Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanığın nişanlısı ve çocuklarıyla uğradığı silahlı saldırıya karşılık vermesi eyleminde meşru savunma koşullarının oluşup oluşmadığı uyuşmazlığını inceledi.
Özet: Yerel mahkeme, nişanlısı ve çocuklarıyla birlikteyken maktul tarafından tabancayla 8 el ateş edilerek başlatılan haksız ve can güvenliğine yönelik saldırıya karşı sanığın kendisini ve yanındakileri orantılı bir şekilde savunarak gerçekleştirdiği eyleminde meşru müdafaa şartlarının oluştuğuna hükmederek beraat kararı vermiştir. Ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesi, meşru müdafaa kabulünün dosya kapsamındaki deliller ve oluş biçimine uymadığı gerekçesiyle bu kararı bozmuş, yerel mahkemenin bozmaya direnerek sanık hakkında yeniden beraat kararı vermesi üzerine, sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 25. maddesinde düzenlenen meşru savunma koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi konusunda Ceza Genel Kurulunca değerlendirme yapılmıştır.

YARGITAY DAİRESİ
: 1. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ağır CezaSAYISI
: 9-271I. HUKUKÎ SÜREÇSanık hakkında kasten öldürme suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın eyleminin hukuka uygunluk sebeplerinden meşru savunma kapsamında kaldığından bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-d maddesi uyarınca beraatine ilişkin Kastamonu 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.03.2015 tarihli ve 270-90 sayılı hükmün, katılan vekilince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 02.11.2021 tarih ve 2361-13843 sayı ile; "Meşru müdafaya ilişkin kabulün dosya kapsamındaki deliller ve oluş biçimine uymadığı anlaşılmakla, sanığın herhangi bir tahrik altında kalmaksızın kasten öldürme suçundan TCK'nin 81/1. maddesi gereğince cezalandırılması yerine beraatine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına, oy çokluğuyla karar verilmiştir.Daire Üyesi ...; hükmün onanması; Daire Üyesi ... ise sanık hakkında makul oranda haksız tahrik hükmü uygulanması gerektiği, düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır.Kastamonu 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 12.05.2022 tarih ve 9-271 sayı ile; "…Sanık ... yanında nişanlısı ve yaşları küçük olan çocuklar olduğu halde giderken maktul tarafından bir saldırıya maruz kalmıştır. Maktul öldürmeye elverişli tabanca ile 28.08.2014 tarihli Jandarma Olay yeri inceleme raporunda belirtilen ve olay yerinde ele geçirilen 8 adet boş kovandan anlaşılacağı üzere sanık ve yanındakilere 8 el ateş ederek haksız bir saldırıda bulunmuş, bu saldırı sanık ile yanındakilerin can güvenliğine yönelik olarak gerçekleşmiştir. Maktulün 8 el ateş etmesine karşın, sanık ancak 2 el ateş etmek suretiyle karşılık vermiş, kendisine yönelen yoğun saldırıdan bir yandan korunmaya çalışırken, hedef gözetmeksizin, hedef gözetme imkânı bulunmaksızın eylemde bulunmuştur. Kaldı ki olay yerinde sanığa ait tüfekten ateşlendiği tespit edilen 1 adet boş kovan bulunmuştur. Maktul tarafından öldürmeye elverişli tabanca ile yapılan saldırı hâlen devam ederken, sanık kendisini ve yanındakileri savunmak durumunda kalmış, savunmayı kendisine saldıran maktule karşı yapmış ve yapmış olduğu savunma maktulün saldırısı ile orantılı olarak gerçekleşmiştir." şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek sanığın önceki hüküm gibi beraatine karar vermiştir.Hükmün katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.01.2023 tarihli ve 79854 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 03.07.2023 tarih, 1032-4559 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.II. UYUŞMAZLIK KONUSUÖzel Daire çoğunluğu ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın maktule yönelik eyleminde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 25. maddesinde düzenlenen meşru savunma şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.III. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;Olay yeri inceleme raporundan; olayın Kastamonu ili, Merkez ilçesi, ... köyü, Ortaca Mahallesi, ... Deresi mevkiinde meydana geldiği, sanığın balık avladıklarını belirttiği yerde iki adet olta bulunduğu, çevrede yapılan incelemede herhangi bir mermi giriş ve sekme izi tespit edilemediği, maktulün kullandığı belirtilen aracın şoför mahalli üst kısmında, sol arka kelebek camı çevresinde, sol arka kaporta üzerinde, arka bagaj kapağı sol üst kısımda, sağ kısım tavan bölümünde mermi isabet izleri olduğu, aracın sol arka kapı camının kırılmış olduğu, maktulün aracında şarjörü boş şekilde bir adet 7,65 mm çapında mermi kullanan tabanca, yerde 8 adet 7,65 mm çapında kovan, 1 adet av tüfeği kartuşu, cam kırıkları ve kan damlaları bulunduğu, zeminde muhtemel patinaj izi olduğu, sanık tarafından teslim edilen av tüfeğinin haznesinde 6 adet fişek bulunduğu; olay yerindeki cam kırıkları ile sanığın ateş ettiğini belirttiği yer arasında 30 metre mesafe olduğu, otopsi sırasında maktulün kemerine takılı vaziyette içerisinde 8 adet mermi bulunan bir adet yedek şarjör, bıçak ve çakı bulunduğu,Otopsi raporundan; 181 cm boyunda, 35 yaşlarında, 80-85 kg ağırlığındaki erkek cesedinin göğüs ön bölümde sağ üst kol gövdeye yapıştırılarak yapılan incelemede, 30... cm’lik alana dağılım gösteren toplam dört adet bir cm çapında iri saçma taneleri giriş yaraları bulunduğu, başın sol kısmında, sol omuzda, sol elde, sol dirsekte ekimozlu sıyrıklar bulunduğu, vücuda giren saçma tanelerinin göğüs ve sağ üst kol cilt altında kanama ve ekimoz meydana getirerek ilerledikleri, ösefagus, trakea, perikard ve akciğer ile büyük damar delinmesine neden oldukları, ölümün tek atışla husulü mümkün iri saçma tanelerinin yol açtığı iç organ harabiyeti, büyük damar delinmelerinden gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği, cesetten 0,8 cm çapında üç adet iri saçma tanesi elde edildiği, maktulün kanında 43 mg/dl etanol bulunduğu,21.10.2014 tarihli uzmanlık raporundan; maktulün giysilerindeki deliklerin etrafında atış artığına rastlanamadığı, atış veya atışların uzak atış mesafesinden yapıldığı, sanığın montunun önünde ve kol bölgelerinde atış artığına rastlanıldığının belirtildiği,28.08.2014 tarihli uzmanlık raporundan; olay yerinde bulunan sekiz adet 7,65 mm çapında kovanın incelemeye gönderilen 7,65 mm çapında mermi kullanan ve atışa engel herhangi bir arızası bulunmayan yarı otomatik tabancadan atıldığı, olay yerinde bulunan 12 kalibre kartuşun da sanık tarafından teslim edilen ve herhangi bir mekanik arızası bulunmayan namlusu yiv ve set ihtiva etmeyen fişek hazneli yarı otomatik av tüfeğinden atıldığı,Sanık hakkında düzenlenen adli rapordan; alkolsüz olan sanığın vücudunda herhangi bir darp cebir izine rastlanılmadığı,Yivsiz tüfek ruhsatnamesinden; olayda kullanılan av tüfeğinin, sanığın nişanlısı tanık ...’in dedesine ait olduğu,... ... tarafından sunulan 17.03.2022 tarihli dilekçeden; sanığın maktulü ve kendisini tanımadığını, kendisini tehdit etmediğini beyan ettiği,Anlaşılmaktadır.Katılan ... ... kollukta; maktulün eşi olduğunu, olay günü Kastamonu il merkezine giderek eşiyle birlikte bayram alışverişi yaptıklarını, saat 19.30 sıralarında araçla köye döndükleri esnada dört veya beş kişinin mesafesini bilmediği bir uzaklıktan araçlarının ön ve yan camlarına sayısını bilmediği kadar ateş ettiğini, eşinin araçta önüne yığılıverdiğini, kendisinin ise isabet almadığını, eşini kaldırdığında kolunun altında ve göğsünde isabet izleri gördüğünü, "Yardım edin!" diye bağırdığını, ancak ateş eden şahsın elindeki tüfeği kendisine doğrulttuğunu, olay yerinden dört, beş kişinin kaçtığını, bunlardan bir, ikisinin kız çocuğu olduğunu, yarım saat kadar sonra bir aracın geldiğini ve yardım getirmek için köye gittiğini, bu esnada eşinin bilincinin açık olduğunu ve "Beni hastaneye götürmeyin." dediğini, maktulün yeğeni tanık ...’ın olay yerine gelerek maktulü hastaneye götürdüğünü, yolda maktulün öldüğünü, olayın sebebi hakkında hiçbir bilgisinin bulunmadığını,Cumhuriyet Başsavcılığında; kolluktaki ifadesini tekrar ettiğini, eşi maktul ile Kastamonu’dan köye döndükleri esnada eşinin yeğeni tanık ...’ın araçla karşılarından gelirken selektör yakarak işaret verdiğini, bunu eşine söylediğini, durup ...’le görüşmeyi önerdiğini ancak maktulün durmadan yola devam ettiğini, olay yeri olan baraj mevkiine geldiklerinde sol tarafta kalan baraj yönünden içinde bulundukları araca bir el ateş edildiğini, o anda maktulün isabet aldığını, hemen torpido gözünde olan ve içerisinde iki adet mermi bulunan tabancasını alarak araçtan indiğini, eşine tekrar ateş edildiğini, yine isabet alan eşinin de tabancayla ateş ettiğini ancak karşı tarafa denk getiremediğini, eşinin solak olduğunu, sol kolundan vurulduğu için ateş edemediğini ve silahı yere düşürdüğünü, olayın şoku ile kollukta nasıl ifade verdiğini hatırlamadığını, her iki atışta da eşinin isabet aldığını, köye dönerken araçla olay yerinde durmadıklarını, geri manevra yapmadıklarını, eşinin kimseye küfretmediğini, maktulün yanında arabada bir bira şişesi bulunduğunu ancak maktulü içki içerken görmediğini,Mahkemede; maktulün araç kullanırken vurulduğunu, vurulduktan sonra araçtan indiğini, küfrederek silahını çıkardığını ve birkaç el ateş edip yere yığıldığını, o gün tanık ... ile yolda durup konuşmadıklarını, tanık ...’in annesinin bir başkasına kaçması olayına maktulün yardım ettiğini, bu nedenle sanık tarafının eşine husumet beslediğini, olaydan sonra maktulü hastaneye götürmek için arabanın yönünü gelenlere kendisinin çevirttiğini,Tanık ... kollukta; maktulün yeğeni olduğunu, aynı köyde ikamet ettiğini, olay tarihinden iki hafta önce tanık ...’in kardeşleri ... ve ...’ın köyden ... ...’ı dövdüklerini, yine iki haftadır ..., kardeşleri ve nişanlısı sanığın köy içinde ellerinde tüfekle dolaştıklarını, olay günü olay yerinden kendisinin de araçla geçtiğini, ...’in kendisini parmağıyla gösterdiğini, hızla olay yerinden uzaklaştığını, bir km kadar sonra maktul ile karşılaştığını, kendisine durumu anlattığını, maktulün de "Bizim onlarla bir sıkıntımız yok, rahat ol." diyerek yoluna devam ettiğini, on dakika kadar sonra olayı haber aldığını, olay yerine gittiğinde maktulü aracından alarak kendi arabasına bindirdiğini, maktulün yolda öldüğünü,Mahkemede; tanık ...’in annesinin bir başka şahsa kaçmasında maktulün aracının kullanıldığını, bu nedenle maktulün öldürüldüğünü, olaydan bir gün önce kendi aracına da tüfekle ateş edildiğini, ateş eden kişinin ...’in kardeşi ... olduğunu, bu olayı maktul ile konuşmaya gittiğini, ...’in annesinin kaçtığı ...’ın yanında parayla çalıştıklarını, bu şahsın yanından ayrılmazlarsa başlarına iş geleceğini maktule söylediğini, maktulün de kendisine hak verdiğini, olay günü ise maktul ile konuşmadıklarını ancak araçla karşılaştıklarında korna çalıp selektör yakarak kendisini uyarmak istediğini,Tanıklar ... ..., ..., ... ve ... ... aşamalarda benzer şekilde; olay günü balık tutmak için köylerinin yakınındaki baraja gittiklerini, maktulün kullandığı aracın saat 19.30 sıralarında karşılarındaki yolda durduğunu, araçtan inen maktulün kendilerine küfretmeye başladığını, maktulün aracının bagajından çıkardığı tabanca ile üzerlerine ateş ettiğini, sığınacak bir yer bulup saklandıklarını, sanığın yanlarında getirdikleri av tüfeği ile iki el ateş ettiğini, maktulün açtığı ateşin kesildiğini, dereden geçerek olay yerinden uzaklaştıklarını,İfade etmişlerdir.Sanık aşamalarda benzer şekilde; İstanbul’da aşçı olarak çalıştığını ve orada ikamet ettiğini, olaydan önce Kastamonu’ya hiç gelmediğini, olay tarihinden yaklaşık bir ay önce tanık ... ile nişanlandığını, nişanlısının ailesi ile tanışmak için bayram tatilinde Kastamonu’ya geldiğini, dört gündür de Kastamonu’da bulunduğunu, olay akşamı balık tutmak için yakınlardaki baraja gittiklerini, yanlarında 21 yaşındaki nişanlısı ..., ...’in 16... yaşlarındaki erkek kardeşleri ... ve ... ile ...’in 13 yaşındaki kuzeni ...’nun da bulunduğunu, evden çıkarken tanık ...’ın "Yılan çıkarsa lazım olur." demesi üzerine, ...’in dedesine ait tüfeği yanlarına aldıklarını, yarım saat kadar barajda vakit geçirdiklerini, yandaki yoldan hızla geçen bir aracın aniden durduğunu, araç sürücüsünün ...’i daha iyi görebilmek için patinaj yaparak geri geldiğini, sürücü şahsın sinirli ve sert bir şekilde kendilerine baktığını, bu kişinin yanındaki eşi ile birlikte araçtan indiğini, şahsın elini beline attığını, aracın bagajından bir şey aldığını, şahsın daha araçtan iner inmez kendilerine sürekli galiz küfürler ettiğini, şahsın silahını çıkararak kendilerine ateş etmeye başladığını, çocukların korkarak çığlık atmaya başladıklarını, korunmak için yere yattıklarını, barajdaki bir elektrik motorunun arkasına sığındıklarını, şahıs atışlarına devam edince saklandığı yerden maktulün aracına iki el tüfekle ateş ettiğini, karşıdan gelen ateşin kesildiğini, olay yerinden uzaklaşacakları sırada maktulün eşi ...’nin kendilerine gayet soğukkanlı şekilde "Gelin, gelin vurdunuz." dediğini, kadının tavrından bunun bir tuzak olabileceğini, ortaya çıkarlarsa kendilerine yine ateş edileceği korkusuyla, maktulün yanına gidemediklerini, dereden geçerek ...’in dedesinin evine gittiklerini, jandarmayı arayıp olayı anlattıklarını ve tüfekle beraber teslim olduğunu savunmuştur.IV. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Doktrinde Uyuşmazlık Konusuna İlişkin GörüşlerAyrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2025 tarihli ve 279-75, 03.04.2024 tarihli ve 360-1 57... .06.2023 tarihli ve 118-333 sayılı içtihatları ve diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; TCK'nın 25/1. maddesinde düzenlenen ve hukuka uygunluk nedenlerinden birini oluşturan meşru savunma, hukuka aykırılığı ortadan kaldırmakta ve bu nedenle eylemi suç olmaktan çıkarmaktadır. Bir olayda meşru savunmanın oluştuğunun kabul edilebilmesi için saldırıya ve savunmaya ilişkin şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.1- Saldırıya ilişkin şartlar
:a) Bir saldırı bulunmalıdır.b) Bu saldırı haksız olmalıdır.c) Saldırı meşru savunma ile korunabilecek bir hakka yönelik olmalıdır. Bu hakkın, kişinin kendisine veya bir başkasına ait olması arasında fark yoktur.d) Saldırı ile savunma eş zamanlı bulunmalıdır.2- Savunmaya ilişkin şartlar
:a) Savunma zorunlu olmalıdır. Zorunluluk ile kastedilen husus, failin kendisine veya başkasına ait bir hakkı koruyabilmesi için savunmadan başka imkânının bulunmamasıdır.b) Savunma saldırana karşı olmalıdır.c) Saldırı ile savunma arasında oran bulunmalıdır.B. Hukuki DeğerlendirmeSanığın, İstanbul’da çalıştığı ve aynı yerde ikamet ettiği, olay tarihinden yaklaşık bir ay önce nişanlandığı tanık ...’in ailesi ile tanışmak için Kastamonu’ya olay tarihinden dört gün önce geldiği, olay akşamı sanığın, nişanlısı ..., ...'in 16... yaşlarındaki kardeşleri ... ve ... ile ...’in 13 yaşındaki kuzeni ... ile birlikte köyün yakınlarındaki baraja balık tutmaya gittiği, ...’ın önerisi ile vahşi hayvanlarla karşılaşılması ihtimaline binaen kullanmak maksadıyla ...’in dedesine ait av tüfeğini de yanlarına aldıkları, olaydan iki ay kadar önce ...’in annesinin, maktul ...’ın yanında çalıştığı ...’a kaçarak onunla birlikte yaşamaya başladığı, kaçma sırasında maktul ...’ın aracının kullanıldığı, bu nedenle ...’in ailesi ile maktul arasında sorun olduğu, olay günü maktulün yanında eşi ... olduğu hâlde alışveriş için gittiği Kastamonu il merkezinden köye döndüğü, ... ve yanındakileri olay yerinde gören maktulün yeğeni tanık ...’ın yolda maktulü selektör yaparak uyardığı, ...'i baraj kenarında gören maktulün hızla giden aracını birden durdurduğu ve geri gelerek ... ve yanındakilerin hizasında araçtan indiği, yolun karşısında yaklaşık 30 metre ileride bulunan ...'e ve yanındakilere küfrettiği, sanık ...'ın maktule tepki gösterdiği, bunun üzerine maktulün üzerindeki tabanca ile ..., sanık ve ...’in akrabası olan üç çocuğun bulunduğu yere doğru ateş etmeye başladığı, bu ateş üzerine sanık ...'ın da sığındığı yerden tüfekle maktule doğru iki el ateş ettiği, maktulün vücudunun sağ yanından isabet alarak hayatını kaybettiği, maktulün belindeki yedek şarjörde sekiz merminin daha bulunduğu, maktulün eşi katılan ...’nin, maktulün araç kullanırken araç içinde isabet alarak yaralandığını ileri sürdüğü, sanığın ise barajda balık tuttukları sırada yanlarında duran maktulün araçtan indikten sonra kendilerine küfrederek ateş ettiğini, kendisini ve yanındakileri savunmak için sığındığı yerden tüfekle iki el ateş ettiğini savunduğu, sanığın bu beyanını nişanlısı ... ve yanındaki tanıkların doğruladıkları, olay yerinde maktulün silahından ateşlenmiş sekiz adet boş kovan ile araç patinaj izinin bulunduğu, maktulün ölümüne neden olan saçmaların vücudun sağ yanından isabet ettiğinin ilgili tutanak ve raporlarda belirtildiği anlaşılan olayda;Maktulün eşi ...’nin; maktul araç kullandığı sırada, sol taraflarından ateş edilmesiyle maktulün araç içinde yaralandığı, sol kolunu kullanan maktulün bu nedenle sanık ve yanındakilere ateş edemediğine ilişkin, aşamalarda önemli değişiklikler de gösteren beyanlarına; sürücü mahallinde kan lekesi bulunmadığını belirten olay yeri tespit raporu ile maktulün vücudunun sağ yanından isabet aldığına, sol kolunda isabet bulunmadığına ilişkin otopsi raporu karşısında itibar edilemeyeceği;Sanık savunması ve sanığın olay sırasında yanında bulunan tanık beyanlarının ise olay yeri inceleme raporu ile dosyadaki maddi tespitlerle örtüştüğü;Buna göre; olay sırasında alkollü olan maktulün, ... ve yanındakileri görünce hızla giden aracını durdurup hizalarına gelinceye kadar aracıyla geri manevra yapması, araçtan inerek küfrettiği sanık ve yanındakileri hedefleyerek yaklaşık 30 metre mesafeden sekiz el ateş etmesi, sanık, nişanlısı ve yanlarındaki üç çocuğun panikle kaçışarak saldırıdan korunmak için sığınacak bir yer aramaları, bu esnada sanığın av tüfeği ile iki el ateş etmesi, maktulün kemerinde atışa hazır sekiz mermi içeren bir şarjörün daha bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın kendisine ve yanındakilere maktul tarafından yöneltilen silahlı saldırıyı o anki hâl ve şartlara göre saldırıyla orantılı biçimde defetme zorunluluğuyla hareket ettiği, eylemini meşru savunma şartlarında gerçekleştirdiği kabul edilmelidir.Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme gerekçesinin isabetli olduğuna, usul ve kanuna uygun hükmün onanmasına karar verilmelidir.Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi; meşru savunma koşullarının oluşmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.V. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Kastamonu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.05.2022 tarihli ve 9-271 sayılı direnme kararına konu beraat hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, usul ve kanuna uygun bulunan söz konusu hükmün ONANMASINA,2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.10.2025 tarihli birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 15.10.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.