T.C. İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, pilates salonu devrinde sözlü anlaşmaya dayalı %50 adi ortaklığın tespiti ve ihtiyati tedbir talepli dava.
Özet: Davacı, davalı ile sözlü anlaşarak 300.000 TL bedelle devraldıkları bir pilates salonu işletmesinde %50 adi ortak olduğunu, işletmeye sermaye ve emek katkısında bulunduğunu ancak davalının ilerleyen süreçte ortaklığı inkar ederek kâr payını ödemediğini ileri sürerek ortaklığın tespiti ve ilgili kurumlara tescili talebiyle dava açmış; mahkeme ise davalının henüz tebliğ almadığı bu tespit davasında, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmaması ve ticari dava niteliği taşımamasının görev ilişkisi açısından resen incelenmesi gereken bir kamu düzeni meselesi olduğunu değerlendirmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████KARAR NO
: ████████DAVA
: TespitDAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:TALEP
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile önceden arkadaşlığı olan davalı ... -----adresinde mevcut eşyalarıyla birlikte bulunan pilates salonunun devir alınmasi için pilates salonu sahibi olan ----- adlı kişi ile toplam 300.000 TL. (Üçyüzbin TL) bedel ile anlaştıkları, devir alınan bu pilates salonunda davacı müvekkil ile davalı ... yani yarı yarıya ortak olacaklarını sözlü olarak beyan ederek konuya tanık olanların huzurunda güven esasına dayalı olarak anlaştıkları, ortaklık kapsamında müvekkilinin her türlü iş için emek ve para sarf ettiği, ortaklığın büyümesinde her türlü yükümlülüğü yerine getirdiği, ancak ilerleyen süreçte davalı tarafından davacının ortaklık olgusu inkar edildiği ve müvekkili huzurdaki davayı açmak zorunda kaldığı, ortak olarak devralınan pilates salonunun toplam 300.000 TL (Üçyüzbin. TL.) ödemesi için ilk etapta işletme sahibi ------ 10.000 TL (Onbin TL) kaparo bedeli gönderildiği, sonrasında da 09.12.2024 tarihinde 200.000 TL (İkiyüzbin TL) gönderildiği, kalan 90.000 TL ise her ay 10.000 TL olarak taksitle şirket kasasından ödenmesine karar verildiği, tüm ödemelerin davalının hesabından alacaklı ----- gönderildiği, Müvekkilinin davacı, yarı yarıya ortak olduğu için payına düşen 150. 000 TL nin, 100.000 TL. (Yüzbin TL.) davacı müvekkilimin-------nolu ibanından davalı ...'ın ------- nolu ibanına “------ - BEDELİ” açıklaması ile 09.12.2024 tarihinde gönderdiğini, Davalı ..., pilates salonundan elde ettiği geliri, tüm giderler ve diğer ödemeleri düştükten sonra davacı müvekkilimin kar payını aşağıda dökümünü yapılan şekilde banka havalesi ile göndermeye başladığı, İşletmenin muhasebe kayıtlarının tutulması içinde yine davacının bir yakını tarafından tavsiye edilen muhasebeci ile anlaşıldığı, Davalı ...'ın, devir alınan pilates Salon tam olarak kurulup, müşteri potansiyeli artmâya başlayınca artık bu işletmeyi tek başına yürütmek istemiş, yarı yarıya ortağı olduğu davacı müvekkiline haksız ve kötü niyetli olarak ortaklık hissesini devretmeyeceğini ve ortaklık payını da vermeyeceğini söyleyerek iletişim yollarını kapattığı ileri sürülerek Haklı davanın kabulüne, Davacının hak kaybına uğramaması için karar kesinleşinceye kadar işletmenin devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına, Davacı ...'un davalıya 10.12. 2024 tarihinden itibaren %50 “oranında adi ortak olduğunun tespitine, davacı ...'un %50 ortaklık hissesinin ilgili kurumlara tesciline, mahkeme masrafları ve” vekalet ücretinin kârşi tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava adi ortaklığın tespiti ve işletme devrinin talebi istemidir.Adi ortaklık; iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir (TBK. 620/1 md.). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzelkişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (sermaye paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur.Diğer taraftan, adi ortaklığın tüzelkişiliği bulunmadığından; ortaklık mamelekine ilişkin alacaklar hakkında aktif taraf ehliyeti tüm ortaklara ait olduğu gibi, üçüncü kişiler tarafından adi ortaklığa yöneltilen davanın konusu ortakların el birliği ile tasarrufta bulunabilecekleri bir edimse, el birliği ile mülkiyet ilkesi nedeniyle davanın tüm ortaklara yöneltilmesi gerekir. Nitekim, dava dilekçesinde bahsi geçen davaların da davacı ve davalı şirkete karşı açıldığı anlaşılmaktadır.6102 sayılı TTK. 4. maddesine göre bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir.Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır" şeklinde düzenlenmiştir.Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.Davacının dava tarihi itibariyle vergi açılışı olmadığından tacir ya da esnaf olması mümkün değildir. 6100 sayılı HMKnın 2. maddesi "dava konusu değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir" davacının mesleği gereğince tacir veya esnaf olmadığı sabit olmakla uyuşmazlığa Asliye Hukuk Mahkemesi bakması gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;1-)6100 Sayılı HMK m.114/c ve m.115/2 gereği göreve yönelik dava şartı yokluğundan davanın USÛLDEN REDDİNE,2-)Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, GÖREVLİ MAHKEMENİN ------ ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,3-)6100 Sayılı HMK m.21 kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili Mahkemeye gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,4-)6100 Sayılı HMK m.331/2 uyarınca harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli Mahkemece değerlendirilmesine,Dair; tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi.