmekte; davacı, hasarın poliçe kapsamında olduğunu belirtirken, davalı sigorta şirketi konutun beyan dışı olarak mesken amacı dışında kullanılması, sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlali ve yangının kasten çıkarılması nedeniyle zararın teminat dışı olduğunu ileri sürmektedir. İlk derece mahkemesi, üçüncü kişinin DNAsı bulunsa da davacının kundaklama ile doğrudan ilgisinin ispatlanamadığını ve bilirkişi raporlarına göre yangın hasarının 668.470,00 TL olduğunu tespit etmiştir.
4. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Eskişehir Tüketici Mahkemesi
SAYISI
: 2023/1 E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma isteminin miktardan reddi ile temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 16.05.2021 tarihinde davacıya ait kira getirili konutta, kimliği belirlenemeyen şahıs/şahıslar tarafından kundaklama neticesinde yangın meydana geldiğini ve sigortalı konutun ağır şekilde hasara uğradığını, hasarın meydana gelmesinde davacının hiçbir kusuru bulunmadığını, olayın kundaklama olduğunun soruşturma dosyasında yer alan bulgu ve emarelerden anlaşıldığını, hasarın meydana geldiği tarihte davacıya ait iş yerinin davalı ... nezdinde ... Poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalıya yapılan başvurunun haksız şekilde reddedildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 500,00 TL'nin hasar tarihi olan 16.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 31.08.2023 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talebini 668.470,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin poliçe teminat kapsamı dışında olduğunu, ekspertiz raporuna göre kira getirili konutun ... isimli şahsa 05.01.2018 tarihinde konut olarak kiralandığını, konutun yataklı öğrenci yurdu dershane şeklinde kullanıldığını ve sigortalının konu hakkında bilgisi olduğunu, konutta zaman zaman farklı kişilerin ikamet ettiğinin tespit edildiğini, binanın zemin katında bulunan konutun arka bahçe duvarının jiletli el olarak tabir edilen telle çevrili olduğunu itfaiye raporuna da dış kapıda herhangi bir zorlama izinin olmadığı, konuta anahtarı olan kişi ya da kişilerce girildiği, üç farklı odada üç farklı kanepenin yakılması suretiyle yangının başladığı, buradan çıkan alev is ve duman sebebiyle konutun ve eşyaların zarar gördüğünün tespit edildiğini, meydana gelen yangının şüpheli yangın kapsamında olduğunu, konuta giren kimliği meçhul kişi ya da kişilerce planlı şekilde kasten üç farklı kanepenin tutuşturulması ile yangın çıkartmış olabileceğini, TTK'nın 1439/2. maddesi dikkate alındığında sigortalının ifade tutanağında belirttiği üzere konutun kira sözleşmesinde kullanım amacı olan meskenin kullanım amacı dışında yurt ve dershane olarak kullanıldığını bildiği ve bu durumu poliçe düzenleme esnasında beyan etmediğinin anlaşıldığı, sigortalının beyan yükümlülüğünü yerine getirmediğini, TTK'nın 1429. maddesi dikkate alındığında söz konusu hasarın kullanım amacı dışında kullanıldığı esnada kasti olarak zarar verilmesi sebebiyle hasar teminat dışı olup hasar tazmin talebinin reddedildiğini, itfaiye raporunda da olayın kundaklama olarak çıktığı, hiç zorlamanın bulunmadığının belirtildiğini, mesken sahibi sigortalının da evinin öğrenciler tarafından kullanılacağını bildiğini alınan ifadesinde açıkça ikrar ettiğini, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, faiz talebinin haksız ve yersiz olduğunu belirterek davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, davacının kira geliri olarak faydalandığı taşınmazının yanması nedeniyle meydana gelen zararın davalı ... şirketinden tazmini istemine ilişkin olduğu, 16.05.2021 tarihinde davacının kira getirili konutta, henüz kimliği belirlenemeyen şahıs/şahıslar tarafından kundaklama neticesinde yangın meydana geldiği, sigortalı konutun ağır şekilde hasara uğradığı, maddi ve manevi olarak zarar gördüğü gerekçesiyle dava açıldığı anlaşılmakla, sigortacının kuşkuya yer bırakılmayacak şekilde, rizikonun davacı kusuru olduğunu, teminat dışı olduğunu ispatla yükümlü olmakla sigortalı taşınmazda meydana gelen olay sonrası 3. kişinin DNA'sı bulunmuş ise de 3. kişinin Eskişehir 9. Asliye Ceza Mahkemesindeki █████████ esas sayılı dava dosyasındaki beyanında; kimsenin yakmasını söylemediğine dair beyanı nazara alınarak davacının kendisi tarafından bizzat kundaklandığının ispatlanamadığı, bu durumda yapılan keşif, dinlenen tanık beyanları ve alınan rapor uyarınca yangın sebebiyle taşınmazda oluşan hasarı giderme bedelinin 16.05.2021 yangın tarihi itibariyle KDV dahil 219.622,86 TL olduğu, 03.01.2023 dava tarihi itibariyle 631.030,57 TL olduğu, 04.05.2023 keşif tarihi itibariyle KDV dahil 668.470,00 TL olduğu, ilgili meskenin 15.12.2020-15.12.2021 tarihlerini kapsayacak şekilde konut sahibi tarafından 15.12.2020 tarihinde .../0 nolu ''... YANGIN SİGORTA poliçesi ile ... Sigorta acentesine sigortalatıldığı, poliçenin geçerli olduğu ve teminat kapsamında olduğu anlaşılmakla talebin dava tarihine göre değerlendirilmesi gerektiği, davacı ıslah talebini keşif tarihindeki değere göre talep etmiş ise de dava tarihi dikkate alınarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 631.030,57 TL'nin 500,00 TL'si olay tarihi olan 16.05.2021 tarihinden, kalan bakiye 630.530,57 TL'nin ıslah tarihi olan 31.08.2023 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sigortalının sigorta poliçesinin düzenlenmesi sırasında kullanım şeklini beyan etmediği gözetildiğinde davacının beyan yükümlülüğüne aykırı davranışı nedeniyle proporsiyon hesabı yapılması açısından bilirkişi raporu alındığı, alınan bilirkişi raporunda davacı sigortalının sigortalı binanın/konutun kullanım şekline ilişkin beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği tespit edilmekle, ihlâl ile yangın rizikosu arasında illiyet bağı tespit edilmediği dikkate alınarak tazminat tutarından indirim yapılması gerektiğinin, sigortalı konutun kiracı tarafından kullanılması durumunda sigorta poliçesi priminin kaç TL olacağına ilişkin bilgi ve belge bulunmadığının, davalı ... şirketince binanın/konutun kiracı tarafından kullanılacağı bilinerek sigorta poliçesinin düzenlenmesi durumunda primin %25 oranında zamlı tahakkuk edeceği ve proporsiyon oranının %20,00 olacağının, buna göre davacının dava tarihi itibariyle yapılan hesap şekline göre 504.824,46 TL, hasar tarihi itibariyle yapılan hesap şekline göre 175.698,20 TL alacağının bulunduğunun hesaplandığı, Yangın Sigortası Genel Şartlarının B.5- Tazmin Kıymetlerinin Hesabı bölümünde; "5.1- Sigorta tazminatının hesabında sigortalı şeylerin rizikonun gerçekleşmesi anındaki tazmin kıymeti (rayiç bedel) esas tutulur." denildiğinden mahkemece dava tarihindeki değerlere göre yapılan hesabın esas alınmasının hatalı olduğu, davacının beyan yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiği ve mahkemece dava tarihi rayiçlerine göre yapılan hesabın esas alınmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 356/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 175.698,29 TL'nin 500,00 TL'sinin 16.05.2021 olay tarihinden, bakiye 175.198,29‬ TL'sinin ise 31.08.2023 ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince alınan rapor hukuka uygun olup davalının rapora itiraz etmediğini, yangın ile konutta kiracının ikamet ettiğine ilişkin hususun beyan edilmemesi arasında illiyet bağı bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince belirlenen faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, zira davalıya ihbar tarihinin 16.05.2021 olduğunu, bu tarihte davalının temerrüde düştüğünü, bu tarih itibariyle alacağa faiz işletilmesi gerektiğini, tüm alacağa faiz hükmedilmesi gerekirken dava ve ıslah tarihi itibariyle faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tazminatın yangın tarihi üzerinden hükme bağlanmasının hatalı olduğunu, zira zararın dava tarihine kadar arttığını, hüküm altına alınan tazminatın değer yitirdiğini, yangın tarihi itibarile belirlenen hasar miktarının düşük olduğunu, bu rakamla hasarın giderilmesinin imkanı olmadığını, davacının TBK m. 122 uyarınca munzam zararının karşılanması gerektiğini, hükmedilen faizin zararı karşılamadığını, Bölge Adliye Mahkemesince düzenlenen raporun hükme esas alınamayacağını, duruşma açılmasından bahisle vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca kısmen ret hükmü nedeniyle de davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olup mükerrer hükme sebebiyet verdiğini, davalının istinaf dilekçesinde duruşma talebi olmadığı gibi duruşmaya da katılmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, yangın sigorta poliçesine dayalı sigorta tazminatı talebine ilişkindir.
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacının İlk Derece Mahkemesince olay ve ıslah tarihinden faiz işletilmesine karşı istinaf isteminde bulunmamasına, istinafa getirilmeyen bir hususun temyize getirilmesinin mümkün olmamasına, tazminatın riziko tarihine göre belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmemesine, dava dilekçesinde munzam zarara ilişkin bir talebin bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Sigorta ettirenin beyan/bildirim yükümlülüğü sözleşmenin yapılması sırasında, sözleşme süresi içinde ve rizikonun gerçekleşmesi durumunda olmak üzere TTK'da üç bölümde düzenlenmiştir.
TTK'nın 1435. maddesi ile sigorta sözleşmesinin kurulması sırasında sigortalının beyan yükümlülüğü; (1) Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır." şeklinde düzenlenmiştir. TTK'nın "Bağlantı" başlıklı 1437. maddesinde; "(1) Tazminat ve bedel ödemelerinde, bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir husus ile rizikonun gerçekleşmesi arasındaki bağlantı, 1439 uncu maddede öngörülen kurallar uyarınca dikkate alınır" şeklindedir. TTK'nın 1437. maddesinde tek bir ilke benimsenerek tüm sigortalarda gerçekleşen beyan ile gerçekleşen risk arasında illiyet bağı bulunmasının gerektiğine işaret edilmiştir.
Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise TTK'nın 1439. maddesinde; "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440 ıncı maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. (2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder." şeklinde düzenlenmiştir.
Poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının, doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin ve TTK'nın 1435 ve 1439. maddelerdeki hükümlerin uygulanabilmesi için de sigortalının beyan etmediği husus ile gerçekleşen riziko arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Bildirilmeyen husus ile rizikonun gerçekleşmesi arasında illiyet bağı yoksa sigortacı tazminat ödeyecektir. Burada illiyet bağından kastedilen, beyan yükümlülüğü kapsamında hiç ya da gereği gibi beyan edilmeyen hususun sigortacının sözleşme yapmaya ilişkin kararı üzerinde değil rizikonun gerçekleşmesinde etkili olmasıdır. Oysa riziko, hiç ya da gereği beyan edilmeyen husus beyan edilseydi dahi gerçekleşecek idiyse, ihlale rağmen nedensellik bağı söz konusu olmayacağından yaptırım da uygulanmayacaktır.
Sigorta bedelinin ödenmesinde zarar miktarı belirlenirken TTK'nın 1461. maddesi ve Yangın Sigortası Genel Şartlarının B.5 maddesi uyarınca sigortalı şeyin riziko anındaki gerçek değerinin esas alınması gerekir.
Somut olayda; davacıya ait konutun davalı nezdinde yangın sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, konutun 05.01.2018 tarihinde konut olarak kiralandığı, 16.05.2021 tarihinde davaya konu konutun çıkan yangın sonucu hasara uğradığı, davalı ... şirketince konutun kiralama amacı dışında yurt ve dershane olarak kullanılması nedeniyle davacının başvurusunun reddedildiği, 17.05.2021 tarihli itfaiye raporunda yangının nedeninin kundaklama olarak gösterildiği, olay yerinde tespit edilen kan örneği üzerinde yapılan kriminal inceleme sonucu tespit edilerek hakkında dava açılan sanığın mahkemede alınan ifadesinde olay mahallinde bulunmuş olabileceğini, yangın çıkarttığını hatırlamadığını beyan ettiği, Bölge Adliye Mahkemesince davacının konutun kiracı tarafından kullanılacağına ilişkin beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği kabul edilerek proporsiyon hesabı yönünden alınan 12.06.2024 tarihli raporda dava ve hasar tarihlerinde tespit edilen hasar tutarlarına göre ve %20 proporsiyon oranı dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, Bölge Adliye Mahkemesince bilirkişi raporunda riziko tarihine göre belirlenen değere hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamından konutun kullanım şekline ilişkin beyan yükümlülüğünü ihlal ile yangın rizikosu arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığı anlaşılmakta olup alınan bilirkişi raporunda da bu yönde değerlendirme yapılmıştır.
Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince; gerçekleşen riziko ile beyan edilmeyen husus arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığı gözetilerek tazminat tutarına indirim uygulanmaksızın, bilirkişi raporunda yangın tarihi itibariyle belirlenen sigorta tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.07.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!