İş iskelesi sözleşmesinden kaynaklanan karşılıklı sözleşmeye aykırılık, temerrüt, zarar ve ödenmeyen faturalar nedeniyle iflas talepli icra takibi itirazlarının değerlendirildiği ticaret davası.
Özet: Bu hukuki evrak, bir "iş iskelesi sözleşmesi" kapsamında doğan ticari bir uyuşmazlığı ele almaktadır; asıl davada davacı, davalının eksik, ayıplı ve kusurlu ifalarla sözleşmeyi ihlal ettiğini, projeyi aksattığını, temerrüde düştüğünü ileri sürerek sözleşmenin feshiyle uğranılan zararın tazminini, davalının itirazının kaldırılmasını ve iflasını talep ederken, birleşen davada davacı konumundaki diğer taraf ise kendi alacaklarının ödenmeyen faturalardan kaynaklandığını, tüm işleri tamamladığını, asıl davacının haksız yere sözleşmeyi feshettiğini iddia ederek, kendi icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasını ve karşı tarafın iflasına karar verilmesini istemekte, böylece her iki taraf da sözleşme ihlali ve icra takipleri üzerinden karşılıklı alacak ve iflas taleplerinde bulunmaktadır.
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

BİRLEŞEN BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ████████ ESAS- ████████
KARAR SAYILI DOSYASI
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... vekilince temyiz edilmiş, asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... vekili tarafından temyize cevap dilekçesinde duruşma talep edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararın niteliğinin duruşma istenebilecek davalardan olmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca asıl davada davalı-birleşen davada davacı ...'nin duruşma isteminin mahiyetten reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı-birleşen dava davalı vekili asıl dava dilekçesinde; taraflar arasında 18.12.2019 tarihli “İş İskelesi Sözleşmesi” yapıldığı, sözleşme kapsamında davalının iş iskelelerinin kurum, söküm ve kiralama hizmetlerinin ifa edilme işini üstlendiğini, davalı taraf sözleşmeye aykırı eksik, ayıplı ve kusurlu ifalarda bulunarak projenin aksamasına ve işlerin gecikmesine sebebiyet verdiğini, işlerin büyük bölümünü ifa etmediğini, edimini yerine getirme için gerekli ve yeterli ekipman, malzeme ve işgücünün defaten yapılan uyarılara rağmen temin etmediğini, davalı çalışanlarının sözleşmeye aykırı olarak ve zarar verme kastıyla çalışmaları durdurduğunu, müvekkili tarafından gönderilen 30.03.2021 tarihli ve 31.03.2021 tarihli ihtarnameler ile davalıdan yükümlülüklerin yerine getirilmesi istendiğini, ancak davalının hiçbir mücbir sebep olmaksızın sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmediği, davalının eksik ve ayıplı işler nedeniyle temerrüde düştüğünü, temerrüt nedeniyle müvekkilinin zararının doğduğunu, temerrüt halinin devam etmesi halinde ek zararlarının meydana geleceği, temerrüt haline son verilmediği taktirde sözleşmenin feshi cihetine gidilerek tüm zarar ve ziyanın davalıdan talep edileceği ve şantiyede bulunan davalıya ait ekipmanlara kanuni hapis hakkı uygulanacağı ve bu doğrultuda temerrüt durumuna son verilerek sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve fazlaya ilişkin tüm talep hakları saklı kalmak üzere muaccel olan zararın ödenmesi gerektiğinin davalıya ihtaren bildirildiğini, sözleşmenin müvekkil tarafından feshedildiğini, sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan zararların tanzimi için takip başlatıldığını, davalının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmedikçe müvekkilinden yükümlülüklerini yerine getirmesini isteyemeyeceğini, bu sebeple müvekkilinin “ödemezlik defi” ile yükümlülüğünü yerine getirmesi zorunluluğunun bulunmadığını, davalı tarafça takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazının kaldırılmasını, davalının iflasını, icrâ inkar tazminatı ve davalı aleyhine muhafaza tedbirlerine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı-birleşen dava davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı tarafça ödenmeyen faturaların bulunduğunu, müvekkil tarafından davalıya ihtarname keşide edilerek alacakların talep edilmesine rağmen davalının müvekkilden zarar talep etmesini ahte vefa ilkesine aykırı olduğunu, tüm işlerin bitirildiğini, davalı tarafından sözleşmenin feshedildiğini, ancak müvekkilinin sözleşmede belirtilen yükümlülüklere aykırı davranışının bulunmadığını, davalı tarafından haksız talepler ile iflas takibi başlattıklarını, davalı şirketin vadesi dolan faturalar ile faturası düzenlenmemiş davalı tarafından onaylanmış hakedişleri nedeniyle takip başlatığını, iflas takibine konu edilmiş alacakları olduğunu, davalı tarafça takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın kaldırılmasını, davalının iflasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı-birleşen dava davacı vekili cevap dilekçesinde; davacının vadesi gelmiş alacakları ödemediğini halde müvekkil şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediği yönünde iddialar içeren haksız ihtarnameler göndermesinin ahde vefa ilkesine aykırı ve haksız olduğunu, zarar iddiasının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, zararın ne olduğunun ve zarar bedelinin neye göre belirlendiğinin belli olmadığını, müvekkil şirket tarafından daha öncesinde kesilen fatura ile faturaları kesilmese de davalı tarafından onaylanmış hakedişlerden kaynaklanan alacaklara ilişkin takip başlatıldığını, müvekkil şirkete ait malzemelerin teslim edilmemesi nedeniyle sözleşme dışı kullanımdan kaynaklanan 9 aylık alacak hakkı bulunduğunu, bu sebeple açılan davanın İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu belirterek, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
2. Davacı-birleşen dava davalı vekili birleşen dava cevap dilekçesinde; davacı tarafın davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olup olmadığı tartışmalı iken takibe konu faturaların alacağın ve akdi ilişkinin varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığını, yapılan işlerde ayıp ve eksiklerin tespit edildiğini, icra takibine konu faturaların ödenmesi için sözleşmesel şartlarının ve vade tarihlerinin oluşmadığını, davacının temerrütü nedeniyle müvekkilinin zarar gördüğünü, geldiğini, müvekkilinin aciz durumunun olmadığını, müvekkilinin ödemelerini hiçbir zaman tatil etmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının muaccel bir alacağının var olduğu düşünülse bile müvekkilinin davacıya karşı ödemezlik defi ve takas/mahsup defini ileri sürdüğünü belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davacı eksik ya da ayıplı ifa edilen işlerin neler olduğu açıkça belirtilmediği, davacı tarafça yargılama aşamasında ibraz edilen delil ve belgelerin iddiasını ispata yarar nitelikte bulunmadığından davacının alacak iddiasının sübut bulmadığı, birleşen dava davacısının taleplerinin onaylanmış hakedişlere göre kesilerek davalı şirket tarafından teyit edilmiş faturalardan kaynaklı alacak ve faturası kesilmemiş olmakla birlikte davalı şirket tarafından onaylanmış hakedişlerden kaynaklı alacak olduğu, tarafların ticari defterlerinin birbirini teyit ettiği, depo emrine konu bedelin yatırıldığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- birleşen dava davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı-birleşen dava davalı vekili temyiz dilekçesinde; eksik incelemeye dayalı karar verildiğini, sözleşmeden doğan yükümlülükler eksik, özensiz, ayıplı ve kusurlu ifa edilerek müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, bilirkişi raporları ve hukuki mütalaa arasında çelişki giderilmeden karar verildiğini, asıl dava yönünden mevcut delillerle yüklenici şirketin gerçekleştirdiği icra takiplerinin haksız olduğunu, muhasebesel kayıtların faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmediğini, birleşen dava yönünden eser sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin davacı yüklenici tarafından yerine getirilmediğinin ispat edildiğini, dosyaya sunulan e-posta iletileri, ihtarnameler, sözleşme hükümlerin incelenerek değerlendirme yapılması gerektiğini, yüklenici tarafından sözleşmeye aykırı eksik, ayıplı, kusurlu ifalarda bulunulduğundan projenin gecikmesine sebebiyet verildiği, yüklenicinin işlerin önemli bir bölümünü ise hiç ifa etmediği sunulan e-posta iletileri, ihtarnameler, saha puantör kayıtları ve sair belgelerle açıkça ortaya konulduğunu ancak bilirkişilerce ilgili belgeler hiç incelenmediğini, uğranılan zararın hesabına yönelik yapılan açıklamalar dikkate alınmadan ve mahallinde keşif ve incelemeler yapılmadan rapor düzenlendiğini belirterek asıl davanın kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmesi beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iflas yolu ile başlatılan takipte itirazın kaldırılması ve iflas kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı-birleşen dava davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Asıl davada davacı-birleşen davada davalı ...'nden alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!