Asıl işveren-alt işveren ilişkisinde muvazaa olmadığı, rızasız ücret indiriminin geçersizliği ve arabuluculuk sonrası faiz başlangıcı konularında işçilik alacakları davasının temyiz incelemesi.
Özet: Uzun yıllar kamu hastanesinde alt işveren işçisi olarak çalışan davacının, eksik ödendiğini iddia ettiği kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve şartname kaynaklı ücret farkı alacaklarına ilişkin davada, bir üst mahkeme, işçinin bu alacaklara hak kazandığına hükmederken, alt işverenlik ilişkisinde muvazaa tespit edilmediğinden ve sterilizasyon işi asıl işin bir parçası sayılmadığından ilave tediye talebini reddetmiştir. Kararda ayrıca, zamanaşımı itirazı dikkate alınarak belirli bir dönem için alacak hesabı yapılmış ve farklı alacak kalemleri için faiz başlangıç tarihlerine açıklık getirilmiştir.
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 4. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının asıl işveren olduğu ... Devlet Hastanesinde 09.08.1999-19.06.2020 tarihleri arasında ameliyathane personeli olarak çalıştığını, son ücretinin aylık net 3.080,00 TL olduğunu, fazla çalışmalarının olduğunu, yıllık izinlerinin eksik kullandırıldığını, davacının her ne kadar taşeronların işçisi gözükse de davalının kendi işçilerinin yaptığı işleri yaptığını ancak davalı kadrolu işçilerinin yararlandığı ücret ve sosyal haklardan yararlandırılmadığını, davacıya teknik ve idari şartnamede belirtilen ücretin ve sosyal hakların altında ödeme yapıldığını ileri sürerek ödenmeyen dava konusu işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili ... (Bakanlık) cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde ve husumet itirazında bulunduğunu, davacı ile aralarında iş sözleşmesi bulunmadığını, davacının dava dışı ...'nin (...) çalışanı olduğunu, iş sözleşmesinin 19.06.2020 tarihinde bu Şirket tarafından sonlandırıldığını, ücret ve ödemelerin yüklenici Şirket tarafından yapıldığını, sterilziasyon ve dezenfeksiyon hizmet alım işinin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle alt işverenlere verildiğini, Bakanlığın asıl işveren olarak nitelendirilerek sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını, kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, fazla çalışma yapılığında ödendiğini, bu hususun bordolar ile sabit olduğunu, davacının Bakanlık çalışanı olmaması sebebiyle ilave tediye ücretine hak kazanamayacağını, davacının çalıştığı dönemden bu yana yıllık izin kullanmadığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 01.09.1999-19.06.2020 tarihleri arasında fasılalı olarak davalı Bakanlığa ait Hastanede çalışmasının olduğu, en son 01.04.2014-19.06.2020 arasında ihbar olunan ... alt işverenliğinde ... Devlet Hastanesinde ameliyathane personeli olarak çalıştığı, çalışma süresinde alt işverenler değişse de davalı Hastanede çalışmaya devam ettiği, asgari ücretin %20 fazlasıyla çalıştığı, sterilizasyon işinin davalı Bakanlığın yaptığı asıl işin bir parçası olmadığı ve davalı Bakanlık ile dava dışı Şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı olmadığı, bu kapsamda davacının ilave tediye alacağına hak kazanmadığı sabit olduğundan Mahkemece de bu yöndeki gerekçe ile talebin reddinde isabetsizlik bulunmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, kullandırılmayan yıllık izinlerinin bulunduğu, 01.01.2019 sonrasında işçinin ücretinde indirim yoluna gidildiği, buna bağlı olarak ödenen ücretin artmakla birlikte oranın düşürülmesi nedeniyle ücretinde azalma olduğu, davacının 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 22. maddesi uyarınca işçinin rızası olmadığından bu hususun işçiyi bağlamadığı, bordro ile ödenen ücretler mahsup edilerek davacının şartnameden kaynaklı ücret alacağının hüküm altına alındığı; davalı vekilinin zamanaşımı itirazının nazara alındığı, hesaba esas dönemin 07.05.2015 -19.06.2020 olarak belirlendiği, hesaba esas dönem dışında kalan talep bakımından talebin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, davanın kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti için kısmi eda davası, diğer talepleri yönünden belirsiz alacak davası şeklinde açıldığı, dava konusu alacakların dava tarihinden önce arabuluculuk aracılığıyla talep edilmesi karşısında davalı işverenin arabuluculuk son tutanak tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği, hüküm altına alınan alacaklara kıdem tazminatı yönünden fesih, diğer alacakların tamamı yönünden arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddi, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının sterilizasyon personeli olarak hastanenin asıl işini yaptığından alt işveren nezdinde çalıştırılmasının muvazaa teşkil ettiğini, Mahkemenin muvazaa bulunmadığına ilişkin tespitinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davanın husumet yönünden reddi gerektiğini,
b. Davalı Bakanlık ihale makamı olduğundan davacının alacaklarından sorumluluğunun bulunmadığını,
c. Kıdem ve ihbar tazminatı alacağının reddi gerektiğinin, yıllık izin ücreti ve fazla çalışma ücreti alacağının bulunmadığını,
d. Davacının ücretinde kesinti yapıldığı iddialarının yerinde olmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl işveren alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olup olmadığı, buna bağlı olarak alacak talep hakkı olup olmadığı, davacının talep ettiği ücret farkı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacının tüm davalı Bakanlık vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İhale şartname veya sözleşmesinde belirlenen ücretin etkisi ile ilgili olarak Dairemizce yapılan değerlendirmede; işçinin ihale ile belirlenen ücreti talep edebileceği, ancak bu ücretin asgari ücretle irtibatlandırılması durumunda, sonraki ihalede asgari ücretle bağlantı kurulmadığı takdirde ihalenin bitimi ile bu bağlantının kesileceği kabul edilmiştir. Diğer yandan, yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir katsayının belirlenmesi durumunda ise 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca bu ücretin altına düşmemek kaydıyla, önceki ücretin uygulanmasına devam edilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince davacıya 2018 yılının onikinci ayında asgari ücretin %20 fazlası aylık ücret olarak ödenirken 2019 yılının birinci ayından itibaren oranın %15'e düşürüldüğü tespit edildikten sonra, 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesi gereğince davacının onayının bulunmadığı dikkate alınarak hesaplanan fark ücret alacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak ücret tespitine yönelik değerlendirme hatalıdır. Şöyle ki; öncelikle dosya kapsamından dava konusu döneme ilişkin davacı tarafından imzalanmış iş sözleşmesi bulunup bulunmadığı anlaşılamamaktadır. Bu nedenle öncelikle davacının imzaladığı iş sözleşmesi bulunup bululunmadığının tespiti gerekir.
Davacının imzaladığı bireysel iş sözleşmesi bulunduğu tespit edilirse; iş sözleşmesindeki ücreti dikkate alınarak davacının fark alacak hesabı yapılmalıdır.
Davacının imzaladığı bireysel iş sözleşmesi bulunmaması hâlinde ise davacının düşürülmeden önceki en son ücreti, sonraki dönemler için asgari olarak sabit şekilde ödenmesi gereken ücret miktarı olarak kabul edilmeli (işbu dosyada bu miktar 2.942,15 TL), yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir katsayı belirlendiğinde, yeni ihale ile belirlenen katsayı ile kabul edilen ücretin altına düşmemek kaydıyla, bu ücretin esas alınmasına devam edilmelidir. Bu durumda ihalede belirlenen oran uygulandığında tespit edilecek ücret davacıya asgari olarak sabit şekilde ödenmesi gereken ücretin altında bir ücret ödenmemişse fark ücret alacağı tespit edilemeyecektir.
Mahkemece yukarıda açıklanan şekilde değerlendirme yapılmaksızın ödenmesi gereken ücret miktarının, her dönem için o döneme ait asgari ücret esas alınarak “brüt asgari ücret+asgari ücretin fazlası” şeklinde kabul edilerek hesaplama yapılması hatalı olduğundan kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!