İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, haksız eylemden kaynaklanan kaçak elektrik tüketimi alacağına dair icra itirazının iptali davasının yargılama süreci ve hukuki değerlendirmesi.
Özet: Davacı şirket, davalının işyerinde kaçak elektrik tüketimi yaparak 32.163,43 TL borçlandığını ve bu alacağın tahsili için başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebiyle dava açmış; davalı savunma sunmazken, mahkeme itirazın iptali davasının şartlarını ve özellikle borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edilmediği ile icra dairesinin yetkisine yapılan itiraz halinde yapılacak incelemenin önemini değerlendirmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı yanın, ----- numaralı tesisatın bulunduğu ------adresindeki işyerinde kaçak elektrik tükettiği, müvekkili şirket kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde davalı hakkında aşağıda yazılı iş ve işlemler yapıldığını, müvekkilinin ekipleri tarafından 13.01.2017 tarihinde kullanım yerinde yapılan kontrolde "dağıtın lisansı sahibi tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, mücbir sebep halleri dışında; yükümlülüklerini yerine getirmeden, perakende satış sözleşmesi düzenlemeden ve dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin izni dışında açılarak" kullanıldığı tespit edilerek davalı aleyhine ----- seri numaralı Kaçak/Usulsüz Elektrik Tüketimi Tespit Tutanağı düzenlendiğini, bu tutanaktaki tespitler dikkate alınarak tüketilen elektrik enerjisine karşılık olarak 32.163,43 TL. miktarlı kaçak elektrik tahakkuk hesabı yapılarak faturalandırıldığının tespit edildiğini, alacağın tahsili amacı ile, ----.İcra Dairesi ------ Esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunduklarını, davalı borçlunun takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMADavalı yan kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle, ----. İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyası icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.----- Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyası takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; davalı borçlu vekili tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.İİK. 67. maddesi uyarınca;İtirazın iptali davasında takibin yetkili İcra Dairesinde yapılması dava şartı olup icra dairesinin yetkisini itiraz edilmesi halinde mahkemece öncelikli olarak İİK’nın 50/1 maddesi yollamasıyla, HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerine göre icra dairesinin yetkisini değerlendilerek karar verilmesi gerekmektedir.İcra dairesinin yetkisine yapılan itirazda; itiraz eden borçlunun yetkili icra dairesini bildirmesi gereklidir. Davalı borçlu itirazında; yetkili icra dairesinin bildirilmediği takdirde ortada usulüne uygun yetki itirazı bulunmadığından taraflar yönünden takip yapılan icra dairesinin yetkisi kesinleşecektir. Eldeki davada davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de yetki itirazında yetkili icra dairesi gösterilmediği, usulüne uygun yetki itirazında bulunulmadığı anlaşıldığından davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından verilen raporda özetle; "Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalının kaçak tespit tutanaklarına konu adresten sorumlu olup olmadığı ile yasal şekilde tesis edilmiş bir abonelik sözleşmesi kapsamında elektrik kullanımı yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi noktasında toplandığı, Perakende satış sözleşmesinin tarafı ----- tarafından gönderilen yazıya göre ilgili adreste aboneliğin borçtan iptal edildiği belirtilmişse de abone tahliye konumuna çekilen tesisat üzerinde sayacın mühürlenmiş ve elektriğin kesilmiş olması halinde elektrik kullanımına devam edilebilmesi için mühür fekki yapılması gerekeceği, ancak bu durumda kaçak elektrik kullanımından bahsedilebileceği, ancak dosyada sayaç mühürleme ve elektrik kesme belgesi olmadığı gibi, kaçak tespiti tarihinin yeni abonelik başlangıç tarihi olarak kabul edilmesinin yerinde fiili bir kaçak tespiti yapılmadığı yönünde şüphe doğmasına yol açtığı ve tüketim miktarı hesabında da tüketimi doğru şekilde kaydeden sayaç endeks değeri kullanıldığı için karşılıksız yararlanma kastından da bahsedilemeyeceği ve bu durumda sonradan düzenlenmiş olabileceği şüphesi doğan dava konusu █████/2017 tarihli tespitin kaçak değil usulsüz elektrik kullanımı olarak kabul edilebileceği, dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre, davalının kaçak elektrik kullanımına konu adresten ve █████/2016- █████/2017 tarihleri arasındaki normal tarifeden tahakkuk edilmesi gereken tüketimden sorumlu olduğu, yönetmeliğin ilgili hükümleri gereğince, kaçak tüketim miktarına normal tarifeden yapılan tahakkuk hesabı ile █████/2017 son ödeme tarihli fatura bedeli 21.821,53.-TL, █████/2017 takip tarihi itibariyle toplam borç 23.338,56.-TL olarak hesaplanmış, davalının icra takibinin bu kısmından sorumlu olduğu, " şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi tarafından verilen ek raporda özetle; "Kök rapor sonrasında yeniden yapılan değerlendirmeler sonucunda; elde edilen bulguların davalı adına ödenmeyen/geç ödeme yapıldığı için abone tahliye konumuna çekilen tesisatta sonradan ödeme yapıldığı/yükümlülüklerin yerine getirildiğini ve aboneliğin devamını gösterdiği, bu çıkarımın ise, borcundan dolayı aboneliği feshedilen tesisatta elektriklerin kesilmediğini ve sayacın mühürlenmediğini gösterdiği, Perakende satış sözleşmesinin tarafı ------ tarafından gönderilen yazıya göre ilgili adreste aboneliğin borçtan iptal edildiği belirtilmişse de abone tahliye konumuna çekilen tesisat üzerinde sayacın mühürlenmiş ve elektriğin kesilmiş olması halinde elektrik kullanımına devam edilebilmesi için mühür fekki yapılması gerekeceği, ancak bu durumda kaçak elektrik kullanımından bahsedilebileceği, ancak dosyada sayaç mühürleme ve elektrik kesme belgesi olmadığı gibi, kaçak tespiti tarihinin yeni abonelik başlangıç tarihi olarak kabul edilmesinin yerinde fiili bir kaçak tespiti yapılmadığı yönünde şüphe doğmasına yol açtığı ve tüketim miktarı hesabında da tüketimi doğru şekilde kaydeden sayaç endeks değeri kullanıldığı için karşılıksız yararlanma kastından da bahsedilemeyeceği ve bu durumda sonradan düzenlenmiş olabileceği şüphesi doğan dava konusu █████/2017 tarihli tespitin kaçak değil usulsüz elektrik kullanımı olarak kabul edilebileceği, dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre, davalının kaçak elektrik kullanımına konu adresten ve █████/2016- █████/2017 tarihleri arasındaki normal tarifeden tahakkuk edilmesi gereken tüketimden sorumlu olduğu, Yönetmeliğin ilgili hükümleri gereğince, kaçak tüketim miktarına normal tarifeden yapılan tahakkuk hesabı ile █████/2017 son ödeme tarihli fatura bedeli 21.821,53.-TL, █████/2017 takip tarihi itibariyle toplam borç 23.338,56.-TL olarak hesaplanmış, davalının icra takibinin bu kısmından sorumlu olduğu," şeklinde rapor sunulmuştur.Kaçak tespit tutanaklarının, kaçak elektrik kullanan suç failini açıkça belirtir ve doğru tespitlere yönelik düzenlenmesi, bundan sonra aksinin sabit oluncaya kadar geçerli olduğu değerlendirilebilecektir.Bu durumda kaçak tespit tutanaklarının, kaçak elektrik kullanan suç failini açıkça belirtir ve doğru tespitlere yönelik düzenlenmesi halinde bundan sonra değerlendirilebilecektir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar." Özel hukuk tüzel kişisi olan şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y----.HD ----- sayılı ilamları da aynı yöndedir.).Somut olayda, özel hukuk tüzel kişisi olan şirket tarafından düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanakları ve bu tutanaklara dayalı tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle takip başlatılmış ise de davalı adına ödenmeyen/geç ödeme yapıldığı için abone tahliye konumuna çekilen tesisattasonradan ödeme yapıldığı/yükümlülüklerin yerine getirildiğini ve aboneliğin devamettiğini gösterdiği, borcundan dolayı aboneliği feshedilen tesisattaelektriklerin kesilmediği ve sayacın mühürlenmediği, abonelik sözleşmesinin tarafı ----- tarafından gönderilen yazıya göre ilgiliadreste aboneliğin borçtan iptal edildiği belirtilmişse de dosyada sayaç mühürleme veelektrik kesme belgesi olmadığı gibi, kaçak tespiti tarihinin yeni abonelik başlangıç tarihiolarak kabul edilmesinin yerinde fiili bir kaçak tespiti yapılmadığı yönünde şüphedoğmasına yol açtığı ve tüketim miktarı hesabında da tüketimi doğru şekilde kaydedensayaç endeks değeri kullanıldığı için karşılıksız yararlanma kastından dabahsedilemeyeceği, tüketimi doğrudan kaydeden sayaç bilgilerine göre faturalandırma yapma ve talepte bulunma yetkisinin davacıda olmadığı kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir. ----- BAM ---- HD -----. Sayılı ilamı da aynı doğrultudadır.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Karar harcı 615,40-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,80 -TL harcın, davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına;3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,5-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.