Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda mağdurun kemik yaşı, geç tescilli nüfus kaydıyla yaş tespiti yeterliliği ve hükümde gerçek yaş belirtme zorunluluğu uyuşmazlığı.
Özet: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan sanık hakkında verilen beraat kararının itirazname üzerine incelenmesi sürecinde, ilk derece mahkemesinin mağdurun yaş tespitinde, adli tahkikat ihtiyacını belirten kemik yaşı raporuna dayanarak, nüfus kaydını usulüne uygun düzeltmeden, MERNİS doğum tutanağı veya hastane doğum araştırması yapmaksızın hüküm kurmasının eksik araştırma içerip içermediğini ve gerçek yaş tespiti yapılmış olsa dahi hüküm fıkrasında belirtilmeden uygulama yapılmasının mümkün olup olmadığını değerlendirmektedir.

İtirazname No
: ███████████KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ
: 9. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Asliye CezaSAYISI
: 456-128I. HUKUKÎ SÜREÇReşit olmayanla cinsel ilişki suçundan sanığın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 09.02.2016 tarihli ve 456-128 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 10.02.2022 tarih ve 14566-1130 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.II. İTİRAZ SEBEPLERİYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 15.04.2022 tarih ve 109868 sayı ile; "...Sanığın mağdurun yaşına itiraz etmesi üzerine mahkemece mağdurun MERNİS doğum tutanağı celp edilmeksizin ve mağdurun hastane doğumlu olup olmadığına dair bir araştırma yapılmaksızın dorudan yaşının tespitine yönelik raporunun aldırılmasına karar verildiği, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Ana Bilim Dalı'nda görevli üç hekimin imzası ile kemik grafi tarihine göre belirlenen, mağdurun kemik yaşının 21 yaşı sonuna uygun olduğuna dair rapora dayanarak, mağdurun 18 yaşının ikmal ettiğinden bahisle fakat nüfus kaydını usulüne uygun bir şekilde düzeltmeden sanığın beraatine karar verdiği, kararın hem eksik araştırmaya dayandığı hem de CMK'nın 218.maddesindeki lazımeye uyulmaksızın verilmesi nedeniyle hukuka aykırı olduğu..." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 29.12.2022 tarih ve 6637-12382 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIK KONUSUÖzel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa müsnet reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada, katılanın kemik yaşının tespitine ilişkin belirlemenin adli tahkikat ile anlaşılacağını içeren rapor ile UYAP siteminden temin edilen nüfus kayıt örneğinin yaş tespiti ve hüküm kurulması bakımından yeterli olup olmadığının, bu bağlamda eksik araştırmayla karar verilip verilmediğinin, kabule göre de belirlenen gerçek yaşla ilgili olarak hüküm fıkrasında bir tespit yapılmadan uygulama yapılmasının mümkün olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.IV. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;Şikâyetçinin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı müracaatla; resmî kayıtlara göre 04.12.1997 doğum tarihli kızı olan katılanın, yanında çalıştığı tanık ...’in evinde bulunduğu bir gün, tanık ...’in kardeşi olan sanık tarafından tecavüze uğradığından bahisle sanık hakkında şikâyetçi olduğu,Adli Tıp Kurumunun 25.02.2015 tarihli raporunda; katılanın kolposkopik görüntüleme eşliğinde yapılan muayenesinde, duhule müsait himen yapısında olduğu, himenal açıklığın 3 cm ölçüldüğü, herhangi bir eski ve/veya yeni yırtık saptanmadığı, akut ve/veya kronik fiili livatanın tıbbi bulgularına rastlanmadığı ancak kişinin yaşı ve vücut gelişimi dikkate alındığında rıza, tehdit ve kayganlaştırıcı madde kullanımı gibi direncin kırıldığı durumlarda herhangi bir bulgu oluşmadan da eylemin gerçekleşmiş olabileceği bilgi ve tespitlerine yer verildiği,Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 20.11.2015 tarihli raporunda; EÜTF Radyodiagnostik Anabilim Dalının raporuna dayanılarak katılanın kemik yaşının, kemik grafilerinin çektirildiği tarihte, cinsiyeti de göz önüne alındığında 21 (yirmi bir) yaş sonu ile uyumlu bulunduğu ancak kemik gelişiminin gebelik, hormonal faktörler, beslenme ve benzeri sebeplerden etkilenebileceği ve bu nedenle radyolojik incelemeler sonucunda gerçek yaşından farklı bir sonuç da elde edilebileceği tıbben bilindiğinden, durumun daha ziyade adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olacağı mütalaasına varıldığının bildirildiği,İlk Derece Mahkemesince 09.02.2016 tarihli oturumda UYAP sisteminden alınan ve dosya içerisine eklenen katılana ait nüfus kayıt örneğine göre; resmî kayıtlarda 04.12.1997 doğum tarihli katılanın, nüfusa tescil tarihinin 07.09.2004 olarak göründüğü ve tescil kaydının anne ve babasının beyanına göre yazıldığının belirtildiği,Anlaşılmaktadır.Katılan aşamalarda; 04.12.1997 doğumlu olduğunu, sekiz ay kadar önce Çamdibi semtinde bulunan ...'in işlettiği ... İletişim isimli iş yerinde çalışmaya başladığını, ...’in evinin, işlettiği iş yerinin üst katında olduğunu, çocuklarına bakıcının baktığını, bir gün ...’in kendisinden iş yemeğine gideceği için çocuklarına bakmasını istediğini, kabul ederek iki yaşında bulanan çocuğuna bir gece baktığını, bu olaydan bir hafta kadar sonra tekrar ...’in kendisinden çocuğuna bakmasını istediğini, yine kabul ederek 2014 yılı Kasım ayının sonu gibi hatırladığı kadarıyla Perşembe veya Cuma gecesi ...'in çocuğuna baktığını, gece saat 00.00 sıralarında ...'in, eşi tanık ... ve kardeşi olan sanık ile birlikte eve geldiklerini, onların çay içtiğini, kendisinin ise kola içtiğini, içtiği kolayı ...'in kendisine getirdiğini, kola içtikten sonra bir şey hatırlamadığını, sabah 09.00 sıralarında uyandığında evin yatak odasında bulunduğunu ve yanında sanığın yattığını gördüğünü, bağırarak ne yaptığını sorduğu sırada odaya ...'in gelerek annesine ve başka kimseye bir şey anlatmamasını, sanığın karısını boşayıp kendisiyle evleneceğini söylediğini, sanığın da aynı şekilde olayı kimseye anlatmamasını söyleyerek "Aileni öldürürüm, kardeşlerine zarar veririm, karımı boşayacağım, seni alacağım." dediğini, uyandığında iç çamaşırında ve bacaklarının bulunduğu yerde kan gördüğünü, kalktığı sırada acı hissettiğini, kızlığının bozulduğunu anladığını, korkusundan ve olayın etkisiyle yaşadıklarını ailesine anlatamadığını ve durumu kabullendiğini, bu olaydan iki hafta kadar sonra sanığın kendisine "Karımı boşayacağım seninle evleneceğim." diyerek tekrar birlikte olmayı teklif ettiğini, bulunduğu durum nedeniyle karşı gelemediğini, sanığın Küçük Parkta bulunan ... İletişim isimli iş yerinde akşam saatleri sonrası ilişkiye girdiğini, daha sonra sanık ile bu şekilde 2-3 günde bir cinsel ilişkiye girdiğini, bu ilişkileri sanığın iş yerinde ve ... isimli arkadaşının evinde yaşadıklarını, en son olarak 2015 yılının Ocak ayında ...’ın evinde sanık ile cinsel ilişkiye girdiklerini, 22.02.2015 tarihinde bu olayların etkisiyle ve sanığın kendisiyle evlenmeyeceğini anladığı için evde bulunduğu sırada tavanda bulunan beşik çengeline ip asarak intihar etmek isterken annesinin görmesi üzerine annesine başından geçen olayları anlattığını, olay sebebiyle şikâyetçi olduğunu,Şikâyetçi aşamalarda; katılanı günü gününe doğru şekilde nüfusa kaydettirdiğini, kızının yaşını bildiğinden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anabilim Dalı tarafından düzenlenen raporu kabul etmediğini, doğum yaptıktan sonra ebe tarafından verilen resmî yazıyı nüfus müdürlüğüne götürdüğünü,Tanık ...; ...’in eşi olduğunu, eşi ile birlikte ... İletişim isimli iş yerini çalıştırdıklarını, katılanın iş yerlerinde çalışmaya başladığını, yaşını sorduklarında katılanın 21 yaşında olduğunu kendilerine söylediğini, eşinin sigortasını yaptırmak için katılandan nüfus cüzdanını istemesine rağmen çeşitli bahanelerle kimliğini getirmediğini,İfade etmişlerdir.Sanık aşamalarda; ablası ...’e ait ... İletişim isimli iş yerinde çalıştığı sırada katılanla tanıştığını, arkadaşlıklarının ilerlediğini, 2014 yılının Kasım ayı içerisinde bir gün birlikte alkol aldıklarını ve daha sonra kendisine ait iş yerinde katılanın rızasıyla birlikte olduklarını, yakınlıklarının devam ettiğini, katılan ve ailesinin kendisinden evliliğini bitirerek katılanla resmî nikah kıymasını istediklerini, ancak boşanmayacağını katılana ilettiğini, katılanın da kendisi ve ablası hakkında şikâyetçi olduğunu, iddia ettikleri gibi katılana tecavüz etmediğini, gönüllü beraberlik dışında ırza geçme gibi bir durumun olmadığını, katılanın 18 yaşından küçük olduğunu da bilmediğini, fiziki olarak 21-22 yaşlarında olduğunun belli olduğunu, suçlamayı kabul etmediğini savunmuştur.V. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin AçıklamalarCMK’nın "Ceza mahkemelerinin ek yetkisi" başlığını taşıyan 218. maddesi;"1) Yüklenen suçun ispatı, ceza mahkemelerinden başka bir mahkemenin görev alanına giren bir sorunun çözümüne bağlı ise; ceza mahkemesi bu sorunla ilgili olarak da bu Kanun hükümlerine göre karar verebilir. Ancak, bu sorunla ilgili olarak görevli mahkemede dava açılması veya açılmış davanın sonuçlanması ile ilgili olarak bekletici sorun kararı verebilir.2) Kovuşturma evresinde mağdur veya sanığın yaşının ceza hükümleri bakımından tespitiyle ilgili bir sorunla karşılaşılması hâlinde; mahkeme, ilgili kanunda belirlenen usule göre bu sorunu çözerek hükmünü verir." şeklinde düzenlenmiştir.Bahse konu madde gerekçesinde; "Dava konusu uyuşmazlığın çözülmesi, diğer bir deyişle bir eylemin suç olup olmadığının veya niteliğinin saptanması, ceza hukukunun kapsamına girmeyen bir meselenin çözümüne bağlı ise ceza mahkemesinin önünde üç seçenek bulunmaktadır:1. Ceza davasının bir an önce sonuca ulaşmasını sağlamak için bu sorun hakkında da ceza hukukundaki usul ve deliller için geçerli kurallara göre karar vermek.Kuşkusuz ceza mahkemesinin bu sorun hakkında verdiği karar, sadece dava konusu uyuşmazlık yönünden geçerli olmak üzere ve esas dava bakımından gerekli olduğu ölçüde verilmiş bir karar sayılacaktır.2. Çözülmesi uzmanlığı gerektiren bir sorunun söz konusu olduğunu saptadığında, mahkeme yargılamaya ara vererek sorunun konusuna göre hukuk davası veya idarî dava açılması için ilgililere süre verebilecektir.3. Yetkili mahkemede bu hususta bir dava açılmışsa bu mahkemenin kararını da bekleyebilecektir.Özetlemek gerekirse, ceza mahkemesi dava konusu uyuşmazlığın çözümünde etkili bulunan ve ceza hukuku dışında kalan bir sorun hakkında gerekli hâllerde kendisi karar verecek, sorunun nitelik ve kapsamına göre bu sorunun çözümünü bekletici sorun kabul ederek ilgililere süre de verecektir. Duruşma sırasında, suçtan zarar görenlerle sanıkların yaşları bakımından gerekli görülecek düzeltmelerin yerine getirilmesi 5/5/1972 tarihli ve 1587 sayılı Nüfus Kanunundaki usullere göre ceza mahkemesince yapılacaktır. Bu hususta verilecek karara karşı maddede yazılı kanun yollarına başvuru hakkı tanınmıştır.Ancak yukarıda (2) numaralı paragrafta da açıklandığı üzere, mahkemenin ceza davasını beklemeye alması, ancak çok zorunlu ve uzmanlığa ilişkin bir husus söz konusu olduğunda karar verilebilecek bir hâl sayılmalıdır. Aksi takdirde davanın makul sürede bitirilmesi ilkesi ihlal edilmiş olur." biçiminde açıklamalara yer verilmiştir.Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesince 30.03.2012 tarih ve 34-48 sayı ile; 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin "Aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir." biçimindeki cümlesinin, bireyin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir parçası olan kimliği ve aile bağlarıyla ilgili bilgileri içeren nüfus kayıtlarında haklı nedenlerin varlığı hâlinde değişiklik ve düzeltme yapılmasını istemesinin, maddi ve manevi varlığını koruma, geliştirme hakkı kapsamında olup bunun dava yoluyla bir defadan fazla talep edilmemesini öngören ve hak arama özgürlüğüne müdahale niteliği taşıyan kuralın, Anayasanın 17... . maddelerine aykırı olduğunun kabulü ile iptaline karar verilmiştir. Bahse konu iptal kararı sonrasında 5490 sayılı Kanun’un 36. maddesi;"(1) Mahkeme kararı ile yapılan kayıt düzeltmelerinde aşağıdaki usûllere uyulur:a) Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kayıt düzeltme davaları nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır.b) Haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin düzeltme yapılması hâkimden istenebilir. Ad değişikliği hâlinde, nüfus müdürlüğü bu kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydı, soyadı değişikliğinde ise eşin ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzeltir.c) Tespit davaları, kaydın iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine teşkil eder.(2) Kişilerin başkasına ait kaydı kullandıklarına ilişkin başvurular Bakanlıkça incelenip sonuçlandırılır." şeklinde son hâlini almıştır.Aynı Kanun'un "Kayıt düzeltilmesi" başlığını taşıyan 35. maddesinde de; "Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir.." hükmü öngörülmüştür.Hukukun üstünlüğüne dayanan devlet, hukuk düzeninin tekliği ve bütünlüğü merkezli bir uygulamayı gerekli kılar. Bu nedenle farklı yargı kolları ile alakalı olsa da mahkeme kararlarının da kamu vicdanında ma'kes bulacak bir ahenk içinde olması beklenir. Bu cümleden olarak nüfus ve tapu kütüklerinin hukuki değer/güven itibarıyla özel bir korumaya tabi tutulması mahkemelerce de gözetilmelidir.Ne var ki ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeğe ve adalete insan onuruna yaraşır biçimde ulaşmaktır. Hukuk devleti ilkesi kapsamında; maddi hakikatin, şekli (varsayılan) hakikate, masumiyet ilkesi ve ceza adaletinde tecelli edecek kamu yararının, bahsi geçen diğer yararlara nispeten üstünlüğü her türlü tartışmadan varestedir.Kovuşturma evresinde mağdur veya sanığın yaşının ceza hükümleri bakımından tespitiyle ilgili bir sorunla karşılaşılması hâlinde; mahkeme, ilgili kanunda belirlenen usule göre bu sorunu çözerek hükmünü verir (CMK madde 218). Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı ile daha önce mahkeme kararı ile değişiklik yapılmış olsa dahi sanık veya mağdurenin gerçek yaşının nüfus kaydından farklı olduğunun iddia edilmesi durumunda, yaşlarının yeniden araştırılıp belirlenmesi ve gerektiğinde düzeltilmesi ya da mevcut yargılama ile sınırlı olarak tespitine karar verilmesi olanaklı hâle gelmiştir.Kaldı ki hukuk mahkemesince hüküm verilmiş olsa bile ceza hâkiminin yapacağı nispi muhakeme sonunda gerçek yaşı tespit etmesi gerekir. (Ceza Genel Kurulu 30.03.19 81... -2/106). Gerçek yaşın tescili ile ceza yargılaması ile ilgili ve sınırlı olarak tespitinin farklı kurumlar olduğu da gözetilmelidir.Öte yandan, ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 18.06.2025 tarihli ve ████████ E. - ████████ K. sayılı kararında açıklandığı üzere;Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile, taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup, muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.Ceza mahkemesinin öncelikle sanığa isnat olunan fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediğini saptaması, yani maddi sorunu çözmesi gerekir. Kural olarak bu sorun çözüldükten sonra olayın hukuk karşısındaki durumu tespit edilecektir. Hukuki sorun; sanık tarafından gerçekleştirilmiş fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, suç oluşturmakta ise hangi suçu oluşturduğu, bu suçun kamu adına takip edilebilir ve cezalandırılabilir bir suç olup olmadığı, hangi ölçüde bir cezanın belirlenmesi gerektiği gibi maddi ve yargılama hukukuna ilişkin normlar ile hukukun temel ilkeleri çerçevesinde çözülmesi gereken bir problemdir. Sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.Maddi sorunun, delil serbestîsi ilkesi doğrultusunda yargılama hâkimi tarafından, hukuka uygun yöntemle elde edilmiş ve usulünce tartışılmış her türlü delille çözülmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Maddi gerçeğin açıkça ortaya konulmaya çalışılması, olayın sübutuna, suç teşkil edip etmediğine, suç oluşturuyorsa vasfının tayinine temas eden, sonuca etkili tüm delillerin toplanması ve tartışılması ile mümkündür.Doktrin (Yener Ünver, "Ceza Muhakemesinde İspat", Ceza Hukuku Dergisi, 2006/2, s. 125, Erdal Yerdelen, Ceza Muhakemesinde Hükmün Gerekçesi, Adalet Yayınevi, Mart 2015, s. 356) ve uygulamada (YCGK'nın 01.05.2007 tarihli ve 2007/1-43 Esas - ████████ Karar sayılı kararı vb.) istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere; eksik soruşturma ve araştırmanın söz konusu olduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemez.B. Somut Olayda Hukuki NitelendirmeSanık ile ablasının iş yerinde çalışan katılanın duygusal yakınlıklarının bulunduğu ve cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın cinsel ilişkiye girdikleri hususunda Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında bir uyuşmazlık bulunmayan ve bu kabulde de dosya içeriği itibarıyla bir isabetsizliğin olmadığı anlaşılan dosyada;Nüfus kaydına göre suç tarihinde 17... aylık olan katılanın annesi şikâyetçinin, katılanı günü gününe doğru şekilde nüfusa kaydettirdiğini, kızının yaşını bildiğinden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anabilim Dalı hekimleri tarafından düzenlenen raporu kabul etmediğini beyan etmesi, anılan raporda da kemik gelişiminin gebelik, hormonal faktörler, beslenme ve benzeri sebeplerden etkilenebileceği ve bu nedenle radyolojik incelemeler sonucunda gerçek yaşından farklı bir sonuç da elde edilebileceğinin açıkça belirtilmesi karşısında; ilgili Nüfus Müdürlüğünden katılanın MERNİS doğum tutanağı celp edilerek hastane doğumlu olup olmadığının tespiti ile radyoloji uzmanının da katılımıyla tam teşekküllü bir hastaneden sağlık kurulu raporu aldırılıp, gerekli görülmesi hâlinde Adli Tıp Kurumundan görüş sorularak katılanın suç tarihindeki gerçek yaşının bilimsel olarak belirlenmesinden sonra, tespit olunan gerçek yaşla ilgili olarak gerekmesi hâlinde hüküm fıkrasında yapılacak tespite istinaden sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinin gerektiği gözetilmeden eksik araştırma sonucunda karar verildiği kabul edilmelidir.Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavclığı itirazının reddedilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.VI. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 10.02.2022 tarihli ve 14566-1130 sayılı sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan kurulan beraat hükmünün onanmasına ilişkin kararının KALDIRILMASINA,3- İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2016 tarihli ve 456-128 sayılı sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan kurulan beraat hükmünün, katılanın suç tarihindeki yaşının tespiti yönünden eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.