Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinde, pay sahibinin bilgi alma hakkı ihlali ve mali şeffaflık eksikliği nedeniyle aile şirketine özel denetçi atanması talebi davası.
Özet: Davacı pay sahibi, davalı aile şirketinin genel kurul toplantılarında ticari sırlar gerekçe gösterilerek reddedilen bilgi alma ve inceleme talepleri neticesinde, özellikle ortaklar cari hesaplarındaki yüksek montanlı alacak ve borçlar ile güncel kredi durumlarına ilişkin şeffaflık sağlanmadığı ve haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle, şirketin mali yapısındaki belirtilen bu hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla Türk Ticaret Kanununun 439. maddesi uyarınca özel denetçi atanmasını talep etmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
BİRLEŞEN DAVA
: Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi)
BİRLEŞEN DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
ASIL DAVADA İDDİA
:
Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu █████/2024 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Müvekkili .....'ın, davalı holdingin ortağı olduğunu, davalı holding nezdinde .....'ın pay oranının %13,72 olduğunu, müvekkilinin pay sahibi konumunda bulunduğu davalı şirketi bir aile şirketi olduğunu, davalı ..... Grup Holding Anonim Şirketi, kontrolü elinde bulunduran tüm paydaşlar ve yönetim yetkisini, elinde bulunduran tüm yöneticiler bakımından bir aile şirketi olduğunu, şirketin hissedarı konumundaki sekiz kardeşin ortaklık pay oranları; (%13,72), ..... (%13,72), ..... (%13,72),..... (%13,72), .... (%13,72), ..... (%13,72), .... (%13,72) ve ..... (%3,98) olduğunu, şirketin 31.05.2024 tarihli genel kurul toplantısında, müvekkilinin bilgi alma ve inceleme taleplerinin şirketin ticari sırları gerekçe gösterilerek reddedildiğini, 09.07.2024 tarihli ertelenen genel kurulda, özellikle ortaklar cari hesaplarındaki yüksek montanlı alacaklar ve borçlar ile güncel kredi durumlarına ilişkin bilgiler ve mizan gibi bir takım belge ile defterlerin müvekkilinin incelemelerine sunulması talep edildiğini, ancak taleplerinin reddedildiğini, neticede 09.07.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısı esnasında bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında istemde bulunan ve bu kapsamda sorulan sorular ve talep edilen hususlar yönünden bilgi alma ve inceleme talepleri reddedilerek hakları ihlal edilen müvekkkilinin pay sahilerinin pay sahipliği hakkından kaynaklanan ve yalnızca şirketin mali yapısına dair şeffaflığın sağlanması ve haklarının korunmasına yönelik şirketi zarara uğratan ortaklar cari hesabındaki yüksek montanlı tutarlar ile üst seviyede borçlanma içeren fahiş güncel kredi vaziyetinin açıklığa kavuşturulması için talep etmiş oldukları özel denetim sisteminin de genel kurulda reddedilmiş olması nedeniyle ortaklığın zarara uğratıldığı ve bu bakımdan müvekkil pay sahibinin haklarının korunması ve belirtilen bu hususların açıklığa kavuşturulması adına yalnızca bu hususlara yönelik olarak TTK m.439 uyarınca özel denet,m yapılmasına, haklı davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA İDDİA
:
Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu █████/2024 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Müvekkili .....'ın, davalı holdingin ortağı olduğunu, davalı holding nezdinde ....'ın pay oranının %13,72 olduğunu, müvekkilinin pay sahibi konumunda bulunduğu davalı şirketi bir aile şirketi olduğunu, davalı .... Grup Holding Anonim Şirketi, kontrolü elinde bulunduran tüm paydaşlar ve yönetim yetkisini, elinde bulunduran tüm yöneticiler bakımından bir aile şirketi olduğunu, şirketin hissedarı konumundaki sekiz kardeşin ortaklık pay oranları; (%13,72), ...... (%13,72), .... (%13,72), ..... (%13,72), ..... (%13,72), ..... (%13,72), .... (%13,72) ve ..... (%3,98) olduğunu, şirketin 31.05.2024 tarihli genel kurul toplantısında, müvekkilinin bilgi alma ve inceleme taleplerinin şirketin ticari sırları gerekçe gösterilerek reddedildiğini, 09.07.2024 tarihli ertelenen genel kurulda, özellikle ortaklar cari hesaplarındaki yüksek montanlı alacaklar ve borçlar ile güncel kredi durumlarına ilişkin bilgiler ve mizan gibi bir takım belge ile defterlerin müvekkilinin incelemelerine sunulması talep edildiğini, ancak taleplerinin reddedildiğini, neticede 09.07.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısı esnasında bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında istemde bulunan ve bu kapsamda sorulan sorular ve talep edilen hususlar yönünden bilgi alma ve inceleme talepleri reddedilerek hakları ihlal edilen müvekkkilinin pay sahilerinin pay sahipliği hakkından kaynaklanan ve yalnızca şirketin mali yapısına dair şeffaflığın sağlanması ve haklarının korunmasına yönelik şirketi zarara uğratan ortaklar cari hesabındaki yüksek montanlı tutarlar ile üst seviyede borçlanma içeren fahiş güncel kredi vaziyetinin açıklığa kavuşturulması için talep etmiş oldukları özel denetim sisteminin de genel kurulda reddedilmiş olması nedeniyle ortaklığın zarara uğratıldığı ve bu bakımdan müvekkil pay sahibinin haklarının korunması ve belirtilen bu hususların açıklığa kavuşturulması adına yalnızca bu hususlara yönelik olarak TTK m.439 uyarınca özel denet,m yapılmasına, haklı davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVADA SAVUNMA
:
Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu █████/2024 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; davacının, müvekkili şirket ve müvekkili şirketin diğer pay sahipleri arasında çıkan uyuşmazlıklar sebebiyle yeni ve suni bir uyuşmazlık daha yaratma amacına matuf olduğunu, özel denetim yoluna, şirket hakkında bir uyuşmazlık yaratma amacıyla değil; ancak pay sahipliği haklarının gereği gibi uygulanması için başvurulması gerektiğini, davacının tutumunun, TTK m. 437 uyarınca anonim ortaklık pay sahibinin bilgi alma ve inceleme haklarının dayanağını oluşturan bu temel ilkeyle bağdaşmadığını, huzurdaki davada davacı tarafından “sanki kendisinden bilgi gizleniyormuş” gibi bir izlenim yaratılmaya çalışılmakta olduğunu, bu tutumun gerçeğe ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen, şirketin diğer pay sahiplerinin müvekkili şirketi zarara uğrattıkları, şeffaflığa aykırı şekilde hareket ettikleri, bilgi ve belge sakladıkları yönündeki iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, davacının 09.08.2023 tarihine kadar bizatihi yönetim kurulunda kesintisiz olarak görev yaptığını, özel denetim istemine konu olan 2023 faaliyet yılına ilişkin olarak da bilginin merkezinde yer aldığını, pay sahibi sıfatı ile bilgi talep eden davacı aynı zamanda (o dönemde) yönetim kurulu üyesi sıfatını taşıdığından; talep ettiği bilgilerin tümüne zaten vâkıf olduğunu, müvekkili şirket bir aile şirketi olup, davacının uzun süre yönetim kurulunda yer aldığını, müvekkili şirketi dava dışı ...... ile birlikte tamamen kendi inisiyatiflerinde yönettiklerini, diğer yönetim kurulu üyesi veya pay sahibi konumundaki kardeşlerden bilgi gizlediklerini, davacının müvekkili şirketin yönetiminde bulunduğu müddetçe, dava dilekçesindeki beyanlarının aksine kurumsal yönetim karşıtı bir tutum benimsediğini, davacının davalı şirketle sayısız kişisel işlem yaptığını, şirketin şeffaf ve hesap verebilir bir yapıya kavuşmasını bizzat önlediğini, davacının tartışma konusu yaptığı işlemlerin bizzat davacının tasarrufları olduğunu, davacının görevinin sona ermesini müteakiben göreve gelen yönetim kurulunun Ortaklıklar Hukuku ve Vergi Hukuku mevzuatı anlamında tam bir hukuka uygunluk ilkesiyle hareket ettiğini, sırf davacının hatalı uygulamalarından dolayı müvekkili şirketin vergi yapılandırmalarına başvurmak zorunda kaldığını ve ağır yükler üstlenildiğini, davacının geçmişte yürüttüğü tüm işlemlerin şu anda bir hile denetimi kapsamında incelendiğini, davacının kendisinin kişisel sorumluluğuna başvurulacağını bildiği için, adeta “ön almak” amacıyla huzurdaki davayı açtığını, davacı tarafından, 09.07.2024 tarihli genel kurul toplantısı öncesinde, müvekkili şirkete Kadıköy ...... Noterliği’nin 13.06.2024 tarih ve ..... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Kadıköy ..... Noterliği’nin 08.07.2024 tarih ve ..... yevmiye numaralı ihtarnameleri gönderilerek, pay sahibinin bilgi alma hakkının sınırları yok sayılacak şekilde, müvekkili şirket ve iştirak ettiği diğer şirketlere ilişkin yaklaşık 20 (yirmi) kalem halinde belge talep ettiğini, davacının (ve dava dışı .....) 09.08.2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında müvekkili şirkete özel denetçi atanması talebinde bulunduğunu, bu talebin genel kurul tarafından reddi üzerine, kendilerine bilgi verilmediği ve şirkette hukuka aykırılıklar olduğu iddiasıyla, Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... E. sayılı dosyası kapsamında müvekkili şirkete özel denetçi tayin edilmesi istemiyle dava açıldığını, bu talebini ayrıca, yine müvekkili şirket aleyhine ..... ile birlikte ikame ettiği Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... E. sayılı dosyası ile derdest olan genel kurul kararının iptali davasına da dayanak olarak gösterdiğini, söz konusu istemin, Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından kabul görmediğini ve bu talebin şirkete zarar verici eylemlerin bulunduğu hususunda herhangi bir bilgi ve belge sunulamadığı ve özel denetimin gerekli olduğu hususunun ispat edilemediği gerekçesiyle son derece isabetli bir şekilde reddedildiğini, davacı tarafından istenen özel denetim kapsamının tamamen belirsiz olduğunu, Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK.) 438 vd. hükümlerinde düzenlenen özel denetim isteme hakkının, pay sahibinin bilgi alma ve inceleme haklarının karşılanmaması olasılığında ilkin genel kurulda kullanılan; burada sonuç alınmaması halinde bir azlık hakkına dönüşerek özel denetim davasına konu olan bir hak olduğunu, bu hakkın adı üzerinde “özel” yani “spesifik” konuların incelenmesini gerektirdiğini, genel anlamda şirketin tüm faaliyetinin mercek altına alınmasına hizmet etmediğini, bu hakkın kullanılabilmesi için, pay sahibinin bilgi alma ve inceleme hakları temelindeki taleplerinin şirket tarafından karşılanmamış olması gerektiğini, bu olasılıkta istem sahibinin TTK. m. 438/1 hükmü uyarınca “belirli olayların açıklığa kavuşturulmasını” mahkemeden talep etmesi gerektiğini, davacının özel denetim isteminin, “genel, soyut ve afakî” nitelik taşıdığını, davacının kendisine ilgili sorular kapsamında gerekli belgeler sunulmuş olmasına rağmen genel geçer bir şekilde denetim ve inceleme talep ettiğini, TTK md. 439/2 hükmü uyarınca özel denetçi atanması için şirketin veya pay sahiplerinin zarara uğradığının ikna edici bir şekilde ortaya koyulması gerektiğini, dava dilekçesinde şirketin zarara uğradığına dair hiçbir açıklama, somut bir veri veya dayanağın yer almadığını, genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde de, davacının “bilgi alma talebi” olarak nitelendirdiği soruların, müvekkili şirkete ilişkin belge toplama amacı taşıdığının görüleceğini, özel denetim isteme hakkını düzenleyen TTK’nın 438. maddesinin gerekçesinde de özel denetimin konusunu belirli olayların oluşturduğunun, “belirli” ile, belli türde, nitelikte ve önemde olay kastedilmediğinin, “belirli” olayın tanımlanabilen, içeriği ve sınırları belli olan, genel nitelik taşımayan anlamına geldiğinin, belirli konunun şirketin herhangi bir işi, işlemi, kararı, finansal durumu ve finansman ihtiyacına dair olabileceğinin açıkça vurgulandığını, Genel kurulda davacı tarafından iletilen soruların, kapsamı ve konusu itibariyle özel denetçi tarafından incelenmeye elverişli olmadığını, zira soruların “genel, soyut ve afakî” nitelik taşımakta olduğunu ve keyfi, sübjektif şekilde yapılan tespitlere dayandığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının genel kurul toplantısında ileri sürdüğü hususlara ilişkin özel denetimin istenebileceği sonucuna varılsa dahi, bu hususlar hakkında davacının tam olarak bilgi sahibi olduğunu, bu bilgi ve belgelerin şirket yönetimi tarafından genel kurul öncesinde kendisiyle paylaşıldığını, davacının bilgi istediği hususların, pay sahipliği hakları ile hiçbir ilintisi bulunmayan hususlar olduğunu, davacının şirketin tüm kılcal damarlarına sızmak amacıyla bilgi ve özel denetim istediğini, davacının özel denetim için tüm koşulları yerine getirdiği varsayılsaydı dahi, davacı bilgi sahibi oldukları hususlar hakkında bilgi talep ettiği için özel denetim isteminin kabul edilemeyeceğini, davacının müvekkili şirkette, kurulduğu tarih olan 2010 yılından 09.08.2023 tarihine kadar 13 yıl boyunca kesintisiz olarak yönetim kurulu üyeliği yaptığını, ilgili dönemde münferit imza ile müvekkili şirketi temsil ettiğini, davalı şirkette çoğunluk pay sahipleri tarafından kurulan raporlama sistemiyle, yasal pay sahipliği haklarının çok ötesinde bilgilendirildiğini, davacının özel denetim adı altında şirketin tüm bilgi ve belgelerini talep ettiğini; özel denetçilerden pay sahibinin bilgi alma ve inceleme haklarının kapsamını aşan bir yerindelik denetimi yapmasını talep ettiğini, neticede; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA SAVUNMA
:
Davalı vekili Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesine sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle ; İşbu davada özel denetimin koşullarının bulunmadığını, zira davacı tarafın özel denetim isteminin hiçbir surette pay sahipliği haklarını ilgilendirmediği gibi, davacının bilgi alma istemlerinin de Türk Ticaret Kanunu’nun çizdiği çerçeve ekseninde eksiksiz bir şekilde karşılandığını, davacının bu girişiminin, davacı ile müvekkili şirket ve müvekkili şirketin diğer pay sahipleri arasında çıkan uyuşmazlıklar sebebiyle yeni ve sun’i bir uyuşmazlık daha yaratma amacına matuf olduğunu, özel denetim yoluna, şirket hakkında bir uyuşmazlık yaratma amacıyla değil; ancak pay sahipliği haklarının gereği gibi uygulanması için başvurulmasının gerektiğini, oysa davacının tutumunun, TTK.m. 437 uyarınca anonim ortaklık pay sahibinin bilgi alma ve inceleme haklarının dayanağını oluşturan bu temel ilkeyle bağdaşmadığını, öncelikle belirtmek gerekir ki, huzurdaki davada davacı ...... tarafından “sanki kendisinden bilgi gizleniyormuş” gibi bir izlenim yaratılmaya çalışılmakta olduğunu, bu tutumun gerçeğe ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacı taraf, genel kurul toplantısında, yanlış hukuki değerlendirmelerle ve tek taraflı mesnetsiz varsayımları ile müvekkili şirketi itham ettiğini; oldukça uzun tiratlarla soru içerisinde soru sorarak bilgi ve belge talebinde bulunduğunu, davacının yaklaşık 15 sayfalık beyanları incelendiğinde, içerisinde tek bir somut sorunun dahi yer almadığı; yalnızca rakamlar arasında “çeşitli uyumsuzluklar” bulunduğundan bahsedildiği ve buradan hareketle şirketin araç seferlerine kadar tüm belgelerin istendiğinin görüldüğünü, ayrıca, kabul anlamına gelmemek kaydıyla finansal tabloların tutarlılığı ve gerçeğe uygunluğu yönündeki davacı iddialarının, zaten genel kurul kararının iptali davasında görüleceğini, bilgi alma, inceleme ve özel denetim hakları arasında, TTK. md. 437-439 hükümleri uyarınca bir nedensellik ekseni kurulduğunu, Pay sahibi önce bilgi alma ve inceleme isteminde bulunması gerektiğini, istemin haklı içeriği, yani şirketin ticari sırlarını ilgilendirmeyen ve şirketin korunmasını gerektiren menfaatlerini tehlikeye düşürmeyecek nitelikte olması gerektiğini, pay sahibinin bilgi alma istemi haksız yere reddedilmeli ya da tam olarak karşılanmamış olması gerektiğini, pay sahibi bilgi alma haklarını kullanıp bundan hak ettiği sonucu alamadığı takdirde özel denetim isteminde bulunması gerektiğini, bilgi alma hakkının da özel denetimin de somut sorular üzerinden yöneltilmesi gerektiğini, davacının haksız, hukuki mesnetten ve kötüniyetli davasının ve özel denetim talebinin tümüyle reddine; yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE
:
Asıl ve birleşen dosyada dava, TTK'nın 438 ve devamı maddelerinde düzenlenen özel denetçi atanması istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişiler Prof. Dr. ...... ve ..... tarafından mahkememize sunulan █████/2025 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; davacı’nın özel denetçi atanmasını talep etmeye yetkili olduğu, huzurdaki davanın süresinde ikame edildiği, dosyada mevcut 09.07.2024 tarihli (ertelenen) olağan genel kurul toplantı tutanağından davacının bilgi alma ve inceleme hakkını kullandığı, bir başka deyişle Davacının ön koşulu sağladığının anlaşıldığı, somut uyuşmazlık bakımından “gereklilik” koşulunun mevcut olmadığı, özel denetime konu edilen Holding’e ait grup şirketler ve ilişkili kişilerin cari hesaplarının incelenmesi ve yine grup şirketlerin kullandığı krediler ve kredilerin harcandığı yerlerin incelenmesi talebinin “belirli olay” kapsamında mütalaa edilebileceği, Mahkemece özel denetim şartlarının oluştuğuna kanaat edilmesi halinde davacı taleplerinin 2023 yılı ile sınırlı olması gerektiği, davalı Şirket yönetim kurulunun, kanunu ihlal ederek Şirket’i veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarının davacı tarafından ikna edici bir şekilde ortaya konulmadığı yönünde görüş ve beyanda bulunmuşlardır.
Bilirkişiler Prof. Dr. ...... ve ..... tarafından mahkememize sunulan █████/2025 havale tarihli asıl dava yönünden bilirkişi ek raporu, birleşen dava yönünden kök raporunda özetle ; asıl davadaki kök rapora itirazların değerlendirilmesi neticesinde, dosyada mevcut 09.07.2024 tarihli (ertelenen) olağan genel kurul toplantı tutanağından özel denetim talebinde bulunulan hususların; davacı’nın, ortaklar cari hesabındaki yüksek montanlı tutarların varlığı ve bu yüksek meblağların yalnızca mevcut yönetimde bulunan hissedarlardan .... ve ..... menfaatine kullandırılarak ortaklığın zarara uğratılmış olması ve bunun için herhangi bir vade/faiz belirlenip belirlenmediği, aynı faaliyet yılı içerisinde kullanılan güncel kredi detayı ile bu kredilerin hangi amaçla nerelerde kullanıldığı şeklinde olduğunun görüldüğünü, bu hususlardan; aynı faaliyet yılı içerisinde kullanılan güncel kredi detayı ile bu kredilerin hangi amaçla nerelerde kullanıldığı” şeklindeki hususun -kök raporda da ifade edildiği üzere- “belirli olay” kapsamında mütalaa edilebileceğini, davacı’nın, ortaklar cari hesabındaki yüksek montanlı tutarların varlığı ve bu yüksek meblağların yalnızca mevcut yönetimde bulunan hissedarlardan ..... ve ...... menfaatine kullandırılarak ortaklığın zarara uğratılmış olması ve bunun için herhangi bir vade/faiz belirlenip belirlenmediği” şeklindeki hususun ise “belirli” olmadığı, sadece bu hususla ilgili olarak kök raporda sehven “belirli olay” nitelendirmesinde bulunulduğu, sonuç olarak; kök rapordaki “belirli olay” nitelendirmesinde kısmi değişiklik yapılmakla beraber, söz konusu değişiklik sonucu etkileyen bir değişiklik olmadığından kök raporda varılan kanaatin muhafaza edildiğini, birleşen dava yönündeki vakıaların değerlendirilmesi neticesinde, davacı’nın özel denetçi atanmasını talep etmeye yetkili olduğu, huzurdaki davanın süresinde ikame edildiği, dosyada mevcut 09.07.2024 tarihli (ertelenen) olağan genel kurul toplantı tutanağından davacının bilgi alma ve inceleme hakkını kullandığı, bir başka deyişle Davacının ön koşulu sağladığının anlaşıldığı, dosyada mevcut 09.07.2024 tarihli (ertelenen) olağan genel kurul toplantı tutanağından; davacı’nın, ortaklar cari hesabındaki yüksek montanlı tutarların varlığı ve bu yüksek meblağların yalnızca mevcut yönetimde bulunan hissedarlardan ..... ve ...... menfaatine kullandırılarak ortaklığın zarara uğratılmış olması ve bunun için herhangi bir vade/faiz belirlenip belirlenmediği şeklindeki hususun “belirli” nitelikte olmadığı, buna karşın “aynı faaliyet yılı içerisinde kullanılan güncel kredi detayı ile bu yüklü kredilerin hangi amaçla nerelerde kullanıldığı” şeklindeki hususun ise “belirli olay” kapsamında mütalaa edilebileceğini, bununla birlikte somut uyuşmazlık bakımından “gereklilik” koşulunun mevcut olmadığı, ayrıca Davalı Şirket yönetim kurulunun, kanunu ihlal ederek Şirket’i veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarının davacı tarafından ikna edici bir şekilde ortaya konulmadığı yönünde görüş ve beyanda bulunmuşlardır.
Huzurdaki asıl ve birleşen davalar, davacının davalı şirkete özel denetçi atanması talebine dayanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümüne yönelik değerlendirme, iki temel hususun irdelenmesini gerektirir: birincisi, davalı şirkete özel denetçi atanması için kanuni koşulların somut olayda oluşup oluşmadığının tespiti; ikincisi ise, özel denetçi atamasını gerektirecek durumun varlığı halinde denetimin kapsam ve sınırlarının belirlenmesidir.
Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 438/1. maddesine göre, “Her pay sahibi, pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olduğu takdirde ve bilgi alma veya inceleme hakkı daha önce kullanılmışsa, belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulmasını, gündemde yer almasa bile genel kuruldan isteyebilir.” Genel kurul tarafından özel denetim talebinin reddedilmesi halinde ise, sermayenin en az onda birini oluşturan pay sahipleri (halka açık anonim şirketlerde yirmide biri) veya paylarının itibari değeri en az bir milyon Türk Lirası olan pay sahipleri, üç ay içinde mahkemeden özel denetçi atanmasını talep edebilmektedir (TTK m. 439/1). Bu düzenleme, pay sahiplerinin bireysel olarak ileri sürdükleri taleplerin, genel kurulun ret kararı üzerine azlık hakkına dönüşmesini ve böylece tek bir pay sahibinin talebiyle gerçekleştiremeyen özel denetimin, azlık pay sahiplerinin ortak isteğiyle hayata geçirilebilmesine olanak sağlamaktadır (Güven, s. 137).
Öncelikle, davacının davalı şirkette %30 oranında paya sahip olduğu tespit edildiğinden, TTK m. 439/1 çerçevesinde özel denetçi atanması talebini ileri sürmeye yetkili olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca, davacının huzurdaki davayı 20.11.2023 tarihinde açmış olması, özel denetim talebinin genel kurul tarafından reddedildiği tarihten itibaren üç aylık hak düşürücü sürenin içinde hareket ettiğini göstermektedir.
Öte yandan, TTK m. 439/2 gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemenin azlık pay sahiplerinin talebi doğrultusunda özel denetçi atayabilmesi için, TTK m. 438’de öngörülen koşulların – yani hem ön koşul hem de maddi koşulların – somut olayda var olup olmadığının detaylı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda;
a) Ön Koşul
: Pay sahibinin, bilgi alma ve/veya inceleme haklarını daha önce kullanmış olması gerekmektedir. Bu hakların kullanıldığına ilişkin somut deliller, genel kurul tutanaklarına dayanmalıdır. Genel kurulda yöneltilen sorular ve verilen yanıtların tutanağa geçirilmiş olması, bu hususun ispatı açısından önem arz etmektedir. Öte yandan, davacının yalnızca genel kurulda bilgi alma hakkını kullandığını ispatlaması yeterlidir; kendisine yeterli, özenli ve gerçeğe uygun bilgi verilmediğini ayrıca kanıtlaması gerekmemektedir (Arslan Kaya, s. 71; Kaya, s. 73). Bu koşul, özel denetim talebinin kötüye kullanılmasını ve şirkete zarar verilmesini önlemeye yönelik olarak getirilmiştir. Aynı zamanda, bilgi alma veya inceleme hakkının kullanılmış sayılabilmesi için, TTK m. 437/5 uyarınca pay sahibinin, bilgi talebinin cevapsız kalması veya haksız olarak reddedilmesi durumunda belirli süre zarfında mahkemeye başvurması da söz konusudur. Doktrinde, bu başvurunun özel denetim talebinin gerçekleşmesi için şart olmadığının da görüşü savunulmaktadır.
b) Maddi Koşul
: Özel denetim talebinin, pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için zorunlu olması gerekmektedir. Bu kapsamda, pay sahibi genel kurulda özel denetim talebinde bulunurken, denetimin gerekliliğini doğrudan herhangi bir pay sahipliği hakkı – örneğin oy hakkı veya diğer yönetsel haklar – ile ilişkilendirmelidir. Pay sahipliği, yalnızca malvarlıksal değil, aynı zamanda yönetsel hakları da içermektedir. Şirketin ekonomik durumu, yatırımcıların karar mekanizmasını etkileyen önemli bir unsurdur; bu nedenle, belirli konularda (örneğin, faaliyet raporunun belirli bölümleri, finansal tabloların denetlenmesi gibi) özel denetim talebi, pay sahiplerinin bu haklarını etkin şekilde kullanabilmelerini sağlayacak nitelikte olmalıdır (Ünal Tekinalp, 2020; Yurtbaşı, s. 107).
c) Belirli Olaylar İlkesi
: Özel denetimin konusu, genel nitelikteki şirket faaliyetlerinden ziyade, içeriği ve sınırları net olarak belirlenmiş olaylara dayanmalıdır. Hükmün gerekçesinde belirtildiği üzere, “belirli olaylar” ifadesi; şirketin belirli bir iş, işlem, kararı, finansal durumu veya finansman ihtiyacı gibi hususları kapsayacak şekilde yorumlanmalıdır. Bu durumda, genel anlamda şirketin genel gidişatı veya kar-zarar durumunun denetlenmesi yerine, belirli olaylara ilişkin denetim talebi öne çıkmalıdır. Şirketin idaresi, finansal tabloların belirli bölümleri, yönetim kurulu kararlarının ve sözleşmelerin içerikleri gibi somut ve izole olaylar, özel denetimin konusunu oluşturabilir (Özdamar, s. 54; Narbay, s. 305).
Ek olarak, edinilmek istenen bilginin kapsamının ve çeşitli boyutlarının ancak özel denetim sonucunda ortaya çıkacağı dikkate alınmalıdır. Pay sahibi, henüz açıklığa kavuşmamış bilgi hakkında tüm verileri talep etmek yerine, belirli ve somut olaylara ilişkin bilgi talebinde bulunmalıdır (Altay, s. 58).
Son olarak, TTK m. 439/2 kapsamında, davacı pay sahiplerinin şirket organlarının kanun veya esas sözleşme hükümlerini ihlal ederek şirketi veya diğer pay sahiplerini zarara uğrattıklarını ikna edici bir biçimde ortaya koymaları gerekmektedir. Bu, şirket yöneticilerinin hangi davranış yükümlülüğünü ihlal ettiklerinin ve bu ihlalin ne tür bir zarara yol açtığının somut delillerle ispatlanmasını içerir. İlgili “Kanun” ifadesi, yalnızca emredici veya düzenleyici kuralları değil, aynı zamanda hukukun yazılı ve yazılı olmayan ilkelerini (örneğin, oransallık ilkesi) de kapsamaktadır (Güven, s. 154; Narbay, s. 318-319). Bununla birlikte, yeterli belge ve bilgi eksikliği nedeniyle özel denetim talebini öne süren pay sahiplerinin, özel denetim konusunu oluşturan olayları ikna edici şekilde ortaya koymalarının zorunlu tutulmasının, özel denetim kurumunun işleyişine zarar vereceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Hükmün gerekçesinde, bu ek şartın usul hukuku anlamında muteber delillerle ispatının şart koşulmadığı, ikna edici olguların yeterli bulunacağı vurgulanmıştır (Özdamar, s. 58).
Sonuç olarak, huzurdaki davalarda davacıların özel denetim taleplerinin gerçekleşebilmesi için; bilgi alma ve inceleme hakkının etkin şekilde kullanılmış olması, özel denetimin gerekliliği ile pay sahipliği haklarının kullanılmasına ilişkin koşulların sağlanması ve denetimin konusunu oluşturan olayların belirli nitelikte olması gerekmektedir.
Yukarıda yapılan genel açıklamalar çerçevesinde asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.
ASIL DAVA YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME;
Dosya kapsamı ve şirket ana sözleşmesinde yer alan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının Türk Ticaret Kanunu’nun 438 ve devamı maddeleri uyarınca özel denetçi atanmasını talep etmeye hukuken yetkili bir pay sahibi olduğu,Davacının pay sahipliği sıfatı, yargılama süreci bakımından tartışmasız olup, bu sıfatın özel denetim talebinde bulunma hakkının bulunduğu görülmüştür.
Öte yandan davacının huzurdaki davayı 09.10.2024 tarihinde (yani özel denetim talebinin genel kurulca reddedildiği tarih olan 09.07.2024 tarihinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açtığı , bu sebeple huzurdaki davanın süresinde ikame edildiği görülmektedir.
Dosyada mevcut 09.07.2024 tarihli (ertelenen) olağan genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde, davacının toplantı sırasında bilgi alma ve inceleme hakkını etkin biçimde kullandığı, dolayısıyla özel denetim talebi için aranan ön koşullardan biri olan bilgi edinme sürecinin tamamlandığı tespit edilmiştir.
Somut uyuşmazlık açısından, Türk Ticaret Kanunu’nun 438. maddesinde öngörülen “gereklilik” koşulunun mevcut olup olmadığı hususunda yapılan değerlendirmede, davacının sunduğu delillerin şirket yönetimi tarafından pay sahiplerinin bilgi alma hakkının engellendiğini veya önemli bir belirsizliğin mevcut olduğunu ortaya koyacak nitelikte olmadığı görülmüştür. Bu itibarla, davacının talebine dayanak olarak ileri sürdüğü hususların özel denetim yapılmasını zorunlu kılacak ölçüde ciddi ve somut bir gereklilik oluşturmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacının talebi, Holding’e bağlı grup şirketleri ile ilişkili kişilerin cari hesaplarının, grup şirketlerin kullandığı kredilerin ve bu kredilerin nerelerde ve hangi amaçlarla kullanıldığının incelenmesine yöneliktir. Bu taleplerin, TTK m. 438/1 anlamında “belirli olaylar” kapsamında değerlendirilebileceği anlaşılmıştır.
Son olarak, davalı şirket yönetim kurulunun kanunu ihlal ederek şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıkları iddiasına ilişkin olarak, davacı tarafından ileri sürülen vakıaların yeterli somut delillerle desteklenmediği görülmektedir. Davacının iddiaları, şirket yönetiminin kasti veya ihmali davranışlarıyla zarara neden olduğuna dair ikna edici nitelikte kanıtlar içermemekte, dolayısıyla bu yöndeki isnatların yalnızca varsayımsal düzeyde kaldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mevcut deliller çerçevesinde davacının iddiasını ikna edici şekilde ortaya koyamadığı, şirket yönetiminin kanuna aykırı bir eylem veya ihmali davranışının dosya kapsamı itibarıyla ispatlanamadığı anlaşıldığından asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME;
Dosya kapsamı ve şirket kayıtları birlikte incelendiğinde, davacının Türk Ticaret Kanunu’nun 438. maddesi uyarınca özel denetçi atanması talebinde bulunma hakkına sahip olduğu anlaşılmıştır.
Öte yandan davacının huzurdaki davayı 09.10.2024 tarihinde (yani özel denetim talebinin genel kurulca reddedildiği tarih olan 09.07.2024 tarihinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açtığı , bu sebeple huzurdaki davanın süresinde ikame edildiği görülmektedir.
Dosyada yer alan 09.07.2024 tarihli (ertelenen) olağan genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde, davacının toplantı sırasında bilgi alma ve inceleme hakkını fiilen kullandığı görülmüştür. Davacının bu hakkı kullanması, özel denetim istemi açısından ön koşulun gerçekleştiğini göstermektedir. Dolayısıyla, davacı tarafından bilgi edinme süreci tamamlanmış olup, bu yönüyle başvuru ön koşul bakımından uygun bulunmuştur.
Yine aynı genel kurul toplantı tutanağında, davacının gündeme getirdiği hususlardan; “ortaklar cari hesabındaki yüksek montanlı tutarların varlığı ve bu yüksek meblağların yalnızca mevcut yönetimde bulunan hissedarlardan Adnan Sağlık ve Hasan Sağlık menfaatine kullandırılması suretiyle ortaklığın zarara uğratıldığı, bu işlemler bakımından herhangi bir vade veya faiz belirlenip belirlenmediği” yönündeki iddiaların belirli nitelikte bir olay olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır. Zira bu hususlar, soyut nitelikte olup denetim kapsamının sınırlarını net biçimde belirlememektedir.
Buna karşılık, davacının aynı faaliyet yılı içerisinde kullanılan güncel kredilerin detaylarına ve bu yüksek meblağlı kredilerin hangi amaçlarla ve nerelerde kullanıldığına ilişkin talepleri, “belirli olay” kapsamında değerlendirilmiştir. Bu tür talepler, somut ve sınırları belirlenebilir nitelikte olup, TTK m. 438 anlamında özel denetim talebine konu edilebilecek belirli olaylar olarak kabul edilebilmektedir.
Somut uyuşmazlık yönünden yapılan incelemede, özel denetim atanmasını zorunlu kılacak “gereklilik” koşulunun mevcut olmadığı sonucuna varılmıştır. Davacı tarafından sunulan iddialar, mevcut yönetimin faaliyetlerinin kanuna veya dürüstlük kuralına aykırılığını ortaya koyacak düzeyde somutlaştırılamamıştır. Bilgi alma hakkı çerçevesinde elde edilen veriler, şirketin iç işleyişinde denetim yapılmasını zorunlu kılacak nitelikte bir belirsizlik veya usulsüzlük göstermemektedir.
Davalı şirket yönetim kurulunun, kanunu ihlal ederek şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattığı yönündeki iddialar bakımından ise, davacı tarafından bu iddiaları destekler nitelikte ikna edici, somut ve maddi delillerin sunulmadığı tespit edilmiştir. Dosya kapsamında mevcut beyan ve belgeler, yönetim kurulunun kasti veya ihmali bir davranışla şirketi zarara uğrattığını gösterecek yeterlilikte değildir.
Bu itibarla, davacı tarafından ileri sürülen isnatların, soyut nitelikte değerlendirmelere dayandığı, yönetim kurulunun hukuka aykırı işlem veya eylemleriyle somut bir zarar doğurduğunun ikna edici bir şekilde ortaya konulamadığından birleşn davanın da reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
ASIL DAVADA
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
5-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.000,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacılara İADESİNE,
BİRLEŞEN DAVADA
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
5-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.000,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacılara İADESİNE,
Dair, TTK'nın 440/2.maddesinin son cümlesi uyarınca KESİN olarak taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliği ile karar verildi. █████/2025
Başkan .....
¸e-imzalıdır
Üye .....
¸e-imzalıdır
Üye .....
¸e-imzalıdır
Katip ....
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!