İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinden, taşıma sırasında hasarlanan eşyaların ardiye/lojistik hizmet bedeli alacağı itirazın iptali davasında sözleşme yokluğu gerekçesiyle verilen istinaf kararı.
Özet: Bir lojistik şirketinin, nakliye sırasında hasar gören malların depolanması ve imha edilmesi hizmet bedeli için mal sahibinden alacak talebinde bulunduğu itirazın iptali davasında, davacı fatura ve hizmet karşılığını ileri sürmüş; davalı ise taraflar arasında herhangi bir sözleşme ya da onayın bulunmadığını, malların bilgisi dışında depolandığını ve asıl sorumlunun nakliyeci olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi, taraflar arasında doğrudan veya dolaylı olarak akdedilmiş yazılı bir sözleşme veya davalının malların davacı antreposunda depolanmasına dair bir talimat veya onay bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA N
: ████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (... hizmetinden kaynaklanan)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında, davalıya ait emtianın yurt dışından Türkiye'ye getirilmesi için yapılan yapılan taşıma sözleşmesinden kaynaklanan, ... ve lojistik hizmet bedelinin ödenmesi için davalıya fatura kestiklerini, faturanın davalıya tebliğ edilmesine rağmen alacaklarının ödenmediğini, alacağın başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında herhangi bir sözleşme ya da ticari ilişki bulunmadığını, dava konusu faturada belirtilen malların müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında davacı şirketin antreposuna konduğunu, davacı şirket ile emtiayı taşımayı üstlenen dava dışı şirket arasında organik bağ bulunduğunu, her iki şirketin haksız kazanç elde etme amacıyla birlikte hareket ettiğini, her iki şirketin ortaklarının ve yetkililerinin aynı olduğunu, müvekkilinin ithal ettiği emtianın dava dışı ...Lojistik Hizmetleri.. Ltd. Şti. tarafından taşındığı esnada, 29.01.2014 tarihinde Bulgaristan'da aracın devrilmesi sonucu emtianın tamamının hurdaya ayrıldığını, hurdaya ayrılan malların dava dışı nakliye firması tarafından davacı şirkete teslim edildiğinin daha sonra öğrenildiğini, dava dışı taşıyan şirket ile zararın giderilmesi için görüşmeler yapıldığını, kendilerine ... bedeli tahakkuk ettirilmeyeceğinin bildirildiğini, müvekkili şirketin zararının taşıyan şirkete ihtarname gönderildikten dört ay sonra giderildiğini, TTK m.875 gereği eşyanın zarara uğraması, ziyaı, tesliminin gecikmesinden doğan zararlardan taşıyanın sorumlu olduğunu, taşıyan şirketin malların davacıya müvekkili tarafından teslim edilmediğini, ... ücretinden malların hasara uğramasına sebep olan dava dışı şirketin sorumlu olduğunu, ... ücretinin fahiş ve haksız olduğunu, ticari teammüllere uygun olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştirİlk derece mahkemesince verilen 27.11.2017 tarih ve 2016/3 Esas, ████████ Karar sayılı ilam ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 03.04.2018 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı ile, taraflar arasındaki elektronik posta yazışmalarının tam olarak değerlendirilmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. Mahkemece bu kaldırma kararı sonrası deliller toplanarak yargılama yapılmıştır.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davacı yanca davalıdan lojistik hizmet bedeli açıklamasına havi faturaya dayalı olarak talepte bulunulmuş, dava dilekçesinde fatura içeriğinin ... ve lojistik hizmetine ilişkin olduğu bildirilmiş, yargılamanın devam eden aşamalarında ise faturanın ... hizmeti kapsamında imha ücretine ilişkin olarak düzenlendiği açıklamasında bulunulmuştur. İddia ve savunma kapsamında, davalı tarafından ithal edilen bir kısım ürünlerin taşınması işinin dava dışı ... tarafından üstlenildiği, taşıma esnasında meydana gelen kaza sonucu hasara uğrayan malların davacı şirket antreposuna getirilerek muhafaza edildiği ihtilafsız haldedir. TTK'nun 881. maddesine göre; taşıyıcı, eşyanın zıyaı veya hasarı halinde, 880 inci madde uyarınca ödenmesi gereken tazminattan başka, zararın saptanması için yapılması zorunlu olan giderleri de tazminle yükümlüdür. Taşıma sürecinde meydana geldiği sabit olan hasarlanmadan anılan yasal düzenlemede belirtildiği üzere dava dışı taşıyıcı sorumlu olmakla birlikte, dava dışı taşıyıcı tarafından yük ilgilisi hesabına dolaylı temsil yetkisiyle ardiye sözleşmesi akdedilmesi de mümkündür. Ancak davacı yanca davalıyla ve/ veyahut da davalıyı temsilen dava dışı taşıyıcı ile akdolunan yazılı bir sözleşme ibraz edilememiştir. Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan mail yazışmalarında hasarlanan mallara ilişkin gümrüğe terk talimatı verildiğine ilişkin açıklamaya yer verilmişse de, ürünlerin muhafazası noktasında davacı şirket işletmesindeki antrepoya bırakılmasına ilişkin talimat veyahut onaya rastlanılmadığından taraflar arasında dolaylı temsille kurulan bir sözleşmenin varlığı da kabul edilmemiştir. Öte yandan, davacı yanca ardiye hizmetinden davalının faydalandığı ve olayda vekaletsiz iş görme hükümlerinin uygulanması gerektiği savunulmuşsa da teknik bilirkişi tarafından ardiye hizmetine konu malların tam zayi olarak tespit ve teyit edilmiş olması nedeniyle alıcı konumundaki davalı şirketin uyuşmazlık konusu mallar üzerinde menfaatinin kalmadığının, malların da ardiyeye tabi mallardan olmadığının tespit edilmiş olması karşısında davacının bu yöndeki iddiaları da yerinde görülmemiş; bu bağlamda ve tüm dosya kapsamı itibariyle dava dışı taşıyıcının sorumluluğuna yönelik hasar tespiti amacıyla davacının işletmesindeki antrepoya bırakılan mallara ilişkin olarak davalının sorumluluğunu gerektirecek sebeplerin tespit ve ispat olunamaması nedeniyle davacının davalıdan alacak talebinin yerinde olmadığı..."gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Ardiye ücretinin varlığının kesin olduğunu, bundan kimin sorumlu olduğunun netlik kazanması gerektiğini, müvekkili ile davalı arasında yazışmaların olduğunu ve sözlü akit kurulduğunu, vekaletsiz iş görme hükümlerinin uygulanması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, ... ve lojistik hizmeti ücretinin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindirİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalının Almanya'dan ithal ettiği emtia, nakil aracının Bulgaristan'da devrilmesi sonucu hasar görerek kullanılamaz hâle gelmiştir. Hasarlanan emtia, davacının işlettiği antrepoya bırakılmıştır. ... ücreti için düzenlenen fatura bedelinin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine başlatılan takip davalının itirazı üzerine durmuştur. Davalı, hasarlı emtianın davacının antreposuna konulması hususunda bilgisinin ve talimatının bulunmadığını, bu sebeple borçtan sorumlu olmadığını, ayrıca taşıma işinin dava dışı şirket tarafından yapıldığını, malların bu şirket tarafından davacının antreposuna bırakıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Taşıyıcı şirkete dava ihbar edilmesine karşın şirket davaya katılmamıştır.Dosyanın incelenmesinde, ilk derce mahkemesince daha önce davanın reddine dair verilen 27.11.2017 tarihli kararının davacı yanca istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin ████████ E. ████████ sayılı kararı ile "... taraflar arasında gerçekleştiği belirtilen e-mail yazışmalarının hiç değerlendirilmemiş, zarar gören emtiaların davacı tarafından işletilen antrepoya davalının bilgisi ve onayı dahilinde bırakılıp bırakılmadığı bu beyanlar ışığında ilk derece mahkemesince hiç tartışılmamıştır.İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında, davalının bu savunması ve delillerini tartışmadığı gibi taraf şirketlerin yetkilileri arasındaki yapılan yazışmaları da tartışmadan ve dava dışı taşıyan şirketin emtiaları davacının antreposuna bırakırken taşıtanın adına hareket edip etmediği veya kimin adına hareket ettiği, bu konudaki mevzuat (TTK'nın taşımaya ilişkin hükümleri) ışığında irdelenmeden... karar vermiştir..." gerekçesiyle kaldırılmıştır.Davacı istinaf başvurusunda davalı taraf ile yazışmaları yapıldığı ve taraflar arasında sözlü akit kurulduğunu, vekaletsiz iş görme kapsamında lehine işi görülenin davalı olduğunu ve bu nedenle hizmet bedelinin davalı tarafından ödenmesi gerektiğini belirtmiştir. TBK'nın 1.maddesine göre sözleşmenin kurulması, tarafların karşılıklı iradelerinin bir birine uygun açıklanması ile mümkündür. Sözleşmelerde kural olarak şekil şartı bulunmadığı TBK'nın 12.maddesinde düzenlenmiştir. Yalnızca yasada belirtilen sözleşmeler yönünden belirlenen şekil şartına uyulması gerekmektedir. Saklama sözleşmesi herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Bu nedenle tarafların iradesinin sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşması halinde sözleşmenin kurulduğundan söz edilebilir. TBK'nın 561 ve devamı maddelerinde belirtilen sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde tarafların iradelerinin asaleten veya temsilen uyuştuğunun davacı tarafından kanıtlanması gerekir.Uygulamada taşıyıcıların öncesinde emir ve talimat olmaksızın taşınan emtia sahibi hesabına dolaylı temsil yetkisine dayanarak ticari saklama sözleşmesi yamaları mümkündür. Zira taşıma sözleşmesi ile taşıtılan mal bakımından gerekli ve zorunlu olan gümrük, lojistik, saklama vb. Sözleşmeler bakımından taşımacının, gönderenin temsilcisi olduğu kabul edilmelidir. Dava konusu taşımadaki emtia yurt dışı taşıması sırasında hasarlanarak telef olmuş ve imha işlemleri için davacının antreposunda bekletilmiştir. Saklama sözleşmesinin TBK hükümlerine tabi olması ve bu işlemin yurt içinde olması nedeniyle TTK ve TBK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. TTK'nın 881. maddesi gereği taşıyıcı, ödenmesi gereken tazminattan başka, zararın saptanması için yapılması zorunlu olan giderleri de tazminle yükümlüdür. Sunulan elektronik posta yazışmalarında, açık şekilde taraflar arasında bir saklama sözleşmesi ilişkisinin bulunduğuna işaret eden herhangi bir beyan veya açıklama bulunmamaktadır. Davacı, davalının taşımacı ve antrepocu şirket arasındaki organik ilişkiyi ortadan kaldırıcı ve saklama sözleşmesinin varlığını kanıtlayıcı herhangi bir delil sunmamıştır. Vekaletsiz iş görme hükümlerine göre olayın değerlendirilmesinde, tam zayi olarak tespiti yapılan emtia hakkında davalı şirketin herhangi bir menfaati kalmamıştır. Dosya içeriğinde bulunan mail görüşmelerinden davalının malların antrepoya bırakıldığı hakkında bilgi sahibi olduğu, bu hususlara ilişkin masraf kalemlerinin kendilerine iletilmesi taleplerinin bulunduğu, tüm bu süreçlere ilişkin bilgileri talep ettikleri anlaşılmakla birlikte, davalının davacı ile akdî bir ilişki kurduğuna ilişkin bir iradeye rastlanmamıştır. Dolayısıyla davacı tarafın aralarında sözlü veya yazılı akit kurulduğu iddiası ispatlanamamıştır. Tüm bu nedenlerle davacının yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM
: Açıklanan bu gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 09.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.KANUN YOLU
: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca konusunun miktarına göre karar kesindir.