10. Hukuk Dairesinin elektrik tesisat ustasının iş kazası sonrası meslekte kazanma gücü kaybı nedeniyle açtığı maddi ve manevi tazminat davasında Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz incelemesi.
Özet: İş kazası nedeniyle meslekte kazanma gücünü kaybeden davacının maddi ve manevi tazminat talebiyle açtığı davanın ilk derece mahkemesince kısmen kabul edilerek, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının bölge adliye mahkemesince esastan reddedilmesi üzerine dosyanın temyiz incelemesine geldiği, Yargıtayın ise davalı vekilinin manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemini, ilgili miktar veya değerin kesinlik sınırını aşıp aşmadığı yönünden değerlendirmeye aldığı bir hukuki süreç özetlenmektedir.
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Diyarbakır 8. İş Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ile davalı .... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı .... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılar nezdinde elektrik tesisat ustası olarak 3.500,00 TL ücretle çalıştığını, 08.04.2018 tarihinde iş kazası geçirmesi sonucu meslekte kazanma gücünü kaybettiğini, davalıların kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunu ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı DEDAŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkili işverenin kusuru bulunmadığını, kaza tarihinden itibaren uzun bir süre geçtiğini ve alacakların zamanaşımına uğradığını, müvekkiline husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, talep edilen miktarların fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı .... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkili işverenin kusuru bulunmadığını, taşeron firma olarak sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı .... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili lehine hükmedilen bakıcı giderleri yönünden hakkaniyet indirimi yapılması nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı DEDAŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davacının maluliyet oranının dosya kapsamında eksiklikler tamamlanmadan alındığından hatalı olduğunu, Mahkemece itibar edilen kusur raporunun hatalı düzenlendiğini, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, işverenin müşterek ve müteselsil sorumluluğu bulunmadığını, ihale makamı olmasına rağmen asıl işveren olarak sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, emsal ücretin fahiş belirlendiğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacının ve davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı .... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 100.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından; Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesinin 26.05.2022 tarihli kaldırma kararı öncesi tesis ettiği hükme esas 19.09.2021 tarihli hesap raporunda davacının kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının Kurum Sağlık Kurulu kararı ile belirlenen oran olan %100 oranı olduğunun tespiti ile davacı kazalının ücretinin asgari ücretin 2.15 katı olduğu kabulünden hareketle iş göremezlik nedeni ile maddi zararının 1.487.351,07 TL, bakıma muhtaçlık tespiti nedeni ile de bakıcı giderinin 1.133.627,94 TL olarak hesaplandığı, taraf vekillerinin rapora itiraz dilekçeleri sunduğu, davacı vekilinin itiraz ile raporda hesaplanan miktar üzerinden maddi tazminat talebini arttırdığı 20.09.2021 tarihli dilekçesinde rapora aleyhe olan hususları kabul etmedikleri yönünde genel ifade ile itiraz dilekçesi sunduğu, takip eden 25.10.2021 tarihli hüküm celsesinde davacı vekilince usul ve yasaya uygun aktüerya raporu ve ıslah dilekçesi dikkate alınarak karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece kaldırma kararı öncesi tesis edilen 25.10.2021 tarihli kararı ile davacı lehine 1.487.351,07 TL maddi tazminata ve %30 oranında hakkaniyet indirimi uygulanması suretiyle 793.539,55 TL bakıcı giderine karar verildiği, anılan karara karşı taraf vekillerinin istinaf yoluna başvurduğu, davacı vekilince süresinden sonra sunulan istinaf dilekçesinde yalnızca bakıcı gideri yönünden hakkaniyet indirimi nedeniyle reddolunan kısım için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunun beyan edildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 26.05.2022 tarihli kaldırma kararında davacının istinaf isteminin süresinden sonra ileri sürülmesi nedeni ile reddi ile davalı vekilinin istinaf istemi yönünden sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesinde davalı itirazları dikkate alınmayarak prosedürün işletilmemesi ile kazalının ücretinin tespitinde bir kaç ayın toplamının esas alınmasının hatalı ücret belirlemesine yol açtığı gerekçeleriyle kararın kaldırıldığı ve dosyanın Mahkemesine gönderildiği, Mahkemece kaldırma kararı sonrası dosyanın ATK 3. Üst Kuruluna tevdi suretiyle davacının sürekli iş göremezlik oranının 25.10.2023 tarihli karar ile %100 olarak belirlendiği, Mahkemece ücret tespitine yönelik TÜİK verilerinin esas alınması yönünde ara karar kurularak dosyanını yeniden dosyanın hesap bilirkişisine tevdi olunduğu düzenlenen 06.10.2024 tarihli ek hesap raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranı %100 oranı esas alınmak suretiyle davacı kazalının ücretinin asgari ücretin 1.85 katı olduğu tespiti ve bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle zararın bu kez daha fazla sürekli iş göremezlik zararı yönünden 8.385.724,67 TL, bakıcı giderinin 7.329.514,80 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince anılan rapora itiraz edilmediği, Mahkemece temyize konu ilamın gerekçesinde 06.10.2024 tarihli rapora atıf yapıldıktan sonra devamla "Diğer yandan davacı vekili tarafından verilen 21.09.2021 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda taleple bağlı kalarak, davacı tarafın ilk kararı süresinde istinaf etmemesi, bu nedenle İstinaf Mahkemesince istinaf talebinin kabul görmemiş olması nedeniyle davalı açısından meydana gelen usuli kazanılmış haklar gözetilerek ve denetime elverişli hazırlanan bilirkişi raporu nazara alınarak davacının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat ve bakıcı gideri talebi yönünden bozmadan önceki miktarla sınırlı kalınarak karar vermek gerekmiştir." denmek suretiyle davacı lehine 1.487.351,07 TL maddi tazminata ve %30 oranında hakkaniyet indirimi uygulanması suretiyle 793.539,55 TL bakıcı giderine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, ████████ K, 03.12.2008 T., ███████-730 E., ████████ K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda, davacı vekilinin kaldırma kararı öncesi tesis edilen hükme yönelik istinaf isteminin bulunmadığının göz ardı edilerek, kaldırma kararı sonrası bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle zararın daha fazla hesaplandığı 06.10.2024 tarihli rapora itibarla hüküm tesisi davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı ihlal eder mahiyette olup hatalı olmuştur. Ayrıca somut olayda Mahkemece gerekçe kısmında 06.10.2024 tarihli hesap raporuna atıf yapılarak davacının ıslah dilekçesi doğrultusunda taleple bağlı kalınarak karar verildiği belirtilip devamında ise davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu bu gerekçe ile de kaldırma ilamı öncesi hükme esas alınan hesap raporu doğrultusunda hüküm kurulduğu yönündeki açıklamaları da kendi içerisinde çelişki yaratır mahiyette olup bu husus da hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacının 06.10.2024 tarihli raporda belirlenen ücret tespitine itiraz etmemesi nedeniyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle davacı kazalının ücretinin asgari ücretin 1.85 katı olduğu tespiti ile 19.09.2021 tarihli hesap raporundaki diğer verilerin aynen esas alınması suretiyle davacının maddi zararını tespit ettirmek ile oluşacak sonuca göre davalı ... Elektrik Gıda firmasının temyiz istemi bulunmaması nedeniyle davacı lehine ve taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakka riayet eden bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Davacı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi ile davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz yoluna başvuru harcı ve aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!