İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle istenen maddi ve manevi tazminat davasında temyiz incelemesi ve kusur oranına ilişkin uyuşmazlık.
Özet: Bir iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının, işvereni ve alt işverenden talep ettiği maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesi 501.275,88 TL maddi ve 80.000 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermiş, bu karar istinafta onanmış, davalılar kazanın iş kazası olmadığı, kendi kusurlarının bulunmadığı, illiyet bağının kesildiği, uzman raporlarındaki çelişkilerin giderilmediği ve tazminatın fahiş olduğu gerekçeleriyle temyiz yoluna başvurmuştur.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 9. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacının 31.03.2014 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını belirterek 10.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; yargılama sırasında maddi tazminata ilişkin talebini 501.275,88 TL olarak arttırmıştır.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacıdan işe motoru ile gidip gelmemesi, mesai saatleri içinde de işi için motoru kullanmaması istenildiği halde davacıya tevdi edilen bir işi yapmak için işyeri dışına çıktığında kendisine verilen uyarıları dinlemeyerek denetim işine toplu taşıma aracı yerine kendi özel motosikleti ile gittiğini ve söz konusu kazanın yaşandığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, davacının geçirmiş olduğu trafik kazasının, iş kazası olarak nitelendirilmesinin kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığı gibi illiyet bağı ve kaçınılmazlık durumunun söz konusu olduğunu, davacının maluliyetinin kesin olmadığını, kazada kusurun davacı ile dava dışı müteveffada olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, 16.06.2022 tarihli kusur raporunun çelişkinin giderilmesi hususunda yeterli görülmekle dosyanın son kusur raporu doğrultusunda hesaplama yapılmak üzere dosyanın farklı bir aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, aktüerya bilirkişi raporunda kusur raporuna ve maluliyet durumuna göre ve ayrıca en son asgari ücretlerdeki artışları da dikkate alarak seçenekli hesaplama yaptığı, Hukuk Genel Kurulu'nun 12.11.2019 tarihli █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı içtihadı da göz önünde bulundurularak asgari ücretlerin kamu düzenine ilişkin olması dikkate alınarak B şıkkında 2.859,400,46 TL olarak yapılan maddi tazminat hesabının dikkate alındığı ancak davacı tarafın bozma öncesindeki ıslahı dikkate alınarak taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle, "Davacının davasının maddi tazminat yönüyle taleple bağlı kalınarak kabulü ile; 501.275,88 TL net maddi tazminatın kaza tarihi olan 31.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, Manevi tazminat yönüyle davanın kısmen kabulü ile 80.000,00 TL net manevi tazminatın kaza tarihi olan 31.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı ... Ticaret A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili şirket bünyesinde çalışan davacının geçirdiği trafik kazasında herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacının özel motosikleti ile yapmış olduğu kazadan dolayı müvekkili şirketi sorumlu tutmanın kabul edilemez olduğunu, illiyet bağının kesildiği, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediği, davacının aynı kaza sebebiyle dava dışı üçüncü kişinin mirasçılarına ve sigorta şirketine açtığı İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/ 462 E. sayılı dava dosyası sonucunun araştırılması ve sonucunun beklenilmesi talebinin dikkate alınmamasının hatalı olduğu, hükmedilen tazminatların fahiş olduğu, davacının ücretine, pasif ve aktif dönem hesaplarına itirazlarını ve dosya kapsamındaki tüm itirazlarını tekrar ettiğini belirterek temyize başvurmuştur.Davalı ... Danışmanlık A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmediği, İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/ 462 E. sayılı dava dosyasının bekletici mesele yapılmamasının hatalı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Dosya kapsamından, hükme esas alınan kusur raporunda davalı asıl işveren ... Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. ile davalı alt işveren ... Tic.A.Ş.’nin her biri %20’şer olmak üzere müştereken toplam %40 oranında kusurlu oldukları, davacı ...’ın %30 oranında kusurlu olduğu, dava dışı ... ...’in %30 oranında kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, 05.10.2018 tarihli kök raporda davacının maddi zararının 501.275,88 TL olarak hesaplandığı, bilirkişi raporunun davacıya 17.10.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin hesap raporuna itiraz etmediği ve 13.8.2020 tarihli dilekçesi ile talebini hesap raporu ile belirlenen tutara arttırdığı, ilk derece mahkemesinin 17.11.2020 tarihli ████████ E.████████ K. sayılı kararı ile maddi tazminat istemi yönünden davacı talebi gibi 501.275,88 TL tazminata hükmedildiği, kararın davacı tarafça istinaf edilmediği, davalıların istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin kararı kaldırarak İlk Derece Mahkemesine göndermesi sonrasında yargılamaya devam edilerek alınan 05.01.2023 tarihli bilirkişi raporu ile kusur oranı dahil, kök rapordaki diğer veriler değiştirilmeksizin ancak işlemiş dönem sonu ileri çekilmek suretiyle davacının maddi zararının 2.859.400,46 TL olarak hesaplandığı anlaşılmaktadır.Usuli kazanılmış hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).Kazanılmış haklar, “hukuk devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar, Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay İçtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay İçtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin, mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş, uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., ████████ K., 03.12.2008 T., ███████-730 E., ████████ K.). Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).Somut olayda, hükme esas alınan 23.5.2022 tarihli kusur raporunun çelişkileri giderir mahiyette olduğu değerlendirildiğinden davalıların kusura ilişkin temyiz itirazları yerinde bulunmamıştır. Ancak, davacı tarafça maddi zararın 501.275,88 TL olarak belirlendiği 05.10.2018 tarihli hesap raporuna itiraz edilmediği ve ilk derece mahkemesinin 17.11.2020 tarihli ████████ E.████████ K. sayılı ilk kararının davacı tarafından istinaf edilmediği dikkate alınmadan, davalılar lehine bu nedenle oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeksizin daha fazla zarar hesabı yapan son hesap raporuna itibar ederek taleple bağlı kalınmak suretiyle davacının maddi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.Mahkemece yapılacak iş; davacının maddi tazminat istemi yönünden fazlaya ilişkin bir hakkı bulunmadığını, davacı tarafın 5.10.2018 tarihli hesap raporuna itiraz etmemesi ve İlk Derece Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli kararını istinaf etmemesi nedeniyle davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle maddi zararının 501.275,88 TL olarak hüküm altına alınması gerektiğini göz önünde bulundurmak ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.