Sigorta şirketinin trafik kazasında olay yerini terk eden sigortalısına ödediği tazminatı rücuen tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davası.
Özet: Sigorta şirketi, kendi sigortalısının karıştığı bir trafik kazasında, sigortalı sürücünün olay yerini terk etmesi ve kaza koşullarına dair belgeleri düzenlememesi nedeniyle oluşan rücu hakkını kullanarak ödediği toplam 34.498 TLlik tazminatın tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ettiği bu davada, sigortalının haksız eylemleri sonucunda şirketinin uğradığı zararın tazmin edilmesini ve icra takibinin devamını istemektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVACI
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ------ Poliçe numarasıyla Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali
Sorumluluk Sigorta Poliçesi (Trafik Sigortası) ile sigortalı ---- plakalı, ----- adına kayıtlı araç ile ----- plakalı araç arasında 11.12.2023
tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, k aza tespit tutanağında, davalı tarafın maliki olduğu ------ plakalı aracın sürücüsünün olay
yerini terk ettiği ve kazaya sebebiyet veren araç olduğu tespit edilmediği, Müvekkili şirket tarafından, kazaya ilişkin ----- hasar numaralı hasar dosyası oluşturulmuş, 1numaralı şahıs dosyası üzerinden ------ plakalı aracın hasarına ilişkin olarak 18.01.2024 tarihinde
20.750.-TL ve 2 numaralı şahıs dosyası üzerinden dava dışı 3. kişilere ------plakalı aracın değer
kaybına ilişkin olarak 02.04.2024 tarihinde 13.748.-TL olmak üzere toplam 34.498.-TL tazminat ödemesi
yapıldığı, müvekkili şirket tarafından ödenen bedelin tahsili amacıyla
-----İcra Dairesi ----- sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığı ve borçlu
tarafından takibe haksız ve hukuka aykırı şekilde itiraz edildiği, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi ve kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş
koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması sigortalıya rücu
sebebi olduğundan, müvekkil şirketin sigortalısı olan davalıya rücu etme hak ve yetkisi bulunmadığı, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak
kaydıyla, davalı/borçlunun haksız ve hukuka aykırı borca itirazının iptali ile itiraz neticesi durmuş olan
takibin devamına, davalı/borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına
hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI
: Davalıya dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ancak cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava,----- İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan itirazın iptali davasıdır.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ----. İcra Müdürlüğünün ------- Sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
------ İcra Müdürlüğünün---- Esas sayılı dosyası, kazaya karışan ----- ile, ------ plaka sayılı araçların kaza tarihi itibariyle tescil kayıtları dosya içerisine alınmış, -------hasar dosyası, poliçe örnekleri celp edilmiş, bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Mahkememizce resen seçilen makine mühendisi ve sigorta alanında uzman bilirkişilerin █████/2025 tarihli raporlarında özetle; dava konusu kazanın,11.12.2023 tarihinde saat 18:00 civarında ----- önünde, kuralara uygun olarak park halinde olan -----plakalı araca firari sürücü
sevk ve idaresindeki ----- plakalı otobüs çarpması sonucu meydana geldiği anlaşılmıştır. Kusur yönünden yapılan değerlendirmede ----- plakalı aracın firari sürücüsü KTK ve KTY ‘nin yukarıda verilen ilgili
maddelerinde belirtilen kuralları ihlal etmiş, dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranmış, karayolu
üzerinde kurallara uygun olarak park etmiş olan----- plakalı araca çarpmıştır. Firari sürücünün
meydana gelen kazada asli ve % 100 kusurlu olduğu,
---- plakalı araç sürücüsü yönünden
:
------ plakalı araç sürücüsünün kaza tutanağında park yasağı olan bir bölgede park ettiği
hususunda bir kayıt bulunmaması nedeni ile, davaya konu kazaya karışmasında alabileceği bir tedbir
olamayacağı, bu nedenle kusursuz olduğu kanaatine varıldığı, --- plakalı aracın --- model ---- marka ------ tipi, benzin yakıtlı, manuel
vitesli, kaza tarihinde 17 yaşında 341.000 kilometrede olan hususi otomobil olduğu, Araç Rayiç değeri: Yapılan piyasa araştırmasında kaza tarihi itibarı ile 450.000 TL rayiç değer
olduğu tespit edilmiş olup 450.000 TL rayiç değer takdir edildiği, dosya kapsamında ve aracın davaya konu öncesi 2 adet karışmış olduğu kazası bulunduğu belirtilmiş, sigorta yönünden yapılan değerlendirmede; Davacı -----. nezdinde davalı ----ait ----
plakalı vasıtanın 06.08.2023 başlangıç- 06.08.2024 bitiş tarihl----- sayılı poliçe ile zorunlu mali mesuliyet sigortası mevcut bulunduğu, 11.12.2023 tarihinde sigortalı---- plakalı vasıtanın ----- plakalı araca çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiği ve Trafik Denetleme Amirliğince düzenlenen kaza tutanağında
----- plakalı araç sürücüsünün kaçtığı yazıldığı, davacı şirket, mağdur ------ plakalı araç hasarı için 18.01.2024 tarihinde 20.750 TL ile
02.04.2024 tarihinde 13.748 TL değer kaybı ödemesi yaptığı, sigorta şirketi sigortalısı ------ plakalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeni ile
zorunlu mali mesuliyet genel şartları B4 gereğince rücu hakkını kullandığı belirtilmekle,
----- plakalı aracın firari sürücüsü’nın meydana gelen kazada asli ve % 100 kusurlu olduğu,
------ plakalı araç sürücüsü davaya konu kazada kusursuz olduğu,
Araç hasar bedelinin KDV hariç 20.750 TL olduğu,
Araç değer kaybı bedelinin 20.000 TL olduğu,
Sigorta Yönünden değerlendirme
:
Davacı -----. kazaya etken ------ plakalı aracın 06.08.2023-06.08.2024 tarihleri
arası ------- sayılı poliçesi ile ZMM Sigortacısı olduğu, kaza tarihi itibarı ile trafik sigortası
teminat limiti 120.000 TL olduğu, ----- plakalı araca ilişkin olarak 20.750 TL, hasar bedeli ve değer kaybı bedeli olarak 13.748,00 TL toplamda 34.498,00 TL ödemiş olduğu,
davacının davalı sigortalısına olay yeri terke dayalı rücu edebileceği mütala olunmuştur.
TTK m. 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve ------. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 t. ve -------. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44 üncü maddesine (TBK m. 52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.
Somut olayda davacı sigorta şirketi sigortalısına ödediği tazminatı rücu için , sigortalısının haklarına halef olarak kazaya karışan karşı tarafın sigortasına ve aracın malikine karşı takip başlatmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Aynı kanunun 91. Maddesinde ise “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” şeklinde belirtilmiştir.
Sorumluluk sigortaları TTK.nın 1473. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. “(1) Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.” şeklinde belirtilmiştir.Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir ------ 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir (Yargıtay -----. HD'nin 23.09.2019 t-----sayılı kararı).
Davacı sigorta şirketi TTK 1472 madde kapsamında sigortalısının haklarına halef olmuş araç maliki aleyhine icra takibi başlatmıştır.
Tüm dosya kapsamı, yukarıda yer alan açıklamalar ve bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde
------ plakalı aracın firari sürücüsü’nın meydana gelen kazada asli ve % 100 kusurlu olduğu,
------ plakalı araç sürücüsü davaya konu kazada kusursuz olduğu,
Davacı ----. kazaya etken---- plakalı aracın 06.08.2023-06.08.2024 tarihleri
arası ------sayılı poliçesi ile ZMM Sigortacısı olduğu, kaza tarihi itibarı ile trafik sigortası
teminat limiti 120.000 TL olduğu, ------ plakalı araca ilişkin olarak 20.750 TL, hasar bedeli ve değer kaybı bedeli olarak 13.748,00 TL toplamda 34.498,00 TL ödemiş olduğu,
davacının davalı sigortalısına olay yeri terke dayalı rücu edebileceği, davacı şirketin sigortalısının haklarına halef olduğu ve davalı tarafa rücu edebileceği tespit edilmekle yapılan hesaplamanın usul ve yasaya dosya kapsamına uygun olduğu bu sebeple bilirkişi raporu hükme esas alanarak davanın kabulü ile takibin devamına karar verilmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden, mahkemece koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ ile,
1-Davalının ----. İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin DEVAMINA,
2-Alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminat talebinin REDDİNE,
3-Karar harcı 2.487, 36 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 439,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.047,57 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 439,79 TL peşin harç olmak üzere toplam 867,39 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri 252,00 TL, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.252,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 36.412,88 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!