Hatalı tıbbi uygulama sonucu geliştiği iddia edilen pulmoner emboli nedeniyle açılan tazminat davasında ilk derece mahkemesinin ret kararının temyiz incelemesi.
Özet: Bu dava, davacının hamilelik sürecinde davalı hastanede yapılan muayene ve kürtaj işlemi sırasında sol kolunda damar yolu açılırken yaşanan sorunlar, doğum kontrol ilacı kullanımı iddiası ve sonrasında gelişen pulmoner emboli teşhisi üzerine tıbbi hata ve eksik tedavi nedeniyle davalı hastane ve hekimlerin tazminat sorumluluğuna dayanmakta olup; ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporları doğrultusunda, damar yolu açılması sonrası oluşan tromboflebitin her türlü özene rağmen gelişebilecek bir komplikasyon olduğunu, reçete edilen doğum kontrol ilacının davacıda derin ven trombozuna neden olmadığını ve mevcut patolojiye katkısı bulunmadığını, pulmoner embolinin ise nadir bir komplikasyon olduğunu, davalıların tıbbi uygulamalarında kusur bulunmadığını gerekçe göstererek davayı reddetmiştir.
3. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 7. Tüketici Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; herhangi bir sağlık sorunu bulunmayan 39 yaşındaki müvekkilinin, bir arkadaşının tavsiyesi üzerine ikinci çocuğuna hamilelik sürecindeki rutin sağlık kontrollerinin yapılması için 17.03.2018 tarihinde davalı hastaneye başvurduğunu, davalılardan ... .. tarafından takip edilmeye başlandığını, 07.04.2018 tarihinde yapılan muayenesinde anne karnındaki bebeğin kaybedildiğinin tespit edilmesi üzerine kürtaj işleminin de aynı hastanede yapıldığını, kürtajdan önce damar yolu açılmaya çalışılırken başarısız denemelerde bulunulduğunu, kürtaj sırasında ve sonrasında da sol kolundaki ağrının devam ettiğini, iğne giriş yerlerinde morluklar oluştuğunu, operasyon sonrasında tromboz hastalarına kesinlikle verilmemesi gereken ".." isimli doğum kontrol ilacının verildiğini, taburcu olduktan sonra sol kol ve göğüs bölgesindeki ağrının artarak devam etmesi üzerine adı geçen doktorun da tavsiyesiyle acil servis bölümünde oluşan pıhtının tedavisi için antibiyotik yazıldığını, buna rağmen doktor tarafından doğum kontrol ilacının kullanılmamasına dair müvekkilinin uyarılmadığını, 13.04.2018 tarihinde davalı .. .. .. .. .. .. tarafından yapılan muayenesi sonrasında da bildiği halde doğum kontrol ilacının kullanılmamasına dair uyarıda bulunmadığını, 21.04.2018 tarihindeki kontrol muayenesinde müvekkili nefes darlığı şikayeti olduğunu belirtmesine rağmen tedavisinin sonlandırıldığını, süreç içinde ağrıları, nefes darlığı ve öksürüğü artarak devam ettiği halde, pıhtının kendi içinde eriyerek yok olacağı, göğsündeki problemin kolundaki damar tıkanıklığı ile ilgili olmadığının ifade edildiğini, şikayetlerinin devam etmesi üzerine 12.05.2018 tarihinde başvurduğu dava dışı hastanede yapılan muayenesi sonucunda sol akciğerinde yoğun olmak üzere her iki ciğerinde de tıkanıklık oluştuğunun anlaşıldığını ve "Pulmoner Emboli" teşhisi konulduğunu, bunun genetik nedenli oluşmadığını aksine davalı hastanede sol koluna yapılan hatalı muayeneden kaynaklandığı ve eksik/hatalı tedavi neticesinde ilerlediğinin tespit edildiğini, davalı hastane personelinin ve hekimlerin eksik ve hatalı işlemleri nedeniyle müvekkilinin, dava dışı hastanedeki teşhis ve tedavi işlemleri ile hastalık nedeniyle kullandığı ilaçlar için dava tarihi itibariyle 6.053,30 TL ödeme yapıldığını, sağlık durumunun da ciddi hayati risk oluşturacak şekilde bozulduğunu, tedavisi süresince belirli bir şekilde beslenmek zorunda kaldığını ve fiziksel hareketlerinin önemli ölçüde sınırlandığını, "Coumadin" isimli ilacı kullandığı sürece hamile kalmaması gerektiğini, müvekkilinin söz konusu hastalığa yakalanmasının davalı hastanede uygulanan hatalı, kusurlu ve eksik tıbbi işlemler/ tedaviler sebebiyle gerçekleştiğinden sorumlulukları bulunduğunu ve zararını tazminle yükümlü olduklarını ileri sürerek; şimdilik 6.053,30 TL maddi ve 250.000,00 TL tazminatın 07.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; müvekkillerinin kusuru bulunmadığını, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ATK raporu ve bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere; intra venöz uygulama sonucu oluşan yüzeyel venöz trombozun embolizasyonu sonucu pulmoner embolie sebep olmasının çok nadir gelişen bir komplikasyon olduğu, intra venöz girişim sonrası oluşmuş yüzeyel tromboflebitten kopan bir trombüsün akciğere embolizasyonu sonucu davacıda pulmoner emboli meydana geldiği, davacıda derin ven trombozu gelişmediği, davacıya davalı ... tarafından reçete edilen ... isimli ilacın kürtaj sonrasında yapışıklıkları engellemek amacıyla kullanılan bir oral kontraseptif olduğu ve litaratürde yaygın olarak uygulandığı, derin ven trambozuna sebep olabildiği, ancak davacıda derin ven trombozu gelişmediği için reçete edilen ilacın gelişen patolojiye her hangi bir katkısının olmadığı, damar yolu açılması sonrası davacının kolunda gelişen tromboflebit tablosunun bu işlemin her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilen bir komplikasyon olduğu, davalıların uygulamalarının tıp biliminin kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu ve atfedilecek kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; meydana gelen neticede, davalı doktorun kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, itirazı üzerine düzenlenen ek bilirkişi raporunda ise sorularına cevap bulunmadığını, pıhtının teşhisinden sonraki sürecin incelenmediğini, "..." adlı ilacın kullandırılmasının hatalı olduğunu, ilacın prospektüsünde dahi "pulmoner emboli"ye neden olabileceği açıkça yazdığı halde teşhisten sonra ilacın kullanılmamasına dair herhangi bir uyarıda bulunulmadığını, tedavinin devamında alınan ilk önlemin ilacın kesilmesi olduğunu, hasta dosyasının yeterince incelenmediğini, "doppler" taramasının yapılmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, vekalet ilişkisinden kaynaklı hekim hatası iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyize konu kararda, hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa uygulanan hukuk kurallarının doğru şekilde belirlendiği, Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu raporu ve Mahkemece alınan bilirkişi raporunun birbiriyle uyumlu olduğu, davalıların uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu, kusurları olmadığının tespit edildiği anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!