Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin meyve bahçesinde kayısı toplarken yüksek gerilim hattından elektrik akımına kapılarak ağır yaralanan davacının maddi ve manevi tazminat talepli davası incelemesi.
Özet: Meyve bahçesinde kayısı toplarken yüksek gerilim hattından elektrik akımına kapılarak hayati tehlike geçiren ve ağır yaralanan davacının, kamulaştırma yapılmadan geçirilen bu hat nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul ve bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurularının esastan reddi kararlarına karşı davalılar, sorumluluk, kusur oranı, tazminat hesaplamalarının hatalı olduğu ve belirsiz alacak davası niteliğindeki talebin usulüne uygun ileri sürülmediği gerekçeleriyle kararı temyiz etmiştir.
3. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 14.07.2015 tarihinde .. İli, .. İlçesinde bulunan meyve bahçesinde kayısı toplamak için 5 metre yüksekliğindeki merdiveni taşıdığı esnada elektrik akımına kapılarak hayati tehlike geçirecek şeklide yaralandığını, müvekkiline ait meyve bahçesinin üzerinden 34,5 Kw elektrik taşıyan .. .. .. hattının kamulaştırma yapılmaksızın geçirildiğini, olayın meydana geldiği meyve ağaçlarının enerji hattı geçirilmesinden çok önce dikilip yetiştirildiğini, olay sonrası müvekkilinin kalbinin durduğunu, ayaklarının yanmaya başladığını, yanında bulunan kızı .. ve eşi ..'nin ayaklarındaki yangını söndürdüğünü, duran kalbini kalp masajı ile yeniden çalıştırmayı başardığını, hastaneye sevki sağlanırken kalbinin tekrar durup çalıştırıldığını, olaydan sonra 08.12.2015 tarihine kadar sayısız ameliyat ve müdahaleler ile zorlu bir tedavi süreci geçirdiğini, 08.12.2015 tarihinde taburcu olduğunu ancak fiziksel ve ruhsal arazlar ile bakıma muhtaç halde kaldığını belirterek; fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, 100.000,00 TL maddi ve 400.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 08.12.2020 tarihli dilekçesi ile önce talebini 131.808,70 TL'ye artırmış, 28.02.2024 tarihli dilekçesi ile talebini 729.489,91 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı ... .. vekili; kazaya sebebiyet veren yüksek gerilim enerji hattının, yaklaşık 30 yıl kadar önce .. tarafından tesis edilen Fider 2 Tanyeri 3/0 olarak isimlendirilen enerji nakil hattı olduğunu, dolayısıyla davadan ..'ın sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 4.734,03 TL geçici iş göremezlik, 729.489,91 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 734.223,94 TL maddi, 6.000,00 TL tedavi ve 1.082,48 TL bakıcı gideri ile 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içerisinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili; olay tarihi itibarıyla davanın sorumluluğunun diğer davalı ... ...'A ait olduğunu, bahsi geçen yüksek gerilim hattının kamulaştırılması hususunun olayla ilgisinin bulunmadığını, davacının emekli memur olması nedeniyle herhangi bir maddi kaybının bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... ... vekili; davacının istinaf öncesinde mevcut bir ıslah dilekçesi varken kaldırma kararı sonrası ıslah yapılamayacağını, alınan kusur raporunun eksik inceleme ile hatalı olarak düzenlendiğini, dava konusu olaydan sonra davacının ekip biçmeyi ve gelir elde etmeyi bırakmadığını, işçiler vasıtasıyla işlerini yaptırmaya devam ettiğini, bu sebeple davacının toplam gelirinde yalnızca işçi masrafı kadar azalma olacağını, ATK raporunda davacının geçici iş göremezlik süresinin en fazla 6 ay olacağının belirtildiği de hesaba katıldığında davacının tarımsal faaliyet getirisi elde edemediğini kabul etmenin mümkün olamayacağını, sürekli iş görmezlik ve geçici iş görmezlik ile bakıcı giderlerine ilişkin sunulan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ölüm veya cismani zarar sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.07.2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 E., ████████ K. sayılı kararında "...30. Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir."
şeklinde açıklandığı üzere, davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması, bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının da (gerçekten) mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) “Belirsiz alacak davası” kenar başlıklı 107. maddesi “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olmasıdır. Bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir. Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz.
Kısmi dava açılabilmesinin ön koşulunu, dava yoluyla yerine getirilmesi istenen edimin bölünebilir bir nitelik taşıması oluşturur. Nitekim, 6100 sayılı Kanun'un 109/1 maddesinde de; talep konusunun, yani istenen edimin, sadece niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, kısmi dava açılması yoluna gidilebileceğine açıkça vurgu yapılmıştır. Edimin bölünüp bölünemeyeceği sorunu ise, bir usûl hukuku sorunu değil; maddi hukuk sorunudur ve edimin bölünebilirliğinden maksat, niteliğinde herhangi bir değişme ve değerinde herhangi bir azalma meydana gelmeksizin kısmen ifasının talep edilebilmesidir.
Kısmi dava ile davacı, mahkemeden sadece dava konusu yaptığı kısmın hüküm altına alınmasını istemektedir. Bu nedenle kısmi dava bakımından dava açılmasına bağlanan sonuçlar, sadece alacağın dava konusu yapılan kısmı bakımından sonuç doğuracaktır. Kısmi dava açılması halinde davaya konu edilmeyen kısmın ayrı bir davayla talep edilmesi veya aynı davada ıslah yoluyla dava konusuna dahil edilmesi mümkündür.
Öte yandan, 6100 sayılı Kanun'un 176/2 maddesi uyarınca tarafların aynı davada yalnızca bir kez ıslah hakkı bulunmaktadır.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat talep etmiş, harca esas olmak üzere dava değeri olarak 500.000,00 TL göstermiş ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu açıklamıştır. Gerek dava dilekçesinde yapılan açıklamalar, gerekse dosya kapsamı incelendiğinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığı, dava dilekçesinde bu hususa ilişkin açıkça bir beyanın bulunmadığının görüldüğü, bu nedenle de dava konusu edilen alacağın kısmi davaya konu edilmiş olduğu, davacı vekilinin 08.12.2020 tarihli ilk ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 131.808,10 TL'ye; 28.02.2024 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 729.489,91 TL’ye artırdığı, İlk Derece Mahkemesince ikinci ıslah dilekçesine itibar edilerek karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince davacı tarafça ikinci kez ıslah yoluna başvurulamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmiş olması usule ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma sebebine göre, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA,
3. Bozma sebebine göre, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!