Ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan katkı paylarına haksız KDV uygulandığı iddiasıyla ödenen vergilerin iadesi ve gelecekteki tahsilatın durdurulması talepli menfi tespit davası.
Özet: Bir şirket, Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında ödediği katkı payı bedellerine haksız yere Katma Değer Vergisi (KDV) uygulandığı iddiasıyla menfi tespit davası açarak, söz konusu bedellerin ticari bir hizmet karşılığı olmayıp idari bir tahsis niteliğinde olduğunu, davalı kurumun sadece tahsilata aracılık eden bir taraf olduğunu ve bu nedenle KDV tahsilinin yasa dışı olduğunu savunmuştur; ödenen KDV tutarlarının ticari avans faiziyle iadesini ve henüz işletmeye geçmediği için ağır finansal yük oluşturan gelecekteki KDV ödemelerinin dava sonuçlanana kadar durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

T.C.
İSTANBUL13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2025KARAR TARİHİ
:█████/2025Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davanın, ... (...) kapsamında müvekkil şirketin davalı ...’a ödemekle yükümlü olduğu katkı payı bedellerine haksız şekilde Katma Değer Vergisi (KDV) uygulanması nedeniyle yapılan ödemelerin iadesi ve gelecekte tahakkuk ettirilecek KDV tutarlarının ödenmemesine ilişkin olduğu, ... Kanunu’nun 3/8. maddesi uyarınca yenilenebilir enerji kaynaklarının tanımı yapılmış olup, ... kullanım hakkının özel bir ihale usulü olan “... Kullanım Hakkı Yarışması” sonucu belirlendiği, ancak ... Sözleşmesi ve Teknik Şartname’de katkı payına ilişkin olarak KDV uygulanacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığı, sözleşmede “katkı payı bedeli” dışında müvekkil şirkete ek bir mali yükümlülük getirilmediği, ... tarafından tahsil edilen toplam 13.320.000 USD tutarındaki katkı payının TL karşılığının 485.470.044 TL olduğu, bu tutarın 12 takside bölünmesiyle bulunan 40.455.837 TL’ye %20 oranında KDV uygulanarak haksız şekilde fatura düzenlendiği, söz konusu faturaların 03.03.2025 ve 08.04.2025 tarihlerinde “ihtirazi kayıtla” ödendiği, müvekkilin şifahi ve yazılı itirazlarına rağmen davalı ... tarafından herhangi bir düzeltme yapılmadığı, ...’ın sözleşmenin tarafı olmayıp yalnızca tahsilata aracılık eden bir kurum olduğu, dolayısıyla katkı payı üzerinden KDV tahakkuk ettirme yetkisi bulunmadığı, KDV tahsilinin hem yetki hem sözleşme hem de vergi mevzuatı yönünden hukuka aykırı olduğu, ...’ın müvekkile herhangi bir hizmet sunmadığı gibi, tahsis bedelinin banka aracılığıyla ödenmesi dışında bir işlevinin de bulunmadığı, KDV Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca vergilendirmenin ancak ticari, zirai veya serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerle sınırlı olduğu, ... tahsisi işleminin ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yapılan idari bir tahsis olduğu, dolayısıyla ticari işlem niteliği taşımadığı, bu nedenle KDV’ye tabi tutulamayacağı, Verginin kanuniliği ilkesinin ... tarafından ihlal edildiği, çünkü kanunda açıkça yer almayan bir vergi yükümlülüğünün müvekkile yansıtıldığı, ayrıca öngörülebilirlik ve hakkaniyet ilkelerinin de ihlal edildiği, Kaldı ki, KDV uygulanacak olsa dahi sözleşme bedelinin KDV dahil olarak kabul edilmesi gerektiği, zira emsal yargı kararlarında sözleşmede KDV’ye ilişkin açık hüküm bulunmaması hâlinde bedelin KDV dahil sayıldığı, ... açısından katkı payının ancak tesisin kabulü ve işletmeye geçiş anında gelir olarak kesinleşeceği, bu nedenle vergiyi doğuran olayın da bu tarihte meydana gelebileceği, müvekkil tarafından yapılan katkı payı ödemelerinin bu aşamada avans niteliğinde olduğu, Halihazırda tesisin işletmeye başlamamış olması nedeniyle ... nezdinde herhangi bir gelir tahakkuku bulunmadığı, buna rağmen KDV tahsil edilmesinin hukuka açıkça aykırı olduğu, Müvekkili yönünden yatırım döneminde tahsil edilen bu KDV tutarlarının ağır bir finansman yükü oluşturduğu, işletmede olmayan yatırımcıların KDV mahsup imkânı bulunmadığından müvekkilin telafisi güç zararlara uğradığı, bu sebeple davalı tarafından düzenlenecek ileriki 10 takside ilişkin KDV tutarlarının dava sonuna kadar ödenmemesi için ihtiyati tedbir talebinin zorunlu olduğu, müvekkilin teminat mektubu da mevcut olduğundan teminatsız ya da uygun görülecek teminatla tedbir kararı verilmesi gerektiği, sonuç olarak, müvekkil şirketin ... Sözleşmesi uyarınca belirlenen katkı payı bedeline ek olarak KDV tahakkuk ettirilmesinin hukuka aykırı olduğu, davalı ... tarafından düzenlenen 03.03.2025 tarihli ve 08.04.2025 tarihli faturalarla tahsil edilen toplam 16.182.334,80 TL KDV bedelinin fiili ödeme tarihlerinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte istirdadı gerektiği, ayrıca yargılama süresince düzenlenecek diğer 10 takside ilişkin KDV bedellerinin dava sonuçlanıncaya kadar ödenmemesine karar verilmesi gerektiği, bu nedenle müvekkili şirketin katkı payı bedeline ilişkin KDV’den sorumlu bulunmadığının tespitine, ödenen KDV tutarlarının ticari avans faiziyle iadesine, ileride tahakkuk ettirilecek KDV’lerin ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davanın, davacı tarafından ...-... kapsamında ödenen katkı payı bedellerine KDV uygulanmasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla açılmış olup, davalı ... tarafından bu bedellerin tahsil edilmesi işlemine ilişkin olduğu, Davalı ...’ın, 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 11. maddesiyle kurulmuş, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan aldığı “piyasa işletim lisansı” kapsamında faaliyet gösteren, kamusal yetkiyle uzlaştırma ve faturalandırma işlemlerini yürüten bir anonim şirket olduğu, elektrik alım-satımı yapmadığı, yalnızca piyasa katılımcıları arasındaki mali uzlaştırmaları sağlamakla görevli olduğu, bu kapsamda aracılık hizmeti ifa ettiği, Davalı vekilince, ... katkı payına ilişkin tahsilat işleminin dayanağının T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından çıkarılan ... ... Şartnamesi, davacı ile Bakanlık arasında imzalanan sözleşme, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmeliğin 21/2. maddesi ile Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinin 132/A–4 ve 132/A–6. maddeleri olduğu, ...’ın bu düzenlemeler gereğince işlem tesis ettiği, bu nedenle faturalandırma işleminin kamu gücüne dayalı idari bir işlem niteliği taşıdığı, dolayısıyla uyuşmazlığın çözümünde görevli yargı yerinin adli değil idari yargı olduğu, bu kapsamda davanın “yargı yolunun caiz olmaması” sebebiyle reddi gerektiği, Ayrıca davacı ile Bakanlık arasında imzalanan sözleşmenin 32.2. maddesinde, sözleşmeden doğacak uyuşmazlıkların... (...) nezdinde çözümleneceğine dair açık hüküm bulunduğu, bu nedenle tahkim şartı gereği davanın esasına girilmeden reddi gerektiği, Davalı tarafından ... ... yarışması sonucunda katkı payı bedellerinin davacı dahil 11 farklı şirketten toplam 8.037.397.736,50 TL olarak tahsil edildiği, davacının da 485.470.044 TL katkı payı ödediği, bu bedellerin Şartname gereğince ... kapsamında değerlendirileceği, ...’ın bu tutarları piyasa işleticisi sıfatıyla tahsil edip, ... katılımcılarına ödemekle yükümlü olduğu, ...’ın aracılık faaliyeti kapsamında KDV Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği, bu kapsamda düzenlenen faturaların KDV’ye tabi olmasının yasal zorunluluk olduğu, davacının dilekçesinde dahi ...’ın aracılık faaliyeti yürüttüğünü kabul ettiği, Elektrik piyasasında gerek ... tarafından gerekse piyasa katılımcıları arasında düzenlenen tüm faturaların KDV’li olarak düzenlendiği, davacının KDV ödememesi halinde sistemin işleyişinde aksaklık doğacağı, zira ...’ın KDV tahsil etmemesi durumunda, ... kapsamında alacaklı olan şirketlere KDV ödemesi yapamayacağı, bunun da piyasa dengesini bozacağı, Davacının imzaladığı sözleşmenin “Vergi, Resim, Harç ve Diğer Giderler” başlıklı 22.1. maddesinde, Şartname ve ilgili mevzuattan doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesine ilişkin her türlü vergiden yarışmayı kazananın, yani davacının sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiği, dolayısıyla davacının KDV ödemekten sorumlu olduğu, Davacı tarafından ileri sürülen “katkı payı bedeline ek yükümlülük getirilemeyeceği” yönündeki iddianın, söz konusu sözleşme hükmü ve mevzuat karşısında dayanaksız olduğu, ayrıca yarışma dokümanındaki “ödenen tutarın yarışmacıya özel hak veya avantaj sağlamayacağı” ifadesinin vergisel yükümlülükleri kapsamadığı, Davacının KDV’den muaf tutulması halinde diğer ... yarışmacılarının da benzer taleplerde bulunacağı, bunun devletin ciddi bir vergi kaybına yol açacağı, ... kapsamında ...’a ödenen toplam 8 milyar TL tutarındaki katkı payı üzerinden hesaplanan KDV’nin de bütçe gelirlerinden eksileceği, Sonuç olarak, dava konusu KDV tahsilatının şartname, sözleşme ve piyasa mevzuatına uygun olduğu, davacının KDV ödeme yükümlülüğünün açık şekilde düzenlendiği, ...’ın kamu gücü kullanılarak tesis ettiği bu işlem yönünden görevli yargı yerinin idari yargı olduğu, ayrıca tahkim şartı gereği davanın adli yargıda görülemeyeceği, bu nedenlerle, davanın öncelikle yargı yolu caiz olmaması nedeniyle, ayrıca tahkim şartı gereği, esas bakımından da haksız ve dayanaksız olması nedeniyle reddine, davanın T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na ihbarına karar verilmesinin talep edilmiştir.İhbar olunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava; davacı şirket tarafından ... Sözleşmesi ve Teknik Şartname uyarınca ... tarafından düzenlenen faturalarda katkı payı bedeline ek olarak tahakkuk ettirilen KDV tutarlarından sorumlu olmadığının tespiti ile bu kapsamda ödenen ve dava süresince ödenecek KDV tutarlarının faiziyle birlikte iadesi talebiyle açıldığı, Her ne kadar faturalandırma işlemi ... tarafından tesis edilmekteyse de, ... Sözleşmesinin davacı şirket ile Bakanlık arasında imzalanmış olması, dava sonucunun Bakanlığı da etkileyecek nitelikte bulunması nedeniyle davaya müdahale talebinin kabulünün istenildiği, ... projelerinin temel amacının enerji maliyetlerini azaltmak ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artırmak olduğu, bu yönüyle projelerin Bakanlık enerji politikaları açısından önem taşıdığı belirtilerek davanın Bakanlığı doğrudan ilgilendirdiği ifade edildiği, Usul yönünden; dava konusunun KDV tutarına ve buna dair ödemelere ilişkin olması sebebiyle idari yargının görev alanında bulunduğu, dolayısıyla davanın Vergi Mahkemesinde görülmesi gerektiği, mahkeme aksi kanaatte olup görevsizlik kararı verilmemesi halinde tahkim ilk itirazında bulunulduğu, Esas yönünden ise; █████/2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yarışma ilanı kapsamında █████/2025 tarihinde gerçekleştirilen ... yarışması sonucunda davacı şirketin R24-... RES (90 MWe) projesini kazandığı, 3,25 ABD Doları-cent/kWh elektrik alım fiyatı ile MW başına 148.000 ABD Doları katkı payı ödeme yükümlüsü olduğu, katkı payının ...’a ödeneceği ve ödenen bedellerin ... kapsamında değerlendirileceğinin şartnamede açıkça düzenlendiği, █████/2025 tarihinde imzalanan ... Sözleşmesinin 22.1. maddesinde; sözleşmeden doğan her türlü vergi, resim, harç ve benzeri zorunlu giderlerin yarışmayı kazanana ait olduğunun hükme bağlandığı, bu itibarla KDV dahil tüm mali yükümlülüklerin davacı şirketin sorumluluğunda bulunduğu, Dava konusu işlemin usul ve mevzuat hükümlerine uygun olarak tesis edildiği, hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek; davaya müdahale talebinin ve görev itirazının kabulü ile haksız ve dayanaksız davanın usul ve esastan reddine karar verilmesinin talep edilmiştir.DELİLLERDavacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; Yarışma hakkındaki usul ve esasları düzenleyen şartname, ... Sözleşmesi, Katkı payının ödendiğine ilişkin 03.03.2025 tarihli dekont, Davalı ... tarafından düzenlenen 03.03.2025 tarihli fatura, 03.03.2025 tarihli müvekkil tarafından ihtirazı kayıtla ödenen KDV tutarına ilişkin dekont, .... Noterliği 14.03.2025 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname, Davalı ... tarafından düzenlen 08.04.2024 tarihli fatura, 07.04.2025 tarihli ihtirazı kayıtla müvekkil tarafından ödenen KDV tutarına ilişkin dekont, .... Noterliği 14.04.2025 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname, yarışma dokümanları hakkında yöneltilen sorular ve cevapları, Arabuluculuk Anlaşamama Son Tutanağı, teminat mektubu, bilirkişi incelemesi, bilirkişi incelemesi, tanık, yemin, isticvap, keşif, emsal yargı kararları ve her türlü sair yasal delile dayanmışlardır.GEREKÇE
:Dava; RES sözleşmesi ve teknik şartname uyarınca davalı tarafından düzenlenen faturalar ve katkı payı bedeline ek olarak tahakkuk ettirilen KDV tutarlarından davacı şirketin sorumlu bulunmadığına ilişkin menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir.Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-b maddesi hükmüne göre yargı yolunun caiz olması bir dava şartıdır. Aynı kanunun 115/2 maddesine göre dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilir. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olma dığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.Danıştay 13. Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarih █████████ E., █████████ K. nolu ilamında;"2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a bendinde; idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı iradeyle tesis ettiği kesin ve yürütülebilir idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı oldukları iddiasıyla, menfaati ihlal edilenler tarafından, idari yargı mercilerinde iptal davası açılabileceği düzenlenmiştir.İdari yargının görev alanının tespitinde belli başlı üç ölçüt kabul edilmektedir.Bunlardan kamu gücü ölçütüne göre, idare, tek yanlı, egemenliğin bir parçası olarak emretme gücü (kamu kudreti) kullanmaktadır ve ilgililere bu tek yanlı iradesini gerektiğinde zorla kabul ettirmek yetki- sine sahiptir. Bu sebeple idarenin kamu gücü kullanarak yaptığı işlemler ve eylemler, idari yargının görev ala- nına girer.Kamu hizmeti ölçütüne göre ise idari yargının görev alanı kamu hizmeti kavramıyla açıklan- maktadır. İdarenin kamu hizmeti görmek için yaptığı işlem ve eylemler, idare hukukunun alanına girmektedir, ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözüm yeri de idari yargıdır.Karma ölçüte göre ise idarenin üstlendiği hizmetlerin artması ve çeşitlenmesi, kamu hizmeti ölçütünü yetersiz kılmıştır. Günümüzde birçok kamu hizmeti, idare hukuku kurallarına göre değil özel hukuk kurallarına göre yürütülmeye başlanmıştır. Örneğin elektrik, doğalgaz dağıtım, iletim ya da elektronik haber leşme gibi.Bu sebeple, günümüzde idari yargının görev alanının tespitinde yürütülen faaliyetin nite- liğinden daha ziyade, faaliyeti yürüten ya da işlemi tesis eden ve uygulayan kuruluşun özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkiler kullanıp kullanmadığı önem taşımaktadır. İdarenin özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkiler kullanarak yaptığı işlem ve eylemlerinin denetiminin idari yargının görev alanına girdiği kabul edilmektedir."Yukarıda yer verilen ölçütlere göre kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemler bakımından işlemi tesis eden kuruluşun; özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş olması ya da yönetilmesi tesis edilen iş- lemin "idari" niteliğini değiştirmediği gibi, bu işlemlerin iptali için açılacak davaların da idari yargı merci- lerinin görev alanına girdiği kuşkusuzdur." denilmiştir.T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca düzenlenen Rüzgar Enerjisine Dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları ve Bağlantı Kapasitelerinin Tahsisine İlişkin Şartnamesi gereği kazanılan ... projesi için davacının davalıya ödediği 13.320.000 USD tutarında Katkı Payı sebebiyle ...'a KDV adı altında ödenen tutarlar bakımından ...'ın tahsil işleminin dayanağı olan EPDK kararlarının hukuka uygun olup olmadığı, davacının yaptığı ödemelerin Elektrik Piyasası mevzuatı hükümlerine göre kendisinden alınıp alınmayacağı hususları uyuşmazlık konusudur.Somut olayda, davacı ve davalı taraf anonim şirket ve özel hukuk tüzel kişisidir. Ancak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile davacı arasında imzalanan ...-... Kullanım Hakkı Sözleşmesi kapsamında davacı tarafın davalı ...'a şartname gereği ödemiş olduğu katkı payı tutarı KDV tahsilat işlemi özel hukuku aşan yetkiler kullanılarak yapılmış bir işlemdir. İşlemi tesis eden davalının özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş ve yönetiliyor olması kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemin idari niteliğini ortadan kaldırmayacağından uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği, adli yargı yolunun caiz olmadığı anlaşılmakla davanın dava şartı nedeni ile usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.HÜKÜM
: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;1-Yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile davanın HMK 114/1-b ve 115/2 maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE,2-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 615,40 -TL harcın başlangıçta peşin alınan 276.353,83-TL harçtan mahsubu ile bakiye 275.738,43-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,4-Yatırılan avanstan artan kısmın yatırana/ vekiline iadesine,Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Başkan ...¸e-imzalıdırÜye ...¸e-imzalıdırÜye ...¸e-imzalıdırKatip ...¸e-imzalıdır