Ön alım hakkı davasında temyiz kesinlik sınırının tespitinde davalının ileri sürdüğü gerçek taşınmaz bedelinin dikkate alınması gerektiği, aksi takdirde adil yargılanma hakkı ihlali.
Özet: Ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesi davacının talebini kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise davalının istinaf başvurusunu reddetmiştir. Davalı, taşınmazın gerçek piyasa değerinin yüksek olması ve haksız zenginleşme oluşacağı gerekçesiyle ön alım bedelinin güncel değer üzerinden belirlenmesini talep ederek kararı temyiz etmek istemiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi kararı miktar itibarıyla kesin kabul ederek temyiz başvurusunu reddetmiştir. Yargıtay ise, temyiz kesinlik sınırı belirlenirken sadece davacının değil, davalının savunma yoluyla ileri sürdüğü güncel piyasa değeri iddialarının da adil yargılanma ve savunma hakkı gereği mutlaka dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Kahramankazan 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 107 ada 29 parsel, 119 ada 5 parsel ve 119 ada 13 parsel sayılı taşınmaz paydaşlarından olduğunu, davalının bu taşınmazlardan pay satın aldığını, ön alım hakkı nedeniyle 107 ada 29 parsel, 119 ada 5 parsel ve 119 ada 13 parsel sayılı taşınmazlarda davalı adına kayıtlı payların tapu iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; satış tarihi ile dava tarihi arasındaki TÜFE oran artışı ve piyasa rayiç değerleri hesaplanarak ön alım bedelinin tespiti gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların ön alım hakkını kullanabilmesi için yasal koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. EK KARARBölge Adliye Mahkemesinin kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilince; 28.05.2025 tarihli ek karar ile kararın karar tarihi itibariyle geçerli olan temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı, miktar itibariyle kesin olan karara karşı yapılan temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.VI. EK KARAR TEMYİZİA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Ek Karar Temyiz SebepleriDavalı vekili; temyiz incelemesine konu kararın, kesin olmadığını temyiz incelemesi yapılması gerektiğini, satın alma tarihi ile dava tarihi arasındaki TÜFE oran artışı ve piyasa rayiç değerleri hesaplanarak şufa değerinin tespitini talep etmesine rağmen nazara alınmadığını, davacının mirasçı olarak hisse maliki olmadığını, maliki olduğu hisseleri diğer mirasçılardan satın aldığını, ön alım hakkını kullanma isteğinin kabul edilemeyeceğini, taşınmazların bulunduğu bölgede arazi fiyatlarının ciddi boyutta arttığını, 2021 yılındaki alış fiyatları ile ön alım hakkının kullanılmasının sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını ve bu durumun T.C. Anayasası'nın bağlayıcı hükümlerine aykırı olacağını, hak ihlaline neden olacağını, ön alım bedelinin bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacak gerçek piyasa rayiç bedeli olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve ek kararı temyiz etmiştir.C. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Bölge Adliye Mahkemesince, dava değerinin 2025 yılı kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığı açıklanarak kararın kesin olduğu belirtilmiş, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine dair ek karar verilmiştir.Dava değerinin belirlenmesinde inisiyatif davacı tarafta olsa da, Kanun'un 26. maddesinde düzenlenen “taleple bağlılık” ilkesi sadece davacının değil, davalının da taleplerinin nazara alınmasını emrettiğinden, kanun yoluna başvurulması halinde davacının talepleri yanında, davalının taleplerinin de Mahkemece değerlendirmeye alınması gerekir. Aksi halde, davacının belirlediği değeri aşan talepleri bakımından kararın davalı tarafça kanun yoluna götürülmesi ve denetlenmesi engellenmiş olacaktır. Bu durum, davalının davada kendisini savunmasına ve adil yargılanmasına engel olacak nitelikte bulunduğundan, temyiz hakkının dava değerine veya hüküm altına alınan değerine göre belirlenmesi sırasında Kanun'un 341. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri ile 362. maddenin ikinci fıkrası uyarınca istinaf ve temyiz sınırı belirlenirken davalı tarafın ileri sürdüğü taleplerin de nazara alınması kanuna, hukuka ve hakkaniyete uygun bir değerlendirme olacaktır.Somut olayda; davacı tarafça, dava konusu taşınmazların satış bedeli ve masrafları toplamından ibaret olan 409.027,50 TL üzerinden ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmiş, davalı yan ise taşınmazın gerçek bedelinin yüksek olduğunu ileri sürmüş, temyiz dilekçesinde de dava konusu taşınmaz değerinin bilirkişi raporunda belirlenmiş olan 48.580 USD olduğunu iddia etmiştir. Savunma yoluyla ileri sürülen değer, karar tarihi itibariyle geçerli olan temyiz kesinlik sınırının üzerinde olduğundan 28.05.2025 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı ile kesinleşme şerhinin kaldırılması gerekmiştir.2. Ek kararın ve kesinleşme şerhinin kaldırılması üzerine işin esası yönünden yapılan incelemede; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olacağı değerlendirilmekle; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Bölge Adliye Mahkemesince verilen 28.05.2025 tarihli EK KARARIN ve 20.03.2025 tarihli KESİNLEŞME ŞERHİNİN KALDIRILMASINA,Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 14.04.2025 tarihli asıl kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.