Özel sigorta sözleşmesinden kaynaklanan, kasko kapsamında perte çıkan aracın tazminatının eksik ödenmesi talepli açılan dava.
Özet: Dava, davacının kasko sigortalı aracının 10.02.2025 tarihli bir kaza sonucu perte çıkması ve davalı sigorta şirketi ile anlaşılan 975.000,00 TL rayiç bedelinden 629.000,00 TLsinin ödenmesine rağmen 26.02.2025 tarihli mutabakata rağmen kalan 346.000,00 TLnin ödenmemesi üzerine açılmıştır; davacı, bu bakiye borcun tahsili için şifahi görüşmeler, e-posta bildirimi, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumuna başvuru ve arabuluculuk gibi çeşitli yollar denemiş, sigorta şirketinin ödemeyi geciktirmesi ve kurumun sigorta şirketinin işlemlerini kısıtlaması gibi nedenlerle mağduriyet yaşadığını belirterek, kalan 346.000,00 TLnin 26.02.2025 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte ödenmesini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP
:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı müvekkil ... ile davalı ... A.Ş. arasında ... poliçe numaralı ... müşteri numaralı 12.11.2024 başlangıç ve 12.11.2025 bitiş tarihli genişletilmiş araç kasko poliçesi imzalanmıştır.Davacı Müvekkil, eski maliki olduğu ... plakalı ve ... şasi numaralı araç ile 10.02.2025 tarihinde kaza yapmıştır. Davacının eski aracı kaza neticesinde sigorta şirketi ile yapılan kasko sigorta kapsamında 26.02.2025 tarihinde onarımının ekonomik olmaması nedeniyle perte çıkarılmıştır. Genişletilmiş araç kasko sigortası kapsamında davacının eski maliki olduğu ... plakalı araç ile yapılan kaza sonrasında araç rayiç değeri 975.000,00-TL olarak belirlenmiştir Davalı sigorta şirketi sovtaj bedelinden 629.000,00-TL'lik kısmını 19.03.2025 tarihinde ödemiş olmasına karşılık kalan 346.000,00-TL'lik ödeme taraflar arasında yapılan anlaşma tarihi olan 26.02.2025 tarihinden itibaren davacı müvekkile ödenmemiştir.
Davacı müvekkil, davalı sigorta şirketi ile şifahi olarak yapmış olduğu görüşmeler neticesinde araç rayiç değerinden kalan tutarın ödenmesine ilişkin sigorta şirketinin çeşitli sebepleri ile sürekli olarak ileri tarihe ertelenmiştir. Ertelemeler sonucunda davacı müvekkil şahsi e-posta adresinden davalı sigorta şirketinin resmi mail adresi olan (....) adlı adrese ödemenin yapılması aksi takdirde yasal yollara başvuracağına ilişkin bildirimde de bulunmuştur, Davalı sigorta şirketi tarafından müvekkilin mailine olumlu veya olumsuz herhangi bir geri dönüş alamaması sebebiyle işbu davanın ikame edilmesi zorunlu kılmıştır.
Davalı sigorta şirketine yapılan başvuruda sonuç alınamaması neticesinde davacı müvekkil ile sigorta şirketi arasındaki ihtilafın yargı yoluna taşınmaması ve daha hızlı çözüme kavuşturulacağına inançla Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na 10.10.2025 tarihinde ... resmi mail adresi (...) adresi üzerinden ihtilafın çözümüne ilişkin talepte bulunulmuştur. ... tarafından 20.11.2025 tarihli gönderilen cevabi yazıda davalı sigorta şirketinden alınan cevap yazısı gönderilmiş olup davalı sigorta şirketinin cevabında ödemelerde gecikmeler yaşandığına dair açıklamalarda bulunulmuştur. Kurum da bu aşamada yapılabilecek ilave bir işlem bulunmadığına ilişkin yazılı cevap vermiştir. Tarafımızca işbu davanın ikamesi öncesi kalan sovtaj bedelinin ödenmesi talebiyle Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın ... Arabuluculuk Bürosu'na... Büro Dosya numarası ve ...Arabuluculuk Dosya Numarası ile arabulucuya başvurulmuştur. Müzakere sonucunda taraflar arasında anlaşma gerçekleşmemiştir. Davacı müvekkil ile davalı sigorta şirketi 26.02.2025 tarihinde taraflar arasında yapılan anlaşma neticesinde perte çıkartılan aracın rayiç değeri olan 975.000,00-TL'den 629.000,00-TL'lik kısmı 19.03.2025 tarihinde davacının hesabına davalı sigorta şirketi tarafından ödenmiştir. Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (...) tarafından 10.04.2025 tarihinde alınan tedbirler neticesinde de sigorta şirketinin işlemleri kısıtlanması sebebiyle davacı müvekkil ile davalı sigorta şirketi arasında ... plakalı aracın rayiç değerine ilişkin yapılan anlaşma tarihi olan 26.02.2025'den itibaren 346.000,00-TL tutarındaki alacağına kavuşamamıştır.kavuşamamıştır.Davalı sigorta şirketi tarafından araç rayiç değerinin eksik ödenmesi davacı müvekkilin aktif olarak çalışmış olduğu işinin de aksamasına sebebiyet vermiştir. Şöyle ki; davacı müvekkil ... Tic. A.Ş.'de satın alma müdürü olarak çalışmaktadır. Davacının çalışmakta olduğu şirket turizm ve otelcilik sektöründe iş hacmi en kuvvetli şirketler arasında yer almakta ve Türkiye'nin çeşitli illerinde otelleri bulunmaktadır. Müvekkil, çalışmakta olduğu şirketteki unvanı ve pozisyonu sebebiyle çalışmış olduğu şirketin farklı ilde bulunan otellerine gidip çalışmalarda bulunmaktadır. Davalı sigorta şirketi tarafından araç rayiç değeri tam ödenmemesi ve davacının arabasız kalması sebebiyle de halen çalışmakta olduğu da sekteye uğramış olup mağduriyeti de devam etmektedir.
Davamızın kabulü ile davacının kaza öncesi maliki olduğu ... plakalı aracın 10.02.2025 tarihli kaza neticesinde pert olan araç için davalı sigorta şirket ile mutabık kalınan (kasko sigorta kapsamında) 975.000,00 TL pert bedelinden 629.000,00 TL sovtaj ödemesinin mahsubu neticesinde kalan 346.000,00 TL bakiye bedelin davalı şirket yönünden 26.02.2025'den itibaren avans faiz ile tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini,
Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasıdır.
Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "Davacıya ait ve davalı nezdinde Ziraat Traktör Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... plakalı ziraat traktörünün; yedi emin otoparkında hırsızlık neticesinde çalındığı, kasko poliçesi kapsamında araç değerinin ödenmesi amacıyla davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu, sigorta şirketi tarafından olayın şüpheli bulunması nedeniyle ödeme yapılmadığı ve davacı tarafından eldeki sigorta sözleşmesi kapsamında tazminat istemli davanın açıldığı, anlaşılmıştır.
Kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle, ilk derece mahkemesinin davaya bakma hususunda görevli olup olmadığı hususunda öncelikle ve resen inceleme yapılması gerekmektedir.
6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinin 1.fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine 2.maddenin 2.fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Göreve ilişkin bu genel düzenlemeler yanında bazı kanunlarda belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli bir çeşit uyuşmazlıklara bakmak üzere kurulmuş özel olarak görevli mahkemeler de belirlenmiştir. Bu anlamda uyuşmazlıkla ilgili olması bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği düzenlenmiştir.
Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani bir özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir.
█████/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve █████/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2.maddesinde, kanun'un kapsamı “bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davalı sigorta şirketi nezdinde Ziraat Traktör Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı ve kullanım amacı traktör olan (sigorta poliçesinde kullanım amacı: traktör olarak kayıtlı olup tescil belgesinde zirai araç-hususi kayıtlıdır)... plakalı traktörün sahibi sigortalı davacı gerçek kişi olup tacir değildir. Hal böyle olunca da, davacı ile davalı arasındaki sözleşmede, davalı tüketici olup, davaya bakma hususunda görevli mahkeme de tüketici mahkemesidir.
Bu halde, ilk derece mahkemesince davaya bakma hususunda Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu değerlendirilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla istinaf incelemesine konu kararın verilmesi doğru olmamıştır. " şeklinde karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı ile davalı arasında genişletilmiş kasko poliçesi akdedildiği, poliçe içeriğinde davacının mesleğinin A.Ş çalışanı olarak belirtildiği ve aracın cinsinin de hususi olarak belirtildiği dikkate alındığında davacının gerçek kişi olduğu ve tacir olmadığı, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında davacı ile davalı arasındaki sözleşmede davacının tüketici vasfını haiz olduğu anlaşılmakla taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasını değerlendirme görevinin Tüketici Mahkemesi'nde olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE,
*Görevli mahkemenin İstanbul Tüketici Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE,
2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
*Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı)
3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına,
Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!