Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanığın borç tahsili amacıyla işlediği eylemde suç vasfının nitelikli yağma teşebbüsü mü nitelikli tehdit mi olduğu ve haksız tahrik koşullarının tartışılması gerektiğine ilişkin yerel mahkeme direnme kararını inceliyor.
Özet: Bu hukuki evrak, sanık hakkında başlangıçta teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçundan verilen cezanın, Yargıtayın eksik inceleme nedeniyle bozması üzerine yerel mahkemece nitelikli tehdit suçuna dönüştürülerek mahkumiyet kararı verilmesini, ancak Yargıtayın eylemin tekrar nitelikli yağma teşebbüsü olduğunu ve haksız tahrik koşullarının araştırılması gerektiğini belirterek ikinci kez bozmasına rağmen yerel mahkemenin bu kararına direnerek önceki hükmünü sürdürmesini ele almakta olup, Ceza Genel Kurulu sanık hakkında Türk Ceza Kanununun 150/1. maddesinin uygulanma şartları ve haksız tahrik hükmünün değerlendirilip değerlendirilmediği uyuşmazlıklarını çözümleyecektir.

YARGITAY DAİRESİ
: 6. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ağır CezaSAYISI
: 32-192I. HUKUKÎ SÜREÇSanığın teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 38/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 149/1-c-d, 35/2, 62, 53... . maddeleri uyarınca 4 yıl 7 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesince (CMKnın 250. maddesi ile görevli) verilen 05.04.2013 tarihli ve 51-71 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 22.05.2024 tarih ve 8823-6488 sayı ile; "...Sanık ... ile katılan ... arasında Lapseki Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesince bozulan dava dosyasının akıbeti ile alım satıma konu gayrimenkulün satış tarihindeki gerçek değeri gereğinde resen araştırılıp saptandıktan sonra, sonucuna göre sanık ...’in hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği düşünülmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yetinilip yerinde yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, kabule göre ise dosyaya yansıyan iddia, savunma, delillere göre sanık ... hakkında TCK’nın 150/1. maddesinin uygulanma koşullarının karar yerinde tartışmasız bırakılması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.Bozma kararına uyan Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesince 15.10.2019 tarih ve 158-555 sayı ile; sanığın nitelikli tehdit suçundan TCK'nın 150/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 106/2-c, 62, 53... . maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verilmiş olup, bu kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 29.11.2021 tarih, 11365-18421 sayı ve oy çokluğu ile;"...1- Oluş ve dosya içeriğine göre; sanık ...’in taşınmaz satımından dolayı katılandan alacaklı olduğu ve bir süredir bu alacağını tahsil edemediği, alacakla ilgisi bulunmayan, katılana karşı yağmaya teşebbüsten cezaları onanan ..., ..., ... ve ...’nun, sanık ...’in azmettirmesi üzerine katılan ...’ı da yanlarına alarak katılana ait iş yerine gittikleri, sanık ...’e olan borcunu ödemesini sağlamak için onu tehdit ettikleri ve ayrıldıkları, 14.04.2008 günü ...’ın, katılana ait iş yerinde katılana zorla senet imzalatmaya çalıştığı, bu sırada ihbar üzerine olay yerine gelen polisler tarafından yakalandığı, sanık ...’in bu suça azmettiren sıfatıyla iştirak ettiği bu nedenle sanık ...’in eyleminin TCK'nın 38. maddesi delaletiyle 149/1-c-d ve 35/2. maddelerine uyduğu gözetilmeden aynı Yasa'nın 150/1 delaletiyli 106/2-c maddesi gereğince hüküm kurulması,2- Sanık ...’in, katılan ... hakkında dolandırıcılık suçundan yaptığı şikâyet dosyasının akıbeti araştırılarak, sonucuna göre sanık hakkında TCK'nın 29. maddesi gereği haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesi 17.03.2022 tarih ve 32-192 sayı ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın nitelikli tehdit suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir.Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.07.2022 tarihli ve 60598 sayılı düşme istemli tebliğnamesiyle dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 10.05.2023 tarih, 2019-10614 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.II. UYUŞMAZLIK KONULARIÖzel Daire çoğunluğu ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;1- Sanık hakkında TCK'nın 150. maddesinin birinci fıkrasının uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının,2- Haksız tahrik hükmünün uygulanmamasına ilişkin eksik araştırma ile karar verilip verilmediğinin,Belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle;a- Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünün usulüne uygun olarak alınıp alınmadığının,b- Yerel Mahkeme hükmünün, suçun sübutuna ilişkin yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediğinin,Değerlendirilmesi gerekmektedir.III. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesince bozmadan sonra yapılan yargılamada, 17.03.2022 tarihli oturumda bozma ilamının okunduğu, sonrasında sanık ve müdafisine söz hakkı verilerek savunmalarının tespitine geçildiği, akabinde Yargıtay bozma ilamına karşı Cumhuriyet savcısının; "Yargıtay bozma ilamına karşı direnilmesi talep olunur." şeklinde beyanı alındıktan sonra sanık ve sanık müdafiinin beyanlarının alındığı ve sanığa son sözü sorulduktan sonra Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun şekilde alınmadan duruşmaya son verilip direnme kararına konu hükmün kurulduğu,Yerel Mahkemece gerekçeli kararda, sanık hakkında TCK'nın 150. maddesinin birinci fıkrasının uygulanma şartlarının oluştuğuna ve haksız tahrik hükmünün uygulanamayacağına ilişkin detaylı gerekçeye yer verilmesine rağmen suçun sübutuna yönelik hiçbir gerekçe gösterilmediği,Anlaşılmaktadır.IV. GEREKÇEAyrıntıları Ceza Genel Kurulunun 12.09.2024 tarihli ve 362-243; 10.07.2024 tarihli ve 307-2 33... .02.2025 tarihli ve 110-54 sayılı kararları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Yargıtayın bozma ilamı ile derece mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar ortadan kalkarlar. Bozmadan sonraki serbestlik ilkesi kapsamında mahkemeler kural olarak bozmadan sonra gerek bir önceki kararlarından, gerekse bozma ilamından tamamen farklı bir sonuca ulaşıp apayrı bir hüküm/karar tesis edebilirler. Bu ilkenin istisnalarından birini direnme/ısrar kararı oluşturur (CMK madde 307/4).Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar (CMK madde 307/1). Cumhuriyet savcısının bozmaya karşı diyeceklerini bildirmesi ile esas hakkındaki mütalaasını sunması, prensip olarak farklı fonksiyonları ve sonuçları olan savcılık işlemleridir. Bu nedenledir ki Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak derece mahkemesi, bozma kararına uysa da önceki kararında ısrar etse de Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının, savunma hakkının etkin kullanılabilmesine imkân sağlayacak açıklık ve yeterlilikte olması usuli bir mecburiyettir.Diğer yandan; Anayasa’nın 141 ve CMK’nın 34. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamalarına göre de bir karar bozulmakla tamamen ortadan kalkacağından, mahkeme tarafından CMK’nın 34, 2 30... . maddeleri uyarınca yeniden usulüne uygun olarak hüküm kurulması, bunun yanında direnmeye ilişkin gerekçenin de gösterilmesi gerekmektedir.Bu açıklamalar ışığında ön sorunlar değerlendirildiğinde;Bozmadan sonra yapılan yargılamanın 17.03.2022 tarihli celsesinde Cumhuriyet savcısı tarafından serdedilen; "Yargıtay bozma ilamına karşı direnilmesi talep olunur." şeklindeki düşüncenin, usule uygun geçerli ve yeterli esas hakkında mütalaa olarak kabul edilmesi mümkün bulunmadığından, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan direnme kararına konu hükmün kurulması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı,Gerekçeli kararda sanık hakkında TCK'nın 150. maddesinin birinci fıkrasının uygulanma şartlarının oluştuğuna ve haksız tahrik hükmünün uygulanamayacağına ilişkin detaylı gerekçeye yer verilmesine rağmen suçun sübutuna ilişkin herhangi bir gerekçe gösterilmemesi Anayasa’nın 141 ve CMK’nın 34. maddelerine aykırılık oluşturduğu,Kabul edilmelidir.Yukarıda açıklanan bu usule aykırılıklar nedeniyle Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan yargılamaya son verilip hükmün tesis ve tefhim edilmesi ile suçun sübutuna ilişkin olarak usul ve kanuna uygun gerekçe gösterilmeden karar verilmesi isabetsizliklerinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir.V. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.03.2022 tarihli ve 32-192 sayılı direnme kararına konu hükmün;a) Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,b) Suçun sübutuna dair usul ve kanuna uygun şekilde gerekçe gösterilmemesi,İsabetsizliklerinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,2-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2025 tarihli müzakerede oy birliğiyle karar verildi.