Özel halk otobüsü şoförünün dolmuş şoförünü kasten öldürmesi sonucu ortaya çıkan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat taleplerinin, birinci derece mahkemesi ve istinaf sonrası Yargıtay tarafından değerlendirildiği hukuki süreç.
Özet: Bu dava, özel halk otobüsü şoförünün, UKOME kararına aykırı yolcu alımı üzerine çıkan tartışmada ruhsatsız silahla davacıların murisini kasten öldürmesi sonucu, eş, çocuklar ve ebeveynler tarafından açılan destekten yoksun kalma ile manevi tazminat taleplerine ilişkin olup; mahkeme, eylemi gerçekleştiren şoförü olayda tamamen kusurlu bularak davacıların maddi ve manevi tazminatlarını olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödemesine hükmederken, otobüs işletenini ise meydana gelen olayda sorumluluğu bulunmadığı ve pasif husumet yokluğu gerekçesiyle tazminattan muaf tutmuş ve bu karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.
4. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
MAHKEMESİ
: Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 07.01.2017 tarihinde davalı ...’in sürücüsü olduğu özel halk otobüsü ile UKOME kararına aykırı olarak yolcu aldığını gören dolmuş sürücüsü olan davacıların murisi ile davalı ... arasında yaşanan münakaşa sonucu davalı ...’in ruhsatsız silahı ile ateş etmesi sonucu davacıların murisinin hayatını kaybettiğini, davalı ...’in tamamen kusurlu olarak ölüme sebebiyet vermesi dolayısı ile destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminattan sorumlu olduğunu, davalı ...’un araç işleteninin sorumluluğu kapsamında çalıştıracağı personeli seçerken özenli davranmadığından sorumlu olduğunu, davacı eş ...nın eşinin ölümü nedeni ile maddi ve manevi destekten yoksun kaldığını, maddi zorluk yaşadığını, desteğin babası davacı ... ile annesi davacı ...’nın evlat acısı yaşadıklarını, manevi yıkıma uğradıklarını, davacı ... ile davacı ...’nın kardeşlerinin ölümü nedeni ile ağır manevi çöküntü içine düştüklerini, psikolojik bunalıma girdiklerini belirterek fazlaya ilişkin maddi tazminat hakları saklı kalmak kaydı ile davacı ... için 1.000,00 TL maddi, 80.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... 1.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 1.000,00 maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 1.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... icin 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kasten öldürme olayı ile ilgili davalı müvekkilinin herhangi bir kusuru, kastı veya ihmali bulunmadığını, müvekkilinin işletmesi ve faaliyet alanı ile meydana gelen elim olay arasında uygun illiyet bağı ve işlevsel bağlılık bulunmadığı gibi yasal çerçevede yasal mevzuat ile zararı önlemeye elverişli denetim, yapı ve organizasyon ile faaliyet gösteren ve kamu hizmeti ifa eden özel toplu taşıma aracında çalışan diğer davalının kişisel nitelikleri, bilgisizliği gibi etkenlerden müvekkilinin sorumlu olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile meydana gelen olayda olayın meydana geliş şekli, tarafların sosyal ekonomik durumları, kasten adam öldürme suçunun niteliği ve tüm dosya kapsamı birlikte dikkate alındığında davacıların davalı ...'den maddi ve manevi tazminat taleplerinin haklı ve makul olduğu, diğer davalının mütevefa ...'nın ölümü olayı ile ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 36.575,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 15.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 29.011,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 15.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 22.580,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 15.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 256.016,00 TL destenten yoksun kalma tazminatı ile 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacılar ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 7.500,00 TL manevi tazminatın 07.01.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...’den tahsiline, diğer davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun faiz başlangıcı ve vekalet ücreti yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile maddi tazminat talepleri yönünden davacı ... için 256.016,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davacı ... ve ... oğlu 2008 doğumlu ... için 22.580,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davacı ... için 29.011,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davacı ... için 36.575,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 07.01.2017 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak adı geçen davacılara verilmesine, manevi tazminat talepleri yönünden davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... ve ... oğlu 2008 doğumlu ... için 25.000,00 TL, davacı ... için 25.000,00 TL, davacı ... için 25.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 7.500,00 TL, davacı ... için 7.500,00 TL olmak üzere toplam 160.000,00 TL manevi tazminatın 07.01.2017 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak adı geçen davacılara verilmesine, davalı ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; adam çalıştıranın sorumluluğu ilkesi kapsamında davalı ...'un da zarardan sorumlu olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının oldukça düşük belirlendiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; hükmün vekalet ücretleri yönünden hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe
Dava, kasten öldürme nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davaya konu eylemin adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dolmuş şöförü olan davacıların desteği ile özel halk otobüsü sürücüsü olan davalı ... arasında yolcu bindirme sebebiyle yaşanan tartışmada davalı ...'in silahla ateş ederek davacıların desteğini öldürdüğünü, davalı ...'in haksız fiil faili olarak, davalı ... da adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında zarardan sorumlu olduğunu açıklayıp tazminat talebinde bulunmuş, İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince davanın davalı ... yönünden yazılı şekilde kabulüne, davalı ... yönünden davacıların murisinin öldürülmesi eyleminin şoförlük işi kapsamında kabul edilemeyeceği, diğer davalının tamamen kişisel kusurundan kaynaklanan bu eylemden dolayı işvereni olarak davalı ...’un sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Varılan sonuç dosya kapsamına, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
Türk Borçlar Kanunun 66 ncı maddesinde "Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Adam çalıştıranın sorumluluğu, çalışanın kendisine verilen işin yapılması sırasında ve söz konusu iş dolayısıyla üçüncü bir kişinin zarar görmesi neticesinde oluşacaktır.
Adam çalıştıran, çalışanını denetleme ve ona talimat verme yükümlülüğünün yanı sıra, çalışanını seçerken de gerekli özeni göstermelidir. Bu nedenledir ki, adam çalıştıran, çalışanlarını seçerken gerekli araştırmaları yapmalı ve hatta araştırma sürecinde kendisine sunulan sertifikalar ile yetinmemelidir.
Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmayıp, olağan sebep sorumluluğudur. Burada yasa adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü, bir gözetim ödevi yüklemiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğu kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterli kabul edilmiştir. Adam çalıştıran, görülecek işe uygun fikri, mesleki bilgi ve yeteneklere sahip bir kişi seçmekle yükümlüdür. Seçeceği yardımcı kişinin göreceği iş için vasıflı, yeterli eğitim görmüş, yeni bilgi, yöntem ve tekniği, özümsemiş ve izlemiş olmasını arayacaktır (Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Prof. Fikret Eren, Cilt: 2-4 bası, sh.160). (HGK. 15.06.1994 gün ve 11-178 K.).
İstihdam edenlerin müstahdemlerinin eylemlerinden sorumlu tutulmaları ilkesi, kendi yararı için başkasını çalıştıran kimsenin, bu işin ifasından meydana gelecek zarar tehlikesini bazı şartlar altında üzerine alması esasına dayanır.
Bir kimseyi işinde kullanarak onun emeğinden faydalar sağlayan kimsenin, kullanılan adamın işini gördüğü sırada neden olduğu zararlardan da sorumlu tutulması yani elde ettiği nimete karşılık külfete de katlanması hakkaniyete uygundur.
Somut olayda, davalı ...'in sanık olarak yargılandığı ceza mahkemesinde "sanık ...'in özel halk otobüsünde şöförlük yaptığı, maktul ...'nın da dolmuş şöförü olarak çalıştığı; olay günü sanığın kullanmakta olduğu özel halk otobüsü ile yolcu indirmek amacıyla durakta durduğunda, yolcu almasının yasak olduğu duraktan bir tane bayan yolcunun otobüse bindiği ve inmesi gerektiği yönündeki ikazlara rağmen otobüsten inmediği, sanığın almaması gereken hattan yolcu aldığını gören dolmuş şoförü maktulun korna çalarak sanığı uyardığı, bir müddet sonra maktulun kullandığı dolmuş ile sanığın kullandığı otobüsün önüne geçerek otobüsü durdurduğu, sanık ile tartışmaya ve hakaret etmeye başladığı, tartışmanın karşılıklı kavgaya dönüştüğü, sanığın yanında otobüs muavini maktulun yanında ise olayı görüp duran aynı hatta dolmuşçuluk yapan arkadaşları olduğu halde kavga ettikleri, olay yerinde bulunanların kavgayı aralamaları ve olayın yatışmaya başladığı esnada sanığın otobüse giderek silah alıp gelerek maktulu hedef alarak ateş ettiği, sağ göğüs kısmından yaraladığı, otopsi raporuna göre, maktulun ateşli silah yaralanmasına bağlı kot kırığı ile karakterli büyük damar ve iç organ harabiyetlerinden gelişen iç-dış kanama sonucu kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdiği," belirtilerek olayın bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiş, sanık davalı ...'in cezalandırılmasına, sanığın olumsuz sosyal ilişkileri, geçmişi ve suç işleme konusundaki eğilimi gözetilerek takdiren TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Ceza mahkemesince sabit olan maddi olguya göre eylemin işin görülmesi sırasında gerçekleştiği, bir başka deyişle çalışanın kendisine verilen işin yapılması sırasında ve yapılan iş ile bağlantılı olarak, yolcu taşıma işi yapan davalı ile yolcu taşıma işin yapan mütevefa arasında yine yolcu bindirme eylemi sebebiyle gerçekleştiği, davalı ...'in yaptığı iş ile ilgili eylemi nedeniyle dava konusu olayın meydana geldiği anlaşılmakla eylemin yapılan işten tamamen bağımsız bir olay sonucunda meydana geldiği sonucuna varmak imkansızdır. Somut olayda görülen iş ile meydana gelen zarar arasında işlevsel bağ mevcut olduğu gibi davalı çalışan ...'in eylemi gerçekleştirirken kullandığı ateşli silahı sürücülüğünü yaptığı özel halk otobüsünde bulundurduğu ve ceza mahkemesince de varılan kanaat birlikte değerlendirildiğinde davalı ...'un çalışanı ...'i seçmede, talimat verme ve denetlemede gerekli özeni göstermediği anlaşılmaktadır.
Toplanan delillere göre, davalı ...'in davacıların murisine karşı gerçekleştiğidiği eylem, işin görülmesi kapsamında kalmakta olup, eylem ile iş arasında işlevsel bağın mevcut olduğu, davalı ...'un çalışanın seçiminde, talimat vermede ve denetlemede gerekli özeni göstermediği, gereken tedbirleri almadığı açıktır. O halde, davalı ... TBK'nin 66 ncı maddesi doğrultusunda bir kurtuluş kanıtı ve delili getirmemiş olup, çalışanı diğer davalı ...'in eyleminden sorumludur.
Açıklanan nedenlerle davalı ... yönünden davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3. Bozma ilamının neden ve şekline göre davacılar vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik, davalı ... vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazı şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin ve davacı vekilinin anılan yönlere ilişkin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara ve davalı ...'a iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!