Kamu kurumu tarafından sözlü talimatla sözleşme dışı yaptırılan imalat ve yapım işleri bedeli alacağında, işlerin yüklenici tarafından yapıldığı karinesinin aksinin idarece ispatlanamadığı durumlarda alacak tahsili.
Özet: Davacı yüklenicinin, davalı kamu kurumundan sözlü talimatla yaptığı inşaat işlerinin bedelini tahsil talebiyle açtığı davada, alt mahkemeler yazılı sözleşme ve ihale kanunu gereklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle davayı reddetmişse de, üst mahkeme; keşif ve bilirkişi raporuyla işlerin yapıldığının ve davalı tarafından kullanıldığının sabit olması, ayrıca kurumun sözleşme dışı işlerin başkası tarafından yapıldığını ispat edememesi halinde yüklenici tarafından yapıldığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği yönündeki yerleşik içtihadıyla, yüklenicinin alacak talebini haklı görerek ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.
6. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı idarenin “.... Kampüsü” bünyesinde bir kısım imalât ve yapım işlerinin davalı idarenin amirlerinin sözlü talep, talimat ve denetimi altında müvekkili yüklenici tarafından yapılarak her türlü eksik ve ayıptan uzak olarak 2010 yılı içerisinde davalı idareye teslim edildiğini, teslim edilen ve 2010 yılından bu yana davalının fiili kullanımında olan imalât ve yapım işleri sebebiyle yapım yılı fiyatları üzerinden oluşan alacaklarının KDV dahil toplam 153.652,10 TL olduğunu, alacaklarının ödenmesi yönünde yaptıkları başvurulara rağmen davalı idare tarafından ödeme yapılmadığını belirterek dava konusu imalât ve yapım işlerinin yapım yılı piyasa fiyatları üzerinden hesaplanan bedeli olan 153.652,10 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap delikçesinde; üniversitenin bir kamu kurumu olduğunu, idare için yapılacak iş ve hizmetlerde ihale kanunu hükümlerine riayet etmeksizin mal ve hizmet temininin mümkün olmadığını, davacının iş ve imalâtlarda bulunduğuna ilişkin idarede herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi bedeli ödenmeyen iş ve imalâtın da görülmediğini, idarenin şifahi talepler üzerine iş ve imalâtlarda bulunulamayacağını, basiretli işadamı olduğu varsayılan tacirlerin bu denli yüksek maliyetli ticari faaliyetleri yazılı belge olmaksızın yapmış olacağının kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu denli büyük çapta işin yapılabilmesi için ortada somut hiçbir belge bulunmadığını, üniversitenin Sayıştay denetimine tabi olduğunu, böylesi imalâtların yasal mevzuata uyulmaksızın yapılmasının mümkün olmadığını, yapılan işin ticari iş olması nedeniyle davacının ispat yükümlülüğünü tanık ile değil yazılı belge ile yerine getirmesi gerektiğini, dava konusu alacak miktarına göre HMK gereği senetle ispat edilmesi gerektiğini, iddia olunan işlere dair yazı talep formu veya iş emri veya esas delil niteliğine haiz olacak bir fatura bulunmadığını, yapılan iş karşılığında borçlandıkları tutarı göstermek üzere idareye fatura verilmediğini, ayrıca davacının KDV'yi talep etmesinin de mümkün olmadığını, ticari faiz istenilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi 03.06.2021 tarihli kararı ile davalının kamu kurumu olması sebebi ile davaya konu işi Kamu İhale Kanunu hükümlerine göre yapması gerektiği, davacının söz konusu yapım işini ihale ile aldığına ilişkin olarak herhangi bir belge ibraz edemediği, davalı tarafından davacının iddialarının kabul edilmediği, yine davacı ile davalı taraf arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, davacı tarafın sözlü olarak taraflar arasında kurulmuş olduğu ileri sürülen sözleşmenin bir eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, eser sözleşmesinin yazılı şekle tabi olmasa da sözleşmenin varlığının dava değeri de dikkate alınarak tanıkla ispat edilemeyeceği, senetle kanıtlamasının zorunlu olduğu, somut olayda, eser sözleşmesinin varlığının davacı tarafından yazılı belge ile kanıtlanamadığı gibi HMK'nın 202. maddesine uygun delil başlangıcı mahiyetinde bir delil de sunmadığından akdi ilişkinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2022 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce; taraflar arasında, 31.07.2008 - 08.09.2009 tarihleri arasında olmak üzere muhtelif tarihlerde 9 adet eser sözleşmesi yapıldığı, dava konusu 5 kalem işin ise bu sözleşmelerin dışında kalan işler olduğu, 24.02.2021 tarihli keşif ve bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi bu işlerin yapıldığı, imalâtların tamamının yerinde mevcut olduğu, Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre iş sahibi sözleşme dışı yapılan işlerin başkası tarafından yapıldığını ispat etmediği sürece sözkonusu işlerin yüklenici tarafından yapıldığının karine olarak kabul edildiği, bu karinenin aksinin iş sahibince ispatı gerekmekle, davalı iş sahibi tarafından karinenin aksinin ispat edilemediği, dolayısıyla bu işlerin sözleşme harici yapılan yapılan işler olduğu ve vekaletsiz iş görme hükümleri çerçevesinde yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilerek, yapıldığı yıl rayiç değerleri hesaplattırılarak hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma kararı neticesinde yapılan inceleme ve değerlendirmede davacı tarafından dava konusu yapılan işlere ilişkin fotoğraflar sunulduğu, davalı tarafından yapılan işin inkâr edildiği, ancak işin kime yaptırıldığının yöntemince ispat edilemediği, dolayısıyla mahkemece Yargıtay bozma kararı da dikkate alınarak işin davacı tarafından yapıldığına kanaat getirildiği, Yargıtay bozma kararı doğrultusunda işin yapıldığı yıl rayiç bedellerine göre tespit yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, düzenlenen 29.12.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre işin yapıldığı 2010 yılı rayiç bedellerinin KDV dahil 137.234,00 TL olduğunun mütalaa edildiği, mahkemece söz konusu raporun yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilerek hükme esas alındığı, dolayısıyla söz konusu rapor doğrultusunda davacının davasında kısmen haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin emsal ilamı gereği davanın reddi gerektiğini, bozma ilamının gerekçesinin hukuki olmadığını, gerekçenin kabul edilemeyeceğini, ispat yükünün davacının üzerinden alınarak davalı müvekkiline yükletilemeyeceğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasındaki eser sözleşmesi dışında kalan işlere dair iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!