İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, uluslararası deniz taşımacılığında hasar gören mermer ve traverten emtiası alacak davasında tahkim, hak düşürücü süre ve sigorta sorumluluğu itirazlarını istinaf yoluyla değerlendiriyor.
Özet: Davacılar, Aliağadan Miamiye gemiyle taşınan 2.813,114 kg mermer ve traverten emtialarının varma limanında hasar görmesi sonucu oluşan 706.460,47 USD zararlarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ederken; davalı taşıyıcı firma, taşıma sözleşmesinde İngiliz hukuku ve Londra tahkimi şartı olduğunu, davanın hak düşürücü süreye uğradığını, taşıyan sıfatının bulunmadığını ve zararın hatalı ambalajlamadan kaynaklandığını iddia etmiş, davalı sigorta şirketi ise sorumluluğunun poliçe limitleriyle sınırlı olduğunu ve davacıların aktif husumet ehliyetinin olmadığını savunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████ EsasKARAR NO
: █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararTARİH
: █████/2025DAVA
: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2025İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerine ait 2.813,114 Kg mermer ve traverten emtiasının Aliağa İzmir Limanı'ndan, Port ... Miami ABD Limanı'na ... isimli gemi ile taşınması için müvekkilleri ile dava dışı akdi taşıyanlar ... Lojistik Ltd Şti. ve ... ... Lojistik İç ve Dış Tic. Ltd Şti. arasında bir taşıma sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşme tahtında akdi taşıyanlar ... ve ... ... şirketlerine navlun ödemesi yaptıklarını, müvekkillerine ait malların ... isimli gemiye usulüne uygun tam ve sağlam olarak gemiye yüklenerek Aliağa İzmir'den, Port ... Miami'ye taşındığını, ancak varma limanında düzenlenen tutanaklara göre davacı ... ait olan 245 palet ile davacı ... ait 618 palet olmak üzere toplam 863 palet mermer ve traverten emtiasının kırılarak zayi olduğunu, bu nedenle davacı müvekilelrinin 706.460,47 USD zararlarının oluştuğunu iddia ederek, oluşan bu zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... GMBH vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... GMBH ile dava dışı ... ... arasında, ... ... isimli gemi ile Aliağa, İzmir’den Port ..., Miami’ye yük taşınması için 01.08.2022 tarihinde çarter parti düzenlendiğini, bağlantı teyidinde anlaşılmayan hususlara ilişkin olarak ... 94'e atıfta bulunulduğunu, buna göre, standart bir çarter parti sözleşmesi olan "The Baltıc And Internatıonal Marıtıme Councıl Unıform General ... Code Name ... 1994" ilk sayfasında yer alan formun “Hukuk ve Tahkim” başlıklı 25 nolu kutucuğunda “İngiliz Hukuku, Londra’da Tahkim” ibaresi yer aldığını, müvekkili ile davacı ...'nun, dava dışı diğer konşimento alıcıları ... USA ... ve ... Group ... arasında imzalanan 30 Eylül 2022 tarihli protokol uyarınca, müvekkiline 1.299.500 USD navlun bedelinin ödenmesi hususunda anlaşmaya vardıklarını, bu doğrultuda, 2 nolu davacı ...'nin payına düşen 452.910,71 USD navlun bedelini müvekkili şirkete ödemek suretiyle, çarter partinin bir tarafı haline geldiğini ve taşıtan sıfatını haiz olduğunu, işbu protokolün A bendinde de 01.08.2022 tarihli çarter parti’ye atıf yapıldığını, B bendinde çarter partinin bir takım maddelerinin protokole doğrudan derç edildiğini, 6. maddesinde ise ilgili konşimentolar ve çarter partinin tüm şart ve hükümlerinin tam olarak yürürlükte olduğunu belirtilerek, hiçbir surette çarter parti maddelerin geçerliliğine halel gelmeyeceği kararlaştırıldığını, 2 nolu davacı ...’un gerek protokolden gerekse çarter parti maddelerinden haberdar ve bunlarla bağlı olduğunun açıkça ortada olduğunu, dolayısıyla, sayın mahkemenin 2 nolu davacı ... açısından huzurdaki davada görevli olmadığını, bu davacı açısından görevli yargı yeri Londra Denizcilik Hakemleri Birliği (LMAA) olduğunu ve uyuşmazlığın İngiliz Kanunlarına göre çözümlenmesi gerektiğini, dava konusu talebin, malların teslim edildiği 19.10.2022 tarihinin üzerinden 1 yıl geçmekle hak düşürücü süreye uğradığını, taşıyan sıfatını haiz olmadığını ve 3. kişilere karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, malları yükleten (shipper) tarafından hatalı şekilde ambalajlanmış vaziyette kapalı sandıklar içerisinde gemiye yüklendiğinin açık olduğunu, davacının iddia ettiği zararlarını ispatlayamadığının izahtan vareste olduğunu beyanla, davanın, 2 nolu davacı ... açısından tahkim itirazları doğrultusunda görev yönünden ve sair itirazları doğrultusunda davacılar yönünden usulden reddini, her halükarda haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddi ile, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ... gemisinde taşınan ... ... Dış Ticaret Ltd. Şti.'ye ait traverten mermer emtiasının 420021016239-3 no.lu Nakliyat Abonman Sözleşmesi tahtında tanzim edilen ...-7, ...-7 no.lu Emtia Nakliyat Sigorta Poliçesi ... ... San. Tic. Ltd. Şti.'ye ait traverten mermer emtiasının 420021016239-3 no.lu Nakliyat Abonman Sözleşmesi tahtında tanzim edilen ...-7, ...-7, ...-7 ile ...-7 no.lu Emtia Nakliyat Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin poliçe kapsamındaki sorumluluğu, poliçede öngörülen klozlar ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın işbu dava bakımından aktif husumet ehliyetine haiz olmadığını, dava konusu taşımaya ilişkin gümrük beyannamelerinden de görüleceği üzere, dava konusu emtialara ilişkin satım sözleşmeleri ... teslim şekliyle akdedildiğini, ... teslim şekli uyarınca, emtialara ilişkin hasar ve masraflar mallar gemide bulunduğunda alıcıya geçtiğini, bu kapsamda, ... teslim şekli uyarınca, taşıma sırasında meydana gelebilecek hasarlara ilişkin risk, emtialarin alıcısı dava dışı ... ... & ... Inc. ... ...., ... ... & ... firmalarına ait olduğunu, tüm bu tespitler ışığında, müvekkili şirket aleyhine açılan işbu haksız davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, iddia edilen hasara ilişkin olarak müvekkili şirket nezdinde yapılan ekspertiz incelemeleri neticesinde, dava konusu hasarın poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığının tespit edildiğini, dava konusu taşımada mermer emtiası konteyner ile taşınmadığını, dolayısıyla, bu yönüyle de dava konusu taleplerin poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığını, hiçbir şekilde dava konusu hasarın poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığına ilişkin savunmalarına halel gelmemek kaydıyla birlikte, bir an için dava konusu taleplerin poliçe teminatı kapsamında olduğu kabul edilse bile, müvekkili şirketin aleyhine hükmedilecek tazminat tutarının diğer davalıya rücu edileceğini, bu sebeple, işbu davanın müvekkili şirkete karşı ikame edilmesinde herhangi bir hukuki yararının bulunmadığını, diğer yandan dava konusu sigorta poliçeleri yönünden eksik sigorta mevcut olduğunu, bu yönüyle, dava konusu talepler yönünden eksik sigorta hükümleri uygulanması gerektiğini, ayrıca dava konusu talebin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine müvekkili lehine vekalet ücreti takdir edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi █████/2025 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında; "Dava; davacıların satıcısı / ihraçatçısı olduğu eşyanın gemi ile taşınması sırasında kısmen zayi olmasından dolayı ortaya çıkan zararın davalılardan tahsili istemine ilişkin olduğu, dosyadaki uyuşmazlık konuları davalı ...'ın milletler arası tahkim itirazının geçerli bir tahkim şartına dayanıp dayanmadığı, davacılar ve davalı ...'ın husumet ehliyetine haiz olup olmadıkları, davanın TTK'nın1188.maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı, yükün zayi olmasında taşıyanın kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, zararın emtia nakliyat sigorta poliçesi teminatı kapsamında kalıp kalmadığı ile talep edilen zarar miktarının gerçek zarardan fazla ve fahiş olup olmadığı, hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır.Davalı vekili cevap dilekçesinde, gemi bağlantı teyidinde atıf yapılan ... 94 standart çarter partisinde kabul edilen tahkim şartı nedeniyle davanın Londra Tahkim'de görülmesi gerektiğini ileri sürerek, milletlerarası tahkim itirazında bulunmuştur. Söz konusu itiraz HMK'nın 116.maddesi gereğince süresinde olup, tahkim yargılaması göreve ilişkin olduğundan tahkim itirazı öncelikle .... Dava konusu taşımanın, davacıların "yükleten/ shipper" olarak gösterildiği ... nolu, ... nolu, ... nolu, ... nolu, ... nolu, ... nolu, ... nolu, ... nolu ve ... nolu konşimentolar tahtında yapıldığı anlaşılmaktadır.Konişmentoların ön yüzünde, "navlun çarter partiye göre ödenecektir", C/P tarihi 01.08.2022 kaydının bulunduğu, arka yüzde de "ön yüzde tarihi belirtilen çarter partinin tüm şart ve koşulları bu belgeye dahil edilmiştir." hükmünün yer aldığı dosyaya ibraz edilen konişmento örnekleri ve tercümelerinden anlaşılmaktadır. Davacı ... ile dava dışı yük alıcıları ... USA ... ve ... Group ... arasında imzalanan 30 Eylül 2022 tarihli protokolde 01.08.2022 tarihli çarter partiye atıf yapılmıştır. Dosyaya sunulan 01.08.2022 tarihli gemi bağlantı teyidi (Recap) incelendiğinde, ... GMBH ile dava dışı ... ... arasında, ... ... isimli gemi ile Aliağa Limanı'ndan, Port ... Miami’ye taşınacak yük için düzenlendiği, bağlantı teyidinde anlaşılmayan hususlar bakımından ... 94'e atıfta bulunulduğu görülmektedir. Standart bir çarter parti sözleşmesi olan ... 1994"de (The Baltıc And Internatıonal Marıtıme Councıl Unıform General ... Code Name) “İngiliz Hukuku, Londra’da Tahkim” şeklinde bir tahkim kaydı yer almaktadır. Bu durumda konişmentolardaki atıf ve 01.08.2022 tarihli sözleşme hükümleri gereğince, ... 94'deki "Londra/Tahkim" şartı davacılar bakımından da geçerli ve bağlayıcı olduğundan davalı ... GMBH'nın tahkim itirazının yerinde olduğu değerlendirilerek, bu doğrultuda davalı ... Gmbh'ın milletlerarası tahkim itirazının kabulü ile bu davalı hakkındaki davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı ... Sigorta A.Ş sehven taşıyanın sorumluluk sigortası gibi değerlendirilerek, bu davalı hakkındaki davanın TTK'nın 1188.maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir."gerekçesi ile,'' 1-Davalı ... Gmbh vekilinin milletlerarası tahkim itirazının KABULÜ ile bu davalı bakımından mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeni ile davanın USULDEN REDDİNE,2-Davalı ... Sigorta A.ş hakkındaki davanın TTK'nın 1188.maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre nedeni ile REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili ve Davalı ... SİGORTA A.Ş vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada her iki davalı yönünden yapılan inceleme neticesinde verilen kararlar hatalı olup; davalı ... Sigorta A.Ş. hakkında verilen kararın sehven verildiği gerekçeli kararda belirtilmek suretiyle ilk derece mahkemesince de verilen kararın hatalı olduğunun açıkça kabul edildiğini, Davalı ... GMBH yönünden istinaf başvurularının aşağıdaki şekilde olduğunu; müvekkili şirketler ile dava dışı akdi taşıyanlar ... Lojistik ve Ticaret Ltd. Şti. ve ... ... Loj. İç ve Dış Tic. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen taşıma sözleşmesi ile kendilerine ait Mermer ve Traverten emtiasının "..." isimli gemi ile Türkiye'den ABD Miami Port ... Limanı'na taşınması hususunda anlaştıklarını; ... isimli geminin 20.08.2022 tarihinde İzmir Aliağa Limanı'ndan ayrıldığını ancak, akdi taşıyanlar fiili taşıyana (Davalı Gemi Sahibi ... GMBH) ödeme yapmadığını ve gemi sahibine ödeme yapıldığına ilişkin sahte swift belgeleri gönderdiğini; bunun üzerine de fiili taşıyan davalı Gemi Sahibi ... GMBH müvekkillere ait yük üzerine rehin konulacağının bildirdiğini ve taşıma ücretini müvekkilden talep ettiğini; bu kapsamda 30 Eylül 2022 tarihli "Ödeme Protokolü" imzalandığını; bu aşamaya kadar müvekkillerin davalı gemi sahibi ... GMBH ile herhangi bir iletişimi söz konusu olmadığını, İtiraza konu kararda belirtilen uyuşmazlıkta yabancılık unsuru mevcut ise de dosyaya sunulan tüm dilekçelerinde de detaylı olarak açıklandığı üzere, davaya konu taşımaya ilişkin olarak müvekkiller ile davalı gemi sahibi arasında akdedilen "Ödeme Protokolü" başlıklı sözleşme dışında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığını; müvekkillerinin bu ödeme protokolü dışında Davalı Gemi Sahibi ... GMBH ile dava dışı akdi taşıyanlar arasında imzalanan "... party"nin tarafı olmadığı gibi bu belgeden haberdar da olmadığını, Somut olayda, müvekkillerin çarter partiden ve çarter parti içerisindeki kayıtlardan haberdar olduğunu ispat yükü HMK 190. maddesi uyarınca davalı gemi sahibinde olduğunu; davalı tarafın bu iddiasını ispata yarar hiçbir delil sunmadığı gibi aksine müvekkilin kendisi tarafından "... party"den haberdar edilmediğini de kabul etmekte olduğunu; dosya kapsamında yapılacak incelemede; davalı Gemi Sahibi ... GMBH tarafından sunulan cevap dilekçesinin üçüncü sayfasında "çarter partinin bir kopyasına sahip olup olmadığı tarafımızca bilinmese de" şeklindeki beyanı ile konişmento ile birlikte çarter partinin müvekkile devretmediğini ikrar ettiği; Türk Ticaret Kanunu 1237/3 maddesi uyarınca "... party"nin konişmento ile birlikte devredilmediği bir durumda "... party"deki kaydın diğer tarafı bağlamayacağı; müvekkiller ile davalı Gemi Sahibi ... GMBH arasında düzenlenen "ödeme protokolü"nde müvekkillerin alıcı (Receiver) olarak tanımlandığı, tanıma göre de Davalı Gemi Sahibi ... GMBH'ın dava dışı ... ... Ltd.Şti/ ... Ltd. Şti. arasındaki "... party"yi devam ettirmek niyetinde olduğunun ortaya çıkmakta olduğunu, Bu hususlara ilişkin gerekli beyanat süresi içerisinde ilk derece mahkemesine sunulduğunu; konşimentoda yapılan atıf ile "... party"de yer alan bir şartın taraflar arasında sonuç doğurmasının konişmento ile birlikte "... party"nin de karşı tarafa verilmiş olmasına bağlı olduğunu; ne davalı gemi sahibi ne de akdi taşıyan tarafından karara dayanak teşkil eden "... party" müvekkillere teslim edildiğini, "... party"deki hükümden lehine hak doğuran davalı Gemi Sahibi ... GMBH "... party"yi müvekkillere teslim etmediği, edilip edilmediğinden de haberdar olmadığını ikrar ettiğini, Diğer taraftan, davalı Gemi Sahibi ... GMBH tarafından ödeme protokolü"nde "... party" ve konşimentolara atıfta bulunulduğu iddia edilmekte ise de protokol maddeleri dikkatlice incelendiğinde bu protokolün "... party"de haklardan feragat anlamı taşımadığı ve bu maddelerin yürürlükte olduğunun belirtildiğini ancak, bu hükümlerin müvekkili bağlayacağı yönünde bir açıklama getirilmediğini; müvekkillerin sözleşmedeki konumu dikkate alındığında taşıyan olarak kabul edilmediklerinin açıkça görülmekte olduğunu; ayrıca, bahse konu ödeme protokolünde de davalı Gemi Sahibi ... GMBH tarafından müvekkillere "... party"nin teslim edilmiş olduğuna ilişkin bir açıklama mevcut olmadığını, Tüm bu açıklamalar ışığında, müvekkillerin "... party"den ve içerdiği hükümlerden haberdar edilmediği; dolayısıyla müvekkillerin tahkim şartından haberdar edilmemiş olduğunun kabulü gerektiğini; sadece konşimento veya protokoldeki atıf sebebiyle "... party"de yer alan tahkim şartının müvekkilleri bağlamayacağını; müvekkillerin çarter partiden haberdar edildiğine ilişkin olarak ise davalı Gemi Sahibi ... GMBH tarafından ileri sürülen soyut iddialar dışında herhangi bir belge sunulmadığından, bu iddiaların ispatlanamadığının da sabit olduğunu; sonuç olarak, müvekkillerin "... party"deki bahse konu kayıtlardan haberdar olmaması ve müvekkillerin tarafı olduğu navlun sözleşmesinin, taraflarının Türk olması sebebiyle davalı yanın tahkim itirazının reddi gerekmekte iken bu hususlar göz ardı edilerek ilk derece mahkemesi tarafından tahkim itirazına yönelik olarak verilen kabul kararının kaldırılması gerektiğini, Davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden İstinaf Başvurularının aşağıdaki şekilde olduğunu; İstinaf başvurusuna konu davada, dava konusu yük lehtarı müvekkili şirketler olan toplam 6 adet poliçe ile sigorta güvencesine alındığını; buna karşılık davalı ... Sigorta A.Ş.'nin fiili taşıyan diğer davalı Gemi Sahibi ... GMBH ile akdedilmiş bir sigorta sözleşmesi mevcut olmadığını; diğer bir değişle davalı sigorta şirketi, diğer davalı taşıyanın sigortacısı değil; müvekkili davacı yük lehtarının sigortacısı olduğunu; ilk derece Mahkemesinin de bu hususu gerekçeli kararında fark ettiğini ve işbu davalıya yönelik hükmün sehven verildiğini ifade ettiğini; şu halde, bahse konu başvuru yönünden Türk Ticaret Kanunu'nun, taşıyanın sorumluluğuna yönelik hükümlerinin değil; sigorta sözleşmesine ilişkin hükümlerinin uygulanması ve zaman aşımı hususunda da TTK m. 1420 hükmünün esas alınması gerektiğini; davalı sigorta şirketi taşıyanın sigorta şirketi olmadığından davalı sigorta şirketinin TTK deniz ticaretine ilişkin olarak belirlenmiş olan zamanaşımı ya da hak düşürücü sürelerden yararlanmasının mümkün olmadığını; bu hususun ilk derece mahkemesi tarafından gerekçeli kararda açıkça belirtildiğini; "sehven taşıyanın sorumluluk sigortası gibi değerlendirilerek, bu davalı hakkındaki davanın TTK'nın 1188. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre nedeniyle" davanın reddine karar verildiğinin açıkça beyan edildiğini; bu sebeple davalı sigorta şirketi yönünden, ilk derece mahkemesinin kabulü de göz önüne alınarak, verilen kararın kaldırılması gerektiğini, Kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava konusu "..." isimli gemide taşınan yükün hasarlanması sonucunda oluşan zarar için 14.12.2022 tarihinde diğer davalı sigorta şirketine başvurulduğunu ve işbu başvuruları üzerine davalı Sigorta Şirketi tarafından ... hasar dosyaları açıldığını; davalı sigorta şirketi tarafından dosyaya sunulan cevap dilekçesi ekinde yer alan eksper raporu incelendiğinde; "Ekspertiz Talebi: 14.12.2022, Ekspertiz Tarihi/ Yeri: 27.12.2022 / Port ..., A.B.D., 29.12.2022 / Port ... (Joint), Belge Tamamlanışı : 25.08.2023" şeklinde olduğunu, belgelerin tamamlanma tarihi olarak 25.08.2023 tarihi gösterildiğini; süreç içerisinde, öncelikle eksperin 06.02.2023 tarihinde meydana gelen Hatay-Kahramanmaraş Depremi sebebiyle yoğun olduğu gerekçesi ile rapor tanzimi, kendilerinden kaynaklanmayan sebeplerle uzadığını ve taraflarınca yapılan ısrar üzerine nihayet bir süre sonra eksper tarafından ve farklı zamanlarda bir takım belgeler talep edilmeye başlandığını; istenen belgelerin (ki bazı belgelerin tekrar tekrar gönderildiğini gönderilmesi akabinde de eksper raporunun, uzunca bir süre sonra ancak düzenlendiğini; eksper süreci sonunda davalı sigorta şirketi tarafından müvekkiller adına yapılan başvuruların 07.11.2023 tarihinde reddedildiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun sigorta şirketinin "Tazminat Ödeme Borcu"nu düzenleyen m.1427'de "(1) Aynen tazmine ilişkin sözleşme yoksa sigorta tazminatı nakden ödenir. (2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez." hükmüne yer verildiğini, Sigorta şirketine yapılan başvurularda muacceliyet tarihinin eksper raporunun tamamlanması ile başlayacağı yerleşik Yargı kararları ile de sabit olduğunu; bu kapsamda eksperler tarafından yapılan incelemede de açıkça belirtildiğini, eksik belgelerin 25.08.2023 tarihinde tamamlandığını; daha sonra eksper raporu hazırlanarak davalı sigorta şirketine gönderildiğini; akabinde de sigorta şirketi tarafından değerlendirme yapılarak 07.11.2023 tarihinde başvurular hakkında karar verildiğini; bu kapsamdaki kanunun amir hükmü dikkate alındığında müvekkillerin sigorta şirketinden olan alacağının somut olaya uygulanmasında eksper raporunun tamamlanarak davalı sigorta şirketine teslim edildiği 25.08.2023 tarihinde muaccel hale geleceğinin ortaya çıktığını; somut uyuşmazlık hakkındaki sürelerin en erken 25.08.2023 tarihinden başlayacağının kabulü gerektiğini; dolayısıyla müvekkiller tarafından yapılan başvuru süresinde olup, aksinin kabulünün mümkün olmadığını, İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle; istinaf başvurularının kabulü ile; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı dosyasından vermiş olduğu █████/2025 tarih ve ████████ K. sayılı kararın KALDIRILMASINA; eksik hususların giderilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... SİGORTA A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava konusu ıslah talebinin, müvekkili şirket yönünden zamanaşımına uğradığını; taleplerinin incelenmediğini ve zamanaşımı itirazları olmasına rağmen hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddedildiğini, Mahkeme tarafından tanzim edilen 26.12.2023 tarihli Tensip Tutanağı'nın 11 no.lu ara kararında, "Dava belirsiz alacak davası olarak açılmış ise de alacağın davacı bakımından belirlenebilir olduğu, HMK 107.maddesi koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından Yargıtay son dönem içtihatları da değerlendirilerek davacı vekiline dava değerini bildirerek eksik harcı tamamlamak üzere 2 hafta kesin süre verilmesine, aksi takdirde davanın kısmi dava olarak görüleceğinin ihtarına," karar verildiğini, davacı tarafın, işbu ara karara istinaden, Mahkemeye sunduğu 15.01.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu talebini sadece diğer davalı ... GMBH yönünden Davacı ... için 480.599,72-USD ve Davacı ... ... için 225.860,75-USD olmak üzere toplam 706.460,47-USD'ye ıslah ettiğini; davacı tarafın 15.01.2024 tarihli dilekçesi incelendiğinde de görüleceğini, Davacı tarafın, dava konusu talebini müvekkili şirket yönünden ıslah etmediğini, dava dilekçesinde belirttiği şekliyle her bir Davacı için 500,00-USD olmak üzere toplam 1.000,00-USD olarak beyan ettiğini, bu yönüyle, Davacı tarafın, mahkeme tarafından düzenlenen Tensip Tutanağı sonrasında, dava konusu talebini müvekkili şirket yönünden ıslah etmediğinden, tensip tutanağı'ndaki ihtarat uyarınca, işbu davanın müvekkili şirket yönünden kısmi dava olarak görülmesi gerektiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1420 ve 1427 maddeleri uyarınca ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın dava konusu hasarlara ilişkin müvekkili şirkete 13.12.2022 tarihinde hasar ihbarında bulunduğunu; davacı tarafın dava konusu sigorta tazminatı alacağının, 13.12.2022 tarihinden 45 gün sonra 27.01.2023 tarihinde muaccel olduğunu, davacı taraf dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 25.09.2023 tarihinde arabuluculuğa başvurmuş olup arabuluculuk sürecinin 09.10.2023 tarihinde anlaşmazlıkla sonuçlandığını, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıkların Arabuluculuk Kanunu'nun 16/2. Maddesi, "Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz." hükmünü amir olduğunu, arabulucuğun başladığı 25.09.2023 tarihinden arabulucuğun sona erdiği 09.10.2023 tarihine kadar 14 gün süre ile zamanaşımı süresi durmuş olup duran zamanaşımı süresi arabulucuğun sona erdiği 09.10.2023 tarihi itibariyle yeniden işlemeye başladığını, bu kapsamda, Davacı tarafın sigorta alacağının muaccel geldiği 27.01.2023 tarihine arabuluculukta duran 14 günlük süre eklendiğinde, dava konusu alacağa ilişkin zamanaşımı süresinin; 10.02.2023 tarihinde işlemeye başlayacağı, Davacı tarafın dava konusu alacağının 10.02.2025 tarihi itibariyle zamanaşımına uğrayacağını, mahkeme nezdinde müvekkili şirket yönünden ikame edilen davanın kısmi dava niteliğinde olduğu sabit olduğundan, davacı tarafın müvekkil şirkete ilişkin 24.02.2025 tarihli ıslah talebinin zamanaşımına uğradığının kendiliğinden kanıtlandığını, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 30.10.2023 tarihli ██████████ E. ve ██████████ K. sayılı kararı), davacı tarafın müvekkili şirket yönünden yaptığı ıslah talebinin zamanaşımına uğradığını; dolayısıyla, Davacı tarafın müvekkil şirket yönünden ıslah talebinin zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Davacı tarafın dava konusu hasara ilişkin aktif husumeti bulunmadığını, dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporunda, Davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde emtiaların satış bedellerinin alıcılardan tahsil edildiği tespit edildiğini; işbu tespit ışığında, Davacı tarafın dava konusu hasar sebebiyle herhangi bir zararının bulunmadığının kendiliğinden kanıtlandığını; bu yönüyle, Davacı tarafın haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, buna ek olarak, Dava konusu taşımaya ilişkin Gümrük Beyannameleri'nden de görüleceği üzere, dava konusu emtialara ilişkin satım sözleşmeleri ... teslim şekliyle akdedildiğini, ... teslim şekli uyarınca, emtialara ilişkin hasar ve masraflar mallar gemide bulunduğunda alıcıya geçeceğini; bu kapsamda, ... teslim şekli uyarınca, taşıma sırasında meydana gelebilecek hasarlara ilişkin risk, emtialarin alıcısı dava dışı ... ... & ... Inc., ... ...., ... ... & ... firmalarına ait olduğunu; dolayısıyla, emtiaların göndericisi olan Davacıların emtialara ilişkin menfaati ve taşıma sırasında meydana gelen zarara ilişkin talep hakkı olmadığını; tüm bu tespitler ışığında, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu hususların dikkate alınmasın talep ettiklerini, Her halükarda dava konusu taleplerin poliçe teminatı kapsamı dışında olduğunu, dava konusu hasara ilişkin müvekkil şirket nezdinde açılan ... hasar dosyaları açılmış olup hasar dosyası tahtında yapılan ekspertiz incelemeleri neticesinde dava konusu hasarın poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığının tespit edildiğini, aynı şekilde meydana gelen dava konusu hasarlara ilişkin 6 hasar dosyası tahtından tanzim edilen ekspertiz raporlarında, "Ekspertiz çalışmamız esnasında liman sahasında bulunan paletler üzerinde yapılan incelemelerimiz neticesinde mermer emtiasının kendi içindeki yetersiz paketlenmesine bağlı olarak, olağan deniz hareketleri sonucu kendi içinde dağıldığı ve bunun sonucunda dışa doğru baskı yaparak ahşap sandıkların içten dışa doğru gelen bu baskıya dayanamayarak kırılmış olduğu anlaşılmaktadır. Kuvvetle muhtemel oluşan hasarın, ahşap sandıklar içerisindeki mermer plakalarının kendi içlerinde yeterince sıkı sabitlenmemesi ve serbest kalması nedeniyle sandık içerisinde hareket ederek birbirlerine çarpması ve aynı zamanda yana yatarak sandıkları kırması neticesi meydana gelmiş olabileceği kanaatindeyiz." şeklinde değerlendirme yapıldığını, Ekspertiz raporlarının devamında, emtianın istif ve ambalajının taşımada nasıl yapıldığı ve emtianın ambalajının neden ... deniz taşımacılığına uygun olmadığına ilişkin detaylı tespitler yapıldığını; "İstif ve Ambalaj Durumu Ambalaj; Emtia ahşap sandıklar içerisinde plakalar halinde yan yana dizilerek paketlenmiştir. Akabinde ahşap sandıklar içerisine yerleştirilen paketlerin en dıştan sandık çevresinden plastik şeritlerle 3 yönde sarılarak sabitlenmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. İncelenen fotoğraflardan, yükün konteyner taşımasına uygun şekilde yaygın kullanılan şekilde paketlenmiş oldukları anlaşılmaktadır. Ancak, bu paketleme şeklinin ... olarak yüklemeye uygun olmadığı bilinmektedir. Yükün kendi içinde sıkı şekilde sarılmamış olduğu ve iç boşlukları için herhangi bir boşluk alıcı materyal ile desteklenmedikleri görülmektedir. Her ne kadar, dıştaki ahşap sandıkların plastik şeritlerle sarılarak mukavemeti arttırılmaya çalışılmış olsa da içteki yük kendi içinde sıkıca sarılmadığı için bu şeritlemenin yetersiz kaldığı görülmektedir. Ayrıca, bu denli ağır bir yük için uygulanması gereken şeritlerin metal olması ve hem içten hem dıştan uygulanması gerektiği geçmiş hasar tecrübelerimizle sabittir. Bu şekil bir ambalajın ... deniz taşımacılığına uygun olmadığı görüş ve kanaatindeyiz. Her ne kadar birçok mermer üreticisi tarafından genel geçer uygulama şekli bu olsa da bu durum ambalaj şeklinin hatalı olduğu gerçeğini değiştirmemektedir." (Ek.3. Ekspertiz raporları)Emtianın kendi içinde sıkı şekilde sarılmamış olduğu ve iç boşlukları için herhangi bir boşluk alıcı materyal ile desteklenmediği ve bu kapsamda, emtianın ambalajının ... Deniz Taşımacılığına uygun olmadığı ekspertiz raporlarındaki hasar fotoğraflarından da açıkça görülmekte olduğunu; bu yönüyle, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine, diğer ambarlarda bulunan aynı cins emtiaların hasarlanması, emtialardaki ambalajın uygun olduğunu gösteren bir husus olmadığını; benzer şekilde ambalajlanan emtiaların hasarlanması, ancak ve ancak emtiaların ambalajının usulüne uygun olmadığının açık bir göstergesi olduğunu; dolayısıyla, Davacı tarafın emtianın ambalajına ilişkin gerçeği yansıtmayan beyan ve iddialarının dikkate alınmasının mümkün olmadığını, Müvekkili şirket nezdindeki Nakliyat Abonman Sözleşmesi ve bu sözleşme doğrultusunda tanzim edilen ...-7, ...-7, ...-7, ...-7, ...-7 ile ...-7poliçelerden de görüleceği üzere, poliçeler ile Enstitü Yük Klozları (A) 1.1.82 Cl.252 ve Emtea Nakliyat Sigortası Genel Şartları kapsamında teminat verildiğini, Enstitü Yük Klozları (A) 1.1.82 Cl.252 nın "İstisnalar" başlıklı maddesi uyarınca, "4. Genel İstisnalar Klozu Bu sigorta hiçbir halde [aşağıdakileri] kapsamaz : 4.1. Sigortalının bilerek [kasti] yaptığı harekete yüklenebilen zıya,hasar veya masraf. 4.2. Sigorta edilen şeyin olağan akması, olağan ağırlık veya hacim kaybı ya da aşınma ve yıpranması. 4.3. Sigorta edilen şeyin ambalajlanma veya hazırlanmasındaki yetersizlik ya da uygunsuzluğun neden olduğu zıya,hasar veya masraf. [ Konteynır veya liftvan(1) içine yapılan istifleme, bu sigorta başlamadan önce ya da sigortalı veya adamları tarafından yapıldığında, bu 4.3 Klozu bakımından “ambalajlama” ya dahil sayılır]." Buna ek olarak, Emtea Nakliyat Sigortası Genel Şartları'nın 5. maddesi uyarınca, "Aşağıdaki hususlar, sigorta hususi avarya dahil akdedilmiş olsa bile sigortanın dışındadır: Malların sevk ve naklinde, sebebi ne olursa olsun vaki gecikmeler, karantina veya kışlama tevakkufları, yükleme veya boşaltma istarya ve süresteryaları ile bunlara ait resim, harç ve masraflar; kur ve rayiç farklan veya faiz kayıpları, teslim etmemekte temerrüt veya geç teslim tazminatı., kardan mahrumiyet; malların zati ayıbına izafe olunabilecek her türlü avarya, zayiat, bozulma ve eksilmeler, malların gereği veçhile hazırlanmamış veya tertiplenmemiş olmasından veya ambalaj kifayetsizliğinden ileri gelen ziya ve hasarlar; suhunetin ve atmosferik şartların tesirleri; mutad akma, fire ve aşınmalar fare, sıçan, kurt ve diğer haşaratın ika ettiği tahribat."Emtianın ambalajının ... Deniz Taşımacılığına uygun olmadığının ekspertiz raporlarındaki tespitler uyarınca sabit olduğundan, dava konusu hasarların Enstitü Yük Klozları (A) 1.1.82 Cl.252 m. 4.3 ve Emtea Nakliyat Sigortası Genel Şartları m. 5 uyarınca teminat dışı olduğu kendiliğinden kanıtlandığını, buna ek olarak, müvekkili şirket nezdindeki Nakliyat Abonman Sözleşmesi'nin "Sigorta Konusu" başlıklı 1. maddesinde, fayans ve mermerin konteyner içinde taşınmasının şart olduğunun belirtildiğini; dava konusu taşımada mermer emtiası konteyner ile taşınmadığını; dolayısıyla, bu yönüyle de dava konusu taleplerin poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığını, Hiçbir şekilde savunmalarına halel gelmemek kaydıyla birlikte, işbu davanın müvekkili şirkete karşı ikame ettirilmesinde hukuki yarar olmadığını, hiçbir şekilde dava konusu hasarın poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığına ilişkin savunmalarına halel gelmemek kaydıyla birlikte, bir an için dava konusu taleplerin poliçe teminatı kapsamında olduğuna kanaat getirilmesi ve müvekkili şirket aleyhine hüküm tesis edilmesi durumunda, müvekkili şirket aleyhine hükmedilecek tazminat tutarının diğer Davalıya rücu edileceğini; bu sebeple, işbu davanın müvekkili şirkete karşı ikame ettirilmesinde herhangi bir hukuki yarar bulunmamakta olduğunu; tüm bu açıklamalarının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dikkate alınmasını ve bu kapsamda, müvekkili şirket aleyhine ikame edilen işbu haksız davanın her halükarda reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Müvekkili şirket aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin eksik ve hatalı olduğunu; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekeceğinden davanın esasa ilişkin işbu ret sebebi nedeniyle müvekkili şirkete nispi vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini, davacı vekili müvekkili şirkete yöneltilen davasını 706.460,47-USD tutara ıslah ettiğini; işbu dava reddedilmiş olmasına rağmen hatalı olarak 30.000,00-TL tutarında vekalet ücretine hükmedilmesinin ise hatalı olduğunu; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümleri'nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı maddesinin şu şekilde olduğunu; "MADDE 13- (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir...." şeklinde açıkça düzenlenmiş olup vekalet ücretinin tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenmesi gerektiğini, hal böyle olunca karar tarihi olan 14.05.2025 tarihi itibari ile USD döviz kurunun TL karşılığının 1-$ = 38.8212-TL olduğu dikkate alınarak davanın 706.460,47-USD üzerinden ıslah edildiği dikkate alındığında 27.425.643,20-TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, (Yargıtay’ın █████████ Esas sayılı 09.12.2021 tarihli kararı, T.C.Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 26.09.2019 tarihli Esas Numarası: █████████ Karar Numarası: ██████████ Kararı), Yabancı para alacağında vekalet ücreti hesaplanırken, karar tarihindeki TC Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden yabancı paranın TL karşılığı bulunmalı ve bu miktar üzerinden vekalet ücreti hesaplanması gerektiğinin izahtan vareste olduğunu, bunun yanı sıra yine emsal karar niteliğinde olan Yargıtay’ın ██████████ Esas sayılı 03.03.2016 tarihli kararında, "Davacı vekili; müvekkilinin, satım sözleşmesinden kaynaklanan iki adet faturaya dayalı alacağının tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibinin, davalının haksız itirazı ile durduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile icra takibinin devamına ve davalı aleyhine icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep vedava etmiştir. .. Hükümde tahsiline karar verilen yabancı para alacağının, karar tarihi itibarıyla TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı üzerinden nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, bu kurala uyulmadan yapılan vekalet ücreti hesabı doğru olmamıştır.” denildiğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.05.2025 tarihli ████████ Esas – ████████ Karar sayılı ilamının istinaf incelemesi neticesinde müvekkili sigorta şirketi lehine kaldırılmasını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, davanın her halükarda reddini, reddedilen tutar üzerinden vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacılara ait ve davalı sigorta şirketi tarafından nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalanmış emtianın deniz yolu ile taşınması sırasında hasarlandığı iddiasına dayalı olup, hasar bedelinin davalı taşıyıcıdan, taşıyıcıya ilişkin sorumluluk hükümleri çerçevesinde, davalı sigorta şirketinden ise davacılar ile davalı sigorta şirketi arasındaki poliçe hükümlerine göre tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davalı sigorta şirketine karşı açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, davalı taşıyıcıya karşı açılan davanın ise milletlerarası tahkim itirazının kabulü ile görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ile, davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacılar tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkeme gerekçesinde de davalı sigorta şirketinin taşıyanın değil davacıların sigortacısı olmasına rağmen, sehven taşıyanın sigortacısı olarak nitelendirildiğinin ve hatalı olarak bu davalıya karşı açılan davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verildiğinin belirtilmiş olması karşısında, davalı sigorta şirketi yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği; davalı ... GMBH yönünden ise, davacılara karşı tarafı olmadıkları çarter sözleşmesinin ve bu sözleşmede yer alan milletlerarası tahkim kaydının ileri sürülemeyeceği yönündedir. Davalı sigorta şirketi tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece davanın zamanaşımı def'ileri değerlendirilerek zamanaşımından reddi gerekirken hak düşürücü süre yönünden reddinin hatalı olduğu, bu doğrultuda zamanaşımından red sebebiyle ıslah edilen tutar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, hasarın teminat kapsamında olmadığı yönündedir. 6102 Sayılı TTK'nun 1188/1 fıkrası uyarınca; eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer. Burada düzenlenen hak düşürücü süre, taşıyana veya taşıyanın taşıma sırasında ortaya çıkacak risklerini sigortalayan sigortacısına karşı ileri sürülecek talepler bakımından cari olup, somut olayda davacılar ile davalı sigorta şirketi arasındaki hukuki ilişki emtia nakliyat sigorta poliçesi kapsamında doğrudan sigorta sözleşmesine dayalı ilişkidir. Diğer ifade ile davalı sigorta şirketi taşıyıcının değil, davacıların emtia sigortacısıdır. Davacılar tarafından bu davalıya karşı ileri sürülen talep, taraflar arasındaki emtia nakliyat sigorta sözleşmeleri ile sigortalanan riskin gerçekleştiği iddiasıyla sigorta teminatının ödenmesi talebi olup, bu talep TTK'nun 1188/1 fıkrasında düzenlenen hak düşürücü süreye tabi değildir. Mahkemece bu husus gözetilerek, davacının sigorta teminatının ödenmesine yönelik talebinin, davalı sigorta şirketinin zamanaşımı def'inin ve gerçekleşen hasarın her iki davacı ile bağıtlanan sigorta sözleşmelerinin teminatı kapsamında olmadığına dair savunmasının yerinde olup olmadığı hususunda, eksik deliller de toplanıp tahkikata girilerek yapılacak yargılama sonucu bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile bu davalıya karşı açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi isabetsiz olmuş, davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Dosya kapsamından taşıyıcı olarak davalı ... GMBH'nin düzenlediği dava konusu konşimentoların tamamının ... 94'e göre düzenlendikleri, konşimentolarda davacıların yükleten sıfatını haiz oldukları, yine konşimentolarda, bu konşimentoların çarter parti ile birlikte kullanılacaklarının, navlunun çarter parti ye göre ödeneceğinin kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamından davacıların akdi taşıyıcısının dava dışı ... ... firması olduğu, bu firma ile davalı ... GMBH arasında ... gemisinin davacılara ait mermer yüklerini Aliağa, İzmir’den Port ..., Miami’ye taşınması için bağlantı teyitli zaman çarteri sözleşmesi yapıldığı tespit edilmiştir. Buna göre davalı ... GMBH'nin mezkur geminin donatanı ve zaman çarteri kiracısı pozisyonunda olduğu anlaşılmaktadır. Çarter sözleşmesinde, sözleşmede anlaşılamayan hususlarda ... 94 hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş olup, dosyaya mübrez altı adet konişmentonun tamamında da çarter parti tarafları ile kullanılacağı, ... hükümleri ile bağlantılı olduğu, navlunun çarter parti konşimentosu gereği ödeneceği kayıt altına alınmıştır. Dosya arasında davacılar ile dava dışı akdi taşıyıcı ... ... arasındaki navlun sözleşmesinin mevcut olmadığı görülmüştür. Davalı ... GMBH tarafından, akdi taşıyıcıların, davalı ...'a çarter sözleşmesinden doğan navlun borçlarını ödemediklerinden bahisle taşınan emtia üzerinde hapis hakkının kullanıldığı, bunun üzerine davacılardan ... Şirketi ve dava dışı alıcı şirketlerden ikisi davalının ile bir araya gelerek bir ödeme protokolü düzenledikleri, bu protokolde navlun ve demuraj alacağının davacılardan ... Şirketi ve alıcı şirketlerden ikisi tarafından davalı ... GMBH'ye ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bu protokolde de çarter sözleşmesine doğrudan atıfların mevcut olduğu görülmüştür. TTK'nun 1237/1 fıkrası uyarınca taşıyan ile konşimento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konşimento esas alınır. İkinci fıkrası uyarınca taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalır. Üçüncü fıkrasına göre ise; konşimentoda, yolculuk çarteri sözleşmesine gönderme varsa, konşimento devredilirken çarter partinin bir suretinin de yeni hamile ibraz edilmesi gerekir. Bu takdirde çarter partide yer alan hükümler, nitelikleri elverdiği ölçüde konşimento hamiline karşı da ileri sürülebilir. Somut olayda davacılar Varamaz GMBH ile dava dışı ... ... arasındaki çarter parti'ye taraf olmadıklarından, milletlerarası tahkim kaydının kendileri açısından bağlayıcı olmadığını ileri sürmüşlerdir. Mahkemece akdi taşıyıcı dava dışı ... ... ile davacılar arasında yazılı bir navlun sözleşmesi bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise dosyaya sunulması için davacılar vekiline kesin süre verilerek, bir sözleşmenin bulunduğunun bildirilip dosyaya sunulması halinde bu sözleşmede çarter partiye atıf bulunup bulunmadığının değerlendirilmemesi, yine eğer böyle bir sözleşme bulunmuyor ise davacıların TTK'nun 1237/1 fıkrası uyarınca konşimento hamili sayılıp sayılamayacakları ve anılan maddenin somut olayda uygulanıp uygulanamayacağı üzerinde durulmaması yerinde olmamış, davacıların bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davacıların istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davalı ... Sigorta A.Ş'nin istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacıların istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 tarih ve ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin istinaf başvurusunun bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran taraflara iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.