İzmir Ticaret Mahkemesinde, haksız fiilden kaynaklanan trafik kazasında yabancı plakalı aracın sigorta şirketi ve sürücüden euro bazında tazminat talebi.
Özet: Davacı, 29.09.2023 tarihli trafik kazasında, davalının geçiş hakkı ihlali sonucu yabancı plakalı aracında oluşan maddi hasar, değer kaybı, kullanım kaybı ve ekspertiz ücreti gibi zararların Almanya rayiç değerleri üzerinden toplam 14.059,10 Euro hasar, 1.050 Euro değer kaybı, 553-790 Euro kullanım kaybı ve 1.680,29 Euro ekspertiz rapor ücreti olarak tespit edildiğini belirterek, sigorta şirketiyle zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması üzerine, haklı fiilden kaynaklanan tazminat davası açmış; zararının Euro cinsinden ödeme günündeki kur üzerinden karşılanmasını talep ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 40 Euro belirsiz alacak davası olarak talepte bulunmuştur.

T.C.
İZMİR6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ███████KARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2024Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı ... vekili Av. ...'ın dava dilekçesi ile özetle; Türk Ticaret Kanunu’nun 4. Maddesinde bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığını, aynı kanunun asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesinde hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlendiğini, Yine Türk Ticaret Kanunun 1483 ve devamı maddelerinde zorunlu sorumluluk sigortaları düzenlendiğini, davalılardan bir tanesinin sigorta şirketi olduğundan Asliye Ticaret Mahkemelerinin iş bu davada görevli olduğunu, 6100 sayılı HMK'nın 7. maddesinde,” davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir'' dendiğini, davalı sigorta şirketinin Ege Bölge Müdürlüğü ''...'' adresinde olduğunu, iş bu sebeple tüm davalılar bakımından İzmir Mahkemeleri yetkili olduğunu, 29.09.2023, tarihinde, ...'a ait ve ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, müvekkiline ait ... plakalı yabancı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin aracı ile, ... ili, ... ilçesi, .... sokakta seyir halinde iken .... Sokak kesişimine geldiğinde, davalı şirket nezdinde sigortalı aracın sürücüsünün ... sokaktan ... sokağa ilerlerken önceliklilik yani geçit hakkı kuralını ihlal ederek müvekkiline ait aracın sol ön kısımlarından çarparak zarar verdiğini, Esenyurt Trafik Denetleme Büro Amirliği ekiplerince tanzim edilen kaza tespit tutanağına göre davalı ... plakalı araç sürücüsünün asli kusurlardan Karayolları Trafik Kanunu’nun 57/1-c hükmünü ihlal ederek maddi hasar oluşmasına sebebiyet verdiğini, müvekkiline ait araç sürücüsü ise tali kusurlardan 52/1-a maddesini ihlal ettiğini, davanın kusurlu sürücü ve malik ile ... Sigorta A.Ş’ye karşı açıldığını, davalı şirket ile kusurlu araç arasında ... poliçe no'lu ZMMS poliçesi bulunduğunu, davalı şirket de bu kazadan dolayı teminatlar dahilinde sorumlu olduğunu, mağdur araçta kaza neticesinde oluşan zararın müvekkilinin seçimlik hakkını kullanarak aracı ile ikametgahı ve aracının plakasının kayıtlı olduğu Almanya'da bulunan ... isimli firma tarafından 15.10.2023 tarihinde düzenlenen teknik maliyet ekspertiz raporu ile hasar miktarı KDV dahil 14.059,10 Euro olarak tespit edildiğini, araçta oluşan değer kaybı miktarının ise 1.050,00 Euro olduğunu, ayrıca aracın tamir süresi boyunca günlük kullanım kaybı 79,00 Euro olduğunu, tamir süresinin 7-10 iş günü arasında olabileceği için 553,00 - 790,00 Euro arası kullanım kaybı söz konusu olduğunu, ekspertiz raporu için BVSK ücret listesine göre orantılı olarak KDV dahil 1.680,29 Euro ödemede bulunulduğunu, davalı sigorta şirketinin kaza tarihi itibarıyla 120.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, şirket yönünden taleplerini ZMMS teminat limitini aşmamak üzere sınırladıklarını, müvekkilinin aracının yabancı plakalı olup müvekkilinin daimi ikametgahının da Almanya olduğundan ve orada Euro üzerinden harcama yapacağından araçtaki zarar burada parça fiyatları, işçilik ücretleri, değer kaybı ve diğer zorunlu giderler, yani eksperiz rapor ücreti de Türkiye piyasasına göre değil aracın bulunduğu ülke piyasasına yani Alman rayiç değerlerine göre belirlenmesi gerektiğini, davalı taraflar ve sigorta şirketi ZMMS sıfatıyla zarar görene gerçek zararını ödemek zorunda olduğunu ve hasar bedeline yansıyacak KDV miktarını da ödemek zorunda olduğunu, yine müvekkilinin daimi ikametgahı ve aracın Almanya plakalı olduğu dikkate alındığında müvekkilinin zararını gidermek için yabancı para EURO üzerinden harcama yapacağının da kabulü gerektiğini, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre zarar verenin tazminat yükümlülüğü belirlenirken zarar görenin malvarlığının zararını doğumundan önceki hale getirilmesinin sağlanması esas tutulmalı ve gerçek zararı gidermeye yeterli olacak miktarda tazminata hükmedilmesi gerektiğini, tazminat miktarı, zarar görenin malvarlığında zarardan önceki duruma göre bir artış sağlamamalı ancak azalmaya da neden olmaması gerektiğini, bu durumda müvekkilinin zararının tazmini de Euro üzerinden hesaplanmalı ve fiili ödeme günündeki kur üzerinden tahsil edilmesi gerektiğini, kanunen yapmış olduklarını bildirim ve ihtarlardan bir netice alamadığımızdan dolayı iş bu davayı açmadan önce ticari dava şartı olarak davalı sigorta şirketi için son kez zorunlu Arabuluculuk müessesesine başvurmuş olmalarına rağmen alacakları için anlaşma sağlanamadığını, diğer davalılar için zorunlu arabuluculuk, söz konusu olmadığını, davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin her türlü talep, dava ve netice-i taleplerinin ıslah haklarınız saklı kalmak kaydıyla, belirsiz alacak olarak şimdilik, 30,00 Euro hasar ve 10,00 Euro değer kaybı olmak üzere toplamda 40,00 euro tazminatın davalı şahıs ve araç malikinden kaza tarihi olan 29.09.2023 tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinden ise teminat limitleri ( 120.000,00 TL) ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan (02.11.2023 + 8 iş günü) 14.11.2023 tarihinden itibaren müşterek ve müteselsilen, yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası EURO Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsilini, belirsiz alacak olarak şimdilik 10,00 Euro kullanım kaybı tazminatının sadece davalı şahıstan, kaza tarihi olan 29.09.2023 tarihinden itibaren, yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası EURO Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsilini, Almanya BVSK Ücret listesine göre orantılı olarak belirlendiğini, 1.680,29 Euro ekspertiz rapor ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası EURO Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerinden sayılmasını, diğer yargılama giderleri ile yasal avukatlık vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili Av. ...'in █████/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı █████/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu, ... plaka sayılı aracın hasara uğradığını beyan ve iddia ederek ... plakalı aracın kusuruna istinaden müvekkili olan sigorta şirketinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30 Euro hasar tazminatının ve 10 euro değer kaybı, 1.680,29 Euro ekspertiz rapor ücretinin yargılama giderlerinden sayılarak fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Euro Efektif Satıs Kuru karsılıgı Türk Lirası olarak tazminat isteminde bulunduğunu, müvekkili olan sigorta şirketi aleyhine ikame edilen işbu davanın belirtmiş oldukları gerekçelerle reddi gerektiğini, ... plakalı aracın müvekkili olan şirket nezdinde ... poliçe numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile █████/2023 - █████/2024 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı maddi zararlara ilişkin teminat limiti kaza tarihi itibari ile araç başına 120.000,00 TL olduğu, poliçe limitini bildirmemiz davayı ve iddiaları kabul anlamında olmadığını, davacı tarafın iddiasına dayanak olarak gösterdiği delillerin tamamının taraflarına tebliğ edilmesi gerektiğini ve taraflarınca talep olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesi ile birlikte delillerini taraflarına tebliğ etmesinin zorunlu olduğunu, ilgili delil belgelerinin taraflarına tebliği üzerine her türlü beyan ve itiraz haklarını saklı tuttuklarını peşinen belirttiklerini, huzurdaki davanın yetkili mahkemede açılmadığını, dava yetkili olmayan mahkemede açıldığını, işbu davada yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, sigorta şirketine başvuru şartı sağlanmadığını, davacının dava yoluna gitmeden önce dava şartı olan müvekkili olan şirkete başvuru şartını yerine getirmiş olması gerektiğini, davacı taraf usulüne uygun başvuru yapmadığından öncelikle davanın usulden reddini talep ettiklerini, başvuru sahibinin iddia ettiği şekilde belirtilen evrakları sunduğu düşünülse dahi özellikle hasarın hangi parçalarda olduğu, boyutu ve değer kaybına esas bilgilerin (kilometre vs.) temin edilebilmesi için, hasar ve hasar onarımına ilişkin belgelerin sunulmasının zorunlu olduğunu, davacının aracını kasko sigorta poliçesi kapsamında tamir ettirip ettirmediği, şayet kasko kapsamında tamir işlemi gerçekleşmiş ise bu durumda kasko hasar dosyasında bulunan tüm belgeleri ve özellikle eksper raporunu temin ederek başvuru yapmasını, değer kaybı ve hasar onarım bedelinin hesabının yapılabilmesi için kaçınılmaz olduğunu, aracı inceleme, aracı hasarlı görme ve dahi detaylı eksper incelemesi yapma şansı olmayan müvekkili olan şirketin hangi parçaların ne oranda hasarlandığını anlayarak Genel Şartlardaki formüllere göre değer kaybı hesaplaması da mümkün olmayacağını, bu nedenle, davanın yeterli başvuru yapılmadığı gözetilerek KTK md.97 gereği reddini talep ettiklerini, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili olan sigorta şirketinin poliçe kapsamındaki sorumluluğu müşterek ve müteselsil olmakla birlikte en fazla poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, zorunlu trafik sigortası bir tür sorumluluk sigortası olduğunu, zorunlu trafik sigortasında sigortacının karşılamakla yükümlü olduğu zararlar işletme halinde motorlu aracın neden olduğu kazalarda 3. kişilerin zararına neden olacak bir kazanın meydana gelmesi ve bu kazada araç işleteninin sorumlu bulunması gerektiğini, kaza tespit tutanağı ve ceza dosyalarından alınan raporların hukuk hakimi açısından bağlayıcı olmadığını, ayrıca ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunu esas alarak hüküm kurmak Yargıtay tarafından hükmün eksik inceleme ürünü olarak değerlendirilmesine sebebiyet verdiğini, bu nedenle kusur oranlarının tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğini, hasar bedeli hesaplamasının sigortacılık teamülüne ve mevzuata uygun şekilde yapılması gerektiğini, müvekkili olan şirketin sorumluluğunun, kaza tarihini itibari ile benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki parça bedelleri ile sınırlı olduğunu, araç hasarı talebine ilişkin başvuru sahibini yokluklarında tanzim ettirdiği fatura, eksper raporu ve delil tespiti sonuçlarının kabulü mümkün olmadığını, fahiş hesaplamanın yer aldığı, herhangi bir amortismanın mahsup edilmediği ve iskonto uygulanmadan hesaplamanın yapıldığı fatura, eksper raporu ve delil tespiti sonuçlarının hükme esas alınmaması gerektiğini, hasar durumunda, hasar gören parça, önce onarılmaya çalışılır şayet onarımı mümkün değilse eşdeğer parça ile değiştirilir veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişim sağlandığını, bu da yapılamıyorsa ancak hasarlı parça orijinali ile değiştirileceğini, kaza tarihine göre model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen motorlu araçlarda ise hasar gören parça, onarımı mümkün değilse öncelikle orijinali ile değiştirileceğini, orijinal parçanın bulunmaması durumunda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değiştirileceğini, talep sahibinin aracının kaza tarihindeki yaşı 3’ten fazla bir araç olduğu göz önüne alındığında eşdeğer parça kullanılmasını engelleyen herhangi bir durum bulunmadığını, yedek parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanması gerektiğini, yine ticari yaşamın olağan akışı kapsamında davalı sigorta kuruluşunun makul nitelikteki parça tedarik ve işçilik indirim hakkını kullanabilme olanağının olduğunu kabul etmek gerektiğini, zarara uğradığı iddia edilen bir kişinin pazarlık yoluyla iskonto alabildiği hem piyasa şartlarında mümkün olduğunu, ancak herhangi bir vatandaşın pazarlık yoluyla yaptırabildiği makul iskontodan müvekkili olan şirketin mahrum bırakılması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili olan şirketin hasarı yönetim ve iskontolu yedek parça tedarik hakkı bulunduğundan dosya kapsamında yapılacak hesaplamalarda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal ve muadil parçalar da göz önüne alınarak yedek parça ve işçilik ücretlerinde iskonto uygulanması gerektiğini, poliçede sigorta bedeline KDV dahil olduğuna dair bir ifade bulunmadığını, onarım ve yenileme farklarının faturalarla ispatı zorunlu olduğunu, diğer yandan poliçede KDV klozu mevcut olduğunu, buna göre sigortalı kıymetler KDV dahil bildirilmiş ise hasar ödemelerinin KDV dahil olabileceği hüküm altına alındığını, bu kapsamda da yapılacak KDV ödemelerinin ancak ve ancak müvekkili olan şirket adına düzenlenecek yansıtma fatura sonrası yapılacağı düzenlendiğini, poliçede sigorta bedellerine KDV dahil olduğuna dair bir ifade bulunmadığını, bu nedenle söz konusu kalemin de reddi talep olunduğunu, dosya kapsamında yansıtma faturası bulunmadığını, müvekkili olan şirket aleyhine hasar tazminatına hükmedilmesi durumunda hesaplanan tutardan KDV hariç tutulması gerektiğini, yabancı plakalı araçlar için genel şartlar uyarınca değer kaybı talep edilebilmesi mümkün olmadığını, somut olayda dava konusu aracın kazadan önceki halinin değerli/orijinal/kazaya uğramadığı/değişeni olmadığına ilişkin herhangi bir delil dosyada mevcut olmadığını, aracın daha önce hasarı olup olmadığına ilişkin tramer kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, aracı hasara uğrayan kişiler hem kasko poliçelerindeki hasarsızlık indirimini bozmamak hem de tramer kayıtlarına girmemek için harici olarak bazı kayıtsız tamirhanelerde onarım yoluna gitmek yolunu seçtiklerini, somut olayda da sadece tramer kayıtlarıyla yetinilmeyip dava konusu olaydan önceki hasar sebeplerinin araştırılarak somut olay dışında meydana gelmiş kazalara ilişkin zararların da işbu tazminatın konusu olmasına izin verilmemesi gerektiğini, davacının görevlendirdiği eksper raporu esas alınarak karar verilmeyeceğini, eksper görevlendirilmesi davacının isteği ile yapıldığını, Sigortacılık Kanunu ve de bu kanunu destekleyen mevzuata göre, eksper ücretini eksper talebinde bulunan ödediğini, söz konusu ücretin müvekkili olan şirketten talep edilmesi haksız olduğunu, hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde bahsi geçen faizle ilgili olarak davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının talep etmesi gereken faizin yasal faiz olması gerektiğini, davacının asıl ve birleşen davasının reddine yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.Davalı ... vekili Av. ...'nun cevap dilekçesinde özetle; diğer davalı sigorta şirketinin "Ege Bölge Müdürlüğü" adresinin Konak/İZMİR olması hasebiyle İzmir mahkemelerinin yetkili olduğunu iddia ettiğini, ancak bölge müdürlükleri şube niteliğinde olmadığını, kazanın vuku bulduğu yerin ortak yetkili mahkeme olması sebebiyle davanın İstanbul mahkemelerinde açılması gerektiğini, yetki itirazlarının bulunduğunu, açıklanan sebeplerle yetki itirazları dikkate alınarak davanın reddini talep ettiklerini, davacının hasar tazminatı, değer kaybı, ekspertiz rapor ücreti tazminatı ile kullanım kaybı tazminatı doğduğu iddiası ile huzurdaki davayı açtığını, davacı hasar tazminatı, değer kaybı ve ekspertiz rapor ücreti tazminatını davalılardan müşterek ve müteselsil talep ederken aracın onarımda kaldığı süre boyunca kullanılamaması nedeniyle oluşan kullanım kaybı tazminatını sadece davalı müvekkilinden talep ettiğini, haksız fiil sebebiyle doğduğu kabul edilen araç hak mahrumiyeti (kullanım kaybı) tazminatı taleplerinde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, görev yönünden itirazlarının dikkate alınması gerektiğini, davacının davalılardan sadece müvekkile olan karşı yöneltmiş olduğu kullanım kaybı tazminatı talebinin Asliye Hukuk Mahkemelerince değerlendirilmesi gerektiğini, söz konusu talebe ilişkin yargılamanın Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanı dışında olduğunu, tüm talepler açısından Asliye Ticaret Mahkemelerinin ortak görevli mahkeme olarak kabul edilemeyeceği açık olup davaya konu kullanım kaybı tazminatı talebinin görevsizlik sebebiyle reddini talep ettiklerini, davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, davacı tarafın davasını belirsiz alacak davası olarak ikame etmiş olmasına karşılık davaya konu hasar tazminatının, araç değer kaybının, ekspertiz rapor ücretinin ve hak mahrumiyetinin tazminine ilişkin talebin belirsiz alacak davası olarak ileri sürülmesi mümkün olmadığını, müvekkili olan davalı ...'ın bir an için bile davaya konu kazanın gerçekleşmesinde asli ve tam kusurlu olduğu ve müvekkilinin doğduğu iddia edilen zarardan sorumlu olduğu varsayımında dahi, davacının bizzat dosyaya sunmuş olduğu █████/2023 tarihli "Ekspertiz Raporu" ndan doğduğu iddia edilen zararın aslında belirlenebilir olduğunun açık olduğunu, davacının usule ve hukuka aykırı ikame etmiş olduğu davasının hukuki yarar yokluğundan da reddi gerektiğini, davaya konu olan kazada kusura ilişkin ATK'dan rapor alınması gerektiğini, meydana gelen kazada müvekkili olan ...'IN herhangi bir kusuru bulunmadığını, işbu kazanın meydana gelmesinde davacı taraf asli ve tam kusurlu olup müvekkiline kusur verilmesi hatalı olduğunu, kaza tespit tutanağı usule aykırı bir şekilde tutulmuş olduğunu, kazaya ilişkin gerçek hususlarını taşımadığını, bu nedenle kusur durumuna itiraz ettiklerini, dosyanın tekrardan inceleme yapılmak üzere mahkemece mahallinde keşif yapılmasını ve kusur durumunun tespiti adına dosyanın bilirkişiye gönderilmesini talep ettiklerini, işbu tazminat davasının dayanağı davacının iddiasına göre trafik kazası olduğundan müvekkilinin sorumluluğunun ancak ve ancak kusurlu olması halinde doğacağı açık olduğunu, kaza yerinin durumu ile kazaya ilişkin iz ve delillerin, kazaya karışan sürücülerin, varsa ölü veya yaralıların, hasar veya zarara ilişkin bilgilerin, kaza gün ve saati ile gerekli görülen diğer hususların belirtildiği, kazaya ve olay yerine ilişkin bir kroki de ihtiva etmesi gereken, taraflarca yahut trafik zabıtası veya genel zabıtaca düzenlenen ve yargı mercilerine intikal eden uyuşmazlıklarda mahkemeler ve tahkim kurulları tarafından değerlendirilecek ve denetlenecek olan bir belge olduğunu, bu sebeple kaza tespit tutanakları tek başına, hüküm kurmak için yeterli olmadığını, tutanaktaki tespitlere yönelik bir itiraz var ise mahkemece kusur yönünden bir tahkikat yapılması, bu kapsamda, görgü tanıklarının hatta gerektiğinde tutanak tanıklarının çağrılarak dinlenmesi, keşif ve uzman bilirkişi aracılığıyla bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, kaza neticesinde kolluk görevlileri tarafından oluşturulan kaza tespit tutanağı ve eğer varsa akabinde yürütülen cezai soruşturma kapsamında tespit edilen kusur oranlarının hukuk hakimini bağlamayacağı ilkesi göz önünde bulundurularak itirazlarımızı kapsar biçimde kusur oranları yeniden belirlenmesi gerektiğini, mahkememizce kazaya ilişkin daha detaylı kusur incelemesi yapılabilmesi adına ve kazada müvekkil olan kusur oranının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek kusur raporu alınması gerektiğini, davacının iddia edildiği şekilde maddi zararı bulunmadığını, davacı tarafından maddi zararları olduğu iddia edilmişse de işbu mesnetsiz iddialarını destekleyecek hiçbir delil dosyaya ibraz edilmediğini, ispatlanamayan davanın reddi gerektiğini, davacı █████/2023 tarihli kaza sebebiyle aracının hasar görüğünü iddia etmiş ve hasar tazminatı, değer kaybı, ekspertiz rapor ücreti tazminatı ile kullanım kaybı tazminatı talep ettiğini, söz konusu taleplerinin dayanağı olarak da München/Almanya'da olduğu anlaşılan ... isimli bir firmanın düzenlediği █████/2023 tarihli bir ekspertiz raporu sunulduğunu, davaya konu kaza █████/2023 tarihinde Esenyurt/İSTANBUL'da meydana geldiğini, davacının hasar gördüğünü iddia ettiği ... plakalı aracının, kazanın olduğu yerden ekspertiz raporunun düzenlendiği götürüldüğüne dair herhangi bir belge dosya kapsamında mevcut olmadığını, yani davacının hasar gördüğünü iddia ettiği aracıyla karayoluyla günlerce sürecek 2.000 kilometrelik bir yolu nasıl gittiğini, yolda başka bir kaza olup olmadığını, araç yürür vaziyetteyken çıkılan bu yolculuğun arabada meydana getirdiği mekanik ve fiziksel yıpranmanın etkisinin ne olduğu, yürür vaziyette değilse de çekici ile mi seyahat edildiği bilinmediğini, davacının davasına delil olarak gösterdiği teknik maliyet ekspertiz raporunun "Muayene" başlıklı kısmında; aracın sürülmeye hazır olmadığı ve yola elverişli olmadığı tespitine yer verildiğini, davacı tarafından sunulmuş olan rapor uyarınca dava konusu aracın yürür vaziyette olmadığı hususu göz önünde bulundurulduğunda aracın muayene işlemine nasıl götürüldüğü önem arz ettiğini, aracın doğduğu iddia edilen zararlar mevcutken 2.000 kilometrelik mesafeyi nasıl gittiği, hasarın kaza dışı başka olaylardan etkilenip etkilenmediğinin tespiti adına önem arz ettiğini, davacı tarafın aracını kullanamaması sebebiyle hak mahrumiyetine uğradığına dair de herhangi bir delil dosyaya ibraz edemediğini, tamirde geçtiği iddia edilen sürelerde herhangi bir ZMMS ya da KASKO Poliçesi kapsamında ikame araç hizmetinden yararlanılıp yararlanmadığı bilinmediğini, ayrıca davacı talep etmiş olduğu 1.680,29 EURO ekspertiz raporu bedelinin ödendiğine dair bir makbuz sunmadığını, fatura düzenlemiş olması gerçek kişi davacının söz konusu fatura bedelini ödediğine dair bir karine olmadığını, söz konusu faturada ödemenin firmaca belirtilen hesaba havale edilmesi gerektiği belirtildiğini, buna dair herhangi bir dekont sunulmadığını, Yukarıda açıklanan sebeplerle usule ilişkin itirazlarımızın kabule şayan bulunmaması halinde davacının doğduğunu iddia ettiği hasar tazminatı, değer kaybı, rapor ücreti ve kullanım kaybı tazminatı talepleri haksız ve hukuka aykırı olup, soyut taleplerden ileri gitmediğinden davanın reddini talep ettiklerini, taleplerin döviz cinsinden sunulması hatalı olduğunu, rapor denetlenebilir cinsten olmadığını, davacının hukuki dayanaktan yoksun davasının öncelikle yetki, görev ve hukuki yarar yokluğundan reddini, bunun mümkün olmaması halinde ise davacının davasının esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:Dava, tazminat istemine ilişkindir.6100 Sayılı HMK.'nun 116. maddesinde ilk itirazlar düzenlenmiştir. İlk itirazlardan biri de kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazıdır. Aynı yasanın 117. maddesinde ilk itirazların hepsinin ileri sürülmesinin zorunlu olduğu, aksi halde dinlenemeyeceği ve ilk itirazların dava şartlarından sonra ön sorunlar gibi incelenip karara bağlanacağı hüküm altına alınmıştır. Kesin olmayan yetkinin HMK'nın 114. maddesinde sayılan dava şartları arasında bulunmadığı gözetilerek re'sen nazara alınmaması gerekir.6100 sayılı HMK'nin genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin 1.fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir."Kesin olmayan yetki hallerinde yetkiye ilişkin ilk itirazın ileri sürülmesi hususu HMK.'nın 19. md. de hükme bağlamıştır. Anılan Yasa'nın 19/2 maddesine göre "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz." hükmü düzenlenmiştir.Somut olayda; davalı tarafların süresinde yapmış olduğu yetki itirazının HMK 6 maddesinin "genel yetkili mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir" hükmü dikkate alındığında ve haksız fiil yeriyle davalı tarafların yerleşim yeri adreslerinin müşterek olduğu,Bu cihetle işbu davada Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla mahkememizin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine ve kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde istemde bulunulduğu takdirde dava dosyasının yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar düzenlenmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesisi cihetine karar verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;Haksız fiil yeri ile davalı yerleşim yerinin müşterek olması, HMK 6, 7/1 ve 16.madde şartlarının tahakkuk etmesi ciheti ile,Davalı tarafın yetki itirazının kabulüne, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,Dosyanın karar kesinleştiğinde ve HMK'nun 20.maddesi gereğince talep halinde yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, (Esenyurt ilçesinin bağlı olduğu ticaret mahkemesi yargı çevresi itibari ile)Harç ve yargılama giderlerinin yetkili mahkemece nazara alınmasına,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı ... Sigorta vekilinin yokluğunda, davalı ... vekilinin yüzüne karşı,Dair karar gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince (2) hafta içerisinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2024Katip ...e-imzalıHakim ...e-imzalı