İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde taşıma sözleşmesinden doğan itirazın iptali davasında, kargo ücreti alacağı ile kayıp kargo ve fazla faturalandırma iddialarının değerlendirilmesi.
Özet: Bir kargo taşıma şirketi, müvekkili ile yaptığı taşıma sözleşmesi kapsamında sunduğu hizmetlere ilişkin 13.772,87 TL tutarındaki fatura bedelinin tahsili amacıyla diğer şirket aleyhine icra takibi başlatmıştır; taşıma şirketi, taşıma taahhüdünü özenle yerine getirdiğini ve davalının ödemeyi yapmadığını iddia etmektedir. Davalı şirket ise icra takibine yaptığı itirazda, taşıma şirketinin Amerika Birleşik Devletlerine gönderilmek üzere teslim edilen kolileri kaybettiğini, diğer gönderilerde gerçek ağırlığın üzerinde faturalandırma yaparak fazla ücret talep ettiğini, bu nedenle düzenlediği iade faturalarının taşıma şirketinin yetkilisi tarafından teslim alındığını ve kendisinin taşıma şirketine borçlu olmadığını, aksine alacaklı olduğunu savunmuştur. Dava, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ve taşıma şirketi lehine icra inkar tazminatı talebi üzerine açılmıştır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI
: ███████ Esas- ████████ KararTARİH
: █████/2022DAVA
: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)KARAR TARİHİ
: █████/2025İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında kargo taşıma sözleşmesi imzalandığını, sözleşme unsurları gereği taşıyıcının taşıma taahhüdünde bulunduğunu, gönderenin ise taşıma ücretini vermeyi borçlandığını, sözleşme içerisinde mesafelere ulaştırma saatleri, davalı ve müvekkili şirketin yükümlülükleri, ücret tarifesi ve ödeme şekli, uyuşmazlık durumunda yetkili mahkeme hususlarının belirlendiğini, müvekkili şirketin kargo sözleşmesindeki taşıma taahhüdünü özen ve ivedilikle yerine getirmiş olduğunu, yapılan taşıma işlemleri neticesinde faturaların kesildiğini, E-Arşiv fatura kapsamında elektronik belge biçiminde oluşturulan faturaların davalı tarafa hem elektronik ortamda, hem de fiziken teslim edildiğini, ancak davalının müvekkili şirket tarafından 2018 tarihinde gerçekleştirilmiş olan taşıma hizmetine karşılık olarak ödemesi gereken ücreti ödemediğini ve bu fatura değerlerinin toplamının 13.772,87 TL olduğunu, müvekkili şirket tarafından bahse konu alacağın tahsili amacıyla davalı taraf ile defalarca iletişime geçilmiş olsa da, davalının borcunu ödemekten kaçındığını ve akabinde müvekkili şirket tarafından İstanbul 33.İcra Müdürlüğü'nün ... E. numaralı dosyasıyla icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı tarafından bu takibe kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davalı tarafından haksız ve alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla takibe itiraz edildiğini beyanla davanın kabulü ile takibin asıl alacak yönünden devamına, kötü niyetli davalının İcra İflas Kanunu m.67/2 uyarınca asıl alacak ve tüm ferileri üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ürettiği mamullerin yurt içi ve yurt dışı gönderimi için davacı şirket ile taşıma sözleşmesi akdettiğini, davacı şirket ile müvekkili arasında akdolunan taşıma sözleşmesi gereği, davacı şirketin müvekkili şirketin kargolarını eksiksiz, sağlam ve zamanında teslim etmekle yükümlü olduğunu, ancak davacı şirketin taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine, Türk Ticaret Kanunu kapsamında belirlenen özen yükümlülükleri ile taraflar arasındaki güven ilişkisine aykırı davranarak, müvekkili şirketin Amerika Birleşik Devletleri'ne gönderilmek üzere kendisine tevdi ettiği ve kendi zilyetliğinde bulunan kolileri kaybettiğini ve müvekkiline ait kolilerin kilogramlarını gerçeğe uygun olmayan ağırlıklarda gösterdiğini, davacı şirketin Amerika Birleşik Devletleri'ne gönderilmek üzere müvekkili şirket tarafından kendilerine teslim edilen kolileri kaybetmiş olmasına rağmen bu kolilere ilişkin taşıma işini yerine getirmiş gibi gönderim bedeli faturası kesmiş olduğunu ve müvekkili şirketin, diğer gönderimlerinde ise kolilerin gerçek ağırlığının üzerinde ağırlık göstererek müvekkiline gerçek gönderim bedelinin üzerinde fazla faturalandırma yaptığını, müvekkili şirketin ... No'lu 23 kg kayıp koliye yönelik olarak 1 adet 288,50 USD iade bedelli, 15.08.2018 tarihli iade faturasını ve davacı şirket tarafından gerçek gönderim bedelinin üzerinde yapılan fazla faturalandırmaya yönelik olarak da, 16.08.2018 tarihli ekli liste fiyat farkı faturası ile 1 adet 12.839,33 TL meblağlı iade faturasını düzenlemiş olduğunu, bu 2 adet iade faturasının davacı şirket yetkilisi S. İnal tarafından teslim alınmış olduğunu, bahsi geçen şahıs iade faturalarını eksiksiz teslim aldığına ilişkin imza attığını, davacı şirket ile müvekkilinin iade faturalarına itiraz etmemesine rağmen, 2018 yılı sene sonunda müvekkili şirkete bir mail ve mutabakat mektubu göndererek cari hesaplarına göre müvekkili şirketin 13.772,87 TL borçlu göründüğünü bildirdiğini ve müvekkilinin bu miktarda mutabık olup olmadığını sorduğunu, müvekkili şirketin, davacı şirkete cevaben, mutabakat mektubunda yazılı olan 13.772,87 TL borç miktarını kabul etmediklerini, davacı şirkete borcunun bulunmadığını, aksine davacıdan alacaklı olduklarını bildirmiş olduğunu, müvekkili şirkete başlatılan takibe yetki ve esas bakımından itiraz edildiğini, bahse konu takipte yetkili icra dairesinin müvekkili şirketin adresinin bağlı bulunduğu Bakırköy İcra Daireleri olduğunu, davacı şirketin davaya ve takibe dayanak gösterilen faturaya dayalı alacak talep etmesinin mümkün olmadığını, dava konusu olayda davacı şirket iade faturalarına itiraz etmeyerek faturayı kabul etmiş sayıldığından, geçmişe dönük olarak esas faturaya dayalı alacak iddiasında bulunamayacağını, iade faturasının kabul edilmesinin, esas faturadaki meblağa dayanarak alacak talep etme hakkını ortadan kaldıracağını beyanla; yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, davacının davasının reddine, takibinde haksız olan davacının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi'nin █████/2022 tarih ███████ Esas- ████████ Karar sayılı kararında;"Dava; davacı tarafından başlatılan icra takibine davalı yanca yapılan itirazın İİK 67 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir. ....Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında yazılı olmamak ile birlikte taşıma sözleşmesi bağıtlandığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının taşıma hizmeti yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, gönderilerin taşıma ücretleri nedeni ile davalının tanzim ettiği fiyat farkı faturası ve kayıp koli iade bedelinin yerinde olup olmadığı, bunlara göre davacının davalıdan bakiye cari hesap alacağı olup olmadığı, takibe yapılan itirazın haklı olup olmadığı hususlarındadır. Bunların tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Alınan raporda taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, dosya kapsamına göre temelde 3 adet gönderiye ilişkin uyuşmazlık bulunduğu belirlenmiştir. Raporun incelenmesinde 13.08.2018 tarih ve 1Z4R ... 60885 nolu gönderinin davacı tarafça kayıp edildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı bu kargoya ilişkin teslim evrakı sunmadığı gibi mail yazışmaları ile de kargonun akıbetini araştırdığını, teslimatı yapamadığını kabul etmiştir. Montreal Konvansiyonu hükümlerine göre de davacının tazmin etmesi gereken zarar üst sınırın altında kaldığından davalının 288,50 USD karşılığı 1.888,67 TL "Kayıp Koli İade Bedeli" açıklamalı fatura tanzim etmesi yerindedir. Kaldı ki davacı yanca cari hesap alacağı istenirken bu fatura bedelinin alacaktan düşüldüğü anlaşılmaktadır. 03.09.2018 tarih ve 1Z4R ... 8768 nolu gönderilere ilişkin ihtilaf ise taşıma ücretlerine ilişkindir. Davalı, davacı yanca fazladan taşıma ücreti talep edildiği, faturaların yüksek istendiği savunmasında bulunmuş, rapora göre de bu nedenle davacıya 12.839,33 TL'lik fiyat farkı faturası düzenlendiği ve tek taraflı olarak defterlerine kayıtladığı görülmüştür. Raporun ve davacı kayıtlarının incelenmesinden bu faturanın davacı kayıtlarında olmadığı sabittir. Davalı bu faturayı davacıya mail yoluyla gönderdiği ve davacının itiraz etmediği, sonuç olarak bu faturanın kesinleştiği iddiasında bulunmuştur. Oysa ki davacı yanca cari hesap alacağına ilişkin tanzim edilen 08.06.2018 tarihli fatura davalı kayıtlarına işlenmiş ve süresi içerisinde iade faturası düzenlenmemiştir. Davalı fiyat farkı adı altında faturayı, davacı faturasını kayıtlarına işledikten 2 aydan fazla zaman geçtikten sonra 16.08.2018 tarihinde tanzim etmiştir. Buna göre süresi içerisinde iade faturası düzenlemeyen davacı değil davalıdır. Bilirkişi raporunda da bu husus yerinde şekilde ileri sürülen ağırlık farklarının kabul edilebilir sınırlar içinde kaldığı ve davacı yanca ürünler taşıma için teslim alındıktan ve taşıma hizmeti verildikten sonra taşıma bedeline itiraz edemeyeceği şeklinde vurgulanmıştır. Tüm bunlara göre davalının, davacının ürünleri gelip iş yerinden aldığı ve sonrasında faturalandırdığı, ağırlık tartılırken başında hazır bulunmadıkları itirazlarına itibar edilmemiştir. Davalı, davacı faturasını defterlerine işledikten ve aradan 2 ay geçtikten sonra fiyat farkı faturası düzenlemiş ise de taraflar arasında buna ilişkin bir mutabakat yahut yazılı anlaşmada bulunmamaktadır. Nihai olarak davacının tanzim ettiği faturadan, davacının kayıp ettiği ve cari hesabından düştüğü miktar mahsup edildiğinde davacının talep tutarına ulaşılmaktadır. İzah edilen nedenlerle davalının icra takibine haksız itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir.Alacak likit olduğundan %20 icra inkar tazminatına; davacının kötü niyeti ise ispat edilemediğinden davalının bu husustaki isteminin reddi cihetine gidilmiştir.Davacı TTK 1530/7 gereği faiz istemiş ise de bu faiz oranı mal tedarik sözleşmelerinde uygulanabilecek olup dava konusu uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu nedenle kabul edilen ve itirazın iptaline karar verilen tutarın avans faiz uygulanmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir..."gerekçesi ile ''Davacının davasının kabulü ile; Davalının İstanbul 33.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında yaptığı itirazın iptaline, takibin 13.772,87-TL alacak üzerinden bu alacağa takip tarihinde itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle devamına,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararında, davacı tarafça cari hesap alacağına ilişkin tanzim edilen ve icra takibine dayanak gösterilen 08.06.2018 tarihli faturanın müvekkili şirket kayıtlarına işlendiği ancak müvekkili şirketin bahsi geçen faturaya karşı 2 ay sonra iade faturası düzenlediği, bu sebeple düzenlenen iade faturasının süresinde olmadığı hususuna dair gerekçesinin hatalı olduğunu, dosyada mübrez taraflar arasındaki mail yazışmalarından da anlaşılacağı üzere, müvekkili şirketin ABD’ye gönderilmek üzere davacı firmaya tevdi ettiği kolilerinin akıbetinin belirsizliği ile kilogram farklılıklarına ilişkin fazla faturalandırmayı fark etmesini müteakip, gecikmesizin davacı tarafa faturalara yönelik itirazlarını bildirdiğini ve kaybolan kolilerin akıbeti ile kilogram-fiyat farklılıklarına yönelik bilgi almak için davacı şirket yetkilileri ile gerek telefon, gerekse elektronik posta yoluyla irtibat kurmaya çalıştığını, ancak, davacı şirket tarafında muhatap bulunamadığını, müvekkii şirket tarafından davacı şirkete gönderilen maillerin günlerce cevapsız bırakıldığını, davacı firma yetkililerinin, müvekkili şirket maillerine günler sonra yaptıkları dönüşlerde ise müvekkili şirketi oyalamaya yönelik ifadelerde bulunduklarının görüldüğünü;Davacı şirketin e-posta yazışmasıyla, müvekkili şirkete ait kolileri kaybettiğini kabul etmeleri üzerine müvekkili şirketin gecikmeksizin iade faturası kestiğini, kaldı ki yasal olarak faturanın kabul edilmemesinin iade faturası kesilmesine değil, faturaya süresinde itiraz edilmesine bağlı olduğunu, diğer yandan her ne kadar davacı şirket 08.06.2018 tarihinde fatura kesmiş olsa da, bahsi geçen faturanın müvekkili şirkete hangi tarihte iletildiğine yönelik davacı firmanın herhangi bir beyanı ve belgesi bulunmadığını, faturanın müvekkili şirkete iletilmesi için gereken süre de dikkate alındığında müvekkili şirketin süresinde faturaya itiraz ederek iade faturası kestiği ve fatura tutarında mutabık olunmadığını davacı firmaya ilettiğinin ortada olduğnu, dolayısıyla süresinde iade faturası kesilmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu;Yerel mahkeme kararında her ne kadar, 13.08.2018 tarih ve 1Z4R ... 60885 nolu gönderinin davacı tarafça kaybedildiği hususunda ihtilaf bulunmadığı, zira davacı tarafın bu kargoya ilişkin teslim evrakı sunmadığı gibi mail yazışmaları ile de teslimatı yapamadığını kabul ettiği tespit edilmiş ve Montreal Konvansiyonu hükümlerine göre müvekkili şirketin 288,50 USD karşılığı 1.888,67 TL "Kayıp Koli İade Bedeli" açıklamalı fatura tanzim etmesinin yerinde olduğuna ilişkin tespitte bulunulmasına rağmen, hükmün devamında davacı yanca cari hesap alacağı işlenirken bu fatura bedelinin alacaktan düşüldüğünün anlaşıldığı ve nihayetinde davacının talep tutarına ulaşıldığına dair hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, zira dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile Yerel mahkeme kararında da açıkça ifade edildiği üzere, davacı tarafın, müvekkili şirket tarafından düzenlenen iade faturalarını ticari defterlerine işlemediğini, dolayısıyla davacı tarafın bahsi geçen iade faturalarını, alacağından mahsup etmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, kaldı ki davacı tarafın da bu yönde herhangi bir iddiası olmadığını, dolayısıyla Yerel mahkemenin hangi veriler dikkate alınarak davacının, iade faturalarını cari hesabından ve alacağından mahsup ettiğine yönelik kanaate vardığının anlaşılamadığını, bu bakımdan Yerel mahkeme kararı yanılgılı değerlendirmeler içerdiğini; Yerel mahkeme kararında davacının alacağının likit olduğu gerekçesi ile müvekkili şirket aleyhinde %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesinin açıkça hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, İİK m. 67 hükmüne göre icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için yapılan itirazın dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacak şekilde haksız olması gerektiğini, ancak dava konusu olayda müvekkili şirketin takibe itirazının haksız olmadığını, Vergi Usul Kanunu m. 229 hükmünde tanımlandığı üzere faturanın, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları, Yerel mahkeme huzurunda dinlenen tanık beyanları ve dosyaya sunulan taraflar arasındaki mail yazışmalarından açıkça anlaşıldığı üzere, davacı şirket, müvekkili şirket tarafından Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderilmek üzere kendilerine teslim edilen kolileri hem gerçek ağırlıklarının üzerinde göstererek fazla fiyatlandırma yaptığını, hem de kolileri taraflar arasındaki taşıma anlaşmasına ve özen yükümlülüklerine aykırı davranarak kaybetmiş olduğundan; dava konusu olayda sağlayıcı (davacı) tarafından faturaya dayanak gösterilebilecek bir hizmette bulunulmadığını, müvekkili şirketin, davacı şirketten hizmet alamadığını, davacı tarafından kaybedilen kolilere ilişkin taşıma hizmeti yerine getirilmemiş iken getirilmiş gibi fatura düzenlenmesi ve ayrıca taşımış oldukları eşyaya yönelik gerçek kilogramlarının üzerinde kilogram tespiti yaparak müvekkiline fazla faturalandırma yapılması açıkça hukuka aykırı olduğundan müvekkili şirketin icra takibine itiraz etmekte haklı olduğunu, kolilerin kaybedildiği hususunun, davacı şirket yetkililerinin gönderdiği mail ile de açığa çıktığını, kaldı ki davacı tarafın da aksi yönde herhangi bir beyanı olmadığını, Yerel Mahkemenin de gerekçeli kararında, davacı şirketin taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine aykırı davrandığını ve edimlerini yerine getirmediğini açıkça ifade ettiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin, davacı şirketin 08.06.2018 tarihli faturasına yönelik herhangi bir hizmet almadığını, aksine davacı şirketin, müvekkili şirketin kolilerini kaybederek müvekkili zarara uğrattığını, bu sebeple müvekkili şirketin icra takibine itirazının haklı ve yerinde olduğunu, ancak buna rağmen müvekkili aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilmesinin açıkça hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu;Diğer yandan Yerel mahkeme kararında, davacının alacağının likit olduğu ifade edilmiş olup bu tespitin hatalı olduğunu, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre itiraz uğrayan faturadan kaynaklı alacakların likit olmadığını, müvekkili şirketin, davacı tarafın taşıma sözleşmesine aykırı hareket ettiğinin tespit edilmesini müteakip e-posta ve telefon yoluyla faturaya itiraz ettiğini, iade faturaları düzenlediğini ve iade faturalarını davacı firmaya tebliğ ettiğini, dolayısıyla itiraza uğrayan fatura alacağının likit olduğundan söz edilemeyeceği gibi alacağın likit olduğu ifade edilip müvekkili aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, bu sebeple Yerel mahkeme kararı açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu;Yetersiz inceleme ve araştırmaya dayalı, hatalı kanaatler ve çelişkili ifadeler içeren bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, raporlara itiraz dilekçesine de ifade ettikleri üzere; bilirkişi Ek Raporunun çelişkili ifadeler barındırdığını, bilirkişi ek raporundaki bu çelişkinin giderilmesi gerektiğinin rapora itiraz dilekçesinde ifade edildiğini ancak bahsi geçen çelişki giderilmeden raporun bu haliyle hükme esas kabul edilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi ek raporunda davacı tarafın ticari defterlerinin usule uygun şekilde tutulduğu yönündeki kanaatin hatalı olduğunu, zira davacı şirketin, müvekkili şirket tarafından kendilerine fatura edilen iki adet iade faturasını teslim almasına rağmen ticari defterlerine işlemediğini, bu durumun açıkça hukuka aykırı olduğunu;Bilirkişi ek raporunda her ne kadar kendileri tarafından itiraz konusu edilen; davacı şirketin müvekkili şirkete ait ABD’ne gönderilmek üzere kendilerine tevdi ettiği kolileri kaybetmesi sebebiyle davacı şirkete kesilen 15.08.2018 tarihli 288,50 USD bedelli fatura ile kilogram farklılıklarına ilişkin kesilen 16.08.2018 tarihli 12.839,33 TL bedelli faturanın müvekkili şirket tarafından usulüne uygun şekilde kesilip faturaların müvekkilinin ticari defterine işlendiği ve gerekli tüm beyannamelerinin yapıldığı tespit edilmiş olsa da, davacı şirketin müvekkili şirket tarafından düzenlenen iade faturalarını eksiksiz ve ihtirazı kayıt koymadan teslim almasına rağmen kendi ticari defterlerine işlememesinin açıkça hukuka aykırılık oluşturduğunu, ancak bu hususta bilirkişi raporunda herhangi bir değerlendirme yapılmadan davacının ticari defterlerinin usule uygun tutulduğu yönünde görüş bildirilmesinin hatalı olduğunu, bir an için davacı tarafın ticari defterlerinin usule uygun tutulduğu düşünülse dahi, davacının ticari defterlerinin kendisi lehine delil teşkil etmesinin mümkün olmadığını, zira bilirkişi raporunda müvekkili tarafından tutulan ticari defterlerin de usule uygun tutulduğunun rapor edildiğini;Bu halde yasa hükmü ile yüksek mahkemenin yerleşik içtihatları da gözetildiğinde usulüne uygun tutulan tarafların defter kayıtlarının birbirini doğrulamaması nedeniyle sahibi lehine delil niteliği taşımadığı, bu bakımdan tarafların iddialarını diğer sair deliller ile ispatlamaları gerektiğini, bu doğrultuda davacı tarafın işbu davasında haklılığını ve alacağını ispatlayamadığını; Bilirkişi ek raporunda, müvekkili şirket tarafından kesilen 15.08.2018 ve 16.08.2018 tarihli iade faturalarına davacı şirketçe itiraz edilememesi sebebiyle faturaların kesinleşeceği ve davacı şirketin tekrardan asıl faturaya dayalı alacak talebinde bulunamayacağı yönünde herhangi bir kanaatin olmamasının raporun eksik olduğunu gösterdiğini, her ne kadar bilirkişi ek raporunda, kayıp kolilere ilişkin davacı şirkete kesilen 15.08.2018 tarihli 288,50 USD bedelli fatura ile kilogram farklılıklarına ilişkin kesilen 16.08.2018 tarihli 12.839,33 TL bedelli faturanın müvekkili şirket tarafından usulüne uygun şekilde kesilip faturaların müvekkilin ticari defterine işlendiği ve gerekli tüm beyannamelerinin yapıldığı tespit edilmiş olsa da, bahsi geçen faturaların davacı şirket tarafından usule uygun şekilde teslim alındığı ve davacı şirketin faturalara itiraz etmediği, bu sebeple de iade faturalarının kesinleştiği, davacı şirketin tekrardan asıl faturaya dayalı alacak talep etmesinin mümkün olmadığı yönünde herhangi bir inceleme yapılmamış olmasının raporu eksik kıldığını;Bilirkişi ek raporunda, kök rapora yapılan itirazların değerlendirilmediğini, bilirkişi kök raporunda; müvekkili şirketin ağırlık farkından doğan taşıma ücreti farkını nasıl ele aldığı, 12.839,33 TL’lik fatura bedeline nasıl ulaştığı, hangi birim maliyetler üzerinden hareket edilerek hesaplama yapıldığının tespit edilemediği ve dosyadaki e-mail yazışmaları doğrultusunda tablodaki gönderi tarihlerinden sonra navlun bedeline itiraz edilemeyeceği kanaatinin oluşması ile uluslararası hava kargo taşımalarında ürünün gönderence beyan edilen ağırlığı ile taşıyıcı tarafından tekrar ölçümlenen ağırlığı (ücretlendirilebilir ağırlık) arasında kadri marufunda farklılıkların olabileceği, müvekkilinin mail detaylarında iki yükte toplamda 1 ve 1,5 kg’lık farklılıklar olduğu, bu farkların da ücretlendirilebilir ağırlık mantığı açısından kabul edilebilir farklılıklar olacağının ifade edilmesinin hatalı olduğunu;Kendileri tarafından bu hususa 24.01.2022 tarihli dilekçe ile itiraz edildiğini ancak bilirkişi ek raporunda da bu hususa ilişkin yeni bir değerlendirmede bulunulmadığını, müvekkili şirketin, her ay yüzlerce yurtdışı sipariş gönderimi gerçekleştirdiğini, cevap dilekçesi ekleri arasında mahkemeye sunulan ve EK-4 başlığı verilen iade faturalarına dayanak müvekkili şirket tarafından düzenlenmiş gönderi/kargo hesap döküm tablosunda da açıkça görüldüğü üzere; müvekkili şirketin 09.02.2018-07.06.2018 tarihleri arasında yüzlerce farklı kargonun hem kendi şirket bünyelerindeki ölçümlerini, hem de davacı şirket nezdindeki ölçümlerini sistemlerine kaydetmiş ve neticesinde bahsi geçen tarihler arasında davacı şirketin kolilerin kilogramlarını gerçeğe uygun olmayan ağırlıklarda fazla faturalandırdığını ve bu fazla faturalandırma bedelinin toplam 12.839,33 TL’ye isabet ettiğini tespit etmiş olduğunu, koliler arasında fahiş kilogram farklılıklarının tespit edilmesi akabinde müvekkili şirketin, davacı şirket ile iletişime geçmeye çalıştığını ve defalarca kez davacı şirkete e-posta gönderip telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini, şirket yetkilisinin fazladan faturalandırma yapıldığı konusunda davacı şirketi uyarıp itirazda bulunduğu ve müvekkili şirketin kendi sistemlerindeki hesap tablosunu bahsi geçen e-posta ekine eklediğinin açık olduğunu;Dolayısıyla davacı şirketin fazla faturalandırma hususunda müvekkili şirket tarafından gecikmeksizin haberdar edildiğini ancak davacı şirket nezdinde bu hususta bir muhatap bulunamadığını, davacı şirketin, kilogram farklılıklarına ilişkin müvekkili şirketle iletişime geçmemesi ve e-postalarını yanıtsız bırakması üzerine müvekkili şirketin, gerekli itirazlarını gerçekleştirip davacı şirkete kilogram farklılıklarından kaynaklanan fazla faturalandırma bedeli için iade faturası kestiğini, davacı şirket yetkilisinin de iade faturasını usulüne uygun ve eksiksiz bir şekilde teslim aldığını ve iade faturalarına davacı şirket tarafından yasal süresi içerisinde herhangi bir itiraz gelmediğini;Bu ifadeler doğrultusunda görüldüğü üzere mahkeme dosyasında mübrez olan müvekkili şirket sistemlerine işlenmiş kolilerin kilogram farklılıklarına ilişkin hesap tablosunun bilirkişi kök raporunda göz ardı edildiği ve incelenmediği açık olup, bu sebeple raporda müvekkili şirket tarafından 12.839,33 TL’lik kilogram farkına ilişkin fazla faturalandırma bedeline nasıl ulaşıldığının anlaşılmadığı ve kilogram farklılıklarına uygulamada rastlanan kabul edilebilir farklar olduğu kanaatine yer verildiğini, oysaki dava konusu olayda; müvekkilinin 09.02.2018-07.06.2018 arası 4 aylık gönderimlerinin çoğunda davacı şirketin fazla faturalandırma yaptığını tespit ederek toplamda 12.839,33 TL’lik çoklu sayıda gönderim bedellerine itiraz ettiğini;Diğer yandan bilirkişi kök raporunda bahsi geçen kilogram farklılıklarının uygulamada olağan kabul edildiği ve dava konusu olayda da kilogram farklılıklarının kabul edilebilir nitelikte olduğu kanaatinin haksız ve farazi bir yorum olduğunu, kök raporda müvekkili şirketin kilogram farklılıklarına ilişkin hesap dökümü incelenmediği ve göz ardı edildiği için kilogram farklılıklarının kabul edilebilir nitelikte olduğu kanaatine raporda yer verildiğini, oysaki 12.839,33 TL’lik kilogram farkından kaynaklanan fazla faturalandırma bedelinin müvekkili şirketin sadece 4 aylık gönderimleri için fahiş derecede yüksek olduğunu ve olağan kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeplerle bilirkişi raporunun eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, raporda müvekkili şirketin yanlış ağırlık iddiasını açıklayacak/ispat edecek nitelikte verilerin dava dosyasında olmadığı, yalnızca e-mail yazışmaları ele alındığında dahi tablodaki gönderi tarihlerinden sonra navlun bedeline itiraz edilemeyeceği kanaatinin oluştuğu yönündeki ifadenin açıkça hukuka aykırı olduğunu, zira cevap dilekçesi ile delil dilekçesi ekinde; taraflar arasındaki kilogram farklılıklarına ilişkin e-posta yazışmaları, müvekkili şirketin sistemine işlenmiş kilogram farklılıklarını gösterir EK-4 başlıklı hesap tabloları, açıklama kısmında “ekli liste fiyat farkı faturası” yazan iade faturası ve müvekkili şirkete ait ticari defter kayıtlarının mahkemeye sunulduğunu, ayrıca 30.09.2021 tarihli celsede bahsi geçen hususa ilişkin iki farklı tanık dinletildiğini;Davacı şirketin ise bu hususta sunmuş olduğu herhangi bir delili olmamakla birlikte tanık da dinletmediğini, dosya kapsamındaki tüm delil durumu değerlendirildiğinde bilirkişi kök raporunda, hatalı kilogram farkını ispatlayacak nitelikte verinin bulunmadığı iddiasının haksız ve hakkaniyete aykırı olduğunu, diğer yandan, bilirkişi kök raporunda gönderi tarihlerinden sonra navlun bedeline itiraz edilemeyeceği kanaatinin hatalı bir tespit olduğunu, zira davacı şirketin, müvekkili şirketten gönderime hazır kolileri teslim aldıktan sonra müvekkili şirket yetkililerinin bir daha gönderimleri görmediğini, davacı tarafın kendi şirket bünyelerinde kolileri tartıp ücretlendirdiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin, davacı tarafından gerçekleştirilen ölçme/tartma işlemini taşıma işi bitip fatura düzenlenince fatura ile birlikte gördüğünü, dolayısıyla gönderi tarihlerinden sonra navlun bedeline itiraz edilemeyeceği hususunun dava konusu olayda mümkün olmadığını, zira gönderi gerçekleşmeden önce müvekkili şirketin davacı şirket tarafından gerçekleştirilen ölçümleme işlemini teyit etmesinin mümkün olmadığını, davacı şirketin de bu hususta üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, müvekkili ile kolilerin kilogramları taşıma işlemi öncesinde paylaşmadığını;Dolayısıyla işbu dava dosyasında iddiaları ispatlayacak yeterli veri olmadığı ifadesi doğru olmadığı gibi, Yerel Mahkeme gerekçeli kararında belirtilen; davacının ürünleri gelip iş yerinden aldığı ve sorasında faturalandırdığı, ağırlık tartma işlemi esnasında müvekkili şirket yetkililerinin hazır bulunmadığı beyanlarına itibar edilmemesinin de doğru olmadığını, zira davacı şirketin aksi yönde beyanı olmadığı gibi bu hususa ilişkin işbu dosya kapsamında iki farklı tanık dinlendiğini ve tanıkların ikisinin de davacı şirket bünyesinde ağırlık tartma işlemi yapılırken müvekkili şirket yetkililerinin hazır bulunamadıklarını ifade ettiklerini, bu sebeple itirazlarına itibar edilmemesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu; Müvekkili şirketin davacı şirkete hiçbir borcu bulunmadığını, davacı tarafından takip konusu edilen 13.772,87 TL’lik fatura bedeline müvekkili şirket yasal süresinde itiraz ettiğini, davacı şirkete fatura bedelinde mutabık olmadıklarını hem sözlü hem de e-posta yoluyla ilettiğini ve bahsi geçen fatura bedeline karşı, iade faturaları kestiğini, zira müvekkili şirketin davacı şirketten 13.772,87 TL’lik bir taşıma hizmeti de almadığını, diğer yandan, müvekkili şirketin; yasal süreler içerisinde kendi adına kesilen faturalara gerekli itirazları yaptığını ve iade faturalarını düzenleyerek davacı şirkete teslim ettiğini, müvekkili şirket tarafından davacı şirket adına kesilen 15.08.2018 ve 16.08.2018 tarihli iade faturalarının müvekkili şirket yetkilisi S. İnal tarafından alındığını ve bahsi geçen şahsın herhangi bir itirazda ve ihtiraz kayıtta bulunmadan faturaları eksiksiz teslim aldığına ilişkin imza attığını;Türk Ticaret Kanunu m. 21/2’de: “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” hükmünü amir olduğunu, Yasa ve yerleşik içtihatlar gereği Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen itiraz süreleri içerisinde satıcı-sağlayıcı-alıcı şirketlerin faturaya itiraz etmedikleri takdirde faturayı kabul etmiş sayıldıklarını, dava konusu olayda da, davacı şirket iade faturalarına itiraz etmeyerek faturayı kabul etmiş sayıldığından geçmişe dönük olarak esas faturaya dayalı alacak iddiasında bulunmasının mümkün olmadığını, zira iade faturasının kabul edilmesinin, esas faturadaki meblağa dayanarak alacak talep etme hakkını ortadan kaldırdığını beyanla İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 20.10.2022 tarih, ███████ E. ████████ K. sayılı kararının istinafen incelerek ortadan kaldırılması ile davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taşıma ilişkisinden doğan fatura alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında kargo taşıma sözleşmesi olduğunu, bu kapsamda davalıya taşıma hizmeti verildiğini, davalının ise ödemelerini yapmadığını, bu nedenle hakkında icra takibi başlatıldığını, takibe haksız şekilde itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, davacının, Amerika Birleşik Devletleri'ne gönderilmek üzere teslim aldığı kargoları kaybettiğini, teslim etmediğini, buna rağmen taşıma ücreti talep ettiğini, kaybolan kargolar için davacı adına iade faturası düzenlendiğini, yine davacının teslim aldığı kargoların ağırlığını daha yüksek göstermek suretiyle fazladan taşıma ücreti tahsil ettiğini, bu nedenle de davacı adına iade faturası düzenlendiğini, davacıya herhangi bir borcun bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; davacı tarafça icra takibine dayanak olarak █████/2018 tarihli ve 15.805,36 TL bedelli faturanın gösterildiği, davalı tarafından davacı adına █████/2018 tarihli, "kayıp koli iade bedeli" açıklamalı ve 288,50 USD bedelli iade faturası ile █████/2018 tarihli, "ekli liste fiyat farkı" açıklamalı, 12.839,33 TL bedelli iade faturasının düzenlendiği, her iki faturada teslim alan olarak "...L" ismi ve imzanın olduğu, davalı tarafça bu ismin davacı şirketin yetkilisi olduğu, her iki faturanın davacı şirket tarafından tebliğ alınmasına ve faturalara karşı herhangi bir itiraz ileri sürülmemesine rağmen, ticari defterlerine işlenmediğinin iddia edildiği, yine davalı tarafça dosyaya, davacı ile aralarında geçen mail yazışmalarının ve fiyat farkı faturasına dayanak olarak █████/2018 ila █████/2018 tarihleri arasında davalının taşımış olduğu kargoların, davacı ve davalı nezdindeki tartım sonuçları ve fiyat farkını gösterir tabloların sunulduğu, Mahkemece tarafların ilgili yıllardaki BA-BS formlarının celp edildiği, alınan kök bilirkişi raporunda davalı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapıldığı, davalının düzenlemiş olduğu iade faturalarını defterlerine kaydettiği ve takip tarihi itibariyle davacıya 955,13 TL borcunun bulunduğunun tespit edildiği, taşıma bilirkişi tarafından ise, dosyaya, taşımalara ilişkin belgelerin sunulmadığı, maillerde bildirilen kargolar yönünden kg farkının kadri maruf olduğunun ve gönderi tarihlerinden sonra taşıma ücretlerine yapılan itirazların değerlendirilemeyeceğinin mütalaa edildiği, davalı vekilince rapora itiraz edilerek, cevap dilekçesi ekinde sunulan tabloların da incelenmesinin talep edildiği, Mahkemece yalnızca heyette bulunan mali bilirkişiden ek rapor alındığı, bilirkişi ek raporunda, davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapıldığı ve davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 13.722,87 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı vekilinin itirazları yönünden ek rapor alınmadığı gibi bu itirazların gerekçede de karşılanmadığı, gerekçeli kararda, davacının 288,50 USD bedelli iade faturasını kabul ettiği ve alacağından mahsup ederek takip başlattığı, takibe dayanak █████/2018 tarihli ve 15.805,36 TL bedelli faturanın, davalı tarafından ticari defterlerine kaydedildiği ve bundan iki ay sonra iade faturasının düzenlendiği, yine taşıma hizmetinin verilmesinden sonra taşıma bedeline itiraz edilemeyeceğinden bahisle davalının savunmasına itibar edilmeyerek davanın kabulüne karar verilmiş olduğu anlaşılmış olmakla birlikte;Dosyada mübrez kök ve ek bilirkişi raporlarında ve ekinde, tarafların ticari defterlerindeki karşı taraf yönünden tutulan hesabın işleyişini gösterir kayıtların bulunmadığı, her iki raporda da mali bilirkişi tarafından, davacının, davalı tarafından düzenlenmiş █████/2018 tarihli, "kayıp koli iade bedeli" açıklamalı ve 288,50 USD bedelli iade faturasını kabul ettiği, kayıtlarına aldığı, cari hesaptan mahsup ettiğine dair bir tespite yer verilmediği, aksine ek raporda söz konusu faturanın davacı tarafından kayıtlarına işlenmediğinin tespit edildiği, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan muavin hesap dökümü üzerinde Dairemizce yapılan incelemede de, söz konusu faturaya rastlanmadığı, hesap dökümlerine göre davacının, █████/2018 tarihinde takibe dayanak yaptığı 15.805,36 TL bedelli faturayı kayıtlarına aldığı, bundan sonra ise kredi kartı ödemelerini fatura alacağından mahsup ederek kalan 13.772,87 TL bakiye alacağını takibe konu ettiği, bu tespitlere göre Mahkemenin; davalı kayıp koli iade faturasını düzenlemekte haklı ise de, davacı tarafından bu fatura bedelinin alacaktan mahsup edildiği yönündeki gerekçesinin dosya kapsamına aykırı, dayanaksız, usul ve yasaya aykırı olduğu, yine Mahkemece, takibe dayanak yapılan █████/2018 tarihli ve 15.805,36 TL bedelli faturanın davalı tarafından kayıtlarına alındığı ve iki ay sonra iade faturası düzenlendiği, bu nedenle iade faturasına itibar edilemeyeceği kabul edilmiş ise de, bilirkişi raporlarında, davalının muavin hesap kayıtlarının dökümünün yer almaması ve bu faturanın davalı tarafın kayıtlarına alınıp alınmadığı, alınmış ise hangi tarihte alındığına dair bir tespite yer verilmemesi, dosyaya davalı tarafından hesap kayıtlarının sunulmamış olmasına rağmen, bu kabule ne şekilde ulaşıldığının anlaşılamadığı, davalı tarafça cevap dilekçesinden itibaren tüm aşamalarda, iade faturalarının davacının yetkilisi tarafından teslim alındığı, faturalara itiraz edilmediği, ancak ticari defterlere işlenmediği savunulmuş olmasına ve iade faturalarının teslim alan kısmında "..." adına atılı imzalar olmasına rağmen, Mahkemece, söz konusu imzanın davacı şirket yetkilileri veya çalışanlarına ait olup olmadığının araştırılmadığı, buna göre davacı tarafın faturaları tebliğ aldığının tespiti halinde sonucuna göre bir değerlendirme yapılmadığı, davalı vekilince kök bilirkişi raporuna detaylı şekilde itiraz edilerek, cevap dilekçesi ekinde sundukları ve davacıya teslim edilen kargoların iki taraf nezdindeki ölçüm sonuçlarını ve fiyat farkını gösterir tabloların incelenmesi talep edilmiş olmasına rağmen, sunulan tabloların, gerekli olması halinde her iki tarafın kayıtları ile karşılaştırılması suretiyle incelenmediği ve fiyat farkı faturasının içeriğinin denetlenmediği, bu hali ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.Bu tespitler ışığında Mahkemece; öncelikle taraflara aralarında yetki şartını da içerir yazılı bir sözleşme var ise ibraz etmeleri için süre verilmesi ve davalı tarafın icra dairesinin yetkisine itirazının buna göre değerlendirilmesi, davalının düzenlediği █████/2018 tarihli, "kayıp koli iade bedeli" açıklamalı ve 288,50 USD bedelli iade faturasının haklı olduğu kabul edilmiş olup, bu gerekçe yönünden davacı tarafından istinafa gelinmediği gözetilerek, bu fatura yönünden kabule ve tarafların ticari defter kayıtları ile bilirkişi raporlarına uygun şekilde yeniden değerlendirme yapılması, davacının takibe dayanak yaptığı faturanın davalı tarafın kayıtlarına hangi tarihte alındığının tespiti için muavin kayıtlarının dosyaya celp edilmesi veya bu hususta mali bilirkişiden ek rapor alınması, bu faturaya karşı davalı tarafından süresi içerisinde mail yolu ile itiraz edilip edilmediğinin, █████/2018 tarihli, "ekli liste fiyat farkı" açıklamalı 12.839,33 TL bedelli iade faturasını teslim alan kişinin davacı şirketin yetkilisi veya çalışanı olup olmadığının araştırılması, buna göre her ne kadar söz konusu fatura davacı tarafça ticari defterlerine kaydedilmemiş ise de, tebliğ alınarak herhangi bir itiraza uğramaması halinde içeriği yönünden taraflar lehine/aleyhine olacak değerlendirmelerin yapılması, faturanın davacı tarafça tebliğ alınmamış ve davalı tarafından süresi içerisinde takip dayanağı faturaya itiraz edilmiş olması halinde ise, davalı tarafından cevap dilekçesi ekinde 4 nolu belge olarak sunulan tabloların, gerekli ise tarafların varsa yapılan ölçümlere ilişkin ilgili kayıtlarının sunulması/yerinde denetlenmesi suretiyle incelenmesi ve iade faturasının içeriği hususunda Montreal Konvansiyonu hükümleri, havayolu ile taşımalardaki genel uygulamalar da nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılması için taşıma bilirkişisinden ek rapor alınması, alınacak ek raporun tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilmesi neticesinde bir karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi, açıklanan şekilde işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih ve ███████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.