İhale kazanılamayınca terkin edilmesi gereken ipoteğin feshedilmemesi nedeniyle sözleşmede öngörülen cezai şart alacağının Yargıtay bozması sonrası hükme bağlanması.
Özet: Davacı, davalı ile imzalanan ve ihalenin üçüncü bir şirket üzerinde kalması halinde kendi taşınmazı üzerindeki ipoteğin davalı tarafından terkin edileceğini öngören protokole rağmen ipoteğin terkin edilmemesi üzerine cezai şart talep etmiş; ilk derece ve istinaf mahkemelerinin şekil eksikliği ve parsel farklılığına dayanarak davayı reddetmesine karşın Yüksek Mahkeme, ipoteğin fekki şartının resmi şekle tabi olmadığını ve uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuş, nihayetinde bozma sonrası yargılamada davacının 595.901,30 TL tutarındaki cezai şart talebinin haklı olduğuna karar verilmiştir.
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI
: 2024/2 E., ████████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü :
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında 13.08.2012 tarihli ".... Genel Müdürlüğüne Ait İr 4168 Sayılı Linyit Kömür Sahası İçin Danışmanlık ve Ortaklık Protokolü"nün imzalandığını, bahse konu sözleşmenin teminat başlıklı 6. maddesinde atıfta bulunduğu ek sözleşme olan ".... Tesisi Şartlarını ... Anlaşmadır" başlıklı protokol imzalandığını, ipotek tesisinin konusu ihalenin dava dışı başkaca şirket üzerinde kaldığını, anlaşmanın 3. maddesinde ihalenin başka şirket üzerinde kalması durumunda ipoteğin konusuz kalacağını ve lehine ipotek tesis edilen şirket tarafından kayıtsız, şartsız ve hiçbir ihtara gerek kalmaksızın terkin edileceğinin düzenlendiğini, gönderilen ihtarnameye rağmen davalı firmanın davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerinde tescilli dava konusu ipoteği terkin etmediğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın bilirkişilerce tespit edilecek bedeli ile bu bedele 13.08.2012 tarihinden itibaren işletilecek yıllık %20 faiz bedelinin eklenerek, belirlenecek bu bedele ilişkin olarak şimdilik 30.000,00 TL'nin 13.08.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile 17.12.2012 ihtarname tarihinden itibaren ise ticari temerrüt faizi ile tahsilini talep etmiş, ıslah yoluyla talebini 595.901,30 TL’ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmede yer alan cezai şartın sınırlı olarak sadece sözleşmede belirtilen 6 parsel ile ilgili olduğunu, bu yüzden davacının sözleşmeye dayanarak cezai şart talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davacının sözleşmedeki hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediğinden ihalede başarılı olamadıklarını, müvekkili tarafından ortaklara yapılan ödemelerin iade edilmediğini, davacının edimlerini yerine getirmediğini, bu iş için aldığı 150.000 USD'yi de iade etmediğinden ipoteğinin çözülmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.02.2019 tarihli kararı ile taşınmazın sözleşme ile kararlaştırılan 6 parsel değil, 8 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olduğu, dolayısı ile sözleşmede öngörülen cezai şartın konusu olan 6 parsel sayılı taşınmazla ilgili bir ipoteğin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 28.02.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 15.06.202 tarihli kararı ile ipotek tesisi vaadini içeren sözleşme, resmi şekilde yapılması gerekirken adi yazılı şekilde yapılmış olup, sözleşmenin bu haliyle geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmede düzenlenen cezai şart hükmüne bağlı olarak cezai şart talep edilemeyeceği, öte yandan sözleşme 6 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olup, ipotek 8 parsel sayılı taşınmaz üzerine tesis edilmiş olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.06.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece,sözleşmenin ipotek tesisi ile ilgili kısmının uyuşmazlık konusu olmadığı, uyuşmazlık konusunun ihalenin alınamaması halinde ipoteğin fekkine ilişkin davalı temerrüdüne bağlı cezai şart istemine dayalı olduğu, sözleşmenin ipoteğin fekki ile ilgili kısmının ise resmi şekil şartına bağlı olmadığından anılan sözleşmenin bu manada geçerli bulunduğu, öte yandan 123 ada 8 nolu parselde kurulan ipoteğin başka bir hukuki ilişkiye dayalı olarak kurulduğu davalı tarafından iddia ve ispat edilmediğinden, ipoteğin 123 ada 6 nolu parsel ya da 123 ada 8 nolu parsel üzerinde kurulmuş olmasının davalı lehine değerlendirilemeyeceği, bu durumda mahkemece, sözleşme geçerli olduğundan cezai şart talep edilebileceği dikkate alınıp işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında yapılmış, varlığı ve geçerliliği konusunda ihtilaf bulunmayan ".... Tesisi Şartlarını ... Anlaşma" da öngörülen ihalenin, davalı taraf üzerinde kalmaması nedeniyle yine bu sözleşmenin 3. maddesinde kararlaştırılan ve davalı lehine tesis edilen ipoteğin yapılan ihtara rağmen davalı tarafça terkin edilmediği; buna bağlı olarak aynı madde gereğince hesaplanacak cezai şart borcunun doğduğu, bilirkişi raporu ile istenebilecek cezai şart miktarı 595.901,30 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. TBK’nın 27/2. maddesi uyarınca ipotek tesisine ilişkin hükümler olmadan sözleşmenin yapılmayacağı açık olduğundan sözleşmenin tamamının kesin olarak hükümsüz olduğunu,
b. Cezai şartın yorum yoluyla genişletilemeyeceğini, cezai şartın sınırlı olarak 6 parsel ile ilgili olduğunu, sözleşmede bahsi geçmeyen 8 nolu parsel için cezai şart istenemeyeceğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşmeye dayalı cezai şart istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!