Davacının kaçak elektrik kullanımına ilişkin menfi tespit davasında tacir sıfatı bulunmadığından Ticaret Mahkemesinin görevsizliği kararı.
Özet: Bir hizmet sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasında, davacı hakkında başlatılan icra takibine itiraz ederek borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, ilgili ceza davasından beraat etmiştir; mahkeme, uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşıyıp taşımadığını değerlendirirken, davacının 2012 yılında ticareti terk etmesi nedeniyle ihtilafın doğduğu 2020 yılında tacir sıfatının bulunmadığını tespit ederek, davanın Türk Ticaret Kanununda belirtilen mutlak veya nispi ticari davalar kapsamında olmadığını ve bu nedenle kendi görev alanına girmediğini hükmetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████
KARAR NO
:████████
DAVA
:Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2025
KARAR TARİHİ
:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine ....İcra Dairesinin 2020/... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, müvekkilinin süresi içerisinde icraya takibine itiraz ettiğini, davalının müvekkili hakkında karşılıksız yararlanma suçlaması ....Asliye Ceza Mahkemesinin ....sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını, müvekkilinin beraat ettiğini beyan ederek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
....Tüketici Mahkemesinin ....sayılı kararında; Aboneliğe konu adresin ticari olarak işletilmek maksadıyla kullanıldığı, bu durumun ... Anonim Şirketi ile yapılan yazışma neticesinde gelen yazı cevabının "abone grubu" başlıklı yerinde "Tic (Telefoncu)" olarak belirtildiği, adresin "dükkan" vasfını taşıdığı, ticari faaliyet işletmek amacıyla kurulduğu, bu şartlar altında dava konusu elektrik kullanımı ticari bir faaliyet için yapılmış olup tüketici sıfatı bulunmamaktadır. Bu bakımdan somut olayda elektrik kullanılan yerin işyeri vasfında bulunduğu ve ticari amaçla hizmet vasfının bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre 6502 sayılı Kanun anlamında tüketici işlemi niteliğinde olmayan uyuşmazlığın HMK'nın 2. maddesi uyarınca ticaret mahkemesince görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
█████/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir.
Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir.
TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir. Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur. Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez.
01.10.2011 tarihinde yürülüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemeleri diğer dava ve işler bakımından da görevli mahkemedir.
Somut olayda; dava konusu ve sunulan deliller kapsamında davaya konu uyuşmazlığın, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı, davacının 2012 yılında ticareti terk ettiği ve bu tarihten sonra bir vergi kaydı olmadığından tacir sıfatının bulunmadığı, davaya konu kaçak kullanım tespitinin ise 2020 yılında yapıldığı görülmekle uyuşmazlık tarihinde davacının tacir sıfatı bulunmadığından ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez. Yapılan tespitte kaçak kullanımın işyerine ait olduğu tespit edildiğinden davacının tüketici sıfatının bulunmadığı anlaşılmış olup görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmıştır.
HMK 114.maddesinde; mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği açıklanmakla yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK. 4. ve 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK.nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, talep halinde HMK nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanan 331/2.maddesi gereğince yargılama giderleri hakkında karar verilmesine,
3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip ...
Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!