Feshedilen Bayilik Sözleşmesi Sonrası Ticari Mal İadesi Yükümlülüğü ve İcra Takibine İtirazın İptali Davası Değerlendirmesi.
Özet: Bu itirazın iptali davasında, davacı distribütör şirket, feshedilen bayilik sözleşmesi sonrası davalı tarafından depo stoklarının iade alınması veya bedelinin ödenmesi talebiyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini isterken, davalı ise sözleşmenin varlığını ve dolayısıyla iade yükümlülüğünü reddetmiş olup, yapılan yargılama ve bilirkişi incelemelerinde ticari defterler ve Ba-Bs bildirimleri üzerinden taraflar arasındaki karşılıklı alışveriş tespit edilmiş, bayilik sözleşmesinin şekil serbestisine tabi olduğu ve ek protokoldeki iade yükümlülüğü hükmü vurgulanarak, sözleşmeyi imzalayan kişinin davalıyı bağlayıcı temsil yetkisinin olup olmadığının davanın esası için kritik önem taşıdığı belirtilmiştir.

T.C.
İSTANBUL18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:İtirazın İptali (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)DAVA TARİHİ
:█████/2022KARAR TARİHİ
:█████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, uzun yıllardır toptan gıda satışı işi yapan, çokça firma ile distribütörlük anlaşması bulunan hatırı sayılır ve köklü bir şirket olduğunu, davalı şirket ile de aralarında "Bayilik Sözleşmesi" ve "Ek Protokol" akdettiklerini, sunulan bahse konu sözleşme incelendiğinde görüleceği üzere; anlaşmaya göre sözleşme feshedildiğinde iade malların davalı tarafından geri alınacağı düzenlendiğini, bu anlamda davalı yan hem son kullanma tarihi geçmiş ürünleri hem de hatalı ürünleri almayı taahhüt ettiği gibi anlaşma sonlandığı takdirde müvekkili şirket depo stoklarında bulunan ürünleri iade almayı da kabul ve taahhüt ettiğini, taraflar arasında akdedilen anlaşma davalı yan tarafından sona erdirilmiş olup müvekkili şirketin artık davalı yanın distribütörlüğünü yapmadığını, dolayısıyla da taraflar arasındaki anlaşma gereği malların davalı yanca iade alınması alınmıyorsa da malların bedelinin ödenmesi gerektiğini keşide edilen ihtarname ve müvekkili şirketin iyi niyetli çabaları bir sonuç vermemiş ve mallar iade alınmadığını, müvekkilinin zararının karşılanması bu yolla talep edilse de bir sonuç alınamadığını, bunun üzerine ... ... Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile bir takibe girişildiğini, davalı yanca takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşmaya varılamadığını belirterek davanın kabulünü, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddia ettiği gibi davalı müvekkiliyle arasında bayilik sözleşmesi olmadığını, kabul etmemekle birlikte davacı şirketin dava dilekçesinde sunduğu sözleşmede yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu belirterek öncelikle davanın yetkisizlik kararı verilmesini talep etmiştir.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...sayılı ve █████/2023 tarihli yetkisizlik kararı ile mahkememize tevzi edildiği görülmekle, yukarıdaki esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam olunduğu görüldüMahkememiz dosyasının █████/2023 tarihli celsesinin 3 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Sayın Mahkeme tarafından verilen görevlendirme çerçevesinde dava dosyası , davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan görevlendirme ile sınırlı incelemeler sonucu;Davalı tarafın kayıtlarında 149.757,74 TL tutarındaki işlem için 15 defa alacak-borç kaydı yapılmıştır.Davalı taraf kayıtlarına göre 07.09.2021 tarihi itibariyle davalının davacıdan 408.800,29 TL alacaklı olduğu görülmektedir.Tarafların bağlı oldukları vergi dairelerinden dava dosyasına gelen Ba-Bs listelerine göre 2020 ve 2021 yıllarında tarafları aynı adette faturaları karşılıklı olarak beyan etmişlerdir." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.Mahkememiz dosyasının █████/2024 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın talimat yoluyla rapor alınmak üzere bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" heyeti olarak, davalı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin ve dosyadaki belgelerin incelenmesi sonucunda;a) Dosyada yer alan Bayilik Sözleşmesi ve Ek Protokol'de imzası yer alan ...'nun davalının temsilcisi olması halinde sözleşmenin ve protokolün taraflar için bağlayıcılık arz edeceği, Sözleşmede imzası bulunan ... ile davalı arasındaki ilişkinin tespitinin sözleşmenin bağlayıcılığı bakımından önem arz ettiği, ancak isimsiz sözleşme olan bayilik sözleşmesinin şekil serbestisi ilkesine tabi olduğu, sözleşmenin geçerliliği için yazılı olma koşulu aranmadığı, anılan sözleşmenin sözlü dahi akdedilebileceği, tarafların ticari defter kayıtlarında karşılıklı mal alım ve iade faturaları, çek-banka ödemeleri-çıkışları olduğunun anlaşıldığı,b) Mahkemenizce dosyada yer alan Sözleşme ve Ek Protokolün geçerli olduğu kabul edildiği takdirde “Ek Protokol” metninin 8. Maddesinde “Karşılıklı veya tek taraflı Bayilik bırakıldığı taktirde Bayinin depo stokları iade alınacak ve borç/alacak mutabık kalınacaktır.” hükmünü içerdiği, kaldı ki iade alma yükümlülüğü açıkça kararlaştırılmamış olsa dahi in niteliğinden stokta mal bulundurmak bayi için bir zorunluluk ise bu durumlarda bayi, bu malları rekabet etmeme yükümlülüğünden kaynaklı sözleşme sona erdikt ra satamayacağı için stokta kalan malların sağlayıcı tarafından geri alma yükümlü! olduğu,c) Ticari defterlerin Genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine ve yasal mevzuata uygun olarak tutulduğu,d) Dava konusu faturanın ticari defterlerde usulüne uygun olarak kayıtlı olduğu,e) Dava konusu ticari ilişkiye karşılık Davacı tarafından Bayilik Sözleşmesi tarihi öncesi ve sonrasındaki ticari ilişkiye dayanarak, karşılıklı mal alım ve iade faturaları, çek- banka ödemeleri-çıkışları, ilgili dönmeler yasal defterlerindeki bu ticari ilişkiye ait yevmiye kayıtları incelenip değerlendirilmiş olup, yukarıdaki 2020 ve 2021 yılı tablolarında detaylı olarak sunulduğu üzere, Davacının Davalıdan 149.664,54.-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği,..." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.Mahkememiz dosyasının █████/2025 tarihli celsesinin 3 numaralı ara kararı uyarınca talimat yoluyla ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, █████/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;" KÖK Raporumuzu değiştirecek herhangi bir yeni belge de mevcut olmadığından, ilk raporumuzda serdedilen görüş ve kanaatlerimizde değişiklik olmadığını takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere savsıyla arz ederiz." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:Dava; ... ... Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi uyarınca iade malların davalı tarafından geri alınıp alınmayacağı, ürünlerin davalı tarafından geri alınmaması sebebiyle davacının davalıdan alacağının olup olmadığı hususlarına ilişkindir.İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. Huzurdaki davanın süresinde açıldığı görülmüştür.Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, ilgili vergi dairelerine müzekkere yazılarak, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ilişkin BA/BS formlarının dosyamız arasına gönderilmesi istenmiş, taraflara defter ve belgelerini sunmak için ihtaratlı süre verilmiş akabinde dosyanın 1 mali müşavir bilirkişisine tevdine; bilirkişiden takdiri mahkemeye ait olmak üzere tarafların ticari defterleri, celp edilmiş olan belgeler bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle, davacının ... ... Dairesinin ... E. Sayılı icra takip dosyasında davacıdan alacaklı olup olmadığı hususunda ve önincelemede belirlenen uyuşmazlık hususlarında rapor tanzim edilmesinin istenilmiştir.Bilirkişi tarafından hazırlanan █████/2024 tarihli rapor ile; " Sayın Mahkeme tarafından verilen görevlendirme çerçevesinde dava dosyası , davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan görevlendirme ile sınırlı incelemeler sonucu; Davalı tarafın kayıtlarında 149.757,74 TL tutarındaki işlem için 15 defa alacak-borç kaydı yapılmıştır.Davalı taraf kayıtlarına göre 07.09.2021 tarihi itibariyle davalının davacıdan 408.800,29 TL alacaklı olduğu görülmektedir.Tarafların bağlı oldukları vergi dairelerinden dava dosyasına gelen Ba-Bs listelerine göre 2020 ve 2021 yıllarında tarafları aynı adette faturaları karşılıklı olarak beyan etmişlerdir. " şeklinde değerlendirmede bulunulduğu görülmüştür. Kök raporun dosyaya kazandırılmasına müteakip mahkememizce davacının defterlerinin yargı çevremiz dışında olduğu dikkate alınarak ve mahal mahkemesine talimat yazılarak 1 nolu ara kararın gereği yerine getirildikten sonra dosyanın 1 mali müşavir ve 1 bayilik sözleşmeleri hukukunda uzman hukukçu bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetine tevdi ile; bilirkişilerden takdiri mahkemeye ait olmak üzere tarafların davacının ticari defterleri, dosya arasında davalının defterlerinin incelenmesine ilişkin bulunan bilirkişi raporu, celp edilmiş olan belgeler bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle, davacının ... ... Dairesinin ... E. Sayılı icra takip dosyasında davacıdan alacaklı olup olmadığı hususunda ve uyuşmazlık hususlarında rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan █████/2024 tarihli raporda " Bilirkişi heyeti olarak, davalı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin ve dosyadaki belgelerin incelenmesi sonucunda;a) Dosyada yer alan Bayilik Sözleşmesi ve Ek Protokol’de imzası yer alan ...’nun davalının temsilcisi olması halinde sözleşmenin ve protokolün taraflar için bağlayıcılık arz edeceği, Sözleşmede imzası bulunan ... ile davalı arasındaki ilişkinin tespitinin sözleşmenin bağlayıcılığı bakımından önem arz ettiği, ancak isimsiz sözleşme olan bayilik sözleşmesinin şekil serbestisi ilkesine tabi olduğu, sözleşmenin geçerliliği için yazılı olma koşulu aranmadığı, anılan sözleşmenin sözlü dahi akdedilebileceği, tarafların ticari defter kayıtlarında karşılıklı mal alım ve iade faturaları, çek-banka ödemeleri-çıkışları olduğunun anlaşıldığı,b) Mahkemenizce dosyada yer alan Sözleşme ve Ek Protokolün geçerli olduğu kabul edildiği takdirde “Ek Protokol” metninin 8. Maddesinde “Karşılıklı veya tek taraflı Bayilik bırakıldığı taktirde Bayinin depo stokları iade alınacak ve borç/alacak mutabık kalınacaktır.” hükmünü içerdiği, kaldı ki iade alma yükümlülüğü açıkça kararlaştırılmamış olsa dahi ürünün niteliğinden stokta mal bulundurmak bayi için bir zorunluluk ise bu durumlarda bayi, bu malları rekabet etmeme yükümlülüğünden kaynaklı sözleşme sona erdikten sonra satamayacağı için stokta kalan malların sağlayıcı tarafından geri alma yükümlülüğünün olduğu,c) Ticari defterlerin Genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine ve yasal mevzuata uygun olarak tutulduğu,d) Dava konusu faturanın ticari defterlerde usulüne uygun olarak kayıtlı olduğu,e) Dava konusu ticari ilişkiye karşılık Davacı tarafından Bayilik Sözleşmesi tarihi öncesi ve sonrasındaki ticari ilişkiye dayanarak, karşılıklı mal alım ve iade faturaları, çek-banka ödemeleri-çıkışları, ilgili dönmeler yasal defterlerindeki bu ticari ilişkiye ait yevmiye kayıtları incelenip değerlendirilmiş olup, yukarıdaki 2020 ve 2021 yılı tablolarında detaylı olarak sunulduğu üzere, Davacının Davalıdan 149.664,54.-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, " şeklinde değerlendirmede bulunulduğu görülmüştür.Davacının defterlerinin incelenmesine ilşikin raporun dosyaya sunulmasına müteakip mahkememizce ; davalı vekiline, dosyaya sunulan sözleşme sureti altında imzası bulunan ... isimli kişinin davalı şirkette ne iş yaptığı görev tanımının ne olduğu hususunda beyanlarını dosyaya sunmak üzere 2 hafta süre verilmiş, davacı vekiline, davacı tarafından huzurdaki davadan önce davalıya gönderilen ihtarnamenin tebliğine ilişkin tebliğ mazbatasını dosyaya sunmak üzere süre ve imkan tanınmış, akabinde dosyanın talimat dosyasında rapor hazırlayan bilirkişi heyetine tevdi ile; bilirkişilerden ara karar gereği davalı tarafından sunulacak belge ve beyanlar da değerlendirilerek davalının rapora itirazları hususunda değerlendirme yapılmasının istenilmesine karar verilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan █████/2025 tarihli ek rapor ile; "KÖK Raporumuzda ilgili bölümlerde yukarıya alınan şeklinde de görüleceği üzere; Taraflar arasındaki yetkili/yetkisiz veya davalı haberi/bilgisi olmaksızın diye belirtilen dosyada kopyaları bulunan Sözleşmeden ari olarak, taraflar arasındaki ticari faaliyetin sözleşme öncesi ve sonrası zaten mevcut olduğu,Karşılıklı faturalaşma, yasal defter kayıtlarının yer aldığı,Taraflarca mal/hizmet alım ve satım faaliyetleri için Hazine ve Maliye Bakanlığına verilen Form Ba, Form Bs’lerin de bu durumu teyit eder durumda olduğu belirtilmiş olup,KÖK Raporumuzu değiştirecek herhangi bir yeni belge de mevcut olmadığından, ilk raporumuzda serdedilen görüş ve kanaatlerimizde değişiklik olmadığını takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere saygıyla arz ederiz. " şeklinde değerlendirmede bulunulduğu görülmüştür.Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davacı dava dilekçesinde; davacı ve davalı şirket arasında "Bayilik Sözleşmesi" ve "Ek Protokol" akdedildiğini, anlaşmaya göre sözleşme feshedildiğinde iade malların davalı tarafından geri alınacağının düzenlendiğini, bu anlamda davalı yanın hem son kullanma tarihi geçmiş ürünleri hem de hatalı ürünleri almayı taahhüt ettiği gibi anlaşma sonlandığı takdirde davacı şirket depo stoklarında bulunan ürünleri iade almayı da kabul ve taahhüt ettiğini, taraflar arasında akdedilen anlaşmanın davalı yan tarafından sona erdirildiğini dolayısıyla da taraflar arasındaki anlaşma gereği malların davalı yanca iade alınması alınmıyorsa da malların bedelinin ödenmesi gerektiğini iddia etmiş ve itirazın iptali isteminde bulunmuştur. Davalı taraf ise davaya cevap dilekçesinde; taraflar arasında arasında bayilik sözleşmesi bulunmadığını, davacının delil olarak sunduğu sözleşme ve protokolde davalının imzası bulunmadığını, davacı ile davalı şirket çalışanı tarafından imza altına alındığını, 3. Kişi konumundaki çalışanın imza yetkisi bulunmadığını, bu sebeple sözleşmeye Protokolün altında asılları imza altına alınıp ... AŞ ne teslim edilecek şeklinde şerh düşüldüğünü, sözleşmede teminat verilmesine ilişkin hüküm olmasına rağmen bu hususta bir iletişim sağlanmamış olması sebebiyle protokolün kabul edilmediğini ve sözleşmenin imzalanmadığını beyan etmiş ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkememizce davalı tarafa dosyaya sunulan sözleşme sureti altında imzası bulunan ... isimli kişinin davalı şirkette ne iş yaptığı görev tanımının ne olduğu hususunda beyanlarını dosyaya sunmak üzere süre verilmesine, karar verilmiş davalı tarafından ara karar gereği sunulan █████/2025 tarihli beyan dilekçesi ile " ... müvekkil şirkette 3322.03 sgk kodu ile pazarlamacı olarak çalışmakta olup herhangi bir imza yetkisi yoktur. " şeklinde beyanda bulunulduğu görülmüştür.Uyuşmazlık; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle davacının elinde kalan ürünlerin davalı tarafça geri alınmasının gerekip gerekmediği, geri alınmaması halinde bedelinin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptalinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme davacı ve davalının şirketinde pazarlamacı olarak çalıştığı bildirilen dava dışı kişi tarafından imza altına alınmıştır. Dava dilekçesi ekinde sureti sunulan ek protokolün 8 no.lu bendinde karşılıklı veya tek taraflı bayilik bırakıldığı takdirde bayinin depo stokları iade alınacak ve borç/alacak mutabık kalınacaktır şeklinde düzenleme yapıldığı görülmüştür. Davalı taraf her ne kadar sözleşmenin davalı şirketi temsile yetkili kişi tarafından imzalanmadığını ileri sürmekte ise de; dosya arasında mevcut bilirkişi raporlarından; tarafların ticari defter kayıtlarında karşılıklı mal alım ve iade faturaları, çek-banka ödemeleri-çıkışları olduğunun sabittir. TBK'nın 46/1. maddesinde, yetkisiz temsil başlığı ile bir kimsenin yetkisi olmadığı halde temsilci olarak bir hukuki işlemi yapması halinde, bu işlemin ancak onanması halinde temsil olanı bağlayacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, sözleşmeden ari olarak, taraflar arasındaki ticari faaliyetin sözleşme öncesi ve sonrası zaten mevcut olduğu, karşılıklı faturalaşmanın, yasal defter kayıtlarının yer aldığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği dikkate alındığında, dava dışı yetkisiz temsilcinin yapmış olduğu işlemi davalı şirketin onadığının kanaatine varıldığından, davalı şirketin aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. (emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi █████████ E., █████████ K.) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin farklı bir uyuşmazlığa ilişkin... Esas ████████ Karar sayılı kararında " Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında SGK kayıtlarına göre de davalı çalışanı olduğu tespit edilen ... tarafından mail ile davacıya gönderilen sipariş formu üzerine davacı tarafından kumaş satış sözleşmelerinin düzenlenerek davalıya gönderildiği, her iki taraf şirketinin kaşesi üzerinde imzalarının bulunduğu, söz konusu sözleşmeler ve sipariş formları uyarınca davacı tarafından düzenlenen faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edildiği, davalı tarafından faturaların kabul edilerek ticari defterlerine kaydedildiği ve ödemelerin ileri tarihli çekler ile yapıldığı hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı vekili, davalı şirketin çift imza ile temsil edildiğini, kumaş satış sözleşmelerinin şirket yetkilileri tarafından imzalanmadığını ve geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de, söz konusu sözleşme ve sipariş formları davalı tarafından benimsenerek her iki taraf sözleşme kapsamında edimlerini ifa etmiş, davacı tarafından düzenlenen faturalar kabul edilerek ticari defterlerine işlenmiş, ürün teslimleri kabul edilmiş ve fatura bedelleri davalı tarafından ileri tarihli çekler ile ödenmiştir. Bu durumda imza eksikliği sebebiyle sözleşmelerin geçersiz olduğu savunması TMK'nın 2. maddesi kapsamında hakkın kötü kullanılması niteliğinde olduğundan dinlenmesi mümkün olmayıp, taraflar arasındaki sözleşmeler geçerli olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Dosya kapsamında da taraflar arasındaki sözleşme her ne kadar davalı şirketi temsile yetkili kişilerce imzalanmamış ise de; taraflar arasında bayilik ilişkisi yürütülmüş durumdadır. Öte yandan davalı tarafça ".. sözleşmeye Protokolün altında asılları imza altına alınıp ... AŞ ne teslim edilecek şeklinde şerh düşüldüğünü, sözleşmede teminat verilmesine ilişkin hüküm olmasına rağmen bu hususta bir iletişim sağlanmamış olması sebebiyle protokolün kabul edilmediğini ve sözleşmenin imzalanmadığı" beyan edilmiş ise de; davacı tarafça teminat verilmemesinden kaynaklı olarak davalının bir zarara uğradığı yönünde bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenlerle taraflar arasındaki sözleşmenin bu nedenle geçersiz olduğu yönündeki itiraza da itibar edilmemiştir. Kaldı ki dosya kapsamında alınan ve hükme de esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taraflar arasında yazılı bir sözleşme ve ürünlerin iade alınacağına dair bir madde hükmü düzenlenmemiş olsa dahi ürünün niteliğinden stokta mal bulundurmak bayi için bir zorunluluk olduğundan sözleşmenin sona ermesi halinde bayi, bu malları rekabet etmeme yükümlülüğünden kaynaklı sözleşme sona erdikten sonra satamayacağı için stokta kalan malların sağlayıcı tarafından geri alma yükümlülüğünün olduğu değerlendirildiğinden ve davacı tarafça da iadeye konu ürünlerin geri alınması hususunda ürünlerin son kullanma tarihlerinin yaklaştığı da belirtilerek davalıya ihtarname de gönderilmiş olması hususları da dikkate alındığında davacının iddialarının ispatlandığı kanaatine varılmış ancak davacının defterlerinin incelenmesine ilişkin hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda alacak tutarı 149.664,54-TL olarak belirlendiğinden davacının bu miktarda alacağının bulunduğu değerlendirilmekle davanın bu miktar üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiş, alacak likit ve belirlenebilir nitelikte olduğundan icra inkar tazminatı isteminin de kabulü gerekmiş, davalının kötüniyet tazminatı isteminin koşulları oluşmadığından bu istem reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının KISMİ İTİRAZIN İPTALİ davasının KISMEN KABULÜ ile; davalının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas (yeni ... İcra Müdürlüğünün ... E.) Sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 149.664,54-TL asıl alacak üzerinden davalı yönünden devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,2-Davalının haksız itirazları nedeniyle mahkememizce kabulüne karar verilen asıl alacak tutarı olan 149.664,54-TL'nin %20'si oranında olan 29.932,90-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,3- Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,4 - Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 10.223,58 TL harçtan peşin alınan 1.784,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.438,60 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına.5- Davacı tarafından yatırılan 1.784,98 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,6- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,7- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 92,64 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,8- Davacı tarafça yapılan 92,20 TL ilk masraf (başvuru + vekalet harcı), 914,50 TL müzekkere ve tebligat gideri, 10.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.006,70 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranları üzerinden hesaplanan 10.999,89 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,9- Davalı tarafça yapılan 2.000,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranları üzerinden hesaplanan 1,24 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerine bırakılmasına10- Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,11 - Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00 TL nin davanın kabul ve red oranları üzerinden hesaplanan 1.319,18 TL'sinin davalıdan, 0,82 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.Dair, hazır bulunanların (e duruşma ile) yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Katip ...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır