Borçlunun onaylanmış konkordato ödeme planına uymaması nedeniyle açılan kısmi fesih davasında, alacaklı ve borçlu iddiaları ile kayyım raporunun değerlendirilmesi.
Özet: Bir alacaklı, tasdik edilmiş konkordato projesi kapsamında kararlaştırılan ödeme planına uymayarak 6. taksitini ödemeyen borçlu hakkında konkordatonun kendi alacağı yönünden kısmen feshini talep etmiş, davalı ise borcunun olmadığını savunmuş, ancak mahkemece atanan kayyımın raporuyla borçlunun vadesi gelen taksit ödemesini yapmadığı tespit edilerek, konkordatonun borçluya sağladığı avantajların borcun konkordato koşullarına göre ödenmemesi durumunda sona ereceği değerlendirilmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Konkordatonun Feshi
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Konkordatonun Feshi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA
:
Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu █████/2025 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Borçlunun konkordato talebinin Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... esas sayılı dosyası üzerinden tasdikine karar verildiğini, tasdik edilen konkordato projesinde müvekkiline olan borcun 511.185,85-TL tutarında olduğu ve bu borcun 31.03.2024 tarihinden itibaren 3 ay aralıklarla 8 taksit içerisinde ödeneceğinin açıkça belirtildiğini ancak davalı borçlunun, ödeme planına uymadığını ve 6. taksitin ödeme günü olan 30.06.2025 tarihinde ödeme yapmadığını ve aradan geçen yaklaşık 2 aylık sürede işbu dava tarihi itibariyle halen ödemeyi gerçekleştirmediğini, bu nedenlerle borçlu hakkında verilen konkordato tasdik kararının, borçlunun konkordato şartlarına uymaması nedeniyle İİK M. 308/e gereğince müvekkili yönünden feshine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
:
Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu █████/2025 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkili hakkında verilen konkordato tasdik kararının kesinleştiğini, müvekkili şirketin davacı tarafa ödenmemiş herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu nedenle de mezkur davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, konkordatonun kısmen feshi koşullarının da oluşmamış olup işbu sebeple de huzurdaki haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının müvekkili şirketten ödenmemiş herhangi bir alacağı bulunmadığından ve yine konkordatonun kısmen feshi koşulları oluşmadığından huzurdaki haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı davasının reddine karar verilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE
:
Dava; İİK m. 308/e uyarınca, tasdik edilen konkordatonun kısmen feshine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının tasdik edilen konkordato projesi gereğince borçlarını ödemediğini belirterek konkordatonun İtK 308/e maddesi uyarınca müvekkili şirket yönünden kısmen feshine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce verilen tasdik kararı kesinleşmiştir.
Mahkememizin ..... esas sayılı dosyasında kayyım olarak atanan ..... tarafından sunulan kayyım raporunda özetle ; Davacı ..... TEKSTİL SANAYİ TİCARET A.Ş.’nin davalı şirket .... MODA TEKSTİL SANAYİ VE TİC. LTD. ŞTİ.’den 511.185,85 TL adi alacağı bulunduğunu, davacı şirketin alacağının taksit ödeme vadelerinin sırasıyla █████/2024, █████/2024, █████/2024, █████/2024, █████/2025, █████/2025, █████/2025, █████/2025 (8 eşit taksit) tarihi olup toplam 511.185,85 TL (63.898,23TL x 8 taksit) taksit ödemesi olduğunu, işbu rapor tarihi itibariyle ..... MODA TEKSTİL SANAYİ VE TİC. LTD. ŞTİ.’nin davacı şirkete █████/2024, █████/2024, █████/2024, █████/2024, █████/2025 vade tarihlerinde toplam 319.491,15 TL (63.898,23 TL x 5 taksit) ödeme yaptığı, vadesi gelen █████/2025 tarihindeki taksit ödemesini yapamadığı yönünde görüş ve beyan bildirmiştir.
Konkordatonun, konkordatoya tabi tüm alacaklar için mutlak bağlayıcı nitelikte etki ve güce sahip olması, borçlu açısından fevkalade önemli bir avantaj teşkil eder. Bu sayede borçlu, kazandığı zamanı İyi bir biçimde değerlendirip işletmesini yeniden yapılandırabildiği takdirde, içine düştüğü ekonomik krizin çıkmazından kendisini kurtarıp borçlarını konkordato projesinin sağladığı elverişli imkanlar çerçevesinde ödeyebilme şansına kavuşabilecektir. Bu şansını iyi kullanarak konkordato projesi doğrultusunda borcunu ifa eden borçlu bakiye borcundan da kanunun sağladığı atıfetten yararlanarak kurtulacak ve ticari itibarını ve ekonomik şahsiyetini korumayı başaracaktır.
Konkordatonun borçluya sağladığı bu avantajlar karşılığında alacaklılara büyük külfet yüklenmektedir. Gerçekten, konkordatoya kabul oyu veren alacaklılar bile, başka çareleri olmadığı için, diğer bir deyişle konkordatoyu iflasa göre kendileri ve borçlu için daha yararlı bulmalarından ötürü, borçlunun teklifine karşı olumlu bir tavır takınmayı “ehveni şer” görmüşlerdir. Ancak borçlunun içine düştüğü ekonomik zorlukların ve borçlarının tümünü ödeme yeteneksizliğinin ortaya çıktığı konkordatoya katlanma yükümlülüğünün de bir sınırı olduğunu kabul etmek gerektiğinde kuşku yoktur. İşte bu sınır, borçlu tarafından konkordato koşullarına göre dahi borçlann ödenmemesi suretiyle tecavüz edilmiş olacaktır. Artık bu noktadan sonra borçlunun alacaklılardan ve kanundan bekleyebileceği hiçbir şefaat kalmamıştır. Alacaklılar için -tabiri caiz ise- bıçağın kemiğe dayanmış olduğu bu noktada, onları artık konkordato ile bağlı tutmaya devam etmenin hiçbir anlamı yoktur.
Bu düşüncelerin sonucu olarak kanunkoyucu kendisine karşı konkordato koşullarını yerine getirilmeyen herhangi bir alacaklıya, alacağı bakımından konkordatonun feshini talep ve dava etme hakkım tanımıştır. Bu durumdaki bir alacaklı, konkordatonun alacağı yününden feshini sağlayarak, kendisini bağlayan bu zorunlu özveri zincirini koparmak olanağına kavuşur. Bu sonuç doğaldır; çünkü mahkeme anlamlı konkordato projesinin ödeme koşullarını yerine getireceğine inanarak borçluya kanunun öngördüğü bu önemli atıfeti sağlamıştır. Borçlu, konkordatoyu ifa etmemek suretiyle, kendisi lehine olan ve mahkemece de onaylanan bu karineyi de çürüterek onama kararının dayandığı temelin çökmesine yol açtığı gibi, konkordatoya kabul oyu veren alacaklıların da güvenlerini boşa çıkarmıştır. Bu yüzden borçlunun mali durumunu düzelterek ödeme yapabileceğine inanan alacaklılar boşuna zaman kaybederek, mağdur duruma düşmüşlerdir. Bu dunundaki borçlu konkordatonun sağladığı himayeyi, alacaklılar aleyhine istismar ettiğinden, herhangi bir alacaktı kendi alacağı açısından konkordatonun feshini isteyerek, alacağının tümünü konkordato hiç akdedilmemişçesine borçludan isteyebilir .
Hukukumuzda iki çeşit konkordatonun feshi türü kabul edilmiştir. Burada yapılan ayrıma temel teşkil eden kriterler de fesih nedenleridir. En temel şekliyle ifade etmek gerekirse, fesih türleri, kendisine karşı konkordato şartlarını ifa edilmeyen alacaklının başvurabileceği kısmen fesih ile (İtK m. 308/e) ile konkordatonun kötüniyetle sakatlanmasından dolayı tüm alacaklılar için konkordatonun tamamen feshinden (İİK m. 308/f) ibarettir .
Yukarıda belirtildiği gibi, konkordatonun kısmen feshi Kanunun 308/e maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin ilk fıkrasına göre, kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı konkordato uyarınca kazanmış olduğu yeni hakları muhafaza etmekle birlikte konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir. Konkordatonun kısmen feshiyle birlikte fesih talebinde bulunan alacaklı, projenin mecburiliğinden kurtulacaktır. Fakat konkordatonun kısmen feshi, yalnızca fesih talebinde bulunan alacaklı açısından sonuç doğurmakta olup konkordatonun etkileri diğer alacaklılar açısından aynen devam edecektir.
Konkordatonun kısmen feshi hakkında yapılan bu açıklamalardan sonra bu noktada, davacı yönünden konkordatonun kısmen feshinin koşullarının oluşup oluşmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Mahkememizce verilen konkordatonun tasdikine ilişkin karar kesinleşmiştir.
Davacı vekili,tasdik edilen konkordato projesi kapsamında müvekkiline ödenmesi gereken taksit ödemelerinin ödenmediğinden bahisle konkordatonun kısmen feshine karar verilmesine talep etmiştir. Davalı ise,davacı tarafa ödenmemiş herhangi bir borcunun bulunmadığından bahisle davanın reddine savunmuştur.Davalının proje kapsamında taksit ödemelerini yapması gerekirken yapmadığı , diğer bir anlatımla, somut olayda davacı yönünden İİK m.308/e hükmüne göre konkordatonun kısmen feshi koşulları oluştuğundan davanın kabulü ile konkordatonun davacı yönünden kısmen feshine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile mahkememizin █████/2024 gün ve ...... Esas, ..... Karar Sayılı ilamı ile, davalı hakkında verilen konkordatonun davacı yönünden İİK'nun 308/(e) maddesinin 1. Fıkrası uyarınca KISMEN FESHİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacı tarafından ödenen 615,40 TL Başvurma Harcı, 615,40 TL Peşin harç ve 87,50 TL vekalet harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 4 tebligat + posta ücreti 40,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafından peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 164/2 nci madde hükmü uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.. █████/2025
Başkan ......
☪e-imzalıdır.☪
Üye .....
☪e-imzalıdır.☪
Üye .....
☪e-imzalıdır.☪
Katip .....
☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!