İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri talebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında istinaf mahkemesince artırılan hükme davalının temyiz başvurusu.
Özet: İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri talebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin kararında davacının ücret ve bakıcı gideri hesaplamalarına dair itirazlarının yerinde olduğu, dosya kapsamında alınan aktüerya hesap bilirkişisi raporu ile tazminat miktarının daha yüksek olduğu tespit edilerek, davacının istinaf başvurusu kabul edilmiş; meslekte kazanma gücü kaybı ve bakıcı giderinden kaynaklanan toplam maddi tazminat ile manevi tazminat talepleri önceki mahkeme kararını kaldırarak artırımlı şekilde hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Malkara 1. Asliye Hukuk (İş) MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacının davalılardan ...'in işini taşeron olarak yürüten ...'in yanında çatı yıkım işinde çalışırken 04.05.2016 tarihinde iş kazası geçirdiğini belirterek 200.000 TL sürekli iş göremezlik ve 200.000 TL bakıcı giderinden oluşan toplam 400.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili 200.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili 8.7.2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talebini 4.347.990,85 TL iş göremezlik ve 813.937,54 TL bakıcı gideri tazminatı olarak toplam 5.161.928,39 TL 'ye arttırmıştır.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "asıl dava yönünden; davanın kabulü ile 4.347.990,85- TL meslekte kazanma gücü kaybından kaynaklanan ve 813.937,54- TL bakıcı giderinden kaynaklanan maddi tazminatın kaza tarihi olan 04.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 100.000,00 -TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, İlk Derece Mahkemesince aldırılan ve hükme dayanak yapılan kusur bilirkişi heyeti raporunun kazanın oluşuna ve delil durumuna uygun tespit ve değerlendirmeler içerdiği, davalılar arasındaki ilişkinin asıl - alt işveren ilişkisi olduğu, davalılar vekillerinin kusur raporuna yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapılmasının yerinde olduğu, hükmedilen bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmamasında bir isabetsizlik olmadığı, davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf sebep ve gerekçelerinin yerinde olmadığı; davacı vekili ilk derece mahkemesinin kararına esas hesap bilirkişi raporunun ücret ve diğer unsurlarının hatalı olduğu belirtilerek yasal süresi içerisinde itiraz etmelerine rağmen mahkemece dikkate alınmadığını, bakıcı giderinin düşük ve hatalı şekilde hesaplama yapıldığını, ayrıca Yargıtay İçtihatlarına göre karar tarihine en yakın asgari ücretin hesaplamada dikkate alınması gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş olup;istinaf incelemesi sırasında aldırılan aktüerya hesap bilirkişisi raporundaki bakıcı giderine ve maddi tazminat hesaplamasına ilişkin tespit ve hesaplamaların dosyadaki delil durumu ve Yargıtay'ın güncel içtihatlarına uygun olduğu, davacı vekilinin istinafında haklı olduğu kanaatine varıldığı, davacının maluliyet oranı, tarafların kusur oranları, meydana gelen iş kazasından dolayı davacının duymuş olduğu elem ve ızdırap ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında manevi tazminat talebinin tam kabulüne karar verilmesinin daha hakkaniyetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, "asıl dava yönünden davanın kabulü ile 5.387.124,00 TL meslekte kazanma gücü kaybından kaynaklanan ve 7.514.833,14 TL bakıcı giderinden kaynaklanan toplam 12.901.957,14 TL maddi tazminatın taleple bağlı kalınarak 4.347.990,85 TL meslekte kazanma gücü kaybından kaynaklanan ve 813.937,54 TL bakıcı giderinden kaynaklanan toplam 5.161.928,39 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 04.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, birleşen dava yönünden davanın kabulü ile 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesinde ıslah dilekçesi tebliğ edilmeden karar verildiği, süresi geçtikten sonra istinaf yoluna gidildiğini, ceza davasında müvekkilinin beraat ettiği, hukuk mahkemesinin maddi olayın tespiti konusunda bağlı olduğu, bilirkişi raporlarında asıl-alt işveren ilişkisi olmadığı şeklinde rapor tanzim edildiği, raporda böyle bir tespit olmadığı halde Mahkemece asıl alt işveren ilişkisi olduğunun kabul edildiği, ancak kararda da asıl-alt işveren ilişkisinin neden olduğuna dair bir irdeleme, açıklama yapılmadığı, kanuni bir gerekçe gösterilmediği, eser sözleşmesi olduğundan, anahtar teslimi iş olduğundan müvekkilinin kusuru olmadığı, davalının inşaat iş kolunda faaliyeti olmadığını, kesinleşen rücu davasında davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi olmadığı ve davalının kusuru ve sorumluluğu bulunmadığının açıkça belirtildiğini temyiz sebepleri olarak ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanun'dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu tutulmuştur.4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 48 57... sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu.Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.a)İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.b)Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.c)İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.d)İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.e)İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Kanun'un tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.f)Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.Bunun yanında iş kazası iddiasına dayanan maddi ve manevi tazminat davalarında hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi ve davalıların sorumluluğu bakımından taşıdığı öneme göre tarafların kusurunun aidiyeti ve oranının hiçbir kuşkuya yer açmayacak biçimde ortaya konulması gerekir.Dosyadaki kayıt ve belgelerden; mülkiyeti ...'e ait olan ... Tekstil firması olarak faaliyet gösteren fabrika binasının önünde daha önce satış mağazası olarak kullanılan ek binanın yıkım işinin ... tarafından sözleşme ile ...’a verildiği, ...’ın işçisi olan davacının çatının sökülmesi işi yapılırken elindeki çatı profilini aşağı atmak istediği sırada yukarı kaldırdığı profilin ucunun yakından geçen yüksek gerilim hattına teması ile elektrik çarpması sonucu yaralandığı, davalılar arasında imzalanan 27.4.2016 tarihli sözleşmede, iş sahibi olarak tanımlanan ...'in sorumluluğunun sözleşme gereği belirlenen hakedişleri ödemek, yüklenici sıfatıyla ... 'in sorumluluğunun 28 Nisan - 12... tarihleri arasında bina yıkım işini uygun biçimde yerine getirerek işverene teslim etmek olarak belirtildiği, kaza ile ilgili SGK Denetmen Raporunda işveren ... 'in iş yerinde kaza oluşumunu önleyici düzen kurmadığı, kazalı ile diğer çalışanları ... ve Süleyman’a eğitim vermediği, önlem almadığı gerekçesi ile %100 kusurlu olduğu, üçüncü kişinin veya sigortalının kusuru tespit edilmediğinin belirtildiği, Malkara 1.Asliye Hukuk Mahkemesi ████████E. ████████K. dosyasında görülen ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58.HD █████████E. ████████K.sayılı kararı ile kesinleşen rücuen tazminat davasında, kazazede işçinin %15, işveren ...'in ise %85 oranında kusurlu olduğu yönündeki kusur raporu hükme esas alınarak karar verildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde .."sigortalı ile davalı arasındaki iş görme ilişkisinin hizmet akdine, işveren ile dava dışı mülk sahibi arasındaki ilişkinin ise eser sözleşmesine dayalı olduğu yönündeki tespit ve kabulün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine uygun olduğu gibi Kurum müfettiş raporu ile bilirkişi raporlarının da bu yönde olduğu" tespitlerine yer verildiği, Malkara 1. Asiye Ceza Mahkemesinin 2016/5 74... /387K dosyasında görülen ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin █████████E ve ████████K kararı ile kesinleşen ceza davasında, sanık iş veren iş sahibi ...'in bina yıkım işini inşaat işinde uzman yükleniciye yaptırması ve aralarındaki sözleşmenin eser (istisna) sözleşmesi olması nedeniyle kusursuz olduğu gerekçesiyle ... hakkında yüklenen suç açısından kast veya taksirinin bulunmaması nedeniyle CMK 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verildiği, sanık yüklenici iş veren ...'in bina yıkım işinde uzman olması, çalıştırdığı işçilerine karşı 5510, 63 31... sayılı Kanun'lar uyarınca görev ve sorumluluklarını yerine getirmemesinden dolayı asli kusurlu olduğu gerekçesiyle hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu, eldeki, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin dosyada hükme esas alınan 8.3.2022 tarihli kusur raporunda ,davalı ...'in işveren sıfatıyla %80 kusurlu olduğu, davalı ...'in "iş sahibi" sıfatıyla %20 kusurlu bulunduğu ve her ne kadar ... ile aralarındaki eser sözleşmesi ve inşaat işinin uzmanı olmaması nedeniyle üst işveren sıfatı bulunmuyor olsa da iş sahibi ve yüklenici arasında imzalanan sözleşme maddelerinde yakın çevresinde enerji nakil hattına karşı yeterli güvenlik mesafesi, güvenlik tedbirlerinin alınarak iş başı yapılması, hattın güvenli hale getirilmesi ile ilgili bir madde bulunmadığı, bina sahibi olarak üstünden geçen enerji nakil hattı hakkında bilgi sahibi olması, bina sahibi olarak sözleşmede yükleniciye uyarı ikaz yapılmasına dair madde bulunmaması nedeniyle ...'e kusur verildiğinin ifade edildiği, davacının kusuru bulunmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.Somut olayda; tüm dosya kapsamından davalı ... ile ... arasında düzenlenen sözleşme içeriğine göre yapılan faaliyetin bina yıkım işi olduğu, anılan işin birim fiyat sözleşme şeklinde ve süresinde bitirilip teslim edilmek suretiyle düzenlendiği dikkate alınarak ve kesinleşen rücuen tazminat ve ceza davası dosyalarında tarafların kusur durumları ile asıl alt işverenlik durumu konusundaki tespitler gözetilerek davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, bir başka ifade ile asıl işveren-alt işveren ilişkisinin var olup olmadığı veya davalı ...'in 3. kişi olarak sorumluluğunun bulunup bulunmadığı yeterince irdelenmeden Mahkemece eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar tesisi isabetli görülmemiştir.Mahkemece yapılacak iş; davalı ...'in 3. kişi sıfatıyla sorumluluğunun bulunup bulunmadığının tespitine yönelik dosyanın iş güvenliği alanında uzman A Sınıf İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı 3 kişilik heyete tevdii edilerek tarafların somut verilere dayalı iş güvenliği açısından alması gereken önlemlerin neler olduğu hangi önlemlerin alınıp hangi önlemlerin alınmadığı, iş kazası olayının gerçekleşmesinde taraf kusurlarının belirlenmesi sağlanıp, çelişki oluşması halinde çelişkilerin de giderilmesi suretiyle mevcut delillerle birlikte değerlendirmek ve kusur oranını tespit ettirmek ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları ve alınacak kusur raporunda davalı ...'e üçüncü kişi olarak kusur izafesi yapılamadığı taktirde, hükmü temyiz etmeyen diğer davalı yönünden kararın kesinleştiğini gözeterek bir karar vermekten ibarettir.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde, davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, bozma sebebine göre bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır .VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.