İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, ayıplı kapılar nedeniyle sözleşmenin feshi, ödenen bedelin iadesi ve tazminat talepli alacak davasında istinaf kararını inceledi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının müteahhitliğini yaptığı konut projesindeki daire kapılarının sözleşme ve teknik şartnameye uygun yapılmaması nedeniyle davalı yüklenici aleyhine açtığı alacak davasına ilişkindir. Davacı, ayıplı olduğu tespit edilen kapılar için ödediği bedelin iadesi ile maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmiştir. Yerel mahkeme, bilirkişi raporları doğrultusunda kapılardaki "açık ayıpları" kabul ederek davacının ödediği 69.250 TLnin yasal faiziyle iadesine hükmetmiş, ancak diğer tazminat taleplerini reddetmiştir. Karar üzerine her iki tarafın istinaf başvurusu yapılmış olup, Bölge Adliye Mahkemesi, kapıların sözleşme ve teknik şartnameye uygun olmadığını, ayıplı olduğunu ve tadilat yoluyla dahi düzeltilemeyeceğini gösteren önceki tespitleri incelemektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15.HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: █████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: AlacakKARAR TARİHİ
: █████/2025Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili, taraflar arasında 08.12.2016 tarihinde imzalanan sözleşme ve ekleri gereği davacının inşa ettiği binanın tüm dairelerinin kapılarının yapımı işinin davalı tarafından üstlenildiğini; davalının taahhüt ettiği kapıları sözleşme ve ekindeki teknik şartnameye uygun olarak yapmadığını, noterden çekilen ihtarnamelere rağmen kapıların ayıplarını gidermediğini; İstanbul Anadolu 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ███████ D.iş sayılı dosyası üzerinden mahallinde yapılan tespit sonucu alınan raporda, kapıların teknik şartnameye uygun olmadığı, sözleşmedeki şartların yakalanabilmesi için tüm kapıların sökülerek yenilenmesi gerektiğinin bildirildiğini; dava konusu kapılar için davalıya 69.250,00 TL ödendiğini, ayrıca söküm ve boya masrafları için davacı tarafından 10.000,60 TL masraf yapıldığını, bu durumda bu sözleşmenin sonuçlarını beklemenin bir anlamının olmadığını belirterek, sözleşmenin geriye doğru feshi ile kapılar için ödenmiş bulunan 69.250,00 TL'nin ve davalının sözleşmeye aykırı davranışı sebebiyle uğranılan zarardan şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan faizi ile birlikle tahsiline, davalının kötü niyetli olarak ayıplı mal inşaata monte etmesi ve daire sahiplerine karşı davacı şirketi sorumlu duruma sokarak ticari itibarının zedelenmiş olması sebebiyle 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; sözleşme kapsamında yapılan kapıların teknik şartnameye uygun olarak yapıldığını, davalı tarafından yapılan işlerde açık ya da gizli ayıp olmadığını, aksi düşünülse bile davacı şirketin var olduğunu iddia ettiği eksikliklerin açık ayıp niteliğinde olduğunu ve iki günlük ihbar süresine tabi olduğunu, 24 Nisan tarihli e-postada görüleceği üzere davacı tarafın işi teslim aldıktan sonra davalıya 69.250,66 TL'lik fatura kesilmesini talep ettiği ve aynı gün faturayı teslim almış olduğunu; tespit dosyasındaki bilirkişi raporunun tek bir inşaat mühendisi tarafından hazırlandığı, tek başına bilgi ve donanımı ile mahkemeyi bağlayıcı görüş verebilecek bir iş olmadığını, davalının imalattan kaynaklı bir ayıp ya da kusurun kapılarda bulunması halinde tamiratını yapmayı kabul ettiğinin karşı tarafa şifahen iletilmiş olmasına rağmen davalının kapıları tekrar incelemesine, imalattan kaynaklı bir hata varsa bunun tespiti ve düzeltilmesine muvafakat edilmediğini; davacının maddi manevi zararını somut bir delille ortaya koyamadığını, davacının yapılan işlerle ilgili tüm bedeli ödemediğini, halen bakiye 7.644,00 TL alacağının olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece; mahallinde yapılan ilk tespit tutanağındaki bilirkişi raporu, gerekse mahkemece yapılan tespit sonrası verilen raporlarda imalat ve montajı yapılan kapılardaki ayıpların açık ayıplı olduğunun belirlendiği; davacı yan davalıya gönderdiği ihtarlarında verilen süre sonrasında kapıların değiştirilmediği ve ayıp giderilmediği taktirde sözleşmeden dönme hakkını kullanacağını bildirdiği; sözleşmeye konu kapıların açık ayıplı olduğu ve verilen süreye rağmen ayıbın giderilmediği kabul edildiğinden davacı iş sahibininde verdiğini sözleşmeden dönme karşılığında iadesini isteyebileceği; davacı iş sahibinin açık ayıplı olan sözleşme konusu kapıları teslime zorlanmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile; davacının sözleşme nedeniyle ödemiş olduğu 69.250,00 TL bedelin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davacının belirlenebilir ve ispatlanmış sözleşmeye aykırılıktan kaynaklı bir zararı bulunmadığından sözleşmeden kaynaklı zarar nedeni ile isteminin reddine; dava konusu, davalının hükmü şahsiyeti ve dosya kapsamıyla manevi tazminat şartlarının oluşmadığından davacının manevi zarar talebinin reddine karar verilmiştir.Mahkeme kararı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dairemiz, 26.10.2022 tarih █████████ esas ve █████████ karar sayılı ilamı ile, " ... Davacı tarafça delil olarak sunulan bilirkişinin esas aldığı, İstanbul Anadolu 10.Sulh Hukuk mahkemesince ███████ D.iş sayılı dosyası ile alınan █████/2016 tarihli bilirkişi raporunda, delil tespitine konu kapıların sözleşmede belirtlen teknik şartnameye uyugn olmadığı, ayıplı, eksik malzemeli ve piyasa malı işçilikten daha kötü bir işlemle yerlerine monte edilmiş olduğu, kapıların tadilat yapma yoluyla şartname koşullarına uygun hale getirilmesinin mümkün bulunmadığı, tüm kapıların sökülerek yenilenmesi gerektiği belirtildiği, ürünlerin fotoğraflarının rapora eklendiği; davalı tarafça rapora itiraz edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, mahkemece mahallinde keşif yapılarak, eserde ayıp bulunup bulunmadığı, varsa ayıbın niteliği ve ayıbın eserin kabul edilemeyeceği derecede olup olmadığının tespiti, kabul edilemeyecek nitelikte değil ise ayıplı ürünlerin teslim tarihindeki ayıp bedellerinin tespiti, ayrıca davacının zararı konusundaki delillerinin değerlendirilmesi için rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken, itiraz edilen tespit raporu esas alınarak hazırlanan bilirkişi raporu dikkate alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır." kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda inceleme yapmıştır.Mahkeme, █████/2023 tarihli bilirkişi raporu, itibariyle ayıplar açık ayıp olduğu, anılan kapılardan keşif tarihi itibariyle dahi yaklaşık 6-7 yıldır kullanılmaya devam edildiğini bu sebeple dava konusu kapıların kabul edilemeyecek derecede ayıplı olmadığı tespit edildiği, bu itibarla her ne kadar davacı tarafından eser sözleşmesinden dönülerek uğranılan maddi ve manevi zararların tazminini talep etmiş ise de; ayıpların kabul edilemeyecek derece ayıplı olmaması sebebiyle davacının TBK 474 vd. maddeleri gereğince sözleşmeden dönme hakkını kullanmasının mümkün olmadığı, davacı tarafından ayıp ihbarının süreside olması sebebiyle ayıp sebebiyle uğranılan zararların davalıdan tazminini talep edebileceği, ayıp sebebiyle uğramış olduğu toplam zararının 31.374,60-TL olduğunun belirtildiği, davalı vekili tarafından davada TTK 23 md. ayıp ihbar sürelerinin somut dosya bakımından uygulanması gerektiğini belirtilmiş ise de; İstanbul BAM 15. HD. █████████ Esas █████████ Karar sayılı kaldırma ilamı ile alınan bilirkişi heyet rapor dikkate alındığında taraflar arasında satış sözleşmesinin bulunmadığı, eser sözleşmesinin bulunduğu bu itibarla ayıp halinde uygulanması gereken hükümlerin TBK 474 vd. maddelerindeki hükümler olduğu anlaşıldığı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını belirterek manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermiştir. Davacı vekili istinafında, mahkemece kapılardaki ayıbın açık ayıp olduğu kabul edilerek rapor hazırlandığını, halbu ki dosyada mevcut ve İstanbul Anadolu 10. Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan tespit (███████ D.İş) sonucu hazırlanan raporda bilirkişi, emsal olarak kapıları sökmüş ve marangoz eşliğinde gerekli yerleri açılarak inceleme yapıldığı, bu incelemede; Kapı kasalarında ahşap malzeme kullanılmadığı ve sözleşmedeki şartlara uygun olarak yapılmadığı, sökülen kapı kasalarının kapı kanatlarının dört tarafında çift seren (boylu ahşap malzeme) kullanılmamış olduğu ve bu durumun da sözleşmeye aykırı olduğu belirlendiğini, bu tespitlere göre ayıbın anlaşılabilmesi için kapının sökülüp iç kısmında inceleme yapılması sebebiyle ayıbın gizli veya açık olduğu sonucuna varılması gerektiğini, kapıların gizli ayıplarla ayıplı olması ve düzgün monte edilmemiş olması müvekkil şirketin ticari itibarının sarsılmasına vesile olduğunu, 20.000 Tl manevi tazminat için 9.200 Tl vekil ücretinin müvekkilden tahsiline karar verilmesi de ayrıca kanunsuz olduğunu mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafında, taraflar arasında imzalanan 08.12.2014 tarihli sözleşme gereğince kapı imalatları yaptığını, 24.04.2015 tarihli fatura ile mal teslimi yapıldığını, davacının herhangi bir şikaletinin bulunmadığını, eserde ayıp iddiasını kabul etmediklerini, yasal süresi içinde ihbarda bulunulmadığını, iddia edilen ayıp açık ayıp niteliğinde olduğunu, ayıp olduğunu kabul etmemekle birlikte TBK 474 maddesi gereğince derhal ayıp ihbarının yapılması gerektiğini, ancak davacının çekmiş olduğu 30.04.2015 tarihli ihtarname teslimden 6 gün sonra davalıya ulaştığını, davacı şirket olduğu dikkate alındığında süresinde ayıp ihbarının yapılmadığını, bilirkişi hiçbir gerekçe göstermeden %10 nefaset olarının yeterli olacağını belirttiğini, hangi somut veriye dayandığını açıklanmadığını, belirlenen nefaset oranı fahiş oran olduğunu, davalı tarafından imal edilen 93 kapı halen davacı tarafından kullanılmakta olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Taraflar arasında 114 kapı yapımı konusunda, birim fiyatlı, imalat hatalarına karşı 2 yıl süreli garanti belirlenen KDV dahil 76.944 TL toplam tutarlı 08.12.2014 tarihli sözleşme akdedilmiştir. Davacı tarafça kapılan ayıplı olduğu iddiası ile sözleşmeden döndüğü belirtilerek, sözleşme bedelinin iadesi ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin açılan davada, mahkemece ödenen iş bedelinin iadesine karar verilerek maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.Eser sözleşmesi iş sahibinin ödemeyi taahhüt ettiği ücret karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi ve teslim etmeyi üstlendiği iki taraf için hak doğuran ve borç yükleyen bir sözleşmedir. Eser sözleşmesinde iş sahibinin asli borcu TBK 470.maddesi çerçevesinde meydana getirilen eser karşılığında bir miktar pararın ödenmesi, yüklenicinin borcu ise eseri zamanında ve ayıpsız olarak imal ve teslim etmektir. Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yüklenicinin ayıptan sorumlu olabilmesi için eserin iş sahibine teslim edilmesi, eserin ayıplı olması, eserin iş sahibi tarafından kabul edilmemiş veya kabul edilmek zorunda olunmaması, eserin iş sahibi tarafından muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması, eserdeki ayıbın iş sahibinin tutumundan kaynaklanmamış olması ve son olarak ayıplı teslimden doğan hakların süresi içinde kullanılması gerekmektedir. Ayıp, teslim edilen eserde sözleşme ile kararlaştırılmış olan veya dürüstlük kuralına göre olması gereken ya da kanunun öngördüğü niteliklerin bulunmaması olarak nitelendirileceğinden ayıplı bir eserin imali ve teslimi sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini gösterir.TBK'nın 474/1.maddesi gereğince açık ayıplar bakımından iş sahibi işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve uygun bir süre içerisinde tespit ettiği ayıpların yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. Bu külfetlerin yerine getirilmemesi iş sahibinin yükleniciye karşı sorumluluğunu gerektirmemekte, sadece ayıplı eser teslimi dolayısıyla sahip olduğu haklardan yararlanamaması sonucunu doğurmaktadır. TBK'nın 477/1. maddesi gereğince gizli ayıplar açısından ise, ayıbın varlığı zaman aşımı süresi içerisinde vakit geçirilmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Dairemiz kaldırma kararı sonrasında bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyet raporunda, "... Kapılardaki ayıp açık ayıp niteliğinde olduğu, 21 adet kapının davacı tarafından değiştirilmiş olduğu, diğer kapıların halen kullanılmakta olduğu, bu nedenle kapıların kabul edilmeyecek derecede ayıplı olmadığı, davacının ödediği bedelden %10 oranında indirim yapılması gerektiği bununda 6.925,00 TL olduğu, yine ayıplı imal edilen kapılardaki ayıbın giderilmesi için davacının 24.449,60 TL ödeme yaptığı tespit edildiği .." bildirilmiştir. Somut olayda, davalı yüklenici tarafından yapılan ve teslim edilen bir kısmında açık ayıp tesbit edilmiş olup, davacı tarafından teslimden 6 gün sonra ayıp ihbarının bildirilmiş olması, makul süre içerisinde ayıp ihbarında bulunulduğu kabulü gerekir. Yine, teslim edilen kapıların büyük kısmı fiilen kullanılmış olması, yapılan onarım ve tamirat ile ürünün kullanılması sebebiyle, ürün kabul edilebilecek nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Nefaset kesintisi eserdeki ayıp önemli derecede değil ise, başka bir ifadeyle ayıp eseri kabulden kaçınmayı haklı kılacak derecede önemli bulunmuyorsa, TBK göre eserin değerini düşüren nitelikte ise, iş sahibinin eksik ve ayıplı imalat karşılığında sözleşme bedelinden indirim yapılmasını isteme hakkının karşılığıdır. Eserin iş sahibince kabulüne mâni olmayan noksan imalatların tamamlanma bedelleri ile ayıplı ve kusurlu imalatlar için kesilecek bedel nefaset kesintisi olarak kabul edilmektedir.Bilirkişi tarafından nefaset bedelinin belirlenmesi, ayıplı ürünün kullanılması için yapılan masrafların belirlenmesi bu bedeller itibariyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmuştur. Yine manevi tazminat talep şartları oluşmaması sebebiyle, bu talep yönünden davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 345,55 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yatırılması gereken 2.143,20 TL nisbi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 535,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.607,40 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA,5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.