Ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davası; fahiş elektrik tüketim faturası, haksız sözleşme şartları, yüksek faiz ve kefaletin geçerliliği uyuşmazlığı.
Özet: Davacı, ticari satıştan kaynaklanan ödenmemiş elektrik tüketim faturasına dayalı icra takibine davalıların haksız itirazının iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ederken; davalılar, faturadaki kullanım bedelinin fahiş olduğunu, tek taraflı düzenlenen faturaya dayalı takibin haksızlığını, sözleşmedeki aylık %5 ve yıllık %60 faiz oranının hukuka aykırı ve tacirin mahvına sebep olabilecek nitelikte fahiş olduğunu, sözleşme şartlarının haksızlığını, alınan hizmetin bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini, ödenen güvence bedelinin hesaplanmadığını ve şahıs kefaletinin geçerli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar aleyhine -------sayılı dosyasından faturaya dayalı (elektrik tüketim faturası) alacağa dayanarak takip başlatıldığını, borçlu şirket ve şahıs hiçbir gerekçe göstermeksizin haksız ve mesnetsiz olarak işbu icra dosyasına itiraz ettiğini, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki mevcut olup; taraflar arasında -------- akdedildiğini ve bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirket elektrik kullandığını, davalı şahıs ise davalı şirketin temsil yetkilisi olup, sözleşmede ticari kefaleti mevcut olduğunu, davalı şirketin elektrik tüketimi yapmış olmasına rağmen takibe konu faturayı ödemediğini, davalı şirketin imzaladığı sözleşmedeki sözüne uymayıp faturayı ödememesi basiretli tacir ilkesiyle bağdaşan bir davranış olmadığını, davalıların borca itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve borca haksız olarak itiraz etmiş olması ve müvekkili şirketin alacağının likit olması nedeniyle; borçluların %20'den aşağı olmamak üzere icra-inkâr tazminatına mahküm edilmesine karar verilmesini arz ve talep etme zarureti hasıl olduğunu beyan ederek davalıların yaptığı haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, borçluların, % 20’den aşağı olmamak üzere, icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; dayanak faturada belirtilen 1.021.854,16-TL'lik elektrik kullanım bedeli fahiş bir tutardır. Davacının tek yanlı olarak düzenlediği faturaya dayalı icra takibinin haksız olduğunu, müvekkili şirketin haksız icra takibine süresinde yaptığı itiraz üzerine davacının işbu itirazın iptali talebiyle açtığı huzurdaki dava da haksız ve dayanaksız olup davanın reddi gerekmekte olduğunu, davacının sunduğu hizmetle bağdaştırılması mümkün olmayacak miktarda, fahiş ve hayatın olağan akışına aykırı düşecek şekilde tek yanlı olarak düzenlediği faturaya dayalı olarak huzurda ikame edilen dava haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmesindeki şartlar haksız şart niteliğinde olduğunu, davacı şirket ile elektrik enerjisi satış sözleşmesi imzalamak zorunda kalan müvekkili bakımından aleyhine hükümler mevcut olduğunu, aylık %5 ve yıllık %60 oranındaki faiz miktarı fahiş ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin her ne kadar tacir olsa da elektrik enerjisi sağlayıcısı şirket olan davacı ile müzakere kabiliyeti olmadığını, dolayısıyla bu şartlara göre belirlenen sözleşme kapsamında fatura kesilmesi ve faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, takibe işletilen faiz de hukuka aykırıdır ve fahiş oranda olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla yıllık %60 faiz kabul edilemez nitelikte olup tacirin mahvına sebebiyet verebilecek nitelikte olduğunu, sözleşme yapma gücünü elinde bulunduran davacı tek yanlı olarak düzenlediği sözleşmeye istinaden fahiş oranda faiz işletildiğini ve faizin başlangıç tarihi de takip talebinden anlaşılamadığını, dolayısıyla icra takibindeki talep edilen geçmiş gün faizinin hukuka aykırı olduğu, müvekkilinin ticari mahvına sebep olacağı, işleyecek faizin de fahiş nitelikte olacağının açık olduğunu, davayı kabul anlamına kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkil şirketin davacıdan aldığı gerçek hizmetin belirlenmesi ve verilen hizmete karşılık gelecek ücretin hesaplanması için uzman bilirkişi marifetiyle ------- sayaçların usulüne uygun ölçüm yapıp yapmadığı, ilgili fatura döneminde hesapladığı tüketim miktarı, davacının dayanak fatura ve sözleşmesi arasındaki uyumsuzluklar başta olmak üzere tüm dosya kapsamında keşif ve inceleme yapılması gerekmekte olduğunu, salt davacı tarafından düzenlenmiş bir faturanın bulunması, müvekkili şirketin davacının iddia ettiği miktarda elektrik enerjisi tükettiği ve iddia edilen tüketimin karşılığı olarak fatura bedeli tutarında borcu bulunduğu anlamına gelmeyecek olup davacı şirketin alacak iddiasının ispata muhtaç olduğunu ve miktar bakımından da yargılamayı gerektirdiğini, davacının huzurdaki davaya dayanak gösterdiği ------ sözleşmenin 3 numaralı ekinde düzenlenmiş ve müvekkili şirket tarafından sözleşme tarihinde ödenmiş olan güvence bedeli de hesaba katılmadığını, dolayısıyla hem ---dosyasında ve hem de söz konusu------- dosyasına istinaden ikame edilen huzurdaki dava dosyasında Müvekkil Şirket'in borçlu olduğu iddia edilen miktar fahiş ve evleviyetle de hatalı olduğunu, müvekkili ---- tarafından verilen kefaletin geçerli olmadığını, -------- tarihinden önce vermiş olduğu kefalete ilişkin herhangi bir izin bulunmadığını, bu nedenle, TBK m. 584 gereği eşin rızası bulunmadığından kefalet geçersiz olup, ---- sorumluluğu söz konusu olmayıp, müvekkili ----bakımından da davanın reddi gerekmekte olduğunu beyan ederek davacı şirketin itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerinin reddine, davacı aleyhine icra takibinin konusu olan meblağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
: Uyuşmazlık; Taraflar arasında kurulan elektrik enerjisi satışına ilişkin yazılı sözleşme kapsamında davacı tarafından düzenlenen ---------bedelli faturanın sözleşmeye ve tüketime uygun tanzim edilip edilmediği, davalı gerçek kişi ------ kefalet yönünden yapmış olduğu savunma kapsamında kefaletin TBK 583.maddesine uygun olarak kurulup kurulmadığı, anılan davalının bu itirazının çelişkili davranış yasağına aykırı olup olmadığı, sözleşme içeriğindeki hususların tarafların hükmi şahıs olması kapsamında ---- aykırılık iddiasının dinlenip dinlenmeyeceği, sayaçlarda teknik arıza bulunup bulunmadığı, davalının güvence bedeli ödediği ve sair itirazları kapsamında davacı tarafından başlatılan takibe itirazın iptali şartlarının bulunup bulunmadığı, davacının davalılardan muaccel bir alacağının bulunup bulunmadığı ve varsa miktarı ile bu kapsamda itirazın iptali ve tazminat hüküm koşulları kapsamında hususlarına ilişkindir.------ Esas sayılı dosya, ticaret sicil kayıtları celp edilmiş, bilirkişi raporu alınmış, taraflarca sunulan diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek tahkikat sonuçlandırılmıştır.Celp edilen----- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine ------ nolu elektrik faturasının takip öncesi işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam ---- alacağın tahsili için ---tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçluların süresi içerisinde takibe yapmış olduğu itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve davanın hak düşürücü süre içeresinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizin ------tarihli duruşma ara kararı ile Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından, TTK 83-85.maddeleri ile HMK 222.maddesi uyarınca her iki tarafın---- yıllarına ilişkin tüm yasal ticari defterleri (defteri kebir, yevmiye, envanter defterleri ile ve var ise muavin kayıtları ve dayanak belgeleri) üzerinde Mahkememizce resen seçilen mali müşavir, nitelikli hesaplamalar uzmanı ve elektrik mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınmasına karar verilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan -----tarihli raporda;"Yapılan teknik inceleme ve değerlendirmeler sonucunda: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalının ------- dönemine ait olduğu anlaşılan dava ve icra takibine konu faturaya dayanak olan elektrik tüketiminden sorumlu olup olmadığının tespit edilmesi ile faturanın taraflar arasındaki sözleşme ve yasal mevzuata uygun tahakkuk ettirilip ettirilmediğinin tespit edilmesi noktalarında toplandığı, davalı tarafından tahakkuk ettirilen faturalardaki aktif enerji bedeli birim fiyatının yürürlükteki birim fiyattan da daha düşük, -------- tarihli sözleşmede tanımlanan yönteme göre doğru hesaplanmış aktif enerji bedelli birim fiyatı olduğu, sözleşme kapsamında davacı tarafından düzenlenen -------faturanın sözleşmeye ve tüketime uygun tanzim edilip edilmediği; sayaçlarda teknik arıza bulunup bulunmadığı hususunda: Dava ve icra takibine konu ------- tarihli faturanın doğru birim fiyatlarla tahakkuk ettirilmiş geçerli bir fatura olduğu, davacının davalılardan muaccel alacağının bulunup bulunmadığı; varsa miktarı hususunda: ---- tutarındaki gecikme bedelinin yanlış hesaplandığı, yukarıda detaylı olarak belirtildiği gibi faturanın------ olması gerektiği ve davalının bu tutar kadar sorumlu olduğu,-Borçlar mevzuatına yönelik inceleme sonucunda: Davacı ile davalı şirket arasında, █████/2022 tarihli elektrik satışının başladığı tarihten itibaren 36 ay süre ile geçerli, █████/2022 tarihli “Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi”nin kurulduğu; Davacı tarafından ----davalılar aleyhine -------- tarihinde takibin başlatıldığı; toplam 1.026.893,44TL.nin ödenmesinin talep edildiği; sözleşme içeriğindeki hususların, tarafların hükmü şahıs olması kapsamında -----şartlarına aykırılık iddiasının dinlenip dinlenmeyeceği hususunda: --------- sayılı ilamındaki "Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığını hangi tarafın ispat etmesi gerektiğine ilişkin TBK da açık bir düzenleme olmamakla birlikte, 6502 sayılı TTK 5/3 maddesinden yola çıkılarak, önceden ve çok sayıda kullanmak amacıyla hazırlanmış belirli bölümleri boş olan ve sonradan doldurulan sözleşme hükümlerinin kural olarak müzakere edilmemiş olduğu, aksinin sözleşmeyi hazırlayan tarafça ispat edilmesi gerektiği kabul edilmeli, gerektiğinde bu konuda ticari ve e-posta yazışmaları, fakslar, sözleşme taslaklı vs. ispat vasıtalarından yararlanılmalıdır." şeklindeki kararı nazara alındığında █████/2022 tarihli Sözleşmesinin (ve de buna bağlı olarak kefalet sözleşmesinin) taraflar arasında geçerli olup olmadığı: işbu sözleşmenin müzakere ediliş edilmediği hususunda:- TBK m. 20/1.c.l hükmünün “Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir."; TBK m. 21/1 hükmünün de “Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.” şeklinde olduğu;-Buna ilişkin -------- kararının “...bir sözleşmenin 6098 Sayılı TBK'nın m. 20 vd. uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için Kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir. 818 Sayılı BK da olduğu gibi 6098 Sayılı TBK'da da sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 Sayılı TBK'na, hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır. Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulları sebebiyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu anlamda sözleşmenin tipi, türü ve niteliği önem taşımaz. Sözleşme eşya hukukuna, usul hukukuna veya ticari bir alım satıma, sigorta hukukuna, bankacılık hukukuna vs. dair olabilir. Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olabilmesi için ise, anılan hükmün genel işlem koşulunu kullanan tarafça, sözleşmenin kurulmasından önce, tek taraflı olarak, sadece o sözleşme için değil, çok sayıdaki benzer sözleşmelerde kullanmak amacıyla hazırlanmış ve karşı tarafın getirilen bu hükmü müzakere etmesine imkân tanımadan sözleşmenin imzalanmış olması gereklidir. Bir sözleşmedeki genel işlem koşulunun niteliğinin, objektif unsurlara göre belirlenmesi gerekmekte olup, bu hususta tarafların icra ettikleri meslekleri ve sıfatları, tacir veya tüketici olup olmadıkları önem taşımaz. Bir sözleşmenin önceden ve çok sayıda kullanım amacıyla oluşturulup oluşturulmadığını tespitte değişik ölçütler kullanılabilir. Söz gelimi ortada matbu bir metin var ve kullanılan ifadeler soyut ve genel ise, birden fazla sözleşmede kullanma niyetiyle önceden oluşturulduğu kabul edilebilecektir. Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulmasını engellemez. Bu noktada aranılacak en temel unsurlardan birisi de, genel işlem koşulunu kullanan tarafın, karşı tarafa bu hükmü, değiştirilmesini engelleyecek tarzda ve o niyetle sunmuş olmasıdır. Mamafih, tek seferlik bir anlaşma için hazırlanan sözleşme metni için genel işlem koşulundan söz etmek mümkün değildir. Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, sözleşmede yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir. Ancak, bir sözleşmede, bütün hükümlerin tartışılarak sözleşmeye konulduğuna dair kayıt konulması, TBK m. 20/3 uyarınca, onları tek başına genel işlem koşulu olmaktan çıkartmayacaktır.” şeklinde olduğu;Dosya kapsamı incelendiğinde taraflar arasında müzakerenin yapıldığını gösteren bir delile rastlanmadığı; hal böyle olmakla TBK m. 21/1 hükmüne göre takdirin, HMK ve TMK m. 4 hükmü gereğince, MÜNHASIRAN-TAMAMEN Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, davalı gerçek kişi Adem'in kefalet yönünden yapmış olduğu savunma kapsamında kefaletin TBK m. 583 hükmüne uygun olarak kurulup kurulmadığı; anılan davalının bu itirazının çelişkili davranış yasağına aykırı olup olmadığı” hususunda: Sözleşmenin 14. sayfasında, davalı Adem Bozok tarafından el yazısı ile müteselsil kefil; -------- beyanının yazıldığı ve bunun imzalandığı; TBK m. 583/1² hükmünde emredici geçerlilik şartına uygun olarak işbu kefalet sözleşmesinin kurulduğu; davalı gerçek kişinin müteselsil kefil sıfatını haiz olduğu kanaatine varıldığı (bununla birlikte eğer --------- tarihte evli ise TBK m. 584 hükmüne göre eşin rızasının bulunduğuna dair bir belgeye rastlanmadığı),Mali İnceleme neticesinde; Davacının usulüne uygun tutulan ve HMK 222. Göre lehine kesin delil teşkil eden ticari defter ve kayıtlarına göre; davacının icra takibine dayak göstermiş olduğu faturadan yukarıda detaylı olarak açıklandığı gibi 1.010.228,88 TL alacağı bulunduğu, davalı tarafa ait ticari defterlerin sunulmadığı için incelemediği," görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüş söz konusu rapor HMK m.282 hükmü kapsamında denetime elverişli görülerek hükme esas alınmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur. İspat yüküne ilişkin bu genel kural, itirazın iptali davaları için de geçerlidir. Yani, itirazın davalarında da ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Genel işlem koşulu ile ilgili olarak;------ emsal kararlarında vurgulandığı üzere; bir sözleşmenin 6098 sayılı TBK’nun m. 20 vd. uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir. 818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler, hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır. Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulları nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu anlamda sözleşmenin tipi, türü ve niteliği önem taşımaz. Bir sözleşmedeki genel işlem koşulunun niteliğinin, objektif unsurlara göre belirlenmesi gerekmekte olup, bu hususta tarafların icra ettikleri meslekleri ve sıfatları, tacir veya tüketici olup olmadıkları önem taşımaz. Hangi tür sözleşme hükümlerinin dürüstlük kuralına aykırı ve diğer tarafın şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olduğu hususu kanunda düzenlenmemiş olup, mahkemece her somut olayda bu durumun tartışılması ve değerlendirilmesi gerekir. İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, genel işlem koşulu niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, kanunun emredici hükmüne açık aykırılık sebebiyle kesin hükümsüz sayılması gerekir. -------Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, dava ve icra takibine konu faturaya dayanak olan elektrik tüketimine bağlı davalının Mart-2023 dönemine ait faturadan dolayı davacıya borcu olup olmadığı ile faturanın taraflar arasındaki sözleşme ve yasal mevzuata uygun olarak tahakkuk ettirilip ettirilmediğinin tespiti noktasında toplandığı, taraflar arasında imzalanan Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi kapsamında, davacının elektrik enerjisi sağlamakla, davalının ise sözleşmenin ekinde belirlenecek yöntemle tahakkuk ettirilecek fatura bedelini ödemekle yükümlü olacağının hüküm altına alındığı, alınan rapordaki teknik değerlendirmede de belirtildiği üzere dava ve icra takibine konu █████/2023 tarihli faturanın doğru birim fiyatları ile tahakkuk ettirilmiş olduğu, dolayısıyla faturanın geçerli bir fatura olduğu ve yapılan hesaplama da gözönüne alınarak davacının davalı şirketten 1.010.228,88 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından davacının davasının bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı-------- yönünden ise davalının gerçek kişi müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladığı ancak TBK'nun 583 vd. maddesi gereğince eş rızasına ilişkin dosyada belge bulunmadığı, dolayısıyla davalının kefalet şartlarını sağlamadığı anlaşıldığından bu davalının davacının alacağından sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. İtirazın iptali davalarında davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması şarttır. Dosyaya konu alacağın faturaya dayanması sebebiyle alacağın likit ve davalının haksız olduğu anlaşıldığından, hükmedilen asıl alacak miktarı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının davasının davalı------- yönünden Kısmen Kabulü ile,-Davalının ---- esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 1.010.228,88 TL üzerinden aynen devamına,-Asıl alacak miktarı olan 1.010.228,88-TL'nin %20'si oranında 202.045,77 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,2-Davalı -------- yönünden açılan davanın reddine,3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 69.008,73-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 17.536,78-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 51.471,95-TL harcın davalı ------- Bilişim şirketi alınarak hazineye irad kaydına,4-Davacı tarafından yapılan; 269,85-TL Başvuru Harcı, 17.536,78-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 17.806,63TL harcın davalı -----------alınarak davacıya verilmesine, ,5-Davacı tarafından yapılan; 21.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 497,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 21.497,50-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 21.148,64-TL lik kısmanın davalı ----- alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 157.534,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalı --------- alınarak davacıya verilmesine,7-Davalı -------kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 16.664,56-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Davalı ------ kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 160.034,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde ██████████ arabuluculuk başvuru numaralı dosyada takdir olunan 3.200,00 TL ücretin kısmen kabul kısmen red oranı dikkate alınarak 3.148,07-TL lik kısmınındavalı --------, 51,93 TL lik kısmının da davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,10-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025