İnşaat sözleşmesine ait ek protokollerin irade fesadı yoluyla iptali ile tehdit altında verildiği ileri sürülen teminat bonoları hakkında menfi tespit davası temyizi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir inşaat projesinde davacı yüklenici şirketin, tehdit ve baskı altında imzalandığını iddia ettiği ek protokollerin iptali ile bu protokollere dayalı olarak verilen teminat senetleri nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebiyle açtığı, davalının ise davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve kötü niyetli olduğunu savunduğu bir davada, ilk derece mahkemesinin bazı protokoller için hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın kısmen reddine karar vermesi üzerine davacı vekili tarafından yapılan temyiz başvurusunun incelemesini konu almaktadır.
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
BİRLEŞEN DAVA BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ █████████ E.
BİRLEŞEN DAVA BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ████████ E.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
1-Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; taraflar arasında ..... ilçesi 598 ada, 17 parsel sayılı taşınmaz üzerine .... ve...blokların kaba inşatının yapılması konusunda anlaşma yapıldığını, akabinde de bir çok ek protokoller yapıldığını, bu protokollerden 24.02.2016, 12.05.2016, 01.12.2016, 19.04.2017 ve 28.03.2018 tanzim tarihli portokollerin müvekkiline tehdit ve baskılar ile imzalatıldığını ileri sürerek 24.02.2016, 12.05.2016, 01.12.2016, 19.04.2017 ve 28.03.2018 tanzim tarihli portokollerin iptali ile fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 500.000,00 TL’nin taraflarına iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
2-Davacı vekili birleşen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin █████████ Esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında 598 ada, 17 parsel üzerinde bulunan .....Evleri Projesini kapsamımında.... bloklarının kaba inşaatının yapılması işi ve teknik şarname doğrultusunda diğer imalat işlerinin yapılması konusunda anlaşma yapıldığını, birçok sözleşme ve ek protokeler yapılarak dava konusu oluşturulan teminat senedinin tanzim edildiğini, ek sözleşmelerinin şirket yetkililerinin tehdit edilmesi ve zorlanması neticesinde imzalandığını, bu nedenle ek protokollerin iptali amacıyla dava açıldığını, müvekkili şirket tarafından verilen 02.01.2019 vade tarihli, 600.000,00TL bedelli bononun teminat amaçlı verildiğini, bu bakımdan ilgili bononun teminat senedi olduğunu, kambiyo senedi vasfında olmadığını, müvekkilinin davalıya bono da belirtilen şekilde bir borcunun bulunmadığını belirterek senet hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
3-Davacı vekili birleşen Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ████████ Esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen esas ve ek sözleşmelerle müvekkilinin ..... ilçesi, 598 ada, 17 parselde bulunan imalâtların yapılması işini davalıya verdiğini, bu kapsamda 28.03.2018 tarihli ek protokol kapsamında iki adet 100.000 TL bedelli teminat bonosunun davalıya verildiğini, sözleşmelerin irade fesadı altında imzalandığının tespiti ile iptali için Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ Esas sayılı dosyasında iptal davası açıldığını, bonoların da tehdit altında verildiğini ileri sürerek Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı dosyasında takibe konu iki adet bono nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı vekili asıl dava cevap dilekçesinde; davacının, müvekkilinin taşeronu olarak iş yaptığının doğru olduğunu, müvekkili ile davacının 11.06.2015 tarihli sözleşme ile iş yapmak üzere anlaştıklarına, ancak davacının ödemeleri zamanında yapmaması nedeniyle noter aracılığı ile ihtar çekildiğini, bilahare görüşmeler sonucunda yeni ek protokoller yapıldığını, ancak davacının bu protokollere de uymadığını, davacının üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmediğinden sözleşme uyarınca teminat olarak alınan senetlerin Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ ve 9. İcra Müdürlüğü'nün ███████ E. sayılı takip dosyaları ile icra takibine konu edildiğini, davacının iddialarının doğru olmadığını ve haksız olarak bu davayı açtığını beyanla davanın reddini istemiştir.
2-Davalıya, birleşen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin █████████ Esas sayılı dosyasında usulüne uygun tebligat yapılmış, cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.
3-Davalı vekili birleşen Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşme ve ek protokoller kapsamında bonoların müvekkiline verildiğini, davacının sözleşmede tahrifat yaptığını, davanın kötüniyetli olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; dava konusu protokol tarihlerinin 24.02.2016, 12.05.2016, 01.12.2016, 19.04.2017 ve 28.03.2018 olduğu, davacı şirket yetkilisinin savcılığa şikayet tarihinin 20.02.2018 ve iş bu dava tarihinin 27.12.2018 tarihi olduğu nazara alınacak olursa bir yıllık hak düşürücü sürenin ilk iki protokol için geçtiği, dinlenen tanıkların iptali talep edilen protokollerin bizzat baskı ve tehdit altında imzalatıldığına ilişkin doğrudan bir beyanları olmadığı, konu ile ilgili yapılan şikayet hakkında da Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın █████████ soruşturma nolu dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, ayrıca söz konusu protokollerin tanzim tarihleri arasındaki süreler nazara alındığında protokollerin uzun bir süreçte peyder pey imzalandıkları, bu kadar uzun süreli bir baskı ve tehdide karşı davacının basiretli tacir olarak yasal yollara başvurarak sonuç alabilecek iken başvurmayıp yeniden protokol imzalaması karşısında, davacının tehdit ve baskı altında protokolleri imzaladığı yönündeki iddiasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasına konu iki adet bononun taraflar arasındaki 28.03.2018 tarihli protokolün 3/3 maddesine göre verilen teminat bonoları olduğu ileri sürülmüş ise de bu bonoların taşeron bakiye alacağına karşılık olarak verildiğinin protokolün 3/4 ve 3/5 maddeleri ile sabit olduğu, birleşen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ Esas sayılı dosyasına konu 600.000,00 TL bedelli bononun, protokolün 3/2 ve 3/3 maddeleri kapsamında, daha önceki sözleşmelerde mutabık kalındığı üzere iş verenin taşerona devir edeceği A 1 Blok, 3 no'lu bağımsız bölümün devrine engel hukuki imkansızlığının 30.07.2018 tarihine kadar giderilememesi halinde taşeronun uğrayacağı zararı teminat altına almak amacıyla iş verenin taşerona vereceği teminat bonosu olduğu, protokolün 3/3 maddesine göre A 1 blok, 3 no'lu bağımsız bölüm 30.07.2018 tarihine kadar taşerona devredilmezse, artık taşeronun 600.000,00 TL bedelli bononun tahsilini talep edebileceği ve bağımsız bölüm üzerinde hiç bir hakkı kalmayacağı, tapu kayıtlarına göre A 1 blok, 3 no'lu bağımsız bölüm tapusu davalıya devredilmediğinden davalının dava konusu bono nedeniyle davacıdan alacaklı olduğu, davacı tarafça birleşen davalara konu protokolün zorlama ve tehdit yoluyla imzalatılarak senetlerin alındığı iddia edilmiş ise de bu iddianın davacı tarafça ispatlanamadığından birleşen davalara konu bonoların geçerli olan protokol kapsamında taşeronun alacağına karşılık verildiğinin kabul edildiği gerekçeleriyle birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleşen davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı-birleşen davacı vekili temyiz dilekçesinde; irade sakatlığı hallerinin her türlü delille ispat edilebileceği belirtilmişse de dosya kapsamında dinlenen tanıkların, müvekkili şirket yetkililerine davalı şirket yetkililerince korkutma ve tehditte bulunduğu hakkındaki net ve açık beyanlarının yok sayıldığını, taraflar arasında yapılan işteki bedellerin davalı şirketçe daha da yükseltilmek istenmesi haricinde bir uyuşmazlık bulunmadığı sabitken karşı yanca başka bir uyuşmazlık sebebi de ortaya koyulmamışken bu anlamda ilgili tehdit ve korkutma cümlelerinin ve fiziki müdahalelerinin doğrudan dava konusu protokollere yansıyan fahiş bedellerin kabul ettirilmesine yönelik olduğu çok net olmasına rağmen, tanık beyanlarıyla da tehdit ve korkutmalar sabit olarak ortaya koyulmuşken bu tehditlerin dava konusu protokollerin imzalatılmasına yönelik olmadığı şeklinde hatalı hüküm kurulduğunu, Mahkeme yalnızca iptalini talep ettikleri protokollerin tanzim tarihlerine bakarak 1 yıllık hak düşürücü sürenin yalnızca son iki protokol bakımından geçmediği, diğer protokoller bakımından hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu belirtilmiş ise de Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesinde diğer irade sakatlığı hallerinden farklı olarak korkutmada süre başlangıcının korkutmanın ortadan kalktığı, kişinin hür iradesiyle hareket imkanına kavuştuğu an olarak belirlendiğini, müvekkiline arka arkaya korkutma ile 5 ek protokol imzalatan davalı şirket yetkilisinin korkutma baskısının, irade sakatlama kastının ilk protokolden son protokolün imzalanmasından sonra bir süre daha devam ettiğini, zaten dava konusu edilen protokollerin de birbirleriyle bağlantılı olarak imzalandığını, tüm protokoller bakımından 1 yıllık hak düşürücü sürenin son protokolün imzalanmasından sonraki sürecin sonunda işlemeye başladığını, bu durumda da hiçbir protokol bakımından 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesine göre hukuk hakiminin ceza mahkemesinin beraat kararıyla dahi bağlı olmadığını, somut durumda ise davalı şirket yetkilisi hakkında bir ceza yargılaması dahi yapılmadığını, şikayetin savcılık aşamasında takipsizlikle sonuçlandığını, bu takipsizlik kararının hukuk hakimini bağlamayacağını, buna rağmen Mahkemenin davalı şirket yetkilisi hakkında verilen takipsizlik kararını kendisi için bağlayıcı saydığını ve dosyadaki net ve açık tanık beyanlarını takipsizlik kararı ile yok saydığını, Mahkemenin, basiretli bir tacirin uzunca bir süre korkutmayla ilgili yasal yollara başvurmamasını hayatın olağan akışına aykırı olarak görmesinin de hatalı bir bakış açısı olduğunu, 1 yıllık hak düşürücü süreye ilişkin açıklamalarında belirttikleri üzere müvekkilinin uzunca bir süre davalı şirket yetkilisinin korkutmasına maruz kaldığını ve bu etkiden kurtulur kurtulmaz 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeden hem savcılık şikayetinde bulunduğunu hem de huzurdaki dava ile ek protokollerin iptalini talep ettiğini, birleşen davalara konu senetlerin 28.03.2018 tarihli Ek Protokol'ün 3.3 ve 3.5 maddelerinden anlaşılacağı üzere teminat olarak verildiklerini, bu protokol maddelerinin emsal Yargıtay kararlarına göre senedin kambiyo senedi vasfını ortadan kaldıran, illetten mücerretliği sona erdiren yazılı delil niteliğinde olduğunu, ayrıca söz konusu ek protokolün de korkutma ile imzalatıldığını, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin emsal kararlarından da anlaşılacağı üzere teminat olarak verildiği yazılı deliller ile ispat edilmiş senetlere dayanılarak takip başlatılamayacağını ve teminat niteliğindeki senet dolayısıyla borçlu olunmadığı şeklinde hüküm kurulması gerektiğini, davalı vekilinin 12.06.2020 tarihli dilekçesinde birleşen █████████ E. sayılı dosyaya konu 600.000,00 TL'lik senedin teminat senedi olarak verildiğine dair Mahkeme içi ikrar niteliğinde, HMK anlamında kesin delil olarak sayılması gereken "Senetlerden 600.000,00 TL A1-3 nolu dairenin devri için alınan teminat senedidir." şeklinde bir beyanı da bulunduğunu, değinmiş oldukları emsal Yargıtay kararları uyarınca taraflarınca senetlerin teminat senedi olduğunu gösterir, davalı şirket imzasını taşıyan Ek Protokoller dosyaya sunulmuş olmasına rağmen ve hatta birleşen █████████ E. sayılı dosya bakımından davalı vekilinin 12.06.2020 tarihli dilekçesiyle açıkça mahkeme içi ikrarda bulunarak 600.000,00 TL'lik dava konusu senedin teminat amaçlı verildiğini ikrar ettiği, bu hususun uyuşmazlık konusu olmaktan çıktığı ortaya koyulmuş olmasına rağmen Mahkemece kurulan gerekçeli kararda bu senetlerin alacak karşılığı verildiğinin belirtildiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl davada eser sözleşmesinden kaynaklanan 06.11.2015 tarihli taşeronluk sözleşmesinin revize edilmesine ilişkin 24.02.2016, 12.05.2016, 01.12.2016, 19.04.2017 ve 28.03.2018 tanzim tarihli protokollerin tehtid ve baskı ile imzalatıldığı iddiasıyla iptali ve bu sözleşmelere bağlı olarak ödenen 500.000,00 TL'nin sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi istemine; birleşen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin █████████ Esas sayılı dosyası 28.03.2018 tanzim tarihli ek protokol kapsamında davalı tarafa verilen bir adet 600.000,00 TL bedelli bononun teminat bonosu olduğundan bahisle menfi tespit istemine; birleşen Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ████████ Esas sayılı dosyası 28.03.2018 tanzim tarihli ek protokol kapsamında davalı tarafa verilen iki adet 50.000,00'er TL'lik bonoların teminat bonosu olduğundan bahisle menfi tespit istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!