Ticari satıştan kaynaklanan ayıplı lastik davasında, müvekkilinin lastiklerin erken aşınması ve hasar görmesi nedeniyle bedel iadesi ile maddi tazminat talepleri üzerine, davalı üreticinin sorumluluğu ve tarafların dava sıfatı değerlendirilen bir hukuki süreç.
Özet: Bu ticari tazminat davası, davacının, davalıdan tedarik edildiğini iddia ettiği ve erken aşınma ile araç takımlarında hasara yol açan otuz adet ayıplı lastik nedeniyle bedel iadesi veya indirim ile birlikte maddi tazminat talep etmesinden kaynaklanmaktadır; davalı ise savunmasında, ürünlerin doğrudan kendisi tarafından davacıya satılmadığını, bu sebeple aralarında husumet bulunmadığını, sorumluluğun yetkili satıcıda olduğunu ve kusurların kullanım koşullarından kaynaklandığını ileri sürerek davanın reddini istemekte, mahkeme ise tarafların davadaki sıfatını ve hukuki sorumluluklarını incelemektedir.

T.C.
İSTANBUL14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2025KARAR TARİHİ
:█████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkilinin █████/2023 tarihinde davalıdan ... ürün kodlu otuz adet lastik satın aldığını, ancak bir süre sonra lastiklerin muadillerinden hızlı aşındığının fark edildiğini, ayrıca ... lastik patlamasından dolayı araç takımlarının zarar gördüğünü ve bu nedenle masraf yaptıklarını, taraflarınca lastiklerin satın alındığı ... Otomotiv firmasına lastiklerin ayıplı olduğunun bildirildiğini ve lastiklerden bir adet numunenin teslim edildiğini, ancak davalı genel müdürlüğünün █████/2024 tarihli yazısı ile ürünlerin harici etkenlerden dolayı hasarlandığının tespit edildiğini bildirdiğini, davalının müvekkiline sattığı ürünlerin ayıplı olduğunu, ürünlerin ayıplarının sonradan anlaşılması sebebi ile gizli ayıplı ürün olarak nitelendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin bünyesinde çok fazla araç olmasından dolayı ve lastik alımı yaptığından ürünlerin bu kadar kısa sürede kullanılmaz hale gelmeyeceğini tecrübe ettiğini iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 232.500,00-TL'nin iadesini, bedel iadesine veya satış bedelinden indirim halinde temerrüt tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faiz işletilmesini, davalının şimdilik 5.000,00-TL maddi tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Usule ilişkin olarak; arabuluculuk aşamasının tamamlanmadığını, Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) satış sözleşmesinde satıcı haricinde kalan kişilere ayıptan doğan haklar bakımından sorumluluk yüklenmediğini, üretici veya ithalatçının satıcıya birlikte sorumlu olduğuna ilişkin düzenleme olmadığını, bu hususta davacının haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davayı kabul anlamına gelmemekle bir an için müvekkilinin ayıbının varlığı kabul edilse dahi müvekkiline sorumluluk atfedilemeyeceğini, davacının tek muhatabının yetkili satıcı sıfatını haiz lastikleri satın aldığı firma olduğunu, son olarak davacının taleplerinin TBK'nın 227. maddesi uyarınca belirsiz olduğunu, esasa ilişkin olarak; müvekkilinin dava dışı yetkili satıcıya satın alınan lastiklerin teslimi ile beraber sorumluluğunun sona erdiğini, yetkili satıcının taraflarından alınan ürünleri ne şartlarda muhafaza edildiğinin ve amacına uygun kullanılıp kullanılmadığının bilinmediğini, davacının lastiklerin araçlarına zarar verdiği iddiasının dayanaksız olduğunu, davacının erken aşınma iddiasının; kullanım koşullarından, taşıma yükünden, lastik basıncından vb. sebeplerden kaynaklanabileceğini, bu durumların garanti dışında olduğunu iddia ederek; davanın öncelikle husumet yokluğundan daha sonra esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir.DELİLLER
:-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası-Davacı vekili tarafından sunulan; 232.500,00-TL bedelli satış faturası sureti, satışı yapılan lastiklerden meydana geldiği iddia olunan hasarların giderilmesine ilişkin; 4.800,00-TL, 6.700,00-TL, 10.500,00-TL bedelli fatura suretleri, davalıya yapılan █████/2024 tarihli başvuru dilekçesi sureti, dava konusu lastiklere ilişkin fotoğraflar-Davalı vekili tarafından sunulan; garanti belgesi sureti, 232.500,00-TL bedelli fatura sureti,-Tarafların beyan ve dilekçeleri-Arabuluculuk son tutanağı-Tüm dosya kapsamıDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, satın alınan ayıplı ürünler yönünden bedel iadesine veya satış bedelinden indirime dair seçimlik hakkın kullanılması olmazsa tazminat istemine ilişkindir.Davacı dava dışı ... Otomotiv şirketinden 30 adet dorse lastiği satın almış ancak ayıplı olduğunu iddia ederek sözleşmeden dönme ve bedel iadesi hakkını davalı üretici/ithalatçıya karşı ileri sürmüştür. Bu talep reddedilirse de, terditli olarak, genel hükümlere göre zararının karşılanmasını talep etmiştir.Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. (Hukuk Genel Kurulu ████████ E. , ████████ K.)Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur (6098/TBK.m.219)TBK Alıcının seçimlik hakları başlıklı 227. maddesi;"Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:1.Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.2.Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.3.Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.4.İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." şeklindedir.TBK Dönmenin sonuçları başlıklı 229. maddesi;"Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür. Buna karşılık alıcı da, satıcıdan aşağıdaki istemlerde bulunabilir:1.Ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi.2.Satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi.3.Ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesi.Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür" şeklindedir.Ayıba karşı tekeffül sorumluluğu, akdi bir sorumluluk türü olduğundan, sadece satım sözleşmesinin tarafları arasında geçerli olduğu, alıcının, ayıba karşı tekeffüle dayanan seçimlik haklarını, satıcı dışındaki kişilere, yani satım sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişilere (üreticiye, ithalatçıya, ara satıcıya ve benzeri) yöneltmek suretiyle onları ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca sorumlu tutmasının mümkün olmadığı, aynı şekilde, alıcının, satıcı dışındaki üçüncü kişileri, akdi sorumluluğu ilişkin genel hükümler uyarınca sorumlu tutmasının da mümkün olmadığı, alıcının, satıcı dışındaki üçüncü kişilere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 96 ncı maddesi ve diğer madde hükümlerine dayanan bir tazminat talebini yöneltemeyeceği, tacirler arası ticari satımlarda, satıcının ayıplı mal teslim etmesi halinde, alıcının, akdi sorumluluğa dayanan talep haklarını, satım sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişilere (üreticiye, ithalatçıya, ara satıcıya ve benzeri) yöneltmesinin mümkün olmadığı, 6098 sayılı Kanun'un satım akdi hükümlerine göre üretici firmanın ancak garanti vermesi halinde ayıba karşı sorumlu olacağı kuşkusuzdur. (Yargıtay 11. HD. █████████ E, █████████ K sayılı kararı) Ancak garanti taahhüdüne dair bu kapsamdaki sorumluluk da garantinin niteliğine uygun bir seçimlik hakka yöneltilmelidir. Nitekim bu durum 6502 sayılı TKHK 11/2. maddesinde dahi malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi ve onarımına dair seçimlik haklarla sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla davacının sözleşmeden dönme ve bedel iadesi, indirim talebinin muhatabının davalı üretici/ithalatçı olamayacağı anlaşılmakla davacının asli talebinin pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.Davacının genel hükümlere dayalı zarar talebi yönünden ise HMK 111/2 maddesi uyarınca asli talep esastan reddedilmedikçe terditli, feri talep hakkında hüküm verilemeyeceğinden terditli talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;1-Davacının asıl talebinin ileri sürülüş mahiyeti itibariyle davalının pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine,2-Asıl talep hakkında esastan ret kararı verilmediğinden terditli talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına,3-Alınması gereken maktu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,4-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 5.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,6-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 3.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere karar verildi. █████/2025Katip ... Hakim ...e-imza e-imza