İş kazası sonucu talep edilen maddi ve manevi tazminat davasında, kazanın oluşumundaki kusur oranları arasındaki çelişki nedeniyle Yargıtayın bozma kararı.
Özet: İş kazası sonucu maddi ve manevi tazminat talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul ve kısmen ret kararı ile bölge adliye mahkemesinin istinafı esastan reddetme kararı, Yargıtay tarafından, kazada davacının kusur oranına ilişkin raporlardaki çelişkiler nedeniyle bozulmuştur; zira olayda davacıya kusur verilmezken, rücu davasında davacının yüzde 20 kusurlu bulunduğu anlaşıldığından, mevcut bilirkişi raporunun çelişkili ve olayın oluşuna uygun olmadığı tespitiyle bozma kararı verilmiş, ardından ilk derece mahkemesince yeniden verilen hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.Taraflar arasında iş kazası nedeniyle tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama neticesinde Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesinin esastan redde dair kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulması üzerine bozma kararına uyan İlk Derece Mahkemesince hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı davalı .... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili asıl dava dosyasının 07.11.2013 tarihli dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 08.04.2010 tarihinde iş kazası geçirdiğini beyanla, fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 07.05.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini neticeten 454.033,95 TL’ye artırmıştır.Davacı vekili birleşen dava dosyasının 07.05.2018 tarihli dava dilekçesinde aynı iş kazası nedeniyle 160.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.II. CEVAP1.Asıl davada davalı ... Ulaşım A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı defiinde bulunarak, metro ihalesini İETT Genel Müdürlüğünün yaptığını, metro hattının yapımı ve diğer davalı şirketlerle müvekkili şirketin ilgisinin bulunmadığını belirterek husumet nedeniyle ve esastan davanın reddini savunmuştur.2.Asıl ve birleşen davalarda davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının bordroda gösterilen ücreti aldığını, gerçekleşen iş kazasında kendisinin de kusurlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.3.Asıl ve birleşen davalarda davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iş güvenliği ile ilgili eğitime tabi tutulduğunu, müvekkilinin sorumluluğunu yerine getirdiğini, meydana gelen kazada davacının %100 kusurlu olduğunu belirterek davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.III- MAHKEME KARARI
:A-İLK DERECE MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesince; ''Asıl Davada; ... Sanayi A.Ş. hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar ... Taah. A.Ş. ve ... Tic. A.Ş Adi Ortaklığı ile .... Tic. Ltd. Şti hakkındaki davanın kabulüne, 454.033,95 TL maddi tazminatın kaza tarihi 08.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,Birleşen Bakırköy 5. İş Mahkemesinin 2018/1 37... /206 Karar sayılı dosyadaki davada ise; ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar ... Taah. A.Ş, Doğuş İnşaat A.Ş. Adi Ortaklığı ve davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkındaki davanın kısmen kabulüne, takdir olunan 60.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi █████/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine.'' karar verilmiştir.B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince verilen kararın davacı vekili ile asıl ve birleşen davalarda davalılardan ... Tic. Ltd. Şti., ... San. İnş. ve Taah. A.Ş. ile ... Ticaret A.Ş. vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma KararıBölge Adliye Mahkemesi kararına davalı ... ve ... Şirketlerinin ortak vekilinin temyiz yasa yoluna başvurması üzerine, dairemizce yapılan temyiz incelemesi neticesinde Dairemiz 25.05.2021 tarih ve █████████ Esas ve █████████ sayılı kararıyla; "Somut olayda, yargılamaya konu iş kazasının, davacı ve iş arkadaşı tarafından kurulan iskeleye aynı taraftan tırmanmaları sırasında, iskelenin tekerleklerinin sabitlenmemesi nedeniyle devrilmesi sonucu davacının tutunduğu konsoldan düşmesi şeklinde gerçekleştiği, Mahkemece hükme esas alınan kusur raporlarında iş kazasının gerçekleşmesinde davalı ... ve ... Adi ortaklığının %50, Davalı ... Şirketinin %50 oranında kusur verilmişken, davacı sigortalıya kusur verilmediği, SGK tarafından aynı iş kazası ile ilgili açılan rücu davasında ise davalı ... ve ... Adi Ortaklığının %20, Davalı ... Şirketinin %60 ve sigortalıya %20 oranında kusur verildiği, böylelikle davacının iş kazasının sebebini oluşturan iskelenin inşası sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermediğinin anlaşılmasına göre hükme esas alınan kusur raporunun olayın oluşuna uygun olmadığı gibi rücu dava dosyasında esas alınan kusur raporu ile de çeliştiği anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş, olay anında tekerleklerini sabitlemeyip, aynı taraftan tırmanmaya çalıştıkları için dengesi bozularak devrilen iskelenin davacı ve iş arkadaşı tarafından kurulduğu yönündeki olayın gerçekleşme şekliyle, rücu davasında sigortalıya verilen %20 oranındaki kusur oranı da dikkate alınmak suretiyle, dosya içerisindeki kusur raporu ile bu rapor arasındaki çelişkileri giderici nitelikte ve davaya konu iş kazasında davalılar, davacı işçi ile varsa olaya etkisi olan üçüncü kişilerin, iş kazasının gerçekleşme şekline göre alması gereken önlemlerin neler olduğu, hangilerinin alındığı, hangilerinin alınmadığı hususunda açık tespitlere yer verecek şekilde A sınıfı İş Güvenliği Uzmanı bilirkişi heyetinden kusur oranlarını belirtir nitelikte rapor aldırmaktan ibarettir. 2- Taraflar arasında maddi tazminatın hesabına esas ücretin tespiti noktasında da uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir.Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, davacı sigortalının olay tarihinde yaptığı “tesisat usta yardımcılığı ”işi dikkate alınarak, kaza tarihindeki yaşı ve kıdemi dikkate alınarak, TÜİK, Çevre Şehircilik Bakanlığı rayiç ücretleri ile sendikalar haricindeki meslek odalarından davacının bilinen dönemde alabileceği ücreti belirlemek, bu yönle tespit edilecek emsal ücretler ile işçilik alacağı dosyasında tespit edilen ve yukarıdaki açıklamalara uygun olarak belirlenecek asgari ücret katını bir bütün olarak değerlendirip hesap raporunda hangisine üstünlük verileceği hususunu tartışarak, davacının alabileceği ücreti belirlemek, öte yandan davacının temyizinin olmadığını da gözeterek, temyiz eden davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı gözeterek belirlenecek ücreti 26.07.2017 tarihli hesap raporuna uygulamak, bu rapordaki verileri dikkate alıp, bu raporda işlemiş (bilinen) devre sonu tarihi dâhil bu verileri değiştirmeden, bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki değişiklikleri de rapora yansıtmamak suretiyle yapılacak hesabı temyiz eden davalılar yönünden hükme esas alarak maddi tazminat alacağı hakkında usuli kazanılmış hakları gözeterek bir karar vermekten ibarettir. " gerekçeleriyle bozulmuştur.B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda,"Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda tarafların kusur durumunun tespiti için bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Kazanın oluş şekli, dosyaya celp edilen SGK müfettiş inceleme raporu, Bakırköy 7. İş Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ve yargılama esnasında düzenlenen bilirkişi raporları ile tanık beyanları değerlendirildiğinde davalılardan ... Ulaşım A.Ş. ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının davacının geçirdiği kazada kusurlarının bulunmadığı, davalı belediyenin ihale makamı konumunda olduğu, İstanbul Ulaşım A.Ş'nin üst işverenlik ilişkisinin olmadığı, davacının kazanın meydana gelmesinde gereken tedbiri almaması nedeniyle %20 kusurlu olduğu, diğer davalı şirketler yönünden ise kusur oranlarının iç ilişkilerinde sonuç doğuracağı, davacının meydana gelen kaza nedeniyle maddi ve manevi zararlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları sonucuna varılmıştır. Toplanan ve değerlendirilen delillere göre düzenlenen 14.02.2022 tarihli heyet raporu dosya kapsamına uygun bulunmuş ve hükme esas alınmıştır. Yargılama esnasında oluşan usulü kazanılmış haklar gereğince PMF yaşam tablosuna göre davacının maddi zararının belirlenmesi için alınan 24.03.2022 tarihli bilirkişi raporu Mahkememizce denetlenmiş ve dosya kapsamına uygun bulunmuştur. ..." gerekçesiyle ;"Davalılardan ... Sanayi İnşaat ve Taaahhüt A.Ş. ile ... Ticaret A.Ş. Adi Ortaklığı ile ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın kısmen kabulüne,175.184,32. TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 08.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,Davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine,Birleşen Bakırköy 5. İş Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası açısından;... Yönünden davanın reddine,Davalılardan ...Sanayi İnşaat ve Taaahhüt A.Ş. ile ... Ticaret A.Ş. Adi Ortaklığı ile ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın kısmen kabulü ile 60.000,00.-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,Davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, " karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının müvekili şirketin çalışanı olmakla birlikte diğer davalılar nezdinde taşeron olarak yürüttüğü iş sırasında kaza geçirdiğini, kaza sonrasında tedavi olup çalışmaya devam ettiğini, işin tamamlanması nedeniyle müvekkilince yeni işyerinde çalışması için davalıya teklif yapıldığını ancak kabul etmemesi nedeniyle iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının müvekkilinden bu nedenle herhangi bir alacağının kalmadığını, müvekkili şirket yetkilileri ve yüklenicilerin kaza nedeni ile yaralılarla ilgilendiğini ve iyileşmelerine müteakip sağlık koşullarına uygun kısımda işe devam etmelerini sağladığını, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, iş güvenliği ve denetiminin müteahhitler tarafından sağlanması nedeniyle yaşanan kazada müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, hükme esas alınan ve kusur durumu ile ücret hesabını gösteren kök ve ek raporun hatalı olduğunu belirterek eksik incelemeye dayalı kararın kaldırılmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.2. İlgili Hukuk6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55... . maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19... . maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u hükümleri.3. DeğerlendirmeA) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden;Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.Dosya içeriğine göre davalı aleyhine hükmolunan manevi tazminat tutarının İlk Derece Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.B) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden;Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.Dosya içeriğine göre davalı aleyhine hükmolunan maddi tazminat tutarının İlk Derece Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi ve manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,Üye ...'nun muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'nun oyları ve oyçokluğuyla,25.09.2025 tarihinde karar verildi.K A R Ş I O Y Anayasa ile güvence altına alınan hukuki korunma hakkı (36 ncı madde) yalnızca şekli bir yargılama yapılmasını değil, bunun yanında adil ve doğru bir yargılamayı da gerektirmektedir. Adil yargılamanın teminatlarından biri de kanun yollarıdır. (Tolga Akkaya –Modern Usul Hukukunda İstinaf)Mahkeme kararlarının hukuka uygunluğunun bir üst mahkeme tarafından denetlenmesi Anayasal bir gerekliliktir.Anayasa Mahkemesine göre de mahkeme hakkı sadece ilk derece mahkemesine başvurmayı değil temyiz yoluna başvurmayı da kapsar.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341. maddesinde ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, HMK’nın 361. maddesinde; bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilebilen kararları, 362. maddesinde ise bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilemeyen kararları düzenlenmiştir.HMK’nın 373/4 maddesi gereğince, Yargıtayın bozma kararı üzerine, ilk derece mahkemesince bozmaya uygun karar verildiği takdirde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.Bu gibi hallerde, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yolu mevcut olmayıp, sadece temyiz yoluna başvuru mümkündür.İlk derece mahkemesince yanlış ve hatalı kararlar verilebilmektedir. Bu hataların giderilebilmesi ancak kanun yoluna başvuru ile mümkün hale gelir. Kararın aleyhine olduğunu düşünen taraf kararın denetlenmesini ve düzeltilmesini kanun yoluna başvurarak isteyebilir. Kanun yolları hakimin yapabileceği hatalar karşısında taraflara tanınmış yasal bir güvencedir.Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesi ile iki aşamalı kanun yolu sistemi söz konusu olmakla birlikte, HMK’nın 373/4 maddesi kapsamına giren ilk derece mahkeme kararlarında sadece temyiz yoluna başvuru mümkün olup, kanun yoluna incelenmesinde yüksek parasal sınırın uygulanması halinde çok sayıda dosyada ilk derece mahkemesi kararına ilişkin kanun yolu incelemesi mümkün olmayacaktır. Bu ise hak arama özgürlüğünün ağır ihlali anlamına gelir.Hukuk davalarında asıl olanın her karar için denetim yoluna açık olmasıdır. Ancak HMK’da öngörülen parasal sınırların uygulanması gerektiği de açıktır.HMK’da, bölge adliye mahkemesi kararları için öngörülen parasal sınırın, ilk derece mahkemesi kararları için uygulanması, yasanın lafzına ve ruhuna aykırıdır.Mahkemeye erişim hakkı, kanun yoluna başvuru hakkını da içerir. Böylesi bir uygulama adil yargılanma hakkına, mahkemeye erişim hakkına ve hak arama özgürlüğüne aykırılık teşkil eder.Yargıtayın temyiz incelemesi yapıp ilk derece mahkemesi kararını bozmasından sonra bozma üzerine verilen kararda temyiz incelemesi yapılması, mahkemeye erişim hakkının bir gereğidir.HMK’da, ilk derece mahkemesince verilen kararların temyiz edilmesi halinde kesinlik sınırının tespitine dair açık bir hüküm bulunmadığından, HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin dikkate alınması gerekir. Kanun yolu başvuru sınırlarının başvurulacak kanun yoluna göre değil, kararı veren mahkemeye göre belirlenmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 24.06.2021 tarihli, 2021/4-307 Esas, ████████ Karar sayılı, 05.07.2023 tarihli, 2023/2-191 Esas, ████████ Karar sayılı kararlarında da bu husus vurgulanmıştır.Kanunda açık bir hüküm bulunmayan yoruma açık tartışmalı konularda hakkın engellenmesi değil, hakkın yoluna açan bir uygulamanın geliştirilmesi gerekir.Aksi halde bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle iki aşamalı kanun yolu sistemi uygulanan ülkemizde, istinaf inceleme sınırının çok üzerinde, ancak temyiz sınırının altında kalan çok sayıda ilk derece mahkemesi kararı esasa ilişkin hiçbir denetim yapılmadan kesinleşecek hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkı engellenmiş olacaktır.Açıkladığım nedenlerden dolayı; ilk derece mahkemesi kararlarına ilişkin temyiz yolu başvurusunda, HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin ve parasal sınırın uygulanması gerektiği, bölge adliye mahkemesi kararlarına ilişkin HMK’nın 362. maddesindeki parasal sınırların uygulanması halinde, ilk derece mahkemelerinin çok sayıda kararının hukukiliğinin denetlenme imkanı ortadan kalkacağından, çoğunluğun temyiz talebinin miktardan reddine ilişkin kararına katılmıyorum.