İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülen, Ticari Satıştan Kaynaklanan Alacak İçin Çekle Ödeme Sonrası Oluşan Kur Farkı Talebine İtirazın İptali Davası.
Özet: Davacı, davalıya yapılan ticari satış sonrası alacağı tahsil ederken alınan çeklerin tahsil tarihinde oluşan kur farkını talep etmekte, davalı ise taraflar arasında kur farkı ödemesini öngören geçerli bir sözleşmenin bulunmadığını, sunulan belgenin kendisini bağlamadığını ve borçlu olmadığını savunarak itirazın iptali davasının reddini isterken, yapılan bilirkişi incelemeleri faturadaki kur farkının kabulüne veya reddine göre tarafların alacaklı veya borçlu konumunu belirlemiştir.

T.C.
İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2024KARAR TARİHİ
:█████/2025Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARIDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... ile davalı ... arasında, 29.09.2022 tarihli alış satış sözleşmesinin yapıldığı, sözleşmeye göre alıcı/davalı... firmasına teslim edilen, sözleşme konusu kumaşlar için, satıcı ...numaralı 22.10.2022 tarihli 653.769,65 TL bedelli faturayı gönderdiği, davalı ...'nin yapılmayan ödemelerin tahsili amacıyla davacı alacaklı ... tarafından İzmir ....İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu bu dosya borcuna karşılık, davacı alacaklıya davalı ... Tekstil ve sanayi ve Ticaret Limited Şirketi emrine düzenlenen, keşidecisi... Konfeksiyon Tekstil ticaret Limited Şirketi (...) olan, davalı ... tarafından ciro edilen 200.000,00-TL bedelli 08.12.2023 vadeli T.C. ...Bankası Altındağ/İZMİR Şubesi ...seri numaralı çek verdiği, 08.12.2023 tarihinde ilgili bankaya ibraz ile tahsil edilen söz konusu çekin haricen tahsili ile İzmir...İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyasının kapatıldığı, 29.09.2022 tarihli sözleşme gereğince, çeklerin satıcı ...'ne verildiği (14.06.2023) tarih ile tahsil edildiği (08.12.2023) tarih arasındaki kur farkı alıcı ...'ne fatura edileceği, sözleşme gereği İzmir ...İcra Müdürlüğü ... numaralı dosya borcuna karşılık tahsil edilen 200.000,00-TL bedelli çekin yanı sıra, borçlu firma oluşacak kur farkını da ödemeyi taahhüt ettiği, ilgili çekin tahsil edildiği 14.06.2023 tarihi ile 08.12.2023 tahsil tarihi arasında toplam 1.546,58-USD (44.772,72-TL) kur farkı gerçekleştiği, Sözleşme gereğince ortaya çıkan kur farkı, davacı ... tarafından, davalı ...'ne 09.12.2023 tarihinde fatura edildiği, davalı taraf 15.12.2023 tarihli ihtarname ile faturayı ve içeriğini kabul etmediğini bildirdiği, davacı ..., kur farkından doğan alacaklarının tahsili amacıyla, itiraz edilen ... numaralı e-fatura kapsamında, İzmir ...İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalı tarafın işbu icra takibine itiraz ettiğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, davalı ile arasında imzalanan kur farkını kabul eden herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı, taraflar arasında yalnızca cari hesap ilişkisinin mevcut olduğu, kur farkının ödeneceğinin kararlaştırılmadığı, davalının bilakis davacıdan alacağının bulunduğu, davacının davalı şirket yetkilisi ile kur farkına dair yazışma Ve konuşmasının bulunmadığı, davalı şirket yetkilisi tarafından imzalanmayan herhangi bir evrak için davalı şirketin borçlandırılmasının mümkün olmadığı, davalı şirket tarafından çekle yapılan ödemelerde dahi kur farkı istenebilmesinin mümkün olmadığı, çekin bir ödeme vasıtası olduğu, ibrazında tahsil imkanı bulunduğundan verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek çek bedellerinin taraflarca kararlaştırıldığının ve döviz üzerinden çek düzenlenmesi mümkün iken TL olarak çek alan davacının artık kur farkı isteyemeyeceği, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.SMMM...n █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Takibe ve davaya konu, Dava dilekçesi ekindeki 09.12.2023 tarihli Davacı tarafından, Davalı adına düzenlenen %10 KDV Dahil 1.546,58.-USD (44.772,72.-TL) toplam tutarındaki kur farkı faturasının kabulü halinde; davacının davalıdan 44.772,72.-TL tutarında alacaklı olacağı, faturanın reddi halinde ise; Davacının davalıdan hiç alacağı olmayacağı gibi, taraf defter kayıtlarındaki gibi davacının, davalıya 0,28 TL tutarında borçlu olacağı hesaplanmıştır.SMMM ...'ün █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Taraflar arasındaki ticaretin başladığı tarihten itibaren (18.08.2022) davacı tarafından kesilen fatura ödemesinin davalıca yapıldığı, davacı tarafından tanzim edilen 22.10.2022 tarihli ... numaralı 653.769,65 TL tutarlı satış faturasından sonra ödemelerin düzenli yapılmadığı, davalı tarafından çekler ile ödemelerin yapıldığı, davacı tarafından düzenlenen takibe konu 09.12.2023 tarihli 44.772,72 TL (1,546,58 USD) faturanın Mahkeme tarafından kabulü durumunda davacının davalıdan 44.772,72 TL alacaklı olduğu, takip konusu faturanın Mahkeme tarafından kabulünün bulunmadığı takdirde davacının davalıya 0,28 TL borçlu olduğu, taraflar arasında sözleşmenin 29.09.2022 tarihinde düzenlendiği, ödeme Şeklinin 90 Gün "Çek Kur Farklı" olarak belirlendiği, Kumaş Cinsleri, termin tarihinin yazılı olduğu (24.10.2022), Sözleşmede “Fiyatlarımız Sadece Bu Sipariş İçin Geçerlidir’’ ibaresinin yazıldığı, sadece davacı firmanın "kaşe ve imzasının" bulunduğu, davalıya ait imza ve kaşe olmadığı, fatura muhteviyatlarına bakıldığında, dava konusu Kur Farkı Faturası haricinde, kur farkı faturaların bulunduğu, davalıca iş bu fatura bedellerine bir itirazın olmadığı ve ödendiği, taraflar arasında bir ticari teamül oluştuğu, taraflar arasında sözleşme bulunduğu, sözleşme hükümlerine göre Kur Farkı (vade farkı) faturası kesilmesinde sözleşmeye aykırılık bulunmadığı, sözleşme hükümlerinin yorumu ve takdiri mahkemede olmak üzere çek ile yapılan ödemenin sözleşme hükümlerini ortadan kaldırmayacağı tespit edilmiştir.6100 sayılı yasanın 222. Maddesi aşağıdaki şekildedir."Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasıMADDE 222 - Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-███████ md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre hak düşürücü süredir, Hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt, bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır. İcra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir. İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir.İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli, muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez.YİBBGK 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi takdirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (6102 sayılı yasanın 21/2 maddesi) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karneden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifası ile ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhası ile ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi yukarıda anılan 23/2 madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz karşı tarafın akdi ilişki inkar etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, 6102 sayılı yasada özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Fatura içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme 213 sayılı yasada yer almaktadır. faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır. (213 sayılı yasa madde 230) dolayısıyla faturanın içeriği faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususlara yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.Ayrıca Yargıtay ... HD... Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi; faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa ait olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesinde yazılı sekiz günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise davalı tarafa aittir. 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden tacir fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf faturaya dayalı bu alacağının varlığını 6100 sayılı yasanın 222. maddesi uyarınca ispatlamış olur.Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, davacının, davalı aleyhinde İzmir... İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyasında, taraflar arasında imzalanan sözleşme ye ilişkin düzenlenen fatura alacağından kaynaklı davalı aleyhinde 46.422,87 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 26.01.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 26.01.2024 tarihinde yasal süresi içerisinde takibe konu borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davacı taraf dava dilekçesinde, davalı tarafa... numaralı 22.10.2022 tarihli 653.769,65 TL bedelli fatura gönderildiği, fatura kapsamında yapılmayan ödemelerin tahsili amacıyla davalı aleyhinde icra takibine girişildiği, davalı tarafından borcuna karşılık 200.000,00-TL bedelli, 08.12.2023 vadeli,... seri numaralı çek verdiğini, söz konusu çekin haricen tahsili ile İzmir ...İcra Müdürlüğü...sayılı icra dosyası kapatıldığını, 29.09.2022 tarihli sözleşme gereğince, çeklerin verildiği 14.06.2023 tarihi ile tahsil edildiği 08.12.2023 tarih arasındaki kur farkı meydana geldiği, bu kur farkının davalı tarafça ödeneceğinin taahhüt edildiği, davalı tarafça yapılan savunmalarda, davalı ile davacı arasında imzalanan kur farkını kabul eden herhangi bir sözleşme bulunmadığını, taraflar arasında yalnızca cari hesap ilişkisi mevcut olup, kur farkının ödeneceği kararlaştırılmadığı, altında müvekkil şirket yetkilisinin imzası bulunmayan bir kağıda dayalı olarak ikame edilen davanın haksız ve hukuka aykırı olduğu iddialarında bulunmuştur.Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise takibe konu fatura alacağın ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ile varlığı ve miktarına ilişkin olarak davacı defterlerinin incelenmesi amacıyla Bursa Asliye Ticaret Mahkemelerine talimat yazılarak dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda, davacının incelemeye konu defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, BA-BS formlarında 2022 ve 2023 yıllarına ait fatura beyan ettikleri, iki tarafın BA-BS kayıtlarının birbiriyle örtüştüğü, davalı ile olan hesabının 14.06.2023 tarihinde sıfırlandığı, bu tarihten sonra kur farkı faturası düzenlendiği, 09.12.2023 tarihli ... nolu kur farkı faturasının davacının defter ve kayıtlarında bulunmadığı, taraflar arasında 18.08.2022 tarihinde başlayan ticari ilişkide, daha öncesinde düzenlenen kur farkı faturalarının bulunduğu, davalı şirket tarafından iş bu fatura bedellerinin ödendiği, kur farkı faturasının düzenlenebileceğine ilişkin taraflar arasında düzenlenen bir sözleşmenin mevcut olduğu, ancak sözleşmede davalıca kaşe imza görülmediği, işbu sözleşmenin davalının antetli kağıdı ile düzenlendiği, davacının davalıdan 14.06.2023 tarihinde aldığı 08.12.2023 vade, 200.000 TL bedelli çekin ödeme tarihi arasında oluşan kurdan kaynaklı farkın KDV dahil 44.772,72 TL olduğu, takipte temerrüt faizi talep edildiği, dava konusu 09.12.2023 tarihli kur faturasına davalının yasal süresi içerisinde noter ihtarnamesi ile itiraz ettiği tespit edilmiştir. Davalı defterlerinin incelenmesi amacıyla aldırılan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda, davalının incelemeye konu defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, süresi içerisinde 2022-2023 yıllarına ait açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, 09.12.2023 tarihli kur farkı faturasının Bornova ... Noterliği'nin 15.12.2023 tarih ve...nolu ihtarnamesi ile kabul edilmeyerek iade edildiği, davalı şirket defterlerine hiç kaydedilmediği, davacı tarafça düzenlenen kur faturasının mahkeme tarafından kabulü halinde; davacının davalıdan 44.772,72 TL tutarında alacaklı olacağı, kur faturasının mahkeme tarafından kabul edilmemesi halinde ise; Davacının, davalıdan hiç alacağının olmayacağı gibi taraf defter kayıtlarına göre davalının davacıdan 0,28 TL tutarında alacaklı olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirdiği görülmüştür.Davacı tarafça kur farkı faturasına ilişkin icra takibi başlatıldığı, kur farkı faturası düzenleyebilmek ve kur farkına ilişkin alacak talebinde bulunabilmek için ödemenin çek ile yapılmamış olması ve taraflar arasında kur farkı düzenlenebileceğine ilişkin bir anlaşmamın bulunması gerektiği, ancak ödemenin çek ile yapıldığı, ayrıca taraflar arasında kur farkı faturası düzenlenebileceği hususunda bir anlaşmanın bulunmadığı, davacının kur farkı faturasının bulunduğuna yönelik iddialarının incelenmesinde, ilgili alış satış sözleşmesi başlıklı davalının unvanın yazılı olduğu, davacının kaşesinin bulunduğu evrakta ise kur farkı yapılabileceğine dair karşılıklı mutabakatın bulunmadığı, bu durumda kur farkı alacağı talep edebilmenin şartları oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-)Davanın REDDİNE,2-)Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 560,68 TL peşin harçtan mahsubu ile 54,72 TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-)Mahkememiz dosyasında yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,4-)Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,5-)3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,6-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE,Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025Katip ...¸e-imzalıdırHakim ...¸e-imzalıdır