İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, ticari satımdan kaynaklı fatura alacağı itirazının iptali davasında bilirkişi raporuyla davacı lehine delil değerlendirmesi yaptı.
Özet: Davacı, ticari satışlardan kaynaklanan ödenmemiş faturalar nedeniyle davalı aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebinde bulunmuş, davalı ise borcu reddederek talep edilen faiz oranına itiraz etmiştir; bilirkişi incelemesi sonucunda, davacının usulüne uygun tutulmuş defterlerinde 2024 yılında davalıya kesilen 59.243,32 TLlik "altyapı tesisatı ve montaj işçilik bedeli" faturasının kayıtlı olduğu, davalının bu faturaya itirazının veya ödemesinin bulunmadığı, davalı defterlerinde kayda rastlanmasa da davacı muavin hesabında bu alacağın bakiye olarak devredildiği tespit edilerek davacının asıl alacak yönünden haklı olduğu ortaya konmuştur.

T.C.

İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil ile davalı arasında muhtelif tarihlerde alım satım işleri gerçekleştiğini, muhtelif tarihlerdeki alım satımlara ilişkin de muhtelif faturalar düzenlendiğini, borçlu muftelif tarih ve miktarlardaki faturaları ödemediğini, bu borcun ödenmemesi üzerine, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... E. Sayılı dosyası ile borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığı, borçlu tarafından 23.01.2025 tarihinde bu takibe karşı haksız ve kötü niyetli bir şekilde itiraz edilmiş ve yasal takip sürecinin durmasına sebebiyet verildiğini, borçlu itirazında herhangi bir borcunun bulunmadığını, dosya kapsamında sunulan faturalardan açıkça anlaşılacağı üzere bu iddialar yersiz olduğunu, davalı şirket müvekkil şirkete borçlu olduğunu, bu kapsamda borçlu ödeme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, borçlu olduğunun bilincinde olmasına rağmen kötü niyetli bir şekilde icra takibine itirazında borç doğuracak herhangi bir durumun söz konusu olmadığını iddia ederek süreci uzatmaya çalıştığını, icra takibini 59.243,32TL asıl alacak ve 18.078,14TL işlemiş faiz olmak üzere 77.321,46TL takip çıkışı olacak şekilde ikame ettiğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yan, ne davaya konu takip talebinde ne de dava dilekçesinde iddia olunan alacağın kaynağını açıkladığını, başka bir ifadeyle iddia olunan dayanağının müvekkili Şirketçe bilinmediğini, davacı yan ile ticari ilişkisi kapsamında doğan borçlarının tamamını ödemiş olup davaya konu edilen fatura kapsamında da herhangi bir borcu bulunmadığını, bahse konu edilen hizmetin gerçekten sunulduğunu ispatla davacı yanın mükellef olduğunu, ayrıca kesinlikle borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla belirtmek gerekir ki davacı yan tarafından takipte talep olunan faiz oranı da haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında aksine bir anlaşma bulunmadığı sabit olup fatura alacaklarına TCBM tarafından kısa vadeli kredilere uygulanan faiz oranı uygulanamayacağını, taraflar arasında aksine bir anlaşma bulunmadığı müddetçe fatura alacağına ancak yasal faiz işletilebileceğini, bu ahvalde dava konusu takip, yalnızca faiz oranı bakımından dahi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı yanın müvekkil şirkete takip öncesi herhangi bir ihtarı da bulunmadığından takip öncesinde alacağa faiz işletilmesi de hukuka aykırı olup davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
SMMM ...in █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı ... Kimya San. ve Tic. A.Ş.'nin 2024 yılına ilişkin ticari defterleri incelemeye tabi tutulmuş olup, davaya konu döneme ilişkin yasal defterlerinin tasdiklerinin TTK'nun 64/3 maddesinde yer aldığı şekli ile süresi içerisinde yapılmış olduğu, davacıya ait defterlerinin 2024 döneminde elektronik ortamda tutulduğu, e-defter beratlarının yasal süreleri içinde Gelir İdaresi Başkanlığı'na gönderildiği, bu nedenle davacı lehine delil teşkil eder vaziyette olduğu, Davacı şirkete ait defter, kayıt ve belgelerin incelenmesinde; 2024 yılında, davacı şirket tarafından davalıya 11.06.2024 - tarihinde, ....lu “Altyapı Tesisatı ve Montaj İşçilik Bedeli” olarak 49.369,43 TL artı KDV olarak toplamda 59.243,32 TL'lik fatura kesildiği, kesilen bu faturanın, davacı şirket kayıtlarına, VUK usul ve esaslarına uygun olarak kaydedildi faturaya, davalı şirket tarafından yapılan bir itiraz veya iade faturası gibi bilgi ve belgeye rastlanmadığı, ayrıca davalı tarafından davacıya yapılmış bir ödeme bilgisinin mevcut olmadığı, bu nedenle, davacı... Kimya San. ve Tic. A.Ş.'nin, davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den, 15.01.2025 icra takip tarihi itibariyle 59.243,32 TL asıl alacak yönüyle alacaklı olduğu, davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 2024 yılına ilişkin ticari defterleri incelemeye tabi tutulmuş olup, davaya konu döneme ilişkin defterlerin 2024 döneminde elektronik ortamda tutulduğu, e-defter beratlarının yasal süreleri içinde Gelir İdaresi Başkanlığı'na gönderildiği, 2024 dönemi envanter defteri tasdik bilgilerinin bilirkişiye ibraz edilmediği, davalı şirkete ait defter, kayıt ve belgelerin incelenmesinde, 2024 yılında, davacı şirket tarafından Davalıya kesilen 11.06.2024 tarihli, ... Nou 59.243,32 TL'lik fatura kaydına rastlanmamakla birlikte, davacıya ait muavin hesabın 2023 yılından 2024 yılına 59.243,32 TL'lik Alacak Bakiyesi ile devrettiği, bu tutarın da bir sonraki yıla aynı şekilde devrettiği, bir başka anlatımla, davacı ...Kimya San. ve Tic. A.Ş.'nin, davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den, 15.01.2025 icra takip tarihi itibariyle 59.243,32 TL asıl alacak yönüyle alacaklı olduğu, davalıyı temerrüde düşürecek, taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme, ihtarname ve sair bilgi ve belgeye rastlanmadığından, icra takip tarihine kadar işlemiş faiz talebi yerinde olmadığı beyan edilmiştir.
6100 sayılı yasanın 222. Maddesi aşağıdaki şekildedir.
"Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması
MADDE 222 - Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-███████ md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."
Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre hak düşürücü süredir, Hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt, bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır. İcra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir. İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir.İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli, muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez.
YİBBGK 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi takdirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (6102 sayılı yasanın 21/2 maddesi) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karneden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifası ile ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhası ile ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi yukarıda anılan 23/2 madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz karşı tarafın akdi ilişki inkar etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, 6102 sayılı yasada özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Fatura içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme 213 sayılı yasada yer almaktadır. faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır. (213 sayılı yasa madde 230) dolayısıyla faturanın içeriği faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususlara yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.
Ayrıca Yargıtay... HD...Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi; faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa ait olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesinde yazılı sekiz günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise davalı tarafa aittir. 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden tacir fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf faturaya dayalı bu alacağının varlığını 6100 sayılı yasanın 222. maddesi uyarınca ispatlamış olur.
Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, davacının, davalı aleyhinde İzmir ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasında taraflara arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı fatura alacağına istinaden 59.243,32 TL üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya █████/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun █████/2025 tarihinde yasal süresi içerisinde, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davacı taraf, taraf arasında yapılan alım satımlara ilişkin fatura düzenlendiğini, davalının borcunı ödemeden imtina ettiğini, takibe yapılan itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalı taraf savunmalarında, davacı ile ticari ilişkisi kapsamında doğan borçlarının tamamının ödendiğini, davayı kabul etmemekle birlikte takipte talep olunan faiz oranın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında aksine bir anlaşma bulunmadığı müddetçe fatura alacağına ancak yasal faiz işletilebileceğini, davacının takip öncesi herhangi bir ihbarının bulunmadığı savunma ve iddialarında bulunulmuştur.
Taraf defterlerinin yasal şartları haiz olup olmadığı, usulüne uygun tutulup tutulmadığı ve bakiye alacak borç durumu tespiti amacıyla dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edildiği, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir...in █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Davacının ticari defterlerinin incelenmesinde, davaya konu döneme ilişkin yasal defterlerinin tasdiklerinin TTK'nun 64/3 maddesinde yer aldığı şekliyle süresi içerisinde yapıldığı, elektronik ortamda tutulduğu, e-defter beratlarının yasal süresi içinde Gelir İdaresi Başkanlığı'na gönderildiği, davacı şirket tarafından davalıya 11.06.2024 tarihinde Altyapı Tesisatı ve Montaj İşçilik Bedeli olarak KDV dahil 59.243,32 TL lik fatura kesildiği, kesilen bu faturanın Vergi Usul Kanunu usul ve esaslarına uygun olarak kaydedildiği, davalı şirket tarafından faturaya karşı bir itiraz yahut iade faturasına ilişkin bir belgeye rastlanmadığı, davalı tarafından yapılmış bir ödeme bilgisinin mevcut olmadığı, davalı şirketin 2024 yılına ilişkin defterlerinin elektronik ortamda tutulduğu, e-defter beratlarının yasal süreleri içinde Gelir İdaresi Başkanlığı'na gönderildiği, 2024 yılı envanter defteri tasdik bilgilerinin bilirkişiye ibraz edilmediği, davacı şirket tarafından davalıya kesilen 11.06.2024 tarihli, 59.243,32 TL lik fatura kaydının davalı şirket defterlerinde rastlanmadığı, davacıya ait muavin hesabın 2023 yılından 2024 yılına 59.243,32 TL lik alacak bakiyesi devrettiği, bu tutarında bir sonraki yıla aynı şekilde devrettiği, davacı şirketin davalı şirketten 15.01.2025 icra takip tarihi itibariyle 59.243,32 TL asıl alacak yönünden alacaklı olduğu, taraflar arasında düzenlenmiş, davalıyı temerrüte düşürecek bir sözleşme ve ihtarnameye rastlanmadığına ilişkin görüş ve kanaatlerini bildirdiği, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, 6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Şartlarına uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafın ise bilirkişiye defter beratlarını ibraz etmediği, bu sebeple davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının 6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ve 222/3 maddesine göre lehine delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu doğrultuda davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının kendi lehine delil teşkil ettiği, davalı şirket tarafından dava konusu faturaya ilişkin olarak itiraz veya iade faturasına ilişkin bir belgenin dosyaya sunulmadığı, bu sebeplerle davalının itirazında haksız olduğu, davacının davalıdan 59.243,32 TL tutarında alacaklı olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne, alacak likit olduğundan bahisle icra inkar tazminatına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-)Davanın KABULÜNE,
2-)İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasında davalı tarafça yapılan İTİRAZIN İPTALİ İLE TAKİBİN 59.243,32 TL ÜZERİNDEN DEVAMINA,
3-)Hüküm altına alınan alacak miktarı olan 59.243,32 TL 'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-)Alınması gerekli 4.046,91 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 652,12 TL peşin harcın mahsubu ile 3.394,79 TL bakiye karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-)Davacı tarafça yatırılan 652,12 TL peşin harç, 615,40 TL başvurma harcı, 5.500,00 TL bilirkişi rapor ücreti, 95,00 TL posta tebligat ücreti olmak üzere toplamda 6.862,52 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-)4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
8-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025
Katip...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!