Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari satımdan kaynaklı beton kalitesi ve miktarı anlaşmazlığına ilişkin itirazın iptali davası.
Özet: Bu ticari itirazın iptali davasında, davacı şirket, davalıya satılan beton bedelinin tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatı talep ederken, davalı şirket ise fatura edilen beton miktarı ile fiilen dökülen miktar arasında fark olduğunu iddia ederek borcu olmadığını savunmuş ve kötü niyet tazminatı istemiştir; yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde, davacı sevk irsaliyelerine göre 87 m3 beton gönderildiği, ancak mahallinde yapılan ölçümlerde betonun fiili hacminin seçenekli olarak 59,215 m3 veya 83,513 m3 olarak hesaplandığı tespit edilmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
YAZIM TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu icra dosyası ile ... San. Ve Tic. A.Ş. tarafından davalı ... Tic. Ltd. Şti. arasında C 30 kodlu beton alım satımı gerçekleştiğini, davalı taraf 18.02.2023 tarihli fatura içeriğinde belirtilmiş olan C 30 kodlu beton yerine daha düşük nitelikli ve düşük kaliteli beton gönderildiği iddiasında bulunarak faturaya itiraz ettiğini ve fatura bedelini ödemeyeceğini bildirdiğini, buna karşılık ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap alacağının tahsili amaçlı icra takibi başlatıldığını, davalı taraf icra müdürlüğüne sunmuş olduğu itiraz dilekçesi ile söz konusu takibin konusu olan alacağa ve diğer ferilere itiraz ettiğini, davalının 45.949,49-TL borcu bulunduğunu, davacı icra takibinin başlatıldığı 17.04.2023 tarihine kadar borçlu şirkete iyi niyetini göstererek ödeme yapması için beklediğini ve şirket hakkında herhangi bir yasal işlem başlatmadığını, bu süre zarfı içerisinde borçlu ise borcunu ödemediğini belirterek davacı vekili davanın kabulü ile itirazın iptalini, davalının %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından fatura edilen m3 beton miktarı ile arsaya dökülen m3 beton miktarları arasında yapılan ölçümlerde farklar ortaya çıkması üzerine, davacı şirkete bildirilmiş ve görüşme sonucunda, davacı şirketin yönlendirdiği kişiler tarafından yapılan inceleme ve ölçümlemelerde de bu farkın olduğunu görüldüğünü, fatura ve fiiliyatta yapılan ölçümleme arasındaki farkı davacı firma kabul etmediğini, Beyoğlu ... Noterliği'nin 06.03.2023 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile davacı tarafından fazla istenen bedele karşılık olmak üzere 24.02.2023 tarih ve ... no.lu 45.843,00 TL lik iade faturası düzenleyerek muhatap firmaya tebliğ edilmesi üzerine bu kez muhatap firma 03.03.2023 tarih ve ... no.lu ve 45.843,00 TL bedelli iade faturasının karşılığı olarak iade faturası düzenlendiğini ve davalı firmaya tebliğ edildiğini, tebliğ edilen bu fatura iade edildiğini, davalı firmanın, davacıya iddia ettiği gibi bir borcu bulunmadığını belirterek davalı vekili davanın reddini, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını istemiştir.
ARAŞTIRMA;
1-Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası UYAP aracılığıyla dosya arasına alınmıştır. İncelendiğinde, davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine başlatılan cari hesap alacağına dayalı ilamsız icra takibi olduğu, takip çıkışının 45.949,49-TL alacak olduğu, davalı (borçlunun) █████/2023 tarihinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
2-Güneşli Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün █████/2025 Tarih ve ... Sayılı yazısı ile; davalı tarafın 2023 yılına ait Ba-Bs formları getirtilmiştir.
3-Boğaziçi Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün █████/2025 Tarih ve ... Sayılı yazısı ile; davacı tarafın 2023 yılına ait Ba-Bs formları getirtilmiştir.
Mahkemece gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişisinden ve █████/2024 tarihli duruşma tutanağının 3 numaralı ara kararı doğrultusunda █████/2024 tarihinde inşaat mühendisi bilirkişisi ile birlikte keşif yapılmış, bilirkişi raporu aldırılmıştır.
█████/2025 Tarihli İnşaat Mühendisi Bilirkişi Raporunda;
18.02.2023 tarihinde beton döküm işinin yapılmış olduğu, davacı tarafından gönderilen betonların sevk irsaliyelerine göre toplamının 87 m3 olduğu, 18.02.2023 tarihli 701 nolu faturanın sevk irsaliyelerine göre kesilmiş olduğu,
Alanda önceden/sonradan dökülen betonun kim tarafından döküldüğünü bilme imkanı yoktur. Bu yüzden beton kaplanan alanın ölçüleri alınarak dökülen beton miktarları seçenekli olarak hesaplanmıştır.
Mahallinde yapılan ölçüm sonuçlarına göre,
1. Seçenek- Davalı taraf beyanına göre toplam dökülen beton miktarının 59,215 m3 olarak hesaplanmış olduğu,
2. Seçenek- Depo alanında dökülen toplam beton miktarının 83,513 m3 olarak hesaplanmış olduğu,
Dava dışı ... Yapı tarafından 77 m3 C30 beton karşılığında ... Lojistik'e kesilen toplam 181.720,00 TL'lik faturanın içeriğindeki beton miktarının 77 m3 olması nedeniyle dava konusu depo alanında kullanılmış olmasının mümkün olmadığı,
Görüş ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, açık hesaba dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile davacının icra inkar tazminatı, davalının kötü niyet tazminatı istemlerine ilişkindir.
Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası UYAP aracılığıyla dosya arasına alınmıştır. İncelendiğinde, davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine başlatılan cari hesap alacağına dayalı ilamsız icra takibi olduğu, takip çıkışının 45.949,49-TL alacak olduğu, davalı (borçlunun) █████/2023 tarihinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Tarafların üzerinde anlaşamadıkları konuların, davacının icra takibindeki tutar kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, haksızsa icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı, davacının icra takibi başlatmasında kötü niyetli olup olmadığı, kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında satışa konu davalının arsasına dökülerek kullanılan betonun eksik gönderilip gönderilmediği, bu kapsamda bu faturadan dolayı davalının davacıya borçlu olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, deliller toplanmıştır.
2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ███████-1634 Esas - ████████ Karar sayılı ilamı).
6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
Davacı taraf, dava dilekçesinde, davacı tarafından davaşıya C 30 kodlu beton satıldığını, bu kapsamda aralarında ticari ilişki bulunduğunu, davalı tarafın █████/2023 tarihli fatura içeriğinde belirtilmiş olan C 30 kodlu beton yerine düşük kaliteli bir beton gönderildiğini iddia ederek faturaya itiraz ettiğini ve bedelini ödemediğini ileri sürmüştür.
Davalı taraf cevap dilekçesinde, davacının fatura ettiği m3 beton miktarı ile arsaya dökülen beton m3 miktarı arasına fark olduğunu, bu nedenle, 45.843,00-TL'lik iade faturası düzenlendiğini, davacının buna karşılık iade faturası düzenlediğini, davalının bunu iade ettiğini ileri sürmüştür.
Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-███████ md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin █████/2018 tarih █████████E. █████████K. sayılı ilamı).
Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2015 tarih █████████ Esas ██████████ Karar sayılı ilamı).
Yapılan açıklamalar çerçevesinde mahkememizce tarafların ticari defterlerinin incelenmesi suretiyle bilirkişi raporu aldırılmasına karar verilmiş ise de, davacının süresi içinde bilirkişi ücreti için delil avansını yatırmaması nedeniyle bu hususta rapor aldırılamamıştır.
Mahkememizce █████/2024 tarihli duruşma tutanağının 3 numaralı ara kararı doğrultusunda █████/2024 tarihinde inşaat mühendisi bilirkişisi ile birlikte keşif yapılmış, bilirkişi raporu aldırılmıştır. █████/2025 tarihli inşaat mühendisi bilirkişi raporunda özetle; "18.02.2023 tarihinde beton döküm işinin yapılmış olduğu, davacı tarafından gönderilen betonların sevk irsaliyelerine göre toplamının 87 m3 olduğu, 18.02.2023 tarihli 701 nolu faturanın sevk irsaliyelerine göre kesilmiş olduğu, Alanda önceden/sonradan dökülen betonun kim tarafından döküldüğünü bilme imkanı yoktur. Bu yüzden beton kaplanan alanın ölçüleri alınarak dökülen beton miktarları seçenekli olarak hesaplanmıştır. Mahallinde yapılan ölçüm sonuçlarına göre,1. Seçenek- Davalı taraf beyanına göre toplam dökülen beton miktarının 59,215 m3 olarak hesaplanmış olduğu, 2. Seçenek- Depo alanında dökülen toplam beton miktarının 83,513 m3 olarak hesaplanmış olduğu, Dava dışı ... Yapı tarafından 77 m3 C30 beton karşılığında ... Lojistik'e kesilen toplam 181.720,00 TL'lik faturanın içeriğindeki beton miktarının 77 m3 olması nedeniyle dava konusu depo alanında kullanılmış olmasının mümkün olmadığı", görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı değerlendirildiği, tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılamamış ise de, aralarında beton satımı konusunda bir ticari ilişkinin bulunduğunun, bu kapsamda davacı tarafından davalıya fatura tanzim edildiğinin ve sevk irsaliyesine göre davalıya teslim edildiğinin sabit olduğu, zaten davalının, aralarında ticari ilişki olmadığı veya faturaya konu betonun teslim edilmediği yönünde bir savunmasının bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalının teslim edilen betonun eksik olduğu, taşıması gereken niteliği taşımadığı iddiasıyla davacıya iade faturası düzenlemesinden kaynaklandığı, HMK’nın 190/1 maddesi gereğince kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın iddiasını ispatla yükümlü olduğu, somut olayda davalının ayıp/eksik ifa iddiasını ispat eden somut bir delil sunmadığı, bu hususta davalı tarafından faturaya konu betonun teslimi sırasında veya hemen sonrasından eksik ifayı ortaya koyan bir tespit yaptırılmadığı, bu nedenle iddialarını somut olarak ortaya koyan bir veri bulunmadığı, davalı her ne kadar eksik betonunun dava dışı bir firmadan satın alındığını beyan ederek buna ilişkin fatura sunmuş ise de, söz konusu üçüncü şahıstan alınan betonun nerede kullanıldığını mahkememizce bilinmesinin ve tespit edilmesinin mümkün olmadığı, yine her ne kadar mahkememizce keşif yapılmış ise de, alanda önceden/sonradan dökülen betonun kim tarafından döküldüğünü, davacı tarafından satılan betonun hangi alanda kullanıldığını bilme imkanının bulunmadığı, bu nedenle söz konusu rapordaki tespitlerin afaki nitelikte olduğu, sonuç olarak, davalı ticari ilişkiyi ve faturaya konu betonun teslimini kabul ettiğine göre, teslim edilen betonun ayıplı veya eksik olduğu hususundaki ispat yükünün artık davalıya ait olduğu, ancak davalının bu iddialarını ispatlar somut bir delil sunmadığı, bu nedenle davalı tarafından, davacıya düzenlenen (daha sonra da karşılıklı olarak birbirlerine devamlılık arz edecek şekilde iade olunmaya devam olunan) iade faturasının yerinde olmadığı, davacının iddiası, davalının savunması kapsamında, davacının davalıdan icra takibine konu tutarda alacaklı olduğunun kabulünün gerektiği anlaşılmakla, Davanın kabulüne, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında, davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin, 45.949,49-TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle devamına karar verilmiştir.
Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre, somut olayda davalının ayıp-eksik ifa savunmasında bulunduğu ve söz konusu hususların tartışılması gerektiğinden, alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olmadığı anlaşılmakla, davacının icra inkar tazminatı talebi yerinde görülmemiştir.
HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE
Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında, davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin, 45.949,49-TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle DEVAMINA,
2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Alınması gereken 3.138,81-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 784,71-TL peşin harcın indirilmesi ile eksik kalan 2.354,10-TL eksik harcın davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 784,71-TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.054,56-TL harcın davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 5.897,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,
6-Arabuluculuk ücreti 3.120,00-TL'nin davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,
8-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!