İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında, Yargıtayın önceki bozma kararı sonrası Bölge Adliye Mahkemesince yeniden yapılan yargılamanın temyizi üzerine inceleme.
Özet: Bu hukuki evrak, 04.12.2013 tarihinde bir inşaat işyerinde 3. kattan düşerek ayak bileğinden ve topuğundan yaralanan davacının, işveren konumundaki davalının gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almadığı gerekçesiyle açtığı maddi ve manevi tazminat davasıyla ilgilidir; davalı ise davacının gerekli eğitimlere rağmen emniyet kemeri gibi ekipmanları kullanmayarak kendi kusuruyla kazaya sebebiyet verdiğini iddia etmektedir ve dosya, ilk derece mahkemesinin kararının istinaf sonrası Yargıtay tarafından bozulması üzerine, bölge adliye mahkemesince bozmaya uyularak kısmen kabul ve kısmen reddedilen kararın davalı tarafından tekrar temyiz edilmesiyle yüksek mahkemenin incelemesine sunulmuştur.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 33. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 04.12.2013 tarihinde davalı asıl işverenin, (alt işveren ... San. ve Tic. Ltd. Şti.) Kırklareli ...'deki, SGK kayıtlarında ... sicil numarada işlem gören inşaat işyerinde, binanın 3. katından zeminin altındaki -2. kata düşerek iş kazası geçirdiğini, kaza soncu ayak bileğinden ve topuğundan yaralanan davacının tedavisi devam ettiğini, davalı asıl işveren iş kazasının gerçekleşmesi gerekli iş sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini almadığı, alınmasını ve uygulanmasını sağlamadığı için olayda kusurlu olduğunu, iş kazası sonucu bedeni zarara uğrayan davacının tedavisinin halen devam ettiğini, demir doğrama ve çatı işlerinde çalışan 1989 doğumlu davacı, kaza tarihinde 1.400.TL net ücret aldığını, iş yerinde işveren tarafından sağlanan yerde konaklamakta, işveren tarafından günde üç öğün yemek verildiğini, iş kazası sonucunda davacının geçici ve sürekli iş göremezlik dönemindeki maddi zararı için belirsiz alacak davası mahiyetinde 1.000 TL maddi tazminatın iş kazası tarihinden başlayarak isleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 01.07.2021 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat istemi 246.043,60 TL'ye artırılırken, başvurma harcı da yatırılmak suretiyle ek dava mahiyetinde 60.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davanın ihbarını talep ettikler ... San. ve Tic. Ltd. Şti. firmasına ait .../Kırklareli adresinde bulunan kabul ve tahliye merkezi inşaatında kaynak işi ile iştigal etmekte olup, kazanın olduğu 04.12.2013 tarihinde o dönemde geçerli olan net asgari ücret ile çalıştığını, söz konusu inşaatın yapımı aşamasında, davacı tarafın iştigal konusu olan kaynak işiyle ilgili olarak gerekli eğitimler ve kişisel koruyucu ekipmanların verildiğini, akabinde en üst düzeyde gerekli her türlü güvenlik tedbirinin de alındığını, bu tedbirlerden de aslen ... firmasının sorumlu olduğu gözetildiğinde bu konuda müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bu bağlamda, davacı tarafa kaynak işini; 10... kalas, kalasın üzerine 2-3 adet sac kalas (inşaat yapılırken kullanılan) koyarak, baret, emniyet kemeri ve eldiven takmak suretiyle yapması gerektiği hususunda gerekli eğitimler verildiğini ve bilgilendirme de yapıldığını, buna rağmen, davacı taraf inşaatın merdiven korkuluğunun kaynak işlerini yaparken, 10... kalas yerine demir çubuk üzerine 1 adet sunta olarak tabir edilen tahta kalas koyarak emniyet kemerini de takmadan, en nihayetinde tedbirsiz ve dikkatsiz davranışı sebebiyle düşerek iş kazası geçirdiğini, emniyet kemerini dahi takmayan davacı tarafın kendisine verilen eğitimlerde kullanılması gerektiği belirtilen ekipmanlar yerine, kullandığı demir çubuk ve suntanın, kendisini taşıyamayacak kadar sağlam olmadığını bilebilecek durumda olup, bunu öngörmesi gerektiğini, bu suretle, bu kazaya davacı tarafın bizzat kendisi kusurlu davranışlarıyla sebep olduğunu, davalı müvekkil şirketin, atfı kabil bir kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.11.2021 tarih, ████████ E., ████████ K. sayılı kararında; davacının 04.12.2013 tarihinde davalı asıl işverenin, (alt işveren ... San. ve Tic. Ltd. Şti.) Kırklareli ...'deki, SGK kayıtlarında 1023864 ... sicil numarada işlem gören inşaat iş yerinde, binanın 3. katından zeminin altındaki -2. kata düşerek iş kazası geçirdiğini, kaza soncu ayak bileğinden ve topuğundan yaralanmak suretiyle iş kazasının meydana geldiği, Kırklareli Sosyal Güvenlik Merkezinin yazı cevabına göre olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesine istinaden iş kazası olduğu ve davacının iş göremezlik oranının %10'un altında tespit edildiği, davacı vekilinin itirazı üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alındığı ve 18.07.2017 tarihli karara göre davacının iş göremezlik oranının %12,1 olduğu, başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı ve kontrol muayenesi gerekmediğinin tespit edildiği, kusur bilirkişiden alınan 14.04.2015 tarihli raporda, davalı asıl işveren müessese (.... San ve Tic. A.Ş ) ile alt işveren müessenin (... San ve Tic. Ltd. Şti.'nin) müştereken toplam % 80 oranında kusurlu oldukları, (her birinin kusurunun % 40 olmak üzere) ve davacının % 20 oranında kusurlu bulunduğunun belirlendiği, söz konusu raporun Mahkemece oluşa uygun bulunduğu, maddi tazminat talebi bakımından 28.06.2021 tarihli hesap raporuna göre SGK tarafından karşılanmamış maddi zararın 264.043,60 TL olarak hesaplandığı gözetilerek bu maddi tazminatın hüküm altına alındığı, manevi tazminat talebi bakımından; davacı vekilinin 01.07.2021 tarihli dilekçesi incelendiğinde ıslah ibaresinin bulunmadığı, dava dilekçesinde manevi tazminat talep edilmediği, her ne kadar harç ıslah harcı olarak yatırılmış olsa dahi 03.11.2021 tarihli duruşmada da davacı vekilinin talep arttırım talebinde bulunduğunu açıkça belirttiği anlaşıldığından, dava dilekçesinde talep edilmeyen manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 06.10.2022 tarih, ████████ E., █████████ K. sayılı kararında özetle; somut olayda davacı vekilinin dosyaya sunduğu ıslah dilekçesinde; dava dilekçesinde talep edilmeyen manevi tazminatı ıslah dilekçesi ile nispi harcı yatırılmak sureti ile talep ettiği görülmektedir. Bu halde, davacı tarafın bu talebi ek dava olarak kabul edilerek manevi tazminat talebi yönünden bir karar verilmesi gerekirken talebinin reddedilmesini doğru olmadığı, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olduğu, somut uyuşmazlıkta, söz konusu iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin % 80 oranında kusurlu olduğu, davacının söz konusu olay nedeniyle duyduğu manevi ızdırap ve sürekli malul kalması, tedavi aşamasında yaşadığı bedensel acılar, ruhsal sıkıntılar ve tarafların kusur durumları, olayın oluş şekli, maluliyet oranı, olay tarihinden bu yana işleyecek faiz oranları ve tarafların ekonomik durumları dikkate alındığında davacı için 15.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, tüm dosya kapsamı ile davalı şirketin davacının SGK hizmet cetvelinde çalışması kayıtlı görünen işyeri bilgilerine göre de davalının asıl işveren olduğu, husumet itirazının yerinde olmadığı, davacının olay tarihi olan 04.12.2013 tarihinde Kırklareli - ... adresinde kurulu ve asıl işveren ... İnşaat Şirketinin üstlenmiş olduğu ... Bankası Kabul Merkezi İnşaatının yapım işini alt işveren olan ...İnşaat Şirketinde hizmet akdiyle bağlı çalışan işçi ...'nun inşaatın çelik konstrüksiyon çatı işinde çalışırken yüksekten zemine düşmesi ve bacaklarından yaralanması suretiyle iş kazası geçirdiği, davalı işverenin iş kazası olayında denetim ve gözetim borcunu yerine getirmediği, davacının meydana gelebilecek tehlikeler ve olası riskler konusunda yeteri kadar eğitimli olmadığı, işlerinin emniyetli olarak yapılması noktasında bir sistem oluşturmadığı denetim ve gözetim eksikliğinin olduğu, iş güvenliğini çalışanın insiyatifine bıraktığı, işveren tarafından risk analizi ve değerlendirmesinin yapılmadığı, bu nedenlerle kusurunun olduğu, kazazede davacı işçinin de, kaza olayı sırasında can emniyeti için gerekli dikkat ve özeni göstermediği ve kusurunun olduğu ve dosya içeriği ile alınan bilirkişi raporunda davalı ve davacı yönünden belirlenen kusur oranlarının işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına, dosya içeriğine uygun olduğu, davalı şirket vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığının anlaşıldığı, somut olayda, dosyada mevcut 18.07.2017 tarihli Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu Kararında tespit edilen %12,1 sürekli iş görmezlik oranına sadece davalı vekili tarafından itiraz edildiği, 19.10.2017 tarihli duruşmada davacı vekilinin "Yüksek Sağlık Kurulunun raporuna bir diyeceğim yoktur" dediğini, aynı duruşmada davalı vekilinin Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan rapor alınmasını talep ettiği, bu durumda her ne kadar davalı vekilinin itirazı üzerine davacının sürekli iş görmezlik oranının Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu tarafından % 20 olarak tespit edilmişse de, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından tespit edilen % 12,1 sürekli iş görmezlik oranına davalı tarafça itiraz edilmediğinden % 12,1 sürekli iş görmezlik oranının davacı taraf bakımından kesinleştiği, hükme esas bilirkişi raporunda da bu tespitlerle yapılan hesaplamanın dosya içeriğine uygun olduğu, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı, tanık anlatımı, emsal ücret bilgisi ve TÜİK kayıtlarında emsal ücretin davacı iddiasına yakın olması da dikkate alındığında, davacının asgari ücretle çalışmasının olağan olmadığı, davacı tarafın ücrete ilişkin iddiasının dosyadaki bilgi ve belgelerle doğrulandığı, hükme esas bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların dosya içeriğine uygun olduğu, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı gerekçeleri belirtilerek;
"1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen yerinde olduğu buna göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararının kısmen usul ve yasaya aykırı olduğu, ancak dosyada delillerin toplanmış olmasına göre karardaki hata ve eksikliklerin Mahkemesine gönderilmeksizin dosya üzerinden Dairemizce değerlendirilip yeniden hüküm kurulabileceği anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına,
Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile
a) Maddi tazminat talebinin tam kabulü ile 264.043,60 TL'nin kaza tarihi olan 04.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
b) Manevi Tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemiz 26.03.2024 tarih, ████████ 58... /3197 Karar sayılı ilamı ile özetle; sair temyiz itirazlarının reddi ile "...Öte yandan taraflar arasında işçi alacağına ilişkin görülen davada tespit edilen ücretin tazminat davasında hesaba esas alınacak ücret açısından kesin delil mahiyetinde olmayıp, kuvvetli delil mahiyetinde olduğu, davacının yaptığı işe göre alacağı ücretin Dairenin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde TÜİK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile ilgili iş kolundaki meslek odalarından getirilecek emsal ücretler gözetilerek belirlenmesi gerektiği, sendikasız işçi için sendikalardan bildirilen ücretin de dikkate alınamayacağı gözden kaçırılmamalıdır. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve ███████(21)-94 E.- ████████ K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi "Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, Mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)" Somut olayda, davacının davalı işveren nezdinde kaynak işinde çalışmaktayken 04.12.2013 tarihinde iş kazasına uğradığı, hükme esas alınan 28.06.2021 tarihli hesap raporunda TÜİK ücretine göre 1,75 kat üzerinden, sendikal ücrete göre 1,82 kat üzerinden seçenekli hesap yapıldığı Mahkemece 1,82 kat üzerinden yapılan hesap seçeneğine itibarla maddi tazminat alacağı hakkında hüküm tesis edildiği anlaşılmakta ise de davacının sendikalı olduğu anlaşılamamaktadır. Bu durumda Mahkemece; davacının sendikalı işçi olup olmadığı belirlenip sendikalı olması halinde bağlı olduğu sendika ile işveren arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesine göre, sendikasız işçi olması halinde ise yaptığı kaynak işçiliği bu alanda mesleki eğitiminin bulunup bulunmadığı, kıdemi ve yaşına göre alabileceği ücretin mevcut hesap raporunda olduğu gibi TÜİK rayiç ücreti ile beraber, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ilgili iş kolundaki meslek odalarından araştırılarak davacının kaza tarihinde alabileceği ücretin belirlenmesi giderek, kararın davacı tarafça maddi tazminat yönünden temyiz edilmemiş olması gözetilerek, 1,82 kat ücret yönünden davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak ile 28.06.2021 tarihli raporda esas alınan veriler (özellikle iş bu raporda esas alınan işlemiş devre sonu tarihi olan 04.12.2021 tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişiklikleri rapora yansıtılmamak suretiyle) tespit edilecek ücret katını iş bu rapora uygulayarak sonucuna göre davacının tazminat istemleri hakkında bir karar vermekten ibarettir. "gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz sebepleri olarak özetle; davalı Şirket yönünden davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının davalı Şirket çalışanı olmadığını, kazanın meydana gelmesinde davalı Şirketin kusurunun bulunmadığını, tüm güvenlik önlemlerinin alındığını, olayın meydana gelmesinde davacının ağır kusurunun bulunduğunu, davacının emniyet kemeri takmadığını, kendisine verilen eğitimlerde kullanması gereken ekipmanları kullanmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, yerinde keşif yapılamadığını, davacının dava konusu olaydan kaynaklı maluliyetinin bulunmadığını, davacının olay tarihindeki yaşı da gözetildiğinde maluliyetinin yıllar geçtikçe artmasının mümkün olmadığını, davacının ihmalinden kaynaklı maluliyeti varsa bu hususun Adli Tıp İkinci İhtisas Kurulu tarafından tespit edilmesi gerektiğini, maluliyet raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, Mahkemece alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, ücret tespitinin hatalı olduğunu, davacının asgari ücretle çalıştığını, itiraz ettikleri maluliyet oranına göre hesaplama yapıldığını, bilirkişi raporunda davacının 60 yaşına kadar çalışabileceği varsayıma dayalı hesaplamanın da doğru olmadığını, davacının geçici iş görmezliğinin de bulunmadığını, ayrıca Mahkemece terditli yapılan hesaplamada tercih edilen yüksek hesaplamanın neden esas alındığının açıklanmadığını, maddi tazminatın kabulüne ilişkin hükmün gerekçelendirilmediğini belirterek; Mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55... . maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19... . maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u hükümleri.
3. Değerlendirme
A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davalı aleyhine hükmolunan manevi tazminat tutarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden;
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!