Haksız icra takibi sonucu haciz korkusu ve düğün masrafları için satılamayan taşınmaz nedeniyle felçli anne ile oğlunun yaşadığı maddi ve manevi mağduriyetin tazmini.
Özet: Davalı tarafından haksız yere başlatıldığı iddia edilen icra takibi ve konulan hacizler nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını belirten davacılar, tazminat talebinde bulunmuşlardır. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, talep edilen zararların somut olarak kanıtlanamadığı ve tanık beyanlarının yeterli olmadığı gerekçeleriyle davayı reddetmiştir. Davacılar vekili temyiz başvurusunda, haciz nedeniyle taşınmazların satılması, bir düğünün yapılamaması, davacıların sosyal itibarının zarar görmesi ve dava sürecinde davacı annenin vefat etmesi gibi gelişmeleri dile getirerek kararın bozulmasını talep etmektedir.
4. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılardan ...’nın diğer davacı ...’nın oğlu olduğunu, davacı ...’nın çok uzun yıllardır felçli bir halde tekerlikle sandalyeye mahkum bir şekilde hayatını sürdürdüğünü, davalının alacağı olduğunu iddia ettiği 40.000,00 TL tutarındaki bir alacak için davacılar ile davacı ...’nın eşi ... aleyhine Silivri İcra Müdürlüğünün █████████ esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, alacak sebebi olarak sadece 22.02.2010 tarihli bir ibare yer aldığını, bunun dışında herhangi bir yazılı yada sözlü borç ikrarını içerir bir belge yer almadığını, davacıların davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı ...’nın tebliğ aldığı ödeme emrine haciz korkusu ve baskısı altında süresinde 02.03.2010 tarihinde itiraz ettiğini, davacı ...’nın ise tek başına işlem yapma ehliyeti olmadığı için ve notere de gelmediği için süresinde borca itiraz edemediğini ve onun yönünden takibin bu şekilde kesinleştiğini, ... olarak dosyada borçlu sıfatıyla yer alan ...’nın da süresinde borca itiraz ettiğini, Silivri 1. İcra Müdürlüğünün █████████ esas sayılı dosyasındaki takibin davacı ... bakımından kesinleşmesi üzerine davacının tüm taşınmaz hisselerine haciz konulduğunu, şuan haczin halen devam ettiğini, davacıların aynı çatı altında yaşadıkları için haciz korkusunu hep birlikte yaşadıklarını ve bu icra takibi neticesinde epey zor günler geçirdiklerini, geceleri uykusuz kaldıklarını, davalı yanın elinde herhangi bir borç tutarı içerir belge olmadan keyfi olarak başlatmış olduğu takip nedeniyle uğranılan zararları için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000,00 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 48.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının davacılara borç olarak verdiği paranın davacılar tarafından geri ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlattığını, davacıların ailecek borcu ödemeyi taahhüt ettiklerini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile "davanın açıldığı tarih itibariyle yapılan değerlendirmede taşınmazlar üzerindeki o tarih itibariyle bulunan hacizlerin davacılar bakımından maddi ve manevi anlamda ne şekilde bir zarara sebebiyet verdiğinin davacı tarafça somut bir şekilde ortaya konulamadığı, davacı tarafça bildirilen tanıkların da davanın açıldığı tarih itibariyle davacıların uğradıkları maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin tanıklıkta bulunmadıkları, dava açıldıktan sonraki hacizli taşınmazların satışı ve sonraki dönemde gerçekleşen vakıalardan söz ederek maddi ve manevi zararın davacılar bakımından oluştuğunu ifade ettikleri, aleyhlerinde icra takibi yapılması sebebiyle somut olarak açıkça ortaya konulmadıkça takip borçlularından manevi tazminat istemenin mümkün olmadığı, aksinin kabulünün hak arama hürriyeti bakımından sakıncalar doğuracağı, ayrıca maddi tazminat talebi bakımından talep olunan bedelin de tanıkla ispat yasağı kapsamında kaldığı" gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat istemlerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacılardan ...'nın davalıya hiç bir borcu olmadığının mahkeme kararı ile tespit edildiğini, yargılama sırasında adı geçen davacının öldüğünü, davacı ...'ya ait taşınmazın davalı tarafça mevcut olmayan bir borç nedeniyle satışı neticesinde davacının ölümüyle yasal mirasçılarının miras paylarından mahrum kaldıklarını, keşif ve yemin delillerinin toplanmadığını, tanıklar tarafından da beyan edildiği üzere, bu taşınmaz satılmasaydı davacı ...'nın düğünü için satılıp düğün masraflarının karşılanacağını, düğünü yapamadığı için maddi, manevi zararı oluştuğunu, haciz nedeniyle davacı hakkında yapılan dedikodular sebebiyle kahveye çıkamaz olduğunu, eve geldiğinde ağladığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Uyuşmazlık; haksız icra takibi ve haciz nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Haksız hacze dayalı manevi tazminat istemi 6098 sayılı Kanunu'nun 58 inci maddesinden kaynaklanan bir sorumluluk olup kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu nedenle de haciz yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça haciz yaptıran kişi manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.
Dosya kapsamından; davalı tarafından davacılar aleyhine 22.02.2010 tarihli 40.000,00 TL alacak istemiyle icra takibi başlatıldığı, alacak sebebi olarak "22.02.2010" ibaresinin yazılı olduğu, davalı tarafından başlatılan icra takibine davacı ... dışındaki borçlular tarafından itiraz edilerek onlar yönünden takibin durduğu, davacı ... yönünden takibe devam edilerek davacı adına kayıtlı taşınmazın tescil kaydına 09.03.2010 tarihinde haciz şerhi işlendiği, hacizli taşınmazın satış işlemleri yapılarak 14.10.2011 tarihinde ihale yoluyla dava dışı 3. kişiye satıldığı, bu sırada davacılar tarafından davalı aleyhine 06.01.2011 tarihinde davaya konu icra takibi nedeniyle menfi tespit davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda mahkemece Silivri İcra Müdürlüğünün █████████ sayılı dosyasına istinaden banka dekontundan davalının davacı ...'ya 14.817,00 TL para gönderdiğinin tespit edildiği, kalan borç miktarının elden verildiği belirtilse de buna ilişkin belge ibraz edilemediği, icra takibinin 40.000 TL üzerinden başlatıldığı, davacı ...'nın davalıya 14.817,00 TL kadar borçlu olduğu, artan kısımdan borçlu olmadığı, diğer davacı ... ve ...'nın davalıya borcunun olmadığına karar verildiği, anılan kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacılar tarafından açılan menfi tespit talepli davada kesinleşen hüküm ile davacı ...'nın takibe konu borçtan sorumluluğunun bulunmadığı, başlatılan icra takibi ile davacının haciz muamelesine maruz kaldığı, davacı ... aleyhine yapılan haczin haksız olduğu, davalının icra takip tarihi itibariyle alacaklı olmadığı, bu nedenle yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu, davacının haksız hacizlere maruz kalmış olması dolayısıyla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu anlaşılmış olup mahkemece, davacı ... lehine uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle; davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!