Enerji nakil hattından çıkan orman yangını nedeniyle oluşan zararın tazmini davasında müterafik kusur ve sorumluluğun Yargıtay bozması sonrası yeniden değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, enerji nakil hattından çıkan orman yangını sonrası orman idaresi tarafından enerji şirketine karşı açılan tazminat davasının karmaşık yargılama sürecini özetlemektedir; ilk derece mahkemesinin yangında her iki tarafın da kısmi kusurunu tespit ederek davalıyı düşük oranda sorumlu tutan kararı, Yargıtay tarafından davalı şirketin kusursuz sorumluluğu ile davacı idarenin müterafik kusur oranının adil bir şekilde yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma sonrası alt mahkeme, davacının %45 oranında müterafik kusurlu olduğunu belirleyerek tazminat miktarını revize etmiş, bu yeni karara karşı taraflarca karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.Mahkeme kararının taraf vekillerince duruşma istemli temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın bozulmasına dair verilen kararın taraf vekillerince düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, taraf vekillerinin karar düzeltme dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; 24.08.2007 tarihinde, ... Köyü, ... Mahallesi mevkiinde başlayan orman yangınının 513 hektarlık bir alanda etkili olduğunu ve bu alanın yangında zarar gördüğünü, yangının bölgeden geçen enerji nakil hattındaki D12 direği ile bu direğin doğusunda bulunan ağaç direğin arasındaki elektrik tellerinin fincanlara sağlam olarak monte edilmemesi nedeniyle kopması ve yerde kurumuş halde bulunan çam ağacı ile kuru otları tutuşturması sonucu çıktığını, ... ile ... Müdürlüğü arasında enerji nakil hatları kurulması için verilen izinlere ilişkin taahhüt senedinin (7.) maddesine göre, orman idaresi zararından davalı şirketin sorumlu olduğunu ileri sürerek; işletme müdürlüğünce düzenlenen tazminat raporuna göre idarenin bu haksız fiil sebebiyle uğradığı 2.344.795,29 TL (ıslahla 4.147.196,40 TL) zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; olay tarihinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, olayın davacı orman idaresinin bakım ve gözetimindeki kuruyan ağacın rüzgarın etkisiyle devrilip tellerin üzerine düşmesi sonucu gerçekleştiğini, enerji nakil hattının yönetmeliklere uygun tesis edilmiş olması nedeniyle davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, enerji nakil hattının mevzuat gereği güvenlik bandı dışında bulunan ve yangına sebebiyet verdiği hem orman idaresince, hem davalı personelince tesbit edilen bakım ve tesbit yükümlülüğü orman idaresine ait olan ağacın sebebiyet verdiği yangın nedeniyle davalının kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.III. MAHKEME KARARIMahkemece 31.01.2012 tarihli ve ████████ E., ███████ K. sayılı kararıyla; yangının her iki tarafın da müşterek kusurlu davranışı ile çıktığı, elektrik hattı üzerine düşen ağacın davalı şirketin sorumluluk alanı dışında kaldığı, doktrin ve Yargıtay İçtihatları ile benimsenen uygun illiyet ilkesi ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 44. maddesi de nazara alınarak oluşan zararın adalet ve hakkaniyet ölçüsünde paylaştırılması, bu çerçevede davalı şirketin oluşan zararın takdiren %2'si kadar bir miktarından sorumlu tutulması gerektiğinden bahisle, davanın kısmen kabulüne, 82.943,92 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Birinci Bozma KararıDairemizin 02.04.2013 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı ilamıyla; davalı tarafın tüm, davacı tarafın ise sair temyiz itirazları reddedildikten sonra; "(...) Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; yangının, davalı şirkete ait olup, enerji nakil hattındaki tellerin (ağaç düşmesi sonucu) kopması nedeniyle meydana geldiği; dolayısıyla davalı şirketin faaliyeti ile ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağının bulunduğu, davalı şirketin zarardan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.Ne var ki, zararın kapsamını tayinde davacı idarenin kusurunun olup olmadığının da araştırılıp, tartışılması gerekmektedir.(...) O halde, Mahkemece; davacı kurumun yukarıda açıklanmaya çalışılan görev ve sorumlulukları dikkate alınarak, somut olayda, müterafik kusuru olduğu gözetilip; adalet ve hakkaniyet ilkelerine göre, bilirkişilerce hesaplanan zarar miktarından uygun bir miktar indirilerek, tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.Yanılgılı değerlendirme sonucu, davalı şirketin; olayda kusursuz sorumluluğu bulunduğu gözetilmeden, yangının her iki tarafın müşterek kusurlu davranışından çıktığı da belirtilmiş olmasına rağmen; hakkaniyet ve adalet duygusuyla bağdaşmayacak oranda zararın takdiren %2'si kadar sorumlu tutulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle, karar bozulmuştur.B. İkinci Bozma Kararı1. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 05.11.2013 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararla; davacı tarafın meydana gelen zararda %45 oranında müterafik kusurunun bulunduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne 2.280.958,02 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizin 17.06.2014 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı ilamıyla; "(...) Uyuşmazlık ise çıkan yangının küçük - orta- büyük yangın olup olmadığı ve buna göre alınacak tedbirlerin zamanında, yerinde ve hızında alınıp alınmadığı denetlenmeli, davacı idarenin yangına müdahalesinde kullanacağı helikopterlerin yakıtının bulunmaması veya hemen bitmesi ve yangına geç müdahale edilmesi yönünde yaptığı savunma irdelenmeli ve kusur etkisi tartışılmalıdır.Yukarıda bilgiler ışığında somut olayımızda müterafik kusur hesaplanırken, davaya konu yangının hangi ölçekte bir yangın olduğu (küçük, orta, büyük) büyüyen orman yangınlarında belirleyici birincil etmenin rüzgar hızı ve yönü sonra nisbi nem ve yüksek sıcaklık olduğu bilimsel çalışmalarda belirtildiğine göre, olay günü rüzgarın hızı, bağıl nem oranı, davacı idarenin yangına müdahalesindeki etkin gücü gibi faktörler dikkate alınarak inceleme yapılmaması eksik delil toplama ve HMK'nın 31 inci maddesi gereğince davayı aydınlatma görevini yapmadan karar verildiği anlaşılmaktadır.(...)İlk bozmada tarafların müşterek kusurlarının varlığından söz edilmesi kusur oranının tayini için etken unsurlar değerlendirilerek hakkaniyet ölçüsünde bir inceleme yapılmasının istenilmesi eşit kusur ifadesi kullanılmadığı açıktır.Belirtilen eksiklikler giderilmeden oluş ve kabule göre değerlendirme ve bilirkişi incelemesi yapılmadan kusurun oranının %55 davalı ve %45 davacı olarak belirlemek suretiyle tayin olunan tazminatın belirlenmesi uygun düşmemekle ilk kararda belirtilen oranın düşüklüğü, ikinci kararda ise belirtilen oranın çok yüksek olması karşısında tazminatın hakkaniyet ölçülerine göre adil ve kalıcı şekilde tayini ile önce bulunacak kusur sonra ayrıca hakkaniyet indirimi de yapılmakla makul bir tazminatın tayini gerektiğinden hüküm belirtilen eksiklikler sebebiyle bozulmalıdır." gerekçesiyle, karar bozulmuştur.C. Üçüncü Bozma Kararı1. Mahkemenin 16.12.2015 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararıyla; bozma ilamıyla bağdaşmayacak şekilde bilirkişi raporunda davacı tarafın %65 oranında, davalı tarafın %35 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, Mahkemenin bilirkişi raporundaki kusur oranları ile doğrudan bağlı olmadığı, davacı tarafın yeterli emniyet yolları açmaması hususunda %10 oranında mütefarik kusurlu olduğu yine yangın öncesinde gerekli emniyet tedbirlerini almaması sebebiyle %15 oranında mütefarik kusurlu olduğu, bilirkişi raporunda tespit edilen toplam 3.178.099,48 TL zarar bedelinden %25 oranında mütefarik kusur indirimi yapıldığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile 2.344.795,29 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.2. Dairemizin 23.05.2017 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı ilamıyla; taraf vekillerinin sair temyiz itirazları reddedildikten sonra; "(...) Dairemizin 02.04.2013 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı ilk bozma ilamında, davalı tarafın zararın %2'sinden sorumlu tutulması uygun görülmemiş, %2 oranın düşük olduğu belirtilmiş, 17.06.2014 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı ikinci ilamda ise davalı tarafa yüklenen %55 kusur oranı yüksek görülmesine karşın temyize konu işbu kararda davalı tarafın kusur oranı %75 olarak belirlenmiştir.Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, sonucu dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.3)Mahkemece, hükmedilen tazminata olay tarihinden itibaren faiz işletilirken olay tarihinin 24.08.2007 yazılması gerekirken sehven 24.08.2015 tarihi yazılması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle, karar bozulmuştur.D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yasal düzenlemeler ışığında düzenlenen heyet raporu ve dosyadaki mevcut tutanaklar incelendiğinde, davacının yangının başlamasından itibaren 25 dakika içerisinde müdahalede bulunduğu ve yangının kısa süre içerisinde kontrol altına aldığı, kullanılan ekipman ve diğer hususlar da nazara alındığında davacı Kurumun üzerine düşen görevi tam olarak yerine getirmediği ve bu sebeple sorumluluğunun söz konusu olduğu, davalının ise heyet raporundaki tespit ve değerlendirmeler kapsamında hem görevini hassasiyetle yerine getirmemesi hem de yaptığı işin tehlike sorumluluğu kapsamında olması dolayısıyla meydana gelen yangında kusursuz sorumluluğu da söz konusu olup, 13.10.2020 tarihli heyet raporunda belirtildiği üzere yangındaki rüzgarın rolünün %50 olduğu, bozma ilamında da belirtildiği üzere rüzgarın etkisi nedeniyle tarafların sorumluluğuna gidilemeyeceği, kalan %50'lik kusur dağılımının ise yine aynı rapordaki tespitler doğrultusunda %35'lik kısmının davalının %65'lik kısmının ise davacı idarenin sorumluluğunda olduğunun kabul edildiği, zarar bedelinin (2.708.078,748 TL) yukarıda belirtilen oranlara göre hesaplanması sonucu davalının 947.827,562 TL tazminattan sorumlu olduğu, her ne kadar helikopter ve uçakların uçuşu nedeniyle de zarara uğranıldığı ileri sürülmüş ise de uçuşların garanti uçuş süresini aşmadığı anlaşılmakla bu yöndeki itiraza itibar edilmediği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 947.827,56 TL tazminatın yangın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı kuruma verilmesine karar verilmiş, karar süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.IV. TEMYİZDairece, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile, davacı Kurumun yapmış olduğu giderlerin tamamını gerçek zarar ilkesi kapsamında haksız fiilin sorumlularından isteyebileceği, uçuşların garanti uçuş süresini aşmasa da davalının bu yangının söndürülmesi için yapılan masraflardan sorumlu olduğu, bütün önlemlerin, doğal olaylar da dikkate alınarak davacı tarafından alınması gerektiği, rüzgarın şiddetli olmasının 818 sayılı Kanun'un 43... . maddeleri uyarınca hakkaniyet indirimine sebep olacağı gözetilip hesaplanacak zarardan makul oranda hakkaniyet indirimi yapılarak sonuca ulaşılması gerektiği gerekçesiyle kararın taraflar yararına bozulmasına, bozma sebebine göre davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.V. KARAR DÜZELTMEA. Karar Düzeltme Sebepleri1.Davacı vekili; davalıya ilişkin bozma sebebi olmadığı halde davalı lehine Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdir edilmesinin yerinde olmadığını, ıslah ile arttırılan miktarın nazara alınmadığını, kusurun sadece davalı şirkette olduğunu, davalı şirketin şiddetli rüzgara karşı önlem alması gerektiğini, rüzgarın şiddetinin hakkaniyet indirimi olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını, bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunu, %65 kusur oranının fazla olduğunu ileri sürerek; kararın düzeltilmesini talep etmiştir.2. Davalı vekili; eksik inceleme ile karar verildiğini, önceki bozma kararının eksik yorumlandığını, önceki bozma kararına uyulmuş ise de gereğinin yerine getirilmediğini, %35 kusur oranının fazla olduğunu, ağaçlandırma bedeline, emval bedeline ve satılan emval bedellerine ilişkin temyizlerin incelenmediğini, yangın söndürme giderlerine yönelik verilen bozma kararının usulü kazanılmış hakka ve içtihatlara aykırı olduğunu, harca ilişkin temyizin incelenmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, elektrik enerjisi dağıtım hattından kaynaklanan orman yangını nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.Somut olayda, davalı ... şirketinin meydana gelen olay nedeniyle tehlike sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, yine enerji nakil hatlarını belirli sürelerde denetlemesi gerekirken, bakım ve kontrol yükümlülüğünü yerine getirmeyerek aynı zamanda munzam (ek) kusurlu olduğu, hükme esas alınan kusur raporunda davacının müterafik kusuru ile davalıya atfedilen kusur oranının somut olayın özelliklerine göre makul ve yerinde olduğu, bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı, her iki taraf yararına bozma sebebi bulunduğundan Yargıtay duruşma vekalet ücretinin yerinde olduğu, harca ilişkin olarak da Mahkemenin Vergi Dairesine yazdığı 27.11.2023 tarihli müzekkeresi nazara alındığında hükmün bozulmasına dair verilen Daire kararının yerinde olduğu anlaşılmakla tarafların karar düzeltme taleblerinin reddine karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Taraf vekillerinin karar düzeltme taleplerinin REDDİNE,Aşağıda yazılı para cezalarının karar düzeltme isteyenlerden alınmasına,25.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.