Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin, sigorta şirketinin haksız eylemden kaynaklanan su baskını zararı için rücu talebinin reddi kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir sigorta şirketinin, sigortalısının işyerinde davalıya ait işyerinden sızan sular nedeniyle meydana gelen zararı karşıladıktan sonra, Türk Ticaret Kanununun 1472. maddesi uyarınca halefiyet hakkına dayanarak davalı aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebini içermektedir; davacı, zararın davalının kusurlu eyleminden kaynaklandığını iddia ederken, davalı ise binanın genel tesisat sorunlarına dikkat çekerek kendi kusuru olmadığını savunmuş ve ilk derece mahkemesi davayı reddetmiştir.

DOSYA NO
: ...KARAR NO
: ...KARAR TARİHİ
: █████/2025T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN
: ...ÜYE
: ...ÜYE
: ...KATİP
: ...İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:...TARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ...DAVACI
: ...VEKİLLERİ
: Av. ..Av. ...DAVALI
: ..VEKİLİ
: Av.DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)Taraflar arasındaki davada mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen hüküm aleyhine süresi içerisinde istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı .... Anonim Şirketi vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından işyerim sigorta poliçesi ile sigorta edilen ....'ye ait işyeri 31.08.2023 tarihinde davalıya ait işyerinden sızan sular sebebiyle sigortalı işyerinde zarar meydana geldiğini, olay ve zarar davalının faaliyet gösterdiği işyeri WC branşman borusunun sıva üstü bağlantı noktasındaki bölümün çatlaması ile sigortalı iş yerine su basması neticesi meydana geldiğini, olayın oluş şekli ile karşı taraf, Borçlar Kanunu hükümlerine göre hem kusurlu sorumluluk hem de kusursuz sorumluluk ilkesince tamamen sorumlu olduğunu, mezkur kaza nedeniyle sigortalı iş yerinde yapılan uzman ekspertiz raporu ile belirlenen 165.078,68 TL hasar bedeli müvekkil şirket tarafından 23.11.2023 tarihinde sigortalısına ödendiğini, sigorta tazminatını ödeyen müvekkil şirket TTK.1472 gereğince sigortalısının hukukuna halef olduğun, davalı aleyhine .... İcra Dairesi.... Esas sayılı dosya ile alacağın tahsili amacıyla icra takibine geçildiğini, davalı haksız itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını, davalının dava konusu borca yetecek kadar başkaca menkul ve gayrimenkullerin de üzerine 3. şahıslara devrinin önlenmesi için teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, ilgili trafik tescil müdürlüğü ve tapu kayıtları üzerine UYAP kanalı ile işlem yapılmasına, davalı / borçlunun .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına ileri sürdüğü borca itirazlarının iptaline ve duran icra takibinin devamına, davalının %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemelerine mahkum edilmesine, yargılama ve icra giderleri ile vekalet ücretlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı.... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket, sigortalısı ....'ye ait işyerinde 31.08.2023 tarihinde suların sızması nedeni ile meydana gelen hasarı karşıladığını ve sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen tahsili hususunda müvekkili şirket aleyhine ... İcra Dairesisinin ...Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, başlatılan iş bu takip haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan müvekkili şirket tarafından takibe itiraz edildiğini, müvekkili şirket, söz konusu binada 2014 yılından beri kiracı olarak bulunduğunu, 2022 yılına kadar en üst katta olan dubleks daire kullandığını, 2023 yılında bir alt daireye taşındığını, müvekkili şirketin söz konusu binaya taşındığından beri su tesisatı ve borular ile ilgili sorunlar yaşandığını, daha önceki yıllarda da dairelerdeki mutfak ve banyo borularının patlaması nedeni ile sorunlar yaşandığını, dairelerde tadilat yapılması gerektiğini, sadece müvekkili şirketin kullanımında olan ait dairede değil, diğer dairelerde de aynı sorunlar yaşandığını,...'ye ait işyerinde 31.08.2023 tarihinde meydana gelen kazadan önce ve sonrasında da müvekkil .... ile sürekli görüşmeye çalıştığını, sorunlar yaşandığını ancak bir dönüş alamadıklarını, sadece binadaki değil binanın önündeki boruların da birden fazla kez patladığını, bu hususlar ....'nin kayıtlarında da mevcut olduğunu, olayın yaşandığı gün .... yöneticilerinden alınan bilgiye göre ....4 evi daha su bastığını, müvekkili şirketin üzerindeki dairede oturan yeni kiracılar da su sorunu ile karşılaştığını, kazanın patladığını ve ortalığı su bastığını, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;....Ticaret Mahkemesi'nin 03.07.2025 tarih, .... Esas ... Karar sayılı kararında özetle ;"1- Açılan davanın REDDİNE2- Kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE3- Alınması gereken 427,60 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 1.610,39 TL Harcın Karar Kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE,4- Yargılama giderlerinin Davacı Üzerinde Bırakılmasına,5- 6100 Sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 30.000,00 TL Maktu Vekalet Ücretinin Davacıdan Alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,6- Hükümden sonra yapılacak yargılama giderlerinin işlem yapılmasını Talep Eden Tarafça Karşılanmasına,7- Bakiye gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,8- Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin Davacıdan Alınarak Hazineye Gelir Kaydına," dair karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ ;İnceleme konusu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı yönünden istinaf başvurusunun süresinde olduğu anlaşılmıştır.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme huzurundaki dava; müvekkili şirket tarafından işyeri sigorta poliçesi ile sigorta edilen .... ait işyerinin 31.08.2023 tarihinde davalıya ait işyerinden sızan sular sebebiyle sigortalı işyerinde meydana gelen zarara ilişkin olduğunu, olay sonrası sigortalıya ödenen hasar tazminatının, davalının kusuru olması nedeniyle, davalıdan tazmini hususunda davalı aleyhine ... İcra Dairesi... Esas Sayılı dosyası ile takip başlatılmış olup Davalı/Borçlunun haksız itirazları nedeniyle duran takibin devamı işbu istinaf başvurusuna konu dava ikame edildiğini, somut olaya ilişkin detaylı bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmuş olup yerel mahkeme tarafından verilen karar hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan keşif incelemesi neticesinde; "...Ara muslukta oluşan çatlama nedeninin “ara musluğun yanlış montajından kaynaklı” olduğu; görünüm itibariyle ara musluğun eski bir ürün olmadığı, ürünün iç ve dış yüzeyinde korozyon, kirlilik, yüzey kusuru olmadığını, üründe kullanıcının önceden tespit edebileceği ve değişim gerektirecek türde olumsuzluklar olmadığını, ara musluğun açma kapama fonksiyonunu yerine getirebildiğini, ürünün TS EN 200 standardına uygun olduğunu, fakat ara musluğun temiz su hattına bağlantıları yapılırken bağlantı dişlerinin birbirine tam geçmemesi ve bağlantı diş uzunluğunun yetersiz kalması nedeniyle bağlantı dişlerinde oluşan yüksek basınç nedeniyle bu bölümde su kaçağına neden olabilecek malzeme deformasyonunun gerçekleşebileceği..." kanaatine varıldığını, davalı tarafından sunulan beyanlarda, dairelerde tadilat yapılması gerekerek ilgili tesisatlarda tadilat yaptırdıkları ve meydana gelen zararın tadilatlardan sonra ortaya çıktığını, mahkeme tarafından somut olayın esasına ilişkin detaylı ve yeterli bir değerlendirme yapılmadan, bilirkişi raporu yanlış yorumlanarak verilen haksız kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. usule ve yasaya aykırı ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.07.2025 tarih, .... Karar sayılı ilamının istinaf incelemesi neticesi kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesini, tüm istinaf kanun yolu ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine dair karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle İtirazın İptali isteğinden ibarettir.H.M.K'nun 342-e maddesinde istinaf dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçesinin bildirilmesinin zorunlu olduğu, yine HMK.nun 355. Maddesinde incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı ancak Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun resen gözetileceği belirtilmiştir. Kural olarak emredici hukuk kurallarına açık aykırılık kamu düzenine de aykırılık sayılır.HMK'nun 357. Maddesine göre de; ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ile kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı gözetilerek ve HMK'nın 353. maddesi gereğince yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmaması nedeniyle duruşmasız olarak, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri, istinafa gelenin sıfatı ve istinaf sebepleriyle bağlılık ilkesi dikkate alındığında;Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun █████/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. █████/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Dosya kapsamında yer alan sigorta sözleşmesi ve ödeme belgesi dikkate alındığında, davacının aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır.6098 sayılı TBK'nun 49. Maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. TBK'nun 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararının ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; dava konusu zararın hangi nedenden kaynaklandığı, oluşan zarardan davalının kusur ve sorumluluğunun olup olmadığı ve zararın miktarı noktalarında toplanmaktadır.İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda 187/1.maddesinde "İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hakim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın "İspat Yükü" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. b., 2.c., s.1972).Yukarıdaki yasal düzenlemeler nazara alınarak somut olayın incelenmesinde; Davacı, sigortalısı dava dışı ...ait iş yerinde █████/2023 tarihinde davalıya ait iş yerinden sızan sular sebebiyle sigortalı işyerinin ve içindeki malzemelerin zarar gördüğünü ve bu nedenle dava dışı sigortalıya poliçe kapsamında ödeme yaptığını, ödediği bedeli, davalıdan ....İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasında icra takibi ile talep ettiğini ve bu takibe davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek dava konusu itirazın iptali davasını açmıştır. Hasarın meydana geldiği yerin, ... ili .... ilçesi .... Mahallesi ... Mevkii, .... ada .. parsel sayılı taşınmaz olduğu, bu taşınmazın tapuda, 4 katlı kargir bina ve arsası niteliğinde olduğu, bu taşınmazda kat mülkiyetinin kurulu olmadığı anlaşılmıştır. Davalı olayın meydana geldiği taşınmazda bina maliki olmadığına göre, davalının sorumluluğunun haksız fiile dayalı kusur sorumluluğu olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamından alınan bilirkişi raporuna göre; su basmasının davalının kiracı olarak bulunduğu iş yerindeki WC bölümünde yer alan daire içi temiz su hat üzerindeki ara muslukta oluşan çatlama nedeni ile olduğu, ara musluktaki oluşan çatlama sebebinin ara musluğunun yanlış montajından kaynaklı olduğu, ara musluğun eski bir ürün olmadığı, fakat ara musluğun temiz su hattına bağlantıları yapılırken bağlantı dişlerinin birbirine tam geçmemesi ve bağlantı diş uzunluğunun yetersiz kalması sebebi ile bağlantı dişlerinde oluşan yüksek basınç sebebi ile bu bölümde su kaçağına neden olabilecek malzeme deformasyonunun gerçekleşebileceği bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince su kaçağının genel kaynağının bina tesisatından kaynaklı olduğu, binanın su tesisatı hatasından davalının sorumlu olmadığı, binadaki eksik ve hatalardan bina malikinin sorumlu olduğu, bina malikinin aynı zamanda, sigortalı dava dışı şirketin sahibinin eşi olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.Ancak davacı taraf yanlış montajı yapılan ara musluğun kiracı olsa da, davalı tarafından yapılan tadilat nedeniyle yapıldığını iddia etmiştir. Davacı tarafın ekspertiz raporunda da rücu yorumu kısmında, sigortalı iş yerinin üst katında bulunan kiracı sıfatı olan davalı şirketin daire içerisinde bulunan tüm tesisat yenileme işlemlerini 1 yıl önce yaptırmış olduğunun öğrenildiğinden bahsedilmiştir. Davalı taraf cevap dilekçesinde, daha önceki yıllarda dairelerdeki mutfak ve banyo borularının patlaması nedeni ile sorunlar yaşandığını, dairelerde tadilat yapılması gerektiğini, 2014 yılında olayın meydana geldiği binanın en üst katında kiracı olduğunu, 2023 yılında aynı binada bulunan bir alt daireye taşındığını belirtmiştir. Bu yönü ile davacının iddiası ve davalının cevap dilekçesi içeriği gereğince yanlış montaj edilen musluk ile ilgili tadilatın davalı tarafından mı yoksa bina maliki tarafından mı yapıldığı hususu açıklığa kavuşturulmadan karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir.Bu nedenle, davalı tarafa cevap dilekçesinde belirttikleri tadilatı kendilerinin yapıp yapmadığı, su kaçağına sebep olan musluğun bu tadilat sebebi ile yenilenip yenilenmediği, musluk montajının bu tadilat sırasında yapılıp yapılmadığı, işyeri sahibinin yapılan tadilattan haber ve rızasını olup olmadığı açıklattırılmalıdır. Davalı taraf su sızıntısına sebep olan musluğun montajını kendilerinin yapmadığını iddia ettiği takdirde, davacı taraf dava dilekçesinde, davalı taraf da cevap dilekçesinde tanık deliline dayandıklarından, ihtilaflı hale gelecek bu konuda, tarafların delilleri toplanılarak, su sızıntısına sebep olan musluğun montajının-tadilatının kim tarafından yapıldığı netleştirilmelidir. Daha sonrasında davalı taraf ayrıca olayın meydana geldiği binada tesisat ve borularla ilgili daha önceden de sorunlar yaşandığını, sadece binadaki değil binanın önündeki borularında birden fazla kez patladığını, olayın olduğu gün ...de dört evi daha su bastığını iddia ettiğinden, yapılan keşif sırasında dava dışı kişilerden alınan beyanlara göre de, her su kesintisinden sonra tazyikli su gelmesi sebebi ile su patlamaları olduğu belirtildiğinden, dosyaya raporu sunan bilirkişi heyetinden ya da yeni bir bilirkişi heyetinden davalının ya da 3. kişilerin olayda kusuru bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi raporu alınmalıdır. Yeni alınacak bilirkişi raporunda, dava dışı bina maliki olan .... varsa, TBK'nun 69.maddesi gereğince yapı malikinin sorumluluğu kapsamında sorumluluğunun bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli, davalının varsa dava dışı bina malikinin, ...'nin ya da diğer 3.kişilerin olayda %'lik olarak kusurunun ne olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle bilirkişi raporunun sunulması için gerekli ise ayrıca MUSKİ'den iddia edilen su baskınlarına ve su tazyikinin fazla olduğu iddiasına ilişkin evraklar getirtilmeli, gerekmesi halinde bilirkişilere....'de yerinde inceleme yetkisi verilmeli ve davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığının ya da sorumluluk oranının toplanacak deliller çerçevesinde belirlenmesi gerekir.Yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf itirazlarının belirtilen yönüyle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, HMK 353/1-a-6 bendi uyarınca kaldırılarak belirtilen hususlarda rapor/ ek rapor alınarak davanın yeniden görülmesi için yeniden hüküm verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.07.2025 tarih, ...Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE3-Davacının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş olduğundan, istinaf eden davacı tarafça yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, 492 sayılı yasanın 31. maddesi gereğince talebi halinde kendisine iadesine,4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/2. maddesi gereğince ve Dairemizce dosya hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilmesi nedeniyle vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Davacının istinaf kanun yoluna başvurusu sırasında yaptığı yargılama giderlerinin mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, yatırılan gider avansından varsa kalan bölümünün karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda H.M.K'nın 353/1-a/6 ve 362/1-g maddeleri gereğince █████/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oybirliğiyle ile karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025....Başkan....üye....Üye....Z.Katibi