RTÜKün medya şirketinden haksız indirim değerlendirmesiyle eksik ödenen üst kurul payı alacağının icra takibine itirazın iptali davasında dönemsel edim zamanaşımı ve direnme kararı üzerine Hukuk Genel Kurulu incelemesi.
Özet: Bu dava, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) bir yayıncı kuruluştan, 2010-2012 yılları için "ciro primi" ödemelerini haksız yere iskonto olarak göstererek eksik hesaplanan üst kurul paylarının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılmış olup, temel anlaşmazlık eksik ödemenin 2016 tarihli vergi tekniği raporuyla öğrenildiği iddiasına karşılık, söz konusu alacağın dönemsel edim niteliğinde olup beş yıllık zamanaşımına tabi olup olmadığı ve zamanaşımının başlama anı ile vergi raporunun bu süreci etkileyip etkilemediği hususları etrafında şekillenmekte; ilk derece mahkemesinin kabul kararı istinaf, ardından Yargıtay bozma ve Bölge Adliye Mahkemesi direnme kararı sonrası Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir.
Hukuk Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : █████████ E., ████████ K.
    ÖZEL DAİRE KARARI
    : Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06.06.2023 tarihli ve
    █████████ Esas, █████████ Karar sayılı BOZMA kararı
    Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    Direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369. maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun’un 373. maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek davalı vekilinin duruşma talebinin reddine karar verilip Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili; müvekkili Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) 2013 yılı hesaplarının denetimi sonucu düzenlenen 09.03.2016 tarihli Vergi Tekniği Raporunda, davalı ... Medya TV Hizmetleri A.Ş’nin 2012 yılı hesaplarının incelenmesi sonucunda miktar iskontosunun matrahtan düşülerek noksan beyan edildiğini ve buna bağlı olarak 2010 yılına ait %5 üst kurul payının 140.955,14 TL, 20 11... .761,74 TL ve 20 12... .210,67 TL tutarındaki kısmının davalıdan tahsil edilmesi gerektiğinin tespit edildiğini, davalının hizmet satışında bulunduğu müşterilerin kendisine kesmiş olduğu faturalarda yer alan ciro primi tutarlarını iskonto olarak değerlendirdiğini ve bu tutarları elde etmiş olduğu reklam veya ticari iletişim gelirlerinden düşmek suretiyle RTÜK payı matrahını eksik hesapladığını, hizmet alan müşterilerin yayıncı kuruluşa kesmiş olduğu ciro primi faturalarında yer alan tutarların yayıncı kuruluş tarafından iskonto gibi değerlendirilmesinin doğru olmadığını, gecikme zammı ile birlikte eksik ödemenin yapılması için yazılan 23.08.2016 tarihli yazıya rağmen davalının ödeme yapmadığını ve aleyhine başlatılan icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptali ile alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili, eksik ödendiği iddia edilen üst kurul payının dönemsel edim niteliğinde ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 147/1. maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tâbi olduğunu belirterek davanın hem zamanaşımı sebebiyle hem de esastan reddini savunmuştur.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.01.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; dava konusu alacağın dönemsel edim olması sebebiyle 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 126/1. maddesi ve TBK'nın 147/1 ile 90. maddeleri gereğince beş yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğu, zamanaşımı süresinin eksik beyanın tespiti ile başlayacağı, söz konusu eksikliğin Maliye Bakanlığının 09.03.2016 tarihli Vergi Tekniği Raporu ile öğrenildiği, icra takip tarihinin 2017, dava tarihinin 2018 olduğu, dava konusu alacağın bu tarihler itibariyle zamanaşımına uğramadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin 246.927,54 TL asıl alacak ve 269.919,04 TL işlemiş faiz ve gecikme zammı olmak üzere 516.846,58 TL üzerinden devamına, davacının icra inkâr tazminatı talebinin kabulü ile, asıl alacağın %20'si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
    B. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin 10.05.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; takibe konu 2010, 20 11... yıllarına ait alacakların dönemsel olup vade tarihleri itibariyle BK'nın 125 vd maddeleri ile TBK’nın 147, 1 49... . maddeleri ve 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5. maddesi kapsamında beş yıllık zamanaşımına tâbi olduğu, RTÜK Kanunu ve yönetmeliklerinde zamanaşımı ve başlangıç tarihi ile ilgili özel bir hüküm bulunmadığı, vergi tekniği raporu düzenlenmesinin zamanaşımını kesen veya durduran sebeplerden biri olmadığı, zira rapora yönelik açılan davada verilen idare mahkemesi kararından da anlaşıldığı üzere, bu raporun kesin ve uygulanması zorunlu bir karar niteliği taşımadığı, bu durumda TBK’da düzenlenen zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, bu zamanaşımı süresinin alacağın muaccel olduğu tarihte (her bir ay için, takip eden üçüncü ayın en geç yirmisinde) başladığı, takip tarihi olan 06.10.2017 itibariyle takibe konu alacaklardan 20 10... yıllarına ait tüm, 2012 yılına ait Ocak-Haziran aylarına ilişkin alacaklar yönünden beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, anılan alacaklarla ilgili icra takibine yönelik itirazın iptali davasının zamanaşımı nedeniyle kısmen reddine karar verilmesi gerektiği, yalnızca takibe konu 2012 yılı Temmuz ve Ağustos aylarına ilişkin alacak yönünden zamanaşımının gerçekleşmediği ve davanın kısmen kabulünün gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile icra dosyasında davalının 74,08 TL asıl alacak ve 62,66 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 136,74 TL alacak yönünden itirazının iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağın 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 51. maddesi gereğince işleyecek gecikme zammı oranında faizi ile birlikte icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin zamanaşımı nedeniyle reddine, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden şartları oluşmayan icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
    2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;
    “…1. Davacının temyiz taleplerinin incelenmesinde; takibe konu alacaklardan 15.02.2011 tarihinden önce ( bu tarihte 6112 Sayılı Kanun yürürlüğe girmiş olup) ortaya çıkanlar yönünden o dönem yürürlükte bulunan ... Bütçe, Muhasebe ve İdari İşler Yönetmeliği'nin '' Reklam Gelirleri Üst Kurul Payının Beyanı ve Ödenmesi'' başlıklı 4 üncü maddesinde ; ''Kuruluşlar, her takvim ayı içinde yayınladıkları reklamlar nedeniyle tahakkuk ettirdikleri brüt reklam gelirlerinin, % 5'ini, Reklam Gelirleri Üst Kurul Payı olarak, bu gelirlerin tahakkuk ettiği ayı izleyen ayın 20 sine kadar bir beyanname ile beyan ederek, hesaplanan Üst Kurul paylarını aynı sürede Üst Kurul hesabına ödemekle yükümlüdürler.'' şeklinde düzenleme bulunduğu ve reklam gelirlerinin ödenme zamanının belirlendiği, 15.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6112 sayılı Kanun'un 41/ç maddesinde medya hizmet sağlayıcılarının, program destekleme gelirleri hariç aylık brüt ticarî iletişim gelirlerinden ayrılacak yüzde bir buçuk payın da Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun gelirleri arasında sayıldığı, maddedeki yüzde bir buçuk pay oranının 20.08.2016 tarihli ve 6745 Sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile getirildiği, bu tarihten önceki dönem için “yüzde üç” oranının uygulanması gerektiği anlaşılmış olup, aynı Kanun'un 42/2 nci maddesi gereğince bu gelirlerin elde edildikleri ayı takip eden üçüncü ayın en geç yirmisinde ilgili medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar tarafından ödenmesi gerektiği düzenlenmiştir.
    Dava konusu alacakların bir kısmının ortaya çıktığı dönemde yürürlükte bulunan ... Bütçe, Muhasebe ve İdari İşler Yönetmeliği'nin yukarıda yer verilen 7 nci maddesinde geciken ödemeler için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağının belirtildiği, ancak 15.02.2011 tarih ve 6112 sayılı “Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a 04.07.2012 tarihinde eklenen 42/8 nci maddesine göre süresinde ödenmeyen üst kurul gelirlerinin genel hükümlere göre tahsil edileceğinin belirtildiği, bu durumda dava konusu alacaklar için uygulanacak zamanaşımı konusunda ikili bir ayrım yapılması gerektiği, 04.07.2012 tarihinde önce doğmuş alacaklar için 5 yıllık zamanaşımı uygulanırken 6183 Sayılı Kanun'un 102/1 inci maddesinin, 04.07.2012 tarihinden sonra ortaya çıkan alacaklar bakımından genel hükümlere göre tahsil olunacağı belirtildiğinden 6098 Sayılı Kanun'un 147/1 inci maddesinin uygulanması gerektiği, 01.01.2012-04.07.2012 tarihleri arasında doğmuş alacaklar yönünden 6183 Sayılı Kanun gereği vade, takip eden yılın başından itibaren başlayacağından, bu alacaklar yönünden vadenin 01.01.2013 tarihinden itibaren başlayacağı ve takip tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığının kabulü gerektiği anlaşılmıştır.
    Davalı tarafça, dava konusu 2010, 20 11... yılı alacaklarına yönelik tahsiline yönelik idari işlemin iptali istemiyle İdare Mahkemelerinde davalar açıldığı ve RTÜK kararının kesin ve yürütülebilir nitelik taşımadığı gerekçesiyle reddine karar verildiğinin beyan edildiği, bu durumda zamanaşımı konusunda inceleme yaparken 6098 Sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 158 inci maddesinin de dikkate alınması gerektiği anlaşılmakla, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
    2. Davalının temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar vermek gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesinin yanında, 6112 sayılı Radyo Ve Televizyonların Kuruluş Ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un (6112 sayılı Kanun) 42. maddesinin, 12.07.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 04.07.2012 tarihli 6353 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile değiştirilen üçüncü fıkrasının önceki hâlinin “(3) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca yapılması gereken ödemelerin gecikmesi hâlinde, ilgili özel medya hizmet sağlayıcı kuruluş bir ay içerisinde uyarılarak kanunî faizleri ile birlikte ödeme yapması ihtar edilir. İhtar kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren iki ay içinde ödeme yapılmazsa, Üst Kurulca ilgili medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayın lisansının iptaline karar verilir ve ödenmeyen kurum geliri genel hükümlere göre tahsil edilir" şeklinde olduğu, Kanun değişikliği ile maddenin üçüncü fıkrası değiştirilerek maddeye 4, 5, 6, 7. ve 8. fıkralar eklendiği, ödenmeyen kurum gelirlerinin genel hükümlere göre tahsil edileceğine ilişkin düzenlemeye maddenin 8. fıkrasında "Süresinde ödenmeyen Üst Kurul gelirleri genel hükümlere göre tahsil edilir" şeklinde yer verildiği, diğer bir anlatımla Üst Kurul gelirlerinin genel hükümlere göre tahsil edileceğine ilişkin düzenlemenin ilk kez 04.07.2012 tarihli Kanunla maddeye eklenmediği, Kanun'un yürürlüğe girdiği ilk hâlinde de aynı hükmün bulunduğu, bu nedenle 01.01.2012-04.07.2012 tarihleri arasında doğmuş alacaklar yönünden 6183 sayılı Kanun'un uygulanacağına ilişkin bozma gerekçesine iştirak edilmediği, anılan dönem yönünden genel hükümlere göre beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, ayrıca TBK’nın 158. maddesinin somut olayda uygulanma yeri bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
    B. Temyiz Sebepleri
    1. Davacı vekili; davalının borcunun dönemsel değil ani edimli borç olması nedeniyle üst kurul alacaklarının TBK’nın 146. maddesine göre on yıllık genel zamanaşımına tâbi olduğunu, zira her ayın ticari iletişim gelirinin diğer aylardan bağımsız olarak doğduğunu, gelir elde edilmediğinde ise doğmadığını, dönemsel edim olması için her birinin önceden belirli ve sabit ödemeler olması gerektiğini, dönemsel edim olduğu kabul edilecek olsa dahi TBK’nın 150. maddesinin uygulanması gerektiğini, yayıncı kuruluşun basiretli tacir gibi davranmayarak üst kurul alacağını gizlemesi nedeniyle zamanaşımının alacaktan haberdar olunan tarihte işlemeye başlayacağını, TBK'nın 158. maddesinde belirtilen ek süre içinde takip başlatılmış olduğundan zamanaşımının kesildiğini belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
    2. Davalı vekili; 2012 yılı Temmuz–Ağustos ayları için verilen kararın doğru olmadığını, müşteriden hacim iskontosu açıklaması ile alınan fatura karşılığında teamüllere uygun yapılan iskontonun ticari iletişim gelirinden mahsup edilmesinin hukuka uygun olduğunu ve eksik ödeme yapılmadığını belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
    C. Uyuşmazlık
    Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, 01.01.2012-04.07.2012 tarihleri arasında doğmuş alacaklar yönünden 6183 sayılı Kanun'un mu yoksa genel hükümlerin mi uygulanması gerektiği, buradan varılacak sonuca göre anılan tarih aralığında doğmuş alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, zamanaşımı konusunda inceleme yaparken TBK'nın 158. maddesinin dikkate alınmasının gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.
    D. Gerekçe
    1. İlgili Hukuk
    1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 133. maddesi,
    2. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu 1 26... . maddeleri,
    3. Mülga 3984 sayılı Radyo Ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un 13. maddesi,
    4. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 147, 1 49... . maddeleri,
    5. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5. maddesi,
    6. 6112 sayılı Radyo Ve Televizyonların Kuruluş Ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 37, 41... . maddeleri,
    7. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 1, 2, 3 ve 102. maddeleri,
    8. Mülga 18.05.2003 tarihli Radyo Televizyon Üst Kurulu Bütçe, Muhasebe ve İdari İşler Yönetmelik'in, 4, 6, 7 ve 10. maddeleri,
    9. 26.08.2011 tarihli Medya Hizmet Sağlayıcı Kuruluşlarının Elde Ettiği Ticari İletişim Gelirlerinin Denetimi Ve Bu Gelirler Üzerinden Alınacak Üst Kurul Paylarının Beyan Ve Ödenmesine İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 8. maddesi.
    2. Değerlendirme
    1. Dava, RTÜK'ün ticari iletişim/reklam gelirlerinden alınan üst kurul payının, miktar iskontosunun matrahtan düşülmek suretiyle beyan edilmesi neticesinde eksik tahsil edildiği iddiasıyla başlatılan ilâmsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
    2. Uyuşmazlığın çözümüne geçilmeden önce davacı RTÜK'ün yapısının ve tâbi olduğu kanun maddelerinin ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır.
    3. Bağımsız idari otorite mahiyetinde bir kurum olan RTÜK, radyo ve televizyon faaliyetlerini düzenlemek ve denetlemekle görevli ve Anayasanın 133. maddesine dayanılarak üyeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca seçilen, idari ve mali açıdan özerk ve tarafsız, kamu tüzel kişiliğine sahip bir düzenleyici ve denetleyici kurumdur. Bu anlamda RTÜK varlığını doğrudan doğruya Anayasa'dan alan bağımsız bir kuruldur. Bu tür özerk idari otoritelerin ortak özelliği, kamu kurumu olmalarının yanı sıra mali yönden bağımsızlıklarını pekiştiren kendilerine ait kamu gelirlerinin olması ve bu gelirlerin tahsil edilebilmesi için özerk idari yaptırım imkânlarının bulunmasıdır.
    4. 6112 sayılı Kanun'un 37. maddesinde Kurulun görevleri sayılmış, bu görevleri yerine getirmesine yardımcı olması açısından ve mali özerkliğinin de önemli bir göstergesi olarak Kurulun mali kaynakları aynı Kanun'un 41. maddesinde sıralanmış; anılan maddenin ç bendinde, "Medya hizmet sağlayıcılarının, program destekleme gelirleri hariç aylık brüt ticarî iletişim gelirlerinden ayrılacak yüzde birbuçuk paylar. (20.08.2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunun 68. maddesi ile bu bentte yer alan “yüzde üç” ibaresi “yüzde birbuçuk” olarak değiştirilmiştir.)" şeklinde ticari iletişim gelirleri belirlenmiştir.
    5. Kurul gelirleri arasında önemli bir yer tutan ve ekonomik anlamda ana gelir kaynağı olan "üst kurul payları", medya hizmet sağlayıcı kuruluşlarının elde ettiği ticari iletişim gelirleri üzerinden alınmaktadır. Söz konusu üst kurul paylarının hukuki niteliği ne vergi ne harç ne resim mahiyetinde olup kendine has bir gelir türü olarak "benzeri mali yükümlülük" olarak nitelendirilmelidir. (Güneş Yılmaz/Özgür Biyan, Radyo ve Televizyon Üst Kurul Payının Hukuki Niteliğinin Belirlenmesine Yönelik Bir Değerlendirme, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 14(1), 2023, s.195-208)
    6. Somut olayda, davacı RTÜK vekili Kurulun 2013 yılı hesaplarının denetimi sonucu düzenlenen 09.03.2016 tarihli Vergi Tekniği Raporunda, Kurulun ticari iletişim/reklam gelirlerinden alınan üst kurul payının miktar iskontosunun matrahtan düşülmesi suretiyle beyan edildiğini ve dolayısıyla eksik tahsilat bulunduğunun belirlenmesi üzerine başlattıkları icra takibine yapılan itirazın iptali isteminde bulunmuş; 06.10.2017 tarihinde başlatılan icra takibine 01.04.20 10... .11.2012 (bu tarih dahil) tarihleri arasındaki alacaklarla birlikte işlemiş faiz ve gecikme zammını konu etmiştir.
    7. Bu aşamada dava konusu alacağa uygulanması gereken zamanaşımı süresinin belirlenmesi açısından alacağın niteliğinin tespiti önem arz etmektedir.
    8. Alacak hakkı alacaklıya borçlunun edimini yerine getirmesini isteme yetkisi verir ve hangi sebepten doğmuş olursa olsun kural olarak tüm alacak hakları zamanaşımına tâbidir.
    9. Öncelikle dava konusu alacaklardan 01.07.2012 tarihine kadar doğan üst kurul payı alacaklarına mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) hükümlerinin, bu tarihten sonra doğanlara ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirtmek gerekir. Zira 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5. maddesi gereğince Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tâbi olmaya devam edecektir.
    10. Genel hükümlere göre zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi kural olarak alacağın muaccel olduğu tarihten, diğer bir ifadeyle alacaklının alacağını talep edebileceği tarihten işlemeye başlar. Gerek mülga BK'nın 128. maddesinde, gerekse TBK'nın 149. maddesinde zamanaşımının alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Buna göre, üst kurul alacakları da istisnai olarak belirtilen ihbar şartına bağlı olmaksızın ve genel kurala tâbi olacağından 09.03.2016 tarihli vergi denetleme raporunun muacceliyet tarihini etkilemeyeceğine de bu noktada değinmek gerekir.
    11. Davaya konu alacaklar davalı kurumun ilgili faaliyetleri ile RTÜK arasında açıklanan mevzuattan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, özel zamanaşımı süresi belirlenen alacaklardan olmadığından ve ilgili kanunlarda aksine bir düzenleme bulunmadığından genel zamanaşımı süreleri işleyecek olup bunlar beş ve on yıllık süreler olarak düzenlenmiştir. Eğer davaya konu alacaklar dönemsel edim/periodik alacak olarak nitelenirse uygulanması gereken zamanaşımı süresi beş yıl olacaktır.
    12. Dönemsel edimlerde borçlanılan edim, zaman içinde belirli aralıklarla düzenli veya düzensiz olarak tekrarlanmaktadır. Borçlu, borçlanmış olduğu edimi belirli dönemlerde yerine getiriyorsa ortada dönemli bir edim vardır. (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 27. Baskı, Ankara 2022, s.112) Bu gruptaki alacakların ortak özelliği belirli aralıklarla birbirini takip eden ve belirli zamanlarda ödenmesi gereken borçlara karşılık gelmesidir. Aralıklı edimlerin düzenli olması hâlinde dönemli edimler (devri edimler-periodik edimler) söz konusu olur. (M.Kemal Oğuzman/M.Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt I, İstanbul 2015, s. 10) Dönemsel edimler beş yıllık olağanüstü zamanaşımına tâbidir. (Fikret Eren, s. 1460; Oğuzman/ Öz, s.585-586)
    13. Dönemsel edimler ile ilgili yapılan açıklamalardan sonra üst kurul payının her ay elde edilmiş reklam geliri üzerinden doğduğu, her bir aya ilişkin üst kurul payı alacağının elde edildiği ayı takip eden ayın en geç yirmisinde alacaklısı RTÜK tarafından ifası talep edilebilir (muaccel) hâle geldiği, bu itibarla üst kurul payı alacaklarının belirli ve düzenli aralıklarla doğduğu (her ay) anlaşılmakla gerek edimlerin aynı hukuki sebepten kaynaklanması gerekse düzenli şekilde doğması nedeniyle mülga BK'nın 126/1 (TBK m. 147/1) maddesi gereği beş yıllık zamanaşımın uygulanacağı açıktır.
    14. Belirtmek gerekir ki, Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında davaya konu alacağın dönemsel alacak niteliği taşıdığı ve beş yıllık zamanaşımına tâbi olduğu hususlarında çekişme bulunmamaktadır. Çekişme, bir kısım alacağın muaccel olduğu tarihin hesabı yönünden 6183 sayılı Kanun'un mu yoksa genel hükümlerin mi uygulanacağı noktasındadır.
    15. ... bir kamu tüzel kişisidir. Kamu alacaklarının tahsilinin bir kısmı 6183 sayılı Kanun'a tâbi kılınmıştır. Kamu tüzel kişisi olması nedeniyle RTÜK'ün talep ettiği üst kurul paylarına ilişkin alacakların 6183 sayılı Kanun'a tâbi olup olmadığının öncelikli olarak tespit edilmesi gerekir.
    16. İfade etmek gerekir ki, bir borcun alacaklısının kamu tüzel kişisi sıfatını taşıması, söz konusu alacağın kendiliğinden 6183 sayılı Kanun'un kapsamına girdiği sonucunu doğurmaz. Alacağı tahsil olanakları bakımından özel pek çok mekanizmayı barındıran bu Kanun, söz konusu niteliği itibariyle istisnai niteliktedir. Herhangi bir alacak hakkında 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanabilmesi için Kanun'un 1 ve 2. maddelerinde belirtildiği üzere iki koşuldan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir:
    a) Devlete, İl Özel İdaresine ve Belediyeye ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asıl, gecikme zammı, faiz gibi fer'î alacaklar yahut bu idarelerin sözleşme, haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme dışındaki bir hukuki sebepten doğan ve kamu hizmetinin yerine getirilmesine ilişkin diğer alacakları ile bunların takip masrafları söz konusu olmalıdır.
    b) Bir alacağın bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği yönünde diğer kanunlarda düzenleme bulunmalıdır.
    17. ..., 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli III sayılı cetvelde yer alan kamu tüzel kişiliğine sahip düzenleyici ve denetleyici bir kurumdur. RTÜK, 6183 sayılı Kanun'da belirtilen alacaklı kamu idarelerinden birisi değildir. Şu hâlde, davaya konu edilen üst kurul payları hakkında 6183 sayılı Kanun'un 1. maddesi hükmünün uygulanması olanağı bulunmamaktadır.
    18. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 2. maddesi yönünden ise uygulanacak mevzuatta bir düzenleme bulunup bulunmadığının tespiti gerekir.
    19. Davaya konu edilen üst kurul alacakları 2010, 20 11... yıllarına ilişkin olup doğduğu tarih itibariyle alacağın bir kısmı yönünden uygulanması gereken mevzuat o dönemde yürürlükte bulunan 20.04.1994 tarihli (mülga) 3984 sayılı Radyo Ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'dur. Bu Kanun 03.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6112 sayılı Kanun ile ilga edilmiştir. Yine aynı tarihlerde yürürlükte bulunan 18.05.2003 tarihli (mülga) Radyo Televizyon Üst Kurulu Bütçe, Muhasebe ve İdari İşler Yönetmeliği'nin uygulanacağı açıktır. Bu yönetmelik ise 26.08.2011 tarihli Medya Hizmet Sağlayıcı Kuruluşlarının Elde Ettiği Ticari İletişim Gelirlerinin Denetimi Ve Bu Gelirler Üzerinden Alınacak Üst Kurul Paylarının Beyan Ve Ödenmesine İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ile ilga edilmiştir. Üzerinde durulması gereken bu mevzuatlardır.
    20. Mülga 3984 sayılı Radyo Ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un "Gelir ve cezaların tahsili" başlıklı 13. maddesi; "12 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen reklam gelirlerinden ayrılacak paylar, elde edildikleri ayı takip eden ayın en geç 20 sinde; (a) bendine göre ödenecek TV kanal ve radyo frekansı yıllık kira bedeli her yılın Ocak ayının en geç 20 sinde; 33 üncü maddede belirtilen idari para cezaları da cezaların tahakkukunu müteakip ilgili yayın kuruluşları tarafından ödenir.
    Ödemede gecikilmesi halinde, ilgili yayın kuruluşu uyarılarak yedi gün içinde ödeme yapması istenir. (İPTAL EDİLEN CÜMLE RGT: 31.01.2008 RG NO: 26773 ANY. MAH. 12.12.2007 T. ███████ E. ███████ K.) Yukarıdaki fıkrada belirtilen tarihlerden itibaren (İPTAL EDİLEN İBARE RGT: 21.10.2011 RG NO: 28091 ANY. MAH. 09.06.2011 T. ███████ E. ███████ K.) ve ödenmeyen kurum geliri icra yoluyla tahsil olunur. Gecikilen ödemeler için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır" şeklindedir.
    21. Aynı tarihlerde yürürlükte bulunan 18.05.2003 tarihli (mülga) Yönetmelik'in 4. maddesinde;
    "Kuruluşlar, her takvim ayı içinde yayınladıkları reklamlar nedeniyle tahakkuk ettirdikleri brüt reklam gelirlerinin, % 5'ini, Reklam Gelirleri Üst Kurul Payı olarak, bu gelirlerin tahakkuk ettiği ayı izleyen ayın 20 sine kadar bir beyanname ile beyan ederek, hesaplanan Üst Kurul paylarını aynı sürede Üst Kurul hesabına ödemekle yükümlüdürler. Reklam gelirlerinin ve reklam gelirleri Üst Kurul Payının beyanında kullanılacak "Reklam Gelirleri Üst Kurul Payı Beyannamesi" nin şekli ve bu beyannameye eklenecek diğer bilgi ve belgeler Üst Kurul tarafından belirlenir.
    Reklam gelirleri Üst Kurul paylarının Üst Kurul hesabına yatırıldığına dair banka dekontunun veya makbuzunun bir örneği beyannameye eklenir veya taahhütlü mektupla Üst Kurula gönderilir. Çekle yapılan ödemelerle sair suretle yapılan ödemelerde vergi ve diğer kamu alacakları için Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun uyarınca yapılan düzenlemelere uyulur.
    Reklam gelirleri Üst Kurul payı, brüt reklam gelirlerine Kanunda öngörülen oranın uygulanması ile hesaplanır.",
    Aynı Yönetmelik'in 6. maddesinde; "Reklâm gelirleri ile bu reklam gelirlerinden Üst Kurula ödenecek pay tutarlarının zamanında beyan edilmemesi veya beyan edilmiş olsa bile eksiksiz olarak zamanında ödenmemesi, kuruluşlardan istenilen yeminli mali müşavir raporları veya mükellefi bulundukları vergi dairesi tarafından tasdikli bilanço ve gelir tablolarının süresinde gönderilmemesi halinde, ilgili kuruluşlara ihtarda bulunulur. Bu ihtar, ilgili kuruluşlar itibariyle ayrı ayrı yapılabileceği gibi, basın ve yayın organları aracılığıyla toplu olarak da yapılabilir. İhtarda, ihlâl edilen yükümlülüğün niteliği ve sonuçları belirtilir.
    İhtar tarihinden itibaren yedi gün içinde, ihtar yazısında belirtilen eksikliklerin tamamının giderilmemesi halinde, Üst Kurul, ilgili kuruluşun yayınlarını eksikliklerini tamamlayıncaya kadar durdurur. Kuruluşların, bir ay içerisinde elde ettikleri reklam gelirlerine ait beyannameyi ve hesaplanan Üst Kurul payını o ayı takip eden ayın 20 sinden itibaren iki ay içerisinde Üst Kurula göndermemeleri ve ödememeleri halinde, Üst Kurulca, yayın izinleri ve lisansları iptal edilir ve Üst Kurula ödenmesi gereken kurum gelirleri icra yoluyla tahsil olunur. Geciken ödemeler için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü hakkında Kanun hükümleri uygulanır.",
    Aynı Yönetmelik'in 7. maddesinde;
    "Reklam gelirlerinin ve Reklam Gelirleri Üst Kurul payı tutarlarına ilişkin yapılan beyan ve ödemelerin, yapılacak incelemeler sonunda gerçek durumu yansıtmadığının ve eksik ödendiğinin anlaşılması halinde, eksik ödenen reklam gelirleri pay tutarlarının, ödeme tarihi itibariyla hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte 7 gün içinde ödenmesini sağlamak üzere ilgili kuruluşa ihtarda bulunulur. İhtar yazısının tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde borcun tamamı ödenmez ise ödeme yapılıncaya kadar kuruluşun yayınları durdurulur. İhtar yazısının tebliğinden itibaren iki ay içerisinde ödenmemesi halinde, Üst Kurulca kuruluşun yayın izni ve lisansı iptal edilir. Üst Kurula ödenmesi gereken kurum gelirleri icra yoluyla tahsil olunur. Geciken ödemeler için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü hakkında Kanun hükümleri uygulanır.",
    Aynı Yönetmelik'in "Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun Uygulanması" başlıklı 10. maddesinde ise;
    "Üst Kurul alacaklarına ilişkin mahkeme masrafları ile, bu alacaklara uygulanacak gecikme zamları hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.
    (...)
    Üst Kurul gelirlerinin ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına, vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı olmak üzere 6183 sayılı Kanun uyarınca belirlenmiş oranda gecikme zammı uygulanır." hükümleri bulunmaktadır.
    22. 03.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6112 sayılı Kanun'un "Gelirlerin tahsili" başlıklı 42. maddesinde; "(...) (2) 41 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre ödenecek televizyon kanal, multipleks kapasitesi ve radyo frekans yıllık kullanım ücreti, her yılın ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarında olmak üzere dört eşit taksitte, (ç) bendinde öngörülen ticarî iletişim gelirlerinden ayrılacak paylar, elde edildikleri ayı takip eden üçüncü ayın en geç yirmisinde, (d) bendinde öngörülen net satış tutarlarından ayrılacak paylar, elde edildikleri yılı takip eden yılın Temmuz ayı sonuna kadar ilgili medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar ile internet platform işletmecileri tarafından ödenir.
    (...)
    (7) (Ek
    : 4/7/2012-███████ md.) Üçüncü fıkraya göre beyan edilmesi gereken ticari iletişim gelirlerinin süresinde beyan edilmediği veya eksik beyan edildiğinin tespiti üzerine medya hizmet sağlayıcılarına 30 gün içerisinde Üst Kurul gelirinin ödenmesi bir yazı ile bildirilir. Medya hizmet sağlayıcıları tarafından süresinden sonra beyan edilen Üst Kurul geliri beyan tarihini takip eden 30 gün içerisinde ödenir. Üçüncü fıkraya göre beyan edilmesi gereken Üst Kurul gelirinin süresinde beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi halinde, beyan edilmesi gerektiği tarihten ödendiği tarihe kadar geçen süreye altıncı fıkra kapsamında faiz uygulanır.
    (8) (Ek
    : 4/7/2012-███████ md.) Süresinde ödenmeyen Üst Kurul gelirleri genel hükümlere göre tahsil edilir. (Ek cümle: 10/9/2014 - ████████ md.) Bu madde hükümlerine göre Üst Kurulca yapılacak icra takiplerinde Ankara icra daireleri yetkilidir" hükümleri yer almaktadır.
    23. 26.08.2011 tarihinde yürürlüğe giren Medya Hizmet Sağlayıcı Kuruluşlarının Elde Ettiği Ticari İletişim Gelirlerinin Denetimi Ve Bu Gelirler Üzerinden Alınacak Üst Kurul Paylarının Beyan Ve Ödenmesine İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 8. maddesinde;
    "(DEĞİŞİK MADDE RGT
    : 02.02.2013 RG NO: 28547) (1) Ticari iletişim gelirlerinden Üst Kurula ödenecek pay tutarlarının zamanında ödenmemesi halinde, ilgili kuruluştan yedi gün süre verilerek 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak faizi ile birlikte ödeme yapması istenir. Verilen sürede ödenmeyen Üst Kurul payı genel hükümlere göre tahsil edilir.
    (2) Medya hizmet sağlayıcı kuruluşları tarafından süresinden sonra beyan edilen Üst Kurul geliri beyan tarihini takip eden 30 gün içerisinde ödenir. 5 inci maddeye göre beyan edilmesi gereken Üst Kurul gelirinin süresinde beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi halinde beyan edilmesi gerektiği tarihten ödendiği tarihe kadar geçen süreye 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında faiz uygulanır." hükmü bulunmaktadır. Maddenin değişiklikten önceki hâli ise;
    "(1) Ticari iletişim gelirleri ve bu gelirler üzerinden hesaplanan Üst Kurul payı tutarlarına ilişkin yapılan beyan ve ödemelerin, yapılacak incelemeler sonunda gerçek durumu yansıtmadığının ve eksik ödendiğinin anlaşılması halinde, eksik ödenen Üst Kurul payının, ödeme tarihi itibarıyla hesaplanacak kanuni faizi ile birlikte ödenmesini sağlamak üzere ilgili kuruluşa ihtarda bulunulur. İhtar yazısının tebliğ tarihinden itibaren iki ay içerisinde borcun tamamı ödenmez ise medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayın lisansı iptal edilir. Ödenmeyen kurum geliri genel hükümlere göre tahsil edilir.
    (2) Eksik beyan ve ödeme ile ilgili ihtar yazısının dava konusu yapılması halinde, durumun yargı kararı ile kesinleşip ilgili kuruluşa tebliğ tarihine kadar lisans iptali işlemi uygulanmaz. Davanın Üst Kurul lehine sonuçlanması halinde, mahkeme kararının ilgili medya hizmet sağlayıcı kuruluşuna tebliğinden itibaren iki ay içerisinde ödeme yapılmaz ise kuruluşun yayın lisansının iptaline karar verilir ve ödenmeyen Üst Kurul payı genel hükümlere göre tahsil edilir" şeklindedir.
    24. Görüleceği üzere açıklanan mülga ve meri tüm mevzuatta Kurul gelirlerinin eksik ödenmesi hâlinde genel hükümlere göre tahsil edileceği, faiz ve gecikme zammı yönünden 6183 sayılı Kanun'un uygulanacağı belirtilmiştir.
    25. Ayrıca mülga 3984 sayılı Kanun'un 13/II. fıkrasında kurum gelirinin "icra yoluyla tahsil" olacağı da açıkça belirtilmiştir. Kanun'da yer verilen icra dairesi ibaresinden genel hükümlerin uygulanacağı, 6183 sayılı Kanun'a göre işlem yapılmayacağı anlaşılmaktadır. Nitekim, 6183 sayılı Kanun'un 3. maddesinde alacağı idare adına tahsil etmeye yetkili organlar ve görevliler tahsil dairesi olarak tanımlanmıştır. 6183 sayılı Kanun çerçevesinde alacaklı idare, kural olarak kendi bünyesi içinde tahsil sürecini yürütmektedir.
    26. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar Özel Dairece davaya konu alacaklar yönünden ikili ayrıma gidilmiş, 6112 sayılı Kanun'un 42. maddesine 12.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren (Kanun'un kabul tarihi 04.07.2012) 6353 sayılı Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 63. maddesiyle 8. madde olarak eklenen " Süresinde ödenmeyen Üst Kurul gelirleri genel hükümlere göre tahsil edilir." ifadesi nedeniyle bu tarihten önceki alacaklar yönünden genel hükümlerin değil 6183 sayılı Kanun'un uygulanacağı, 6183 sayılı Kanun'un 102. maddesindeki "Amme alacağı, vadesinin rasladığı takvimi yılını takib eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar." hükmü uyarınca muacceliyetin vadenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başı olarak tespit edildiği belirtilmiş ise de, açıklandığı üzere anılan değişiklikten önce de davaya konu alacakların genel hükümlere göre tahsil edileceğinin belirli olduğu, yapılan Kanun ve Yönetmelik değişiklikleriyle yalnızca bu hükümlerin açık ve anlaşılabilir hâle getirildiği, yalnızca gecikilen ödemelere ilişkin gecikme zamları ile yargılama giderlerinin 6183 sayılı Kanun'a tâbi olduğu, dolayısıyla davaya konu alacağa 6183 sayılı Kanun'un değil genel hükümlerin uygulanması ve muacceliyet tarihinin de buna göre tespit edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
    27. Bunun yanında, Özel Dairece eldeki dava yönünden TBK'nın 158. maddesinde "Davanın reddinde ek süre" başlığı altında düzenlenen "Dava veya def’i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir" hükmün değerlendirilmesi gerektiği belirtilmişse de somut olayda anılan Kanun maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığı da açıktır.
    28. Hâl böyle olunca, Mahkemece aynı gerekçelerle verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir.
    29. Ne var ki, sair temyiz itirazları yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Direnme uygun bulunduğundan, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
    17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!