Kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasında iyiniyetli hamilin bedelsizlik define karşı korunması ve ispat yükü.
Özet: Davacının, üçüncü kişiye düzenlediği ve davalıya ciro edilen bononun bedelini ödediğini iddia ederek davalıya borçlu olmadığının tespiti ve bononun iptali talebiyle açtığı menfi tespit davasında, yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacının bono bedelini ödediğini somut delillerle ispatlayamadığı ve ödeme ispatlansa dahi bonoyu ciro yoluyla devralan davalının iyiniyetli hamil olduğu, dolayısıyla davacı tarafından bedelsizlik definin davalıya karşı ileri sürülemeyeceği gerekçeleriyle, davacının bonodan kaynaklı davalıya borçlu olduğunun kabul edilerek menfi tespit talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır.

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İDDİA, SAVUNMA, DOSYA KAPSAMI
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ---- bedelli bononun davacı ----- tarafından dava dışı -----lehine düzenlendiğini, söz konusu bono borcunun davacı---- tarafından dava dışı --- ödendiğini, fakat buna rağmen söz konusu bononun dava dışı ----- tarafından davalı----- ciro edildiğini ve davalı---- bononun hamili haline geldiğini, davalı---- bono bedelinin ve ferilerinin tahsili talebiyle davacı ---- aleyhine icra takibi başlattığını iddia etmekte ve söz konusu bono sebebiyle davalı---- borçlu olmadığının tespitine ve bononun iptaline karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı------ söz konusu bononun “iyiniyetli hamili” durumunda olduğunu, bu sebeple davacı----- bononun bedelinin ödendiğine yönelik “bedelsizlik def'ini” davalı ---- karşı ileri sürme hakkının bulunmadığını (TTK.md.687/1); kaldı ki, davacının söz konusu bononun bedelini ödediğini ispata yönelik somut delil sunmadığını belirterek açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.İNCELEME ve GEREKÇE
:Dava; davacının------- sayılı takip konusu kambiyo senedinden kaynaklı davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.-------Esas sayılı dosyası ------ üzerinden celp edilmiş olup; yapılan incelemede; Takip alacaklısı davalı tarafından, takip borçlusu davacı ve dava dışı ----- tarihinde ---- tanzim,----bedelli bono nedeniyle ----- işlemiş faiz olmak üzere toplam --- tutarında alacağın tahsili amacıyla, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı ve takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.Uyuşmazlık konusu ile ilgili nitelikli hesaplamalar uzmanından alınan---- tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu ----- bedelli bononun davacı---- tarafından dava dışı---- lehine düzenlendiği, daha sonra----tarafından davalı ----- ciro edilerek davalının iyiniyetli hamil sıfatıyla senedi devraldığı, davacının ise bono bedelinin ------ ödendiğini ileri sürerek borcun sona erdiğini iddia ettiği, davacının sunmuş olduğu banka hesap hareketlerinde yer alan toplam 1.058.000 TL’lik ödemelerin bono bedeline ilişkin olduğuna dair hiçbir ibare bulunmadığı, ödeme tutarının bono bedelini aşmasının bu ödemenin bono ile bağlantısını göstermediği, ödeme iddiasının ispatlanamadığı, yine bir an için ödemenin bono bedeline ilişkin olduğu kabul edilse dahi, davalının bonoyu devralırken bedelsiz olduğunu bildiğine veya kötü niyetli olduğuna dair delil bulunmadığından TTK 687/1 gereği iyiniyetli hamil sayılması gerektiği, dolayısıyla davacının bedelsizlik def'ini davalıya karşı ileri süremeyeceği, davacının bono nedeniyle davalıya borçlu olduğu, menfi tespit talebinin yerinde olmadığı şeklinde görüş ve raporunu tanzim etmiştir.Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 691/1).Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir -----Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır ------- Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Kambiyo senedinden kaynaklanmayan menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.Senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi gereği, senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Davaya konu bononun bedelsizlik iddiaları bakımından açılan menfi tespit davasında ispat yükü davacı borçludadır.Tüm bu açıklamalar ışığında; Menfi tespit davasına konu ---- bedelli bononun davacı tarafından düzenlenip dava dışı ---- teslim edildiği, sonrasında bononun usulüne uygun ciro yoluyla ------tarafından davalıya devredildiği, bu suretle davalının TTK m. 687/1 anlamında iyiniyetli hamil sıfatını haiz olduğu, davacı her ne kadar bono bedelinin dava dışı ----- ödendiğini ileri sürmüş ise de, ibraz ettiği banka hesap hareketlerinde ödemelerin bono bedeline ilişkin olduğuna dair herhangi bir açıklama veya kayıt bulunmadığı, toplam ödeme miktarının bono bedelini aşması nedeniyle ödeme ile senet arasında bir illiyet kurulamadığı, iyiniyetli hamile karşı bedelsizlik def’inin de ileri sürülemeyeceği, borcun sona erdiğine ve bononun bedelsiz kaldığına ilişkin davacı tarafından dosyaya herhangi bir kesin delil sunamadığı, sonuç itibariyle davacının bono nedeniyle davalıya karşı borçlu olmadığını ispatlayamadığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı dikkate alınarak davanın reddine, şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine,3-Alınması gerekli 615,40-TL harcın davacıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,4-Suçüstü ödeneğinden sarfedilen 5.000,00-TL'nin davacıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,5-Davacı tarafından yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,7-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,8-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 100,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025