Karşılıklı boşanma davasında güven sarsıcı davranışların hukuka aykırı delillerle ve yetersiz ispatla kadına yüklendiği gerekçesiyle, erkeğin ağır, kadının az kusurlu kabul edilmesi yönünde Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması.
Özet: Yüksek Mahkeme, karşılıklı boşanma davasında, bölge adliye mahkemesinin kadını ağır kusurlu bulan kararını bozmuştur; zira kadının sosyal medya fenomenine gönderdiği emojinin güven sarsıcı olmadığını, erkeğin hukuka aykırı elde ettiği delillerin hükme esas alınamayacağını ve diğer güven sarsıcı davranış iddialarının ispatlanamadığını belirtirken, erkeğin aşırı kıskançlık, psikolojik baskı ve hakaretleri nedeniyle ağır, kadının ise yalnızca erkeğin ailesini istememesi nedeniyle az kusurlu olduğunu kabul ederek, kusur belirlemesinde hatalı değerlendirme yapıldığına hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.DAVA TÜRÜ
: Karşılıklı BoşanmaİLK DERECE MAHKEMESİ
: Elazığ 3. Aile MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi ve erkek lehine hükmedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:1.Davalı-karşı davacı kadın vekilinin "erkek lehine hükmedilen tazminatlara" yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;Davacı-karşı davalı erkek vekilinin 02.10.2024 havale tarihli dilekçesi ile “maddî ve manevî tazminat taleplerinden feragat” ettiği, bu feragat beyanı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 06.05.2025 tarihli ek karar ile "davacı-karşı davalı erkeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin feragat nedeniyle reddine" karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı-karşı davacı kadın vekilinin erkek lehine hükmedilen tazminatlara ilişkin temyizinin konusu kalmadığından temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.2.Davalı-karşı davacı kadın vekilinin "kusur belirlemesine" yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kadına "tanımadığı bir doktorla iletişim kurmaya çalıştığı, ona kalp emojisi gönderdiği, bu kişinin dikkatini çekmeye çalıştığı ve bu şekilde güven sarsıcı davranışta bulunduğu, evi ile ilgilenmediği" vakıaları, erkeğe ise " aşırı kıskançlıkla baskı uyguladığı, kadına "çirkinsin" diyerek onu beğenmediği, aşağıladığı, kadının kadınlık gururunu incitici sözler söylediği" vakıaları kusur olarak yüklenerek boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'ilere karar verilmiş, diğer iddialarının ise ispatlanamadığı, dosyaya sunulan yazışmaların ekran görüntüsü şeklinde olduğu; sunulan resimlerin de ne şekilde ve hangi tarihlerde çekildikleri belli olmadığından kusur tespitine esas alınmadığı gerekçede tartışılmıştır.İlk Derece Mahkemesi kararının taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı-karşı davacı kadının üç ayrı erkekle güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu ve erkeğin ailesini istemediği, erkeğin ise kadına "çirkinsin" dediği ve kıskançlık yaptığı şeklindeki kusurlu davranışlarının ispatlandığı dikkate alındığında boşanmaya sebep olan olaylarda kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğu belirtilerek erkek vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kusur gerekçesinin düzeltilmesine ve İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle erkek yararına maddi ve manevi tazminata karar verilmiş, hüküm davalı -karşı davacı kadın vekili tarafından yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir.Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davalı-karşı davacı kadına üç ayrı erkekle güven sarsıcı davranış vakıası kusur olarak yüklenmiş ise de; sosyal medya fenomeni bir kişiye beğeni anlamında gönderilen emojinin güven sarsıcı davranış olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığı; erkeğin kadının güven sarsıcı davranışlar içerisinde olduğuna yönelik vakanın ispatı için sunduğu ses kaydının ortam dinlemesi niteliğinde olup hukuka aykırı yolla elde edilen delil olduğu ve bu nedenle hükme esas alınamayacağı, kadının arama ve sms kayıtları incelendiğinde güven sarsıcı davranışı destekler nitelikte bir kaydın bulunmadığı, dosyaya sunulan yazışmalar incelendiğinde ise kim tarafından yazıldığının ve yazılan numaraların belli olmadığı gibi kadın tarafından da açıkça kabul edilmediği, tanık beyanları ile de kadının güven sarsıcı davranışının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenmesi doğru olmamıştır. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; erkeğin kadına aşırı kıskançlıkla psikolojik baskı uyguladığı, kadınlık gururunu incitici sözler söylediği, çirkinsin diyerek beğenmediği ve aşağıladığı, kadının ise erkeğin ailesini istemediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve hükmün bozulmasını gerektirmiştir.KARARAçıklanan sebeplerle;1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklanan sebeplerle kusur belirlemesi yönünden davalı -karşı davacı kadın yararına BOZULMASINA,2.Davalı-karşı davacı kadın vekilinin erkek yararına hükmedilen tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının ise yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklanan sebeplerle incelenmesine yer olmadığına,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.